
2 Haziran 2010 Çarşamba
rafa!

Büyük Mustafa

1 Haziran 2010 Salı
Bursa yazısı

Toplar
2010 - Jabulani
2006- Teamgeist
2002 - FeverNova

1990 - Etrusco Unico

1986 - Azteca

1982 - Tango Espana

1978 - Tango
Waltz with bashir
18 Mayıs 2010 Salı
kepazelik
inanılır gibi değil. galatasaray yönetiminin son rezaleti basketbol takımının en iyi yerli oyuncusunu elinde tutamamak olmuş. Şu anda kesinlikle türkiye’nin en iyi dış oyuncusu olduğuna inandığım, oyunu oynarken kafasını çalıştıran aynı zamanda parkeye yüreğini koyan ve her şeyden önemlisi fazlasıyla gelecek vadeden bu genç adam gelecek sezondan itibaren trabzonspor’da oynayacak. Jo alves’in cebine 1,5 milyon euro alem parası koyup, gariban mehmet topal’a transferine izin vermek için 1 milyon dolarlık alacaklarından feragat etmesini şart koşan, kaptanını trübündeki çapsızlara ıslıklatıp sadece aşık olduğu takıma değil futbola küstüren yönetime yakışan bir icraat olmuş. galatasaray'da neler olduğuyla ilgili ayrıntılı bir yazımız olacak yakın zamanda ama şu anda kesin olan tek şey; üst üste saçmalıklarla yönetimin iyice mide bulandırmaya başladığı..***
17 Mayıs 2010 Pazartesi
Vint!*

15 Mayıs 2010 Cumartesi
delonte west ve lebron'un annesi
link burda, http://wcwpsports.blogspot.com/2010/05/west-sleeping-with-lebrons-mom-reason.html haber çok ilginç..güya lebron'un annesi gloria james'in (ilgilenenler için yukarıdaki fotoda sağ taraftaki abla) takım arkadaşı delonte west ile ilişkisi varmış, lebron boston serisinin 4.maçından önce bunu bir şekilde öğrenmiş ve takıma küsmüş..gerçekle alakası var mı yok mu bilmiyorum ama bu konu lebron'un transferi sözkonusuyken gündem yaratabilir..bu arada lebron'un transferi şu anda konferans finalleri kadar önemli gündem maddesi..bakalım new york belediye başkanı şehrin anahtarlarını kral'a teslim edecek mi?14 Mayıs 2010 Cuma
mike brown'un eseri
kim ne derse desin, playoff'larda konferans yarı finalleri gelip çattığında celtics-cavs serisinin en büyük favorisi cavs idi ama malesef herkesin şaşırdığı büyük bir süpriz yaşandı ve boston seriyi 4-2 kazanıp konferans finaline yükseldi. peki cavs adına bu hezimetin sorumlusu kim? otoritelere bakılırsa başsorumlu lebron ama benim fikrim pek de öyle değil. celtics serisinin başrol oyuncusu bence koç mike brown..peki brown ne yaptı? öncelikle, pota altını varejao - hickson ikilisi ağırlıklı oynatması gerekirken shaq - jamison'da gereksiz ısrar etti brown. gerçekten merak ediyorum rondo'ya mo will'i vererek ne düşünüyordu ya da özellikle serinin 4. maçında garnett jamison'ı ezerken acaba ne geçiyordu aklından? shaq bi metreden ısrarla kaçırmaya devam ederken beynine oksijen gidiyor muydu brown'un? ulan adam mı kalmadı kaç maç shaq üzerinden oynadın? koy hickson'ı ayakları çabuk atletik adam garnett ne kadar baş edebilecekti ki hickson ile? jamison tamam oynamalı ama en azından garnett'in kenarda olduğu zamanlarda değerlendirmesi gerekiyordu jamison'ı. neden deli west savunmadı rondo'yu seri boyunca? ki west'in hücum yönünden de -en azından playofflarda- mo'dan aşağı kalır yanı yoktu? al işte rondo kahraman oldu..gerçekten anlayamadım koç brown'u, geçen sene orlando serisinde de eli kolun bağlı kalmıştı bu adamın..hatalardan hiç mi ders çıkarılmaz..şimdi gel barizzio'nun laflarıyla, dalga geçmeleriyle uğraş..hayır clevalend'ı da sevsem bi şey demiyecem. serinin müsebbibi ben değil, koç brown sevgili barizzio..ona göre..***
5 Mayıs 2010 Çarşamba
fenerbahçe türkiye kupasına renk katıyor...
madem alamayacaksın her sene her sene finale kadar niye çıkarsın kardeşim? fenerbahçe'nin olayı başlıkta da belirttiğim gibi kupaya renk katmaktır..trt'in maç yayınlarını özlemişiz, maç öncesi belediye başkanı, emniyet müdürü ve vali ile ropörtajlar ufak çapta "ne oluyor lan" dedirtti. maçı da kupayı da golü yedikten sonra beraberliği panik dakikaları gelmeden bulan trabzonspor hak etti..colman'ı ve özellikle selçuk inan'ı ayrı bi yere koymak gerekiyor. tranzonspor adına farkı onlar yarattı..fenerbahçe'nin urfa'daki varlığı alex'in varolduğu ölçüdeydi. kaptan da yapacağını yaptı zaten, golü yoktan yarattı adeta..2-1'den sonra ömer üründül'ün semih ve gökhan'ı almıyor diye daum'a saydırması ayrı bir konudur, geçelim..gap arena'da kolbastı bu ülkenin güzel bi fotoğrafı oldu, not düşmek lazım..trabzonspor başkanı ben olsam takımı bu akşam trabzona götürmem, sıragecesi-ciğköfte olayına girer, galibiyetin keyfini çıkarırdım..bu arada kupa töreninde song'un üstündeki formada yazan "rasimcan" ismi ne demektir, biri biliyorsa yazsın şuraya..neticede song gibi kaptana yakıştı kupa kaldırmak..***
4 Mayıs 2010 Salı
This is how we do!
3 Mayıs 2010 Pazartesi
kobe-lebron
***
Helal Twente

