Barizzio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barizzio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Alex Chamberlain - Leverkusen - Barcelona



Alex Chamberlain 1993 doğumlu bir genç. Arsenal'in kadrosu için ortalama, ama dünya futbol ortalaması için epey genç.


Kendisi ile ilgili münasebetim, Football Manager 2012 oyununda Arsenal'den Leverkusen'e kendisini kiralık olarak getirtmiş ve sezon boyunca 10-15 kez forma şansı verip ziyadesiyle memnun kalmış olmamdır. Dünkü maçı da kardeşim Seljuk Benazzoli ile seyrederken kendisini görmemiz maçı güzelleştiren çok önemli bir etken oldu. Yaptırdığı penaltı sırasındaki dribblingi de kendisini 2. sezon için de kiralamama yol açacak.


Leverkusen ile olan münasebetimi de bir önceki paragrafta anlatmış oldum. Al lee kardeşim ile öğrencilik yıllarından beri beraber çalıştırırız FM'de Leverkusen'i. Hep de çok başarılı oluruz, ben başka bir takımla o başarıları tekrarlayamıyorum bir türlü. Bu nedenle hep Leverkusen'e karşı çok büyük sempati besleriz tayfacanak.


Peki bu akşamki Barcelona FCB maçında hangi tarafta yer alacağım sorusu? O konuda karar veremiyorum. Aslında 3-1'in rövanşında şöyle 2-0 Leverkusen galibiyeti gelse, ne şiş yansa ne kebap, çok sevinirim galiba. Ama üst turda fazla şansının olmadığını düşündüğüm için turu Barcelona geçsin diyorum.


Uzun zaman sonra gelen bir ısınma yazısı oldu bu, maçtan sonra da görüşmek dileğiyle.

Mehtap 35 torunum Wasted; Burkitt şafak 66?

26 Şubat 2011 Cumartesi

yapma caroline!


Ben şu anda Liverpool formasını giydim. Acaba onlar da benim tenis kıfayetlerimi giyse nasıl olur? Çok yakışacağından fazlasıyla eminim.

Askere söylenecek cümleler değil, istirham ediyorum, tutun şu çenenizi...

Herkese selamlar, uludağın güney eteklerinden...

2 Ocak 2011 Pazar

çarşı


herkese selamlar..

askerlik zor zenaatmiş gerçekten. yokluk nedir, çarşı ne kadar kıymetlidir öğretiyolar sopayla..

kıymetini bilin "çarşı"nın..

29 Ekim 2010 Cuma

mahçubuz



Buradan muhteşem bi soruya cevap vereceğimizi taahhüt etmiştik. Ancak işkoklik arkadaş çevresinin bir takım yan etkileri var. Maalesef Cyrex'in satışına geldik. Kardeşim Cranium ve Minişler'le o kadar meşgul ki, şimdilik sorumuzu cevaplayamadık. Ama sözüm söz, ilk fırsatta telafi edeceğim, bu soruyu yanıtlayacağım.

Perez 15 İspanyol istiyor


İspanya'da çift kutuplu La Liga mücadelesinde rekabet İspanyol-Katalan eksenine taşınmayı sürdürüyor. Madrid cephesi de, bu yangına en az Barça'lılar kadar körükle gidiyor. Ramos, Casillas her fırsatta milliyetçi açıklamalarıyla "madrilenyo"ların gönlünü fethediyor.

As gazetesinin haber,ine göre, son olarak dün başkan Perez, "2013'te görev sürem bittiğinde kadromuzda 15 İspanyol olacak" demiş. Şu anda Real Madrid kadrosundaki İspanyol oyuncu sayısı 10.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Pes 2011 vs Fifa 2011 night


Cannon mu Nikon mu?
Gloria mı Starbucks mı?
McDonalds mı Burger King mi?
Facebook mu Twitter mı?
Iphone mu Blackberry mi?

Bu sorulara kesin olarak cevap veremeyiz belki. Ama bu akşam senelerdir bizi çok meşgul eden bir soruya cevap arayacağız: Pes mi Fifa mı?
2000'li yılların başıyla düşüşe geçen Fifa, yaklaşık bir decade süren bir PES hakimiyetine boyun eğmek durumunda kalmıştı. Oyun gerçekçiliğini oynanabilirlikle birleştiren PES serisinin, Fifa 2010'un çıkışına kadar, artık rakipsiz olacağı sanılıyordu.

Ne var ki, Fifa çok ani bir atakla, oynanabilirlikten biraz feragat edip, tek kelimeyle simulatif bir oyun çıkarmaya başladı 2010 ve sonrasında. Pas ve şutların yön ve kuvveti dengesinin büyük ölçüde oyuncuya bırakıldığı, otomatik hamlelerin hemen hemen sıfıra indirildiği bir oyundau ve 2010'da PES'i tokatladılar.


2011'de çıkan iki oyuna bakınca, net olarak şunu gördük: PES koltuğu geri istiyor. Fifa'nın getirdiği devrim karşısında inat etmeyip oyunu önemli ölçüde yeniledi Konami. Paslar, ara paslar, savunma, şut ve daha bir çok alanda yeni özellikler eklendi, otomatik hamleler -galiba biraz fazlaya kaçtılar- çok azaltıldı.

Velhasıl, bu akşam Cyrex ile birlikte (bunu okuduysanız siz de katılabilirsiniz) (o değil de ben Sandık malikhanesine izinsiz insan davet ediyorum) bu mühim sorunun cevabını arayacağız. Cevabı da Cuma günü yine buradan duyuracağız.


ankara ankara güzel ankaraaaaaa

12 Ekim 2010 Salı

Avusturya-Belçika


Başlık biraz ilginç gelecek belki, ama Türkiye'nin maçına yazacak çok fazla şey bulamamışken, bir yanda grupta 2.lik için çekiştiğimiz 2 takımın maçı üzerinden yola çıkarak, bizle ilgili bir yazı yazmak istedim.

Al Lee kardeşim haftasonu içini döktü bizim takımla ilgili, bu nedenle onun lafının üstüne laf demem. Ama ne kadar katıldığımı en azından belirteyim buradan.

Velakin, an itibariyle, Avusturya da, Belçika da, bırakın 2 mağlubiyet alan takımımızı, diğer maçları kazanan takımımızdan bile çok daha iyi oynuyor. Hatta amiyane tabiriyle, "çatır çatır" oynuyorlar. Bu gruptaki geleceğimiz hakkında da kara kara düşündürüyor bizi. İsmini bile duymadığımız sübyan veletlerin, bazan da İngiltere'de oynayan abilerinin sahadaki hevesini ve yeteneğini görünce, bizimkilerin biraz yurtdışından (sadece büyük ligleri değil, anlaşılan bayağı bir yolumuz var) maç seyredip kendine gelmesi gerektiği konusu tekrar gündeme geliyor kafamda.
Buradan, dün izlediğim Avusturya Azerbaycan maçını 3-0 kaybeden Azerbaycan için "Avusturya'dan 3 yemek de kendi içinde başarılı bir tutumdur" açıklamasını yaptığımdan dolayı hem Avusturya'dan, hem Azerbaycan'dan özür diliyorum.

Biraz da Hamit ve Emre'nin açıklamalarını büyüteç altına almak isterim. Öncelikle Emre, bana kalırsa, hayatında yaptığı en samimi, en vizyon sahibi açıklamaları yaptı bugün maç sonrası. Maçın en iyisi olduğunu söyleyen muhabire (ki bence de öyleydi) golün de kendi hatasından dolayı yendiğini söyledi. Üstüne bundan seneler önce medyaya orta parmağını kaldırdığı günler sorulunca kendi hatalarını itiraf etmeyi bildi. Son olarak ve en önemlisi ise, artık fizik olarak süper durumda olmadığını, ve 2012 sonrasında milli takımda olmayacağını açıkladı. "Yeni bir nesil yaratılmalı" fikri hakimdi sözlerinde.