30 Nisan 2010 Cuma
liverpool-atletico madrid
ertem şener fenomen adam, bu akşam da glen johnson'ın acıklı hayat hikayesini anlattı..maçı izlerken arkadaşım aradı, "bu adam bir gün maç anlatırken bir futbolcu için futbolcu olmadan önce oruspu çocuğuydu" diyecek dedi..normal karşılarız.. bi de sormak istiyorum; "galiptir bu yolda mağlup" oturdu mu şimdi konsepte sevgili ertem? fulham'ın finaldeki rakibi liverpool olsa finalin almanya'da olmasının bir anlamı kalmazdı..ali sami yen'de galatasaray'ı karanlığa gömen forlan anfield'da liverpool'un da fişini çekti..barcelona'dan sonra liverpool da elendi. bu iki kupanın finali için de türkiyedeki raytingleri dibe vurdurur. bu hafta iki maçı da yayınlayarak gözlerimizi yaşartan star tv, "papatyam" varken inter-bayern, atletico-fulham maçlarını yayınlarsa kesin zarar eder (!) bu arada atletico şampiyon olursa kupayı önce hakemler kaldırsın...özlemişim post girmeyi..28 Nisan 2010 Çarşamba
Katalanlar da ağlar!

27 Nisan 2010 Salı
Kames bulundu!

Yıllarca anlattık birbirimize. Türkiye'nin dört bir yanından arkadaş, hepimizin çocukluk aşkıydı. Dandik plastik toplardan futbol topuna geçişin en büyük adımıydı. Hepimiz o efsaneyi öldü sandık, artık sadece zar zor bulunan bir iki fotoğrafı kalmıştı hafızalarımızda. Ama sonunda, abim Lazinyo, Adana'ya olan 23 Nisan ziyaretinde Kames buldu. Bulur bulmaz fotoğrafını benimle paylaştı. Hala var olduğunu bilmek bile mutlu etti beni.
İsteyen arkadaşlara makul bir ücret karşılığında temin edilir(!)(kazara ciddiye alan olur falan söyliim, edilmez)..
ps. topun üzerindeki web sitesine girmeye çalıştım, ancak galiba yok öyle bir site, ümitlenmeyiniz fazla..
22 Nisan 2010 Perşembe
Az kalmıştı

21 Nisan 2010 Çarşamba
Milano'da garip gece

flaş flaş flaş

evet bu flaş haberler sıktı, ancak bu seferki kaynak bana çok yakın, flaş haber verme isteğinin genetik olduğunun kanıtı adeta... flaş haberimizin kaynağı don trapano, senaryoyu yaşanan diyalog halinde veriyorum:
19 Nisan 2010 Pazartesi
alex de souza
buaralar herkes messiyi konuşuyor, çok şanslıyız ki izledik, uzaylımı falan filan, ama ben oğluma alexi anlatacağım. benim ve oğlum için en iyisinin alex olduğunu bilecek. belki youtubeta messiyi izleyip en iyisinin messi oldugunu söyleyebilir ama ozaman da yer tokadı köpek, alır anasını yanına gider anneannesinin evine... ister messi ister ronaldo ya da bir başkası farketmez. benim için en iyisi sensin kaptanımsın...
Çöllerde su gibi
10 Nisan 2010 Cumartesi
kuru temizlemeci..
8 Nisan 2010 Perşembe
tesekkurler sarı melekler..