Hamit de benzer şekilde, suçlu aramak ve infaz gerçekleştirmektense, çok sayıda faktörden kaynaklanan bu mağlubiyetler serisinden "yeni gelecek genç arkadaşlara" ders niteliğinde bir yol haritası çıkarmak gerektiğini vurguladı.

Efendim Hiddink Sabriyi sol bekte oynatmasın, buyrun Hakan Baltayı oynatsın. Biz de sistemimiz ve yetenek havuzumuzla ilgilenmek yerine, Fatih Terim vs Hiddink dövüştürmesi yapalım kafamızda. Sonra da dönüp sağımıza solumuza bakıp, bir-iki ay önce dünya şampiyonu olan arkadaşların, 10 sene önce uzayda değil, aynı takımın U19 takımlarında oynadığını hatırlayalım. Üstüne bizim 10 sene önceki U19 takımımızın da süper olduğunu hatırlayıp düşünelim: biz nerede yanlış yaptık?

ps. biraz fazla içmiş olabilirim, bu nedenle konu bütünlüğü saçmaladıysa affola..

6 Ekim 2010 Çarşamba

Uygun adım ileri


Beklenen oldu.

Cuma gecesi Wasted we Ali'yle maç seyrederken konuşmuştuk, belliydi olacağı. Hatta Wasted Bülent Korkmaz'ı sevdiğini söyleyince, yanlış anlayıp bi de sağlam azarlamışlığım vakidir kendisini haksız yere! Bülent Uygun'u sevmem, sevenle de oturup bu konuyu tartışmam.

Koltuğa uygun görünüyordu. Biraz katakulli oldu istifası, resmen kaçar gibi gitti Buca'dan. Bence çok hoş da olmadı. Ama hayırlı olsun, bence Es Es için geçici de olsa iyi bir transferdir, bu sezon en azından ikinci 5'i zorlama ihtimalleri artacaktır.

1 Ekim 2010 Cuma

O an


O ana kadar takımının tek ismiydi Quaresma. Beşiktaş, sezonun en zor ilk yarısını oynuyordu. Sakatlanıp çıktıktan sonra umudum çok azaldı maça dair. İlk yarıda benim tahminim tuttu, ikinci yarıda Ram'ınki..

Q7'nin yerine giren Holosko, muhteşem sprinter özelliğiyle bi dolu pozisyon buldu, çoğunu bencilce harcadı. Tabi burda Holosko'nun, bu sezon eline sayılı fırsat geçeceğini bilmesi ve bu nedenle hazır pozisyon buluyorken ismini skorborda yazdırıp 11e yaklaşmaya çalışma paniğinin etkisi büyük.

Quaresma'nın sakatlığının önemli kısmının milli maç arasına denk gelecek olması şanstır.

Bir de sözüm hala bu adamın kötü oyuncu olduğunu söyleyenlere. Rica ediyorum soda için, bu kadar hazımsızlık pis reflü yapar!

27 Eylül 2010 Pazartesi

Pazar


Pazar, Tanrı'nın müflon terliklerini koyduğu yerdir. Pazar, gürbüz cumartesinin solgun, gergin gölgesidir. Pazar, 'ziyaret hakkına' sahip boşanmış babaların çocuklarını hayvanat bahçesine götürdükleri gündür. Pazar, boş zaman geçirme yeteneği olmayan insanlar için zorla yaratılmış bir boş zamandır. Pazar, akşamdan kalmalığın sınır tanımadığı zamandır. Pazar, ilahiler miyavlayan, futbol topları osuran aşırı besili beyaz bir kedidir..

Tom Robbins, Ağaçkakan
anlatılacak çok şey var, nerden başlasam bilemiyorum, o yüzden başlayamıyorum..

24 Eylül 2010 Cuma

Film Ekimi 2010


Sevgili sinemasever arkadaşlarım,



Malumunuz, filmekimi yaklaşıyor. Buna binaen, oturup şöyle bi baktım filmlere. Biraz konularının, biraz da IMDB notlarının etkisinde 11 filmlik bi seçki yaptım. Amme hizmeti olsun diye de filmlerin IKSV ve IMDB linklerini koydum, yanlarına parantez içinde IMDB puanlarını yazdım.



Filmler 8-14 Ekim günlerinde gösterimde olacak. Süper tavsiyeleri olan varsa beklerim, şuna gidelim diyen varsa direk uyarım.


Sağlıcakla kalın..


Jack Goes Boating (8.0)

http://www.imdb.com/title/tt1278379/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=29



Happythankyoumoreplease (7.0)

http://www.imdb.com/title/tt1481572/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=26



Certified Copy (7.2)

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=20

http://www.imdb.com/title/tt1020773/


Socialism (5.7)

http://www.imdb.com/title/tt1438535/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=4&fid=17



The Illusionist (7.8)

http://www.imdb.com/title/tt0775489/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=14



Kaboom (7.4)

http://www.imdb.com/title/tt1523483/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=8



Get Low (7.6)

http://www.imdb.com/title/tt1194263/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=28



Of Gods and Men (8.0)

http://www.imdb.com/title/tt1588337/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=10



Cirkus Columbia (7.9)

http://www.imdb.com/title/tt1417067/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=30



I saw the devil (8.5)

http://www.imdb.com/title/tt1588170/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=21



Carlos (7.6)

http://www.imdb.com/title/tt1321865/

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=9

15 Eylül 2010 Çarşamba

Çalsın davullar

Cyrex bir-iki saat içinde İstanbul'da. Pazartesi de Al Lee dönüyor. Onlarsız iğrenç bir 5 ay geçti İstabul'da. Çok şükür bugün yarısı, haftaya diğer yarısı dönüyor hayatımızın..

4 Eylül 2010 Cumartesi

Şişersin


Yunanistan'ı bu kupada gönülden destekliyordum. Türkiyeyle birlikte sempati duyduğum takımlardandı. Ancak, izlemekten dolayı esef duyduğum maçla birlikte açık bir kin beslemeye başladım bu takıma. Tanrıya şükür, oynadıkları çirkin tiyatro ellerinde çabucak patlayıverdi ve Atina'ya yarından tezi yok dönüyorlar..

20 Ağustos 2010 Cuma

Salvador


Uefa'nın da dediği gibi, "Milan Baroš saved the day for Galatasaray"!

İlk yarıda Fenerbahçe ve Galatasaray resmen yitikleri oynarken, İstanbul'da Baros, Selanik'te Niang, tek adamın takımda neleri değiştirebileceğini; "Oyunun kaderini değiştirecek oyuncu"su olmayan büyük takımın ne hallere düşebileceğini gösterdiler bize.

Yine de söylüyorum, iki takım da sezon için iç açıcı görüntü sergilemiyor, gördüğüm 3-4 resmi maçlarının sonrasında yapabileceğim yorum budur.

Trabzon maçını bir 15 dakika seyredebildik; duyduğum kadarıyla kaplan gibi savaşmışlar Anfield'da, helal olsun onlara da.

Peki 3 takım elense kupadan, D-Smart 300 TL'ye spor paketi satabilir mi? Nah satar!

27 Temmuz 2010 Salı

İngiltere forma değişiklikleri

Guardian haberinde gördüğüm formalardan birkaçı epey farklı geldi geçen senekine göre, ama reklamı, ama deseni olsun, önemli farklar gördüklerimi sıralayayım dedim.



1992'den bu yana Carlsberg ile çalışan Liverpool forma sponsorunu değiştirdi. En büyük şok bu oldu benim için.


United artık AON -ki kendileri de AIG gibi sigorta işiyle uğraşırlar- sponsorluğunda forma satacak.
Tottenham da enteresan olmuş. Ama çok da beğenmedim galiba.


Everton da mavi tonunu mu değiştirmiş biraz, onu da tam kestiremedim..

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Finalmente!!



Yorum yapmak zor, mutluyuz...