Oncelikle takimin kurulmasinda en buyuk pay sahibi olan Mehmet Ali Aydinlar' a tesekkur ediyorum, bu sene kurdugu takim ile Turkiye' de voleybolun daha cok izlenmesini sagladi, ben ilk defa bu sene bir voleybol macinda 300-400 dolayinda taraftarin disarda kaldigini gordum ( Fenerbahce - Galatasaray maci), 3 senelik sponsorlugunun ilk senesinde maddi destek vererek disardan izleyen Mehmet Ali Aydinlar, ikinci seneden itibaren elini tasin altina koydu ve kadronun kurulmasinda da etkin rol oynayarak once gecen sene Turkiye liginde sampiyonluk, bu sene de simdilik super kupa ve Avrupa ikinciliginin kazanilmasini sagladi. Sene basinda hedefleri yuksek tutarak final fourda final oynamak icin ciddi yatirimlar yapti ( Gecen sezon Eda icin bonservis olarak 500 bin TL + 2 oyuncu, bu sene Naz icin 1 milyon TL odendi, bayan voleybol icin cok onemli rakamlar) Final four oncesi Fransa' da bilbordlarda Fenerbahce Acibadem resimleri ile Turk voleybolunun geldigi noktayi dunyaya tanitti ( Turk kadininin gucunu anlatti gibi edebiyatlar da yapilabilir). Verdigi demeclerden takip ettigim kadariyla Turk voleyboluna bir de voleybol sahasi armagan etmeyi dusunmesi de voleybola katkisinin gecici olmadiginin gostergesi. Umarim bu basari diger sponsorlara da ornek olur...
Bir tesekkur de Jan de Brandt' a, gecen sezon ortasinda geldigi goreve ilk sezonunda Turkiye sampiyonlugu yasadiktan sonra yeni kurulmus kadroyu kisa surede kaynastirarak ust duzey oyun oynatmayi basardi, Drickx - Naz elestrileriyle yipratilmaya calisilsa da (Drickx takimi daha iyi oynatirken, Naz' in oynamamasi sebebiyle Jan de Brandt' in elestirilmesi haksizliktir, hele hele vatandasini kayiriyor iddialari ayiptir), her maca takimi en iyi sekilde hazirladi ve yenilmezlik serisinin gelmesinde onemli pay sahibi oldu...
Bir sozum de Federasyon'a. Voleybol kuluplerimizin basarilari gerek yurticinde voleybolun izlenmesine katkida bulunup gerekse yurtdisinda ulkemizin tanitimina katkida bulunurken, 3+1 olan yabanci sayisinin 2+1 e indirilmesi kuluplerin Avrupa yolunda onunu kapatan bir etmen olur. 10 yabanci oyuncu ile mucadele eden Cannes' a karsi mucadele eden takimlarin elini kolunu baglamanin bir alemi yok, Turk voleybolunu geri goturecek, ligdeki takimlarin kalitesini dusurecek boyle bir uygulama ile Avrupa' da bu sene basarili bir sezon geciren kuluplerimize darbe vurmanin bir anlami yok. Bu sene Fenerbahce Acibadem Avrupa ikincisi olurken, Vakifbank Gunes Sigorta Turk Telekom Indesit sampiyonlar ligi 6li play-off maclarina cikti, Galatasaray CEV ucuncusu oldu. Bu kuluplerdeki Turk oyuncularin oynadiklari bu ust duzey maclarda tecrubelerinin arttigi asikar, Fenerbahce Acibadem takiminda Seda, Eda, Nihan, Naz, Songul, hatta İpek, Merve gibi oyuncular icin bu turnuvanin ne kadar onemli bir tecrube oldugunu ve oyuncularin gelisiminde cok onemli katkisi olacagini gormek lazim. Avrupa' da ileri gitmek ve daha cok mac oynamak icin yabanci oyunculara ihtiyacimiz var. Ayrica kulup takimlarinin Avrupa basarilarinin voleybola ilgiyi nasil arttirdiginin en iyi ispati Fenerbahce Acibadem' dir. Federasyonun yillarca yapamayacagi reklami yapti bu sene Fenerbahce Acibadem. Ayrica kaliteli yabancilarin Turk oyunculara kattigi cok sey oldugunu dusunuyorum, Nati, Gamova gibi yabancilarin Turk oyunculara ornek oldugu, gelisimlerine katkida bulunduklari asikar. Daha kesinlesmemis 2+1 yabanci kararini Federasyonun bir daha degerlendirecegini umuyorum.
Mehmet Ali Aydinlar onculugunde SARI MELEKLER Aziz Yildirim' i da yalanci cikarmamak icin ugrasiyorlar, Sampiyonlar Ligi' nde final oynamayi basardilar, simdi sirada uc sene ust uste sampiyonluk var. Yoksa siz Aziz Yildirim' in sozlerini futbol icin mi sanmistiniz???
ps: böyle sarı lacivert yazıyı benim yazmam beklenmezdi heralde. konuk yazar kuzenim Ali'ye teşekkürler..
7 Nisan 2010 Çarşamba
El dios del dios