23 Temmuz 2010 Cuma

Eski günlerdeki gibi


"Rakip kolay"

Mevzu bu değil. Mevzu, geçen sene büyük ümitlerle gelip istediğini bulamayan Nihat'ın, yuvasında tekrar kendini bulması. Beşiktaş, yetiştirip yolladığı Nihat'ın ikinci baharından nemalanmak istiyor. Nihat da bunu çok istiyor ve bu sezona iyi başladı. Sevimsiz bulduğum bu gol sevincini de özlememişim desem yalan olur! Bu sezon santrfor transferi muhtemelen yap(a)mayacak olan Beşiktaş'ın kutup(Faroe adaları)ta yaz gibi aradığı forvettir.

Yazının başındaki tırnak içinden sıyrılıp, Quaresma'ya dair 2. bir not daha yazmak istiyorum. Hala gol atamadı, dünyaları kaçırıyor, ama tüm rakip defansı da üstünde tutuyor. Çok önemli silah, tartışmayacağım kısmı budur.

16 Temmuz 2010 Cuma

Vikingur Maçı


Aslında sene başlarında Beşiktaş'ın kebap avrupa maçlarına gitmeyi çok severim. Tribünler rahat olduğu için 90 dakika şov yapar, stres azır, tam bana göredir bu maçlar. Ama bu kez iyiden tembelliğe vurup evde seyrettim maçı.

Beşiktaş hazır takım görüntüsü tabii ki vermedi. Nasıl versin, daha en flaş transfer forma giymemiş, herkesin aklında "acaba beni mi kesecek" sorusu var, bi dolu rotasyon fikri, yabancı sınırı derken kimsenin aklı tam olarak dünkü maçta değildi. Ama senenin başında önemli ipuçları verdi dün Beşiktaş.

Öncelikle 5 adamla hücum edeceğini gösterdi. Van Hoojdonk dönemi 4-1-5'ine benzer bir görünümle. Gariban Aurelio'nun bu takıma yansıması ise tabii ki Ernst olacak. Ama Mehmet'in çektiği kadar yük çeker mi, kefil olamıyorum.

İkincisi, takım "pas kültürü"ne alışacak, alışmaya çalışacak. Hücum setlerinde ve savunmadan çıkışlarda Schuster etkisi hemen gözlemlenebiliyor. Takım bir oyuncuyu bulup onun 47 metre deparıyla değil, çapraz paslarla ileri doğru yöneliyor, önü tıkandığında arka çaprazdaki oyunculardan tekrar rota çizmeyi akıl edebiliyor artık. Beşiktaşlıların görmeye çok alışkın olduğu bir husus değildir.

Quaresma'nın, ilk maç gazı olmadığı varsayımıyla, takıma çok şey katacağı ortada. Takımın topu atıp rahatlayabileceği bir adamın sol kanatta durması da alışılmadık bir durum. Topu her aldığında, çok güçlü bir direnç görmemiş de olsa, takımın rakip kaleye ölümcül bir pozisyon yaratma ihtimali doğuyor.

Dediğim gibi, Hilbert ve Guti de eklemlenince muhtemelen her maç alakasız bir 11 göreceğiz, Ağustos ortasına kadar doğruyu bulmak için epey bi puzzle çözecek gibi görünüyor Schuster.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Guti Beşiktaş'ta


José María Gutiérrez Hernández

Bugün itibariyle Beşiktaş'ta. Vikingur maçını tribünden seyredecek. Çok konuşulacak, birçokları yaşlı diyecek, işe yaramaz diyecek. Bence kim ne derse desin, büyük iştir, çok da işe yarayacaktır. Hala kafamda kestiremediğim Beşiktaş orta sahasını iyice belirsiz hale getirdi kafamda tabi bu transfer. İyi bi fikri olan varsa lütfen yazıversin, biz de önümüzü görelim.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Altın Top


Çok çabaladı, takımına çok iyi liderlik etti, arkadaşlarının da tam desteğini alarak turnuva boyunca çok güzel bir takım oldular. Ve hak ettiği üzre altın top ödülünü Diego Forlan kazandı. Bir ara inişe geçen kariyerinin sonlarına yaklaşırken, muhteşem bir zirve oldu Forlan'a önce Euro Cup sonra dünya 4.'lüğü..