4 Nisan 2010 Pazar
Britanya'nın en büyük düdüğü..

30 Mart 2010 Salı
benerci kendini öldürmesin..
dostlar dinlemedi beni benerci. benerci oğlum, küçücüğüm, büyüğüm, başında dolaşan bu mel'un düğüm çözülene kadar... bizim ah! demeğe hakkımız yok, onların taşlamağa hakkı var..
Nazım Hikmet
Vatana borcu ödemeden önce Ali Sami Yen'deki son maçımdı, kombinemi aldığım günden beridir beklediğim maçtı pazar günkü Galatasaray-Fenerbahçe maçı. Daha önce de benzer mağlubiyetler görmüştüm Ali Sami Yen'de. Misal ilk yarısında Fenerbahçe kalesini topa tutup, Appiah'ın rastgele uzaklaştırmasıyla ve Mondi'nin bugünkü Leo Franco hatasından daha vahim hatasını değerlendiren Nobre golüyle 1-0 yenildiğimiz maçta eski açıktaydım. O gün de arasında kardeşimin de bulunduğu deplasman tribünü bizimle "hakları olan" dalga geçmenin kralını yaşatmışlardı. Biz Fenerbahçe'ye yeniliriz. Orada da yeniliriz burada da yeniliriz. Her seferinde biz susarız, onların sesini duyarız. Arada yeneriz de, o zaman da biz söyleriz onlar dinler. Tribüne ne oldu diyenlere hatırlatmak için diyorum.
Madem yenilmek bu kadar normal, neden böyle heyecanla bekledim bu maçı? Her sene tekrar eden hayatımın en heyecanlı olaylarından birini kapalı tribünden izleyecektim ilk defa. İlk defa bu kadar yakın olacaktım herşeye. Hem de yıllardır Kapalı'nın müdavimi olan insanlarla sağımda solumda. Ben her sene kaybettiğimiz Fenerbahçe maçlarından çok daha değerli birşey kaybettim Ali Sami Yen'de. Ben taraftara ve tribüne olan inancımı kaybettim. Birlikte saf tuttuğum insanlara bakıp bulunduğum mekandan utandım. İlk defa maçı evde izlemiş olmak istedim. Zira maç boyu Fenerbahçe'yi yuhalamadığı kadar kendi kalecisini yuhalayan taraftarı gördüm. Maçın başından sonuna kadar Elano'sundan Rijkaard'ına lafını esirgemeyen itleri gördüm. Özellikle arkamda duran itler, sene başından beri küfrettikleri futbolculara bu mağlubiyetle daha da ileri gitmeye başladıklarında, sadece "yapmayın beyler, maç devam ediyor, bize yakışmaz" dediğimde kuduzdan köpürmüş ağızlarından akan salyaları gördüm.
Sene başında, ortasında devamlı yazdık. Biz burada olacağız, destek olmak için. Biz burada olacağız, şerefsiz basının oyuncağı olmamak için. Yine biz burada olacağız futbolcuları teker teker onore etmek ya da yermek yerine onlara takım olduklarını hatırlatmak için diye. Ama çoğunluk olamadık bir türlü. Maç başlamadan önce illa biri tribüne çağırılacaksa (ki bence çağırılmamalıdır) bu kişi ya Emre Güngör olmalıydı ya da Arda Turan. Ama Keita'yı çağırdı Kapalı. Bu bile nerede durduğumuzu göstermeye yetiyordu.
Maçtan önce tribünleri alkışlayarak geren, karakter zaafiyetleri hakkında ciddi şüphelerim olan Daum bile maçtan sonra "fazla pozisyon vermedik, iyi mücadele ettik, şansımız yaver gitti" derken, basın çıkıp bu Fenerbahçe yenilmez bir takım, Rijkaard ne yaptığını bilmiyor derse sen orada dik durmayı bileceksin. Guiza'ya, Kezman'a gülerken Leo'yu, Petre'yi ıslıklamayacaksın. O Petre ki bugün orta sahanda olsa Mehmet Topal'dan da Mustafa Sarp'tan da daha iyi bir futbolcu olduğunu görürdün.
Rijkaard gitsin, şu gelsin bu gelsin diyenler, küçücük zihinleriyle kirletmesinler ufkumuzu. Rijkaard, yönetim, futbolcular herkes hata yaptı bu sezon boyunca. Ama hiçbiri Fenerbahçe maçındaki Kapalı kadar mesnetsiz ve cibilliyetsiz değildi. Derwall'e gösterilen tahammül bugün de Rijkaard'a gösterilmelidir ve söz verilen 2 yıllık sözleşme yarından tezi yok sunulmalıdır önüne. Kuru iftiralara kanıp, harcanmamalıdır benerci.
Nazım'la başladık Nazım'la bitirelim:
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii hanımeli açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin.
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliii hanımeli açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii hanımeli açan ev...
Bu yol, devin yolu olsun. Çıkalım yıllardır oturduğumuz bahçesinde ebrulii hanımeli açan evden..
28 Mart 2010 Pazar
flas haber
önce köşeliden başlayalım, belki farketmediniz ama bu genç son zamanlarda yorumlarda "yolladıgın maili yayınlayacam ha" diye kendince tehditlerde bulunuyor(kimsin lan sen çakal)... neyse olayı ayrıntılı anlatayım ben... şubat ayında şu gs taasubu insanın masasını bir fenerli olarak şereflendirme gafletinde bulundum. masada herzaman oldugu gibi futbol üzerine iddaalar havada uçuşuyordu. "söz uçar mail kalır" lafından hareketle bu iddaalarımızı mail atma kararı aldık. tuttugun takım senin karakterini zaten yansıtır, ben bir fenerbahçeli olarak sözümü tuttum maili yolladım gence.. aylar geçti bu gençten mail hala gelmedi, gslıdır diye spamleri bile kontrol ediyorum orda bile yok... mayıs ayında olacakları mailini sizlerle mayıs ayında ben paylaşacam...
bugun ayrıca allee ve wasted'a lafım olacaktı, onlara da yarın zafer sarhoşluguyla saldıracam.
çok sevilen artık bir fenomen olan önce skoru söylediğimiz flaş haberimizi de verelim. saatler ileri alınmasaydı 4 saat önce vermiş olacaktık gs:0 fb:1 gol:bilica
22 Mart 2010 Pazartesi
çiftliğinde koyunları var..
hani terbiye dedik, ahlak dedik. Ama en vahimi tribündeki kavgadan mütevellit Galatasaray ceza almadı diye futbol ahlakı ahkamı kesenlerin bir hakemi azarlayacak cesareti kendilerinde bulmalarıdır. Biz sadece Fenerbahçe Spor Kulübü'nü Aziz babanın çiftliği bilirdik, Kadıköy komple çiftlik olmuş haberimiz yok. Maçta hakemi azarlamak, mahkemede hakimi azarlamak gibi birşey. Memleketin çivisi çıkacak ki yapabileceksin bu hareketleri yoksa yer mi? Tarihe geçer bu olay aslında da yıllardır tarihi kim yazıyor kim tutuyor belli değil bu ülkede..
Keita'yla yol arkadaşlığı..
Dün Milan-Genoa maçını izlerken Mancini'yi görünce, dedim ki bizim Keita bu adamdan kat be kat iyi bir futbolcu. Dünyanın hemen her takımında oynayabilecek ve her takıma maç kazandırabilecek yetenekleri var Keita'nın bunda hemen herkes hemfikirdir eminim ki. Ama dün de önceki hafta da ondan önceki hafta da dediğimi tekrarladım: Keita bir takımın iskeletinde güvenilebilecek bir futbolcu değildir. Kendimce sebeplerim şöyledir: 






