fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2010 Pazartesi

kalite farkı

Sonuç bir yana her iki takımın teknik direktörü arasındaki kalite farkı bakımından turnusol kağıdı maçıydı. Şenol Güneş özellikle ikinci yarıdaki doğru taktik hamlesiyle, garip oyuncu tercihleriyle ne yapmak istediği çok anlaşılamayan Aykut Kocaman’ı mat etti. İki teknik adam arasındaki vizyon farkı için de zaten uzağa değil Perşembe akşamki maçlardan sonraki demeçlerine bakmak yeterli. Aykut Selanik’te 1-0 için iyi sonuç derken, Şenol hoca’nın liverpool’daki demeci “1-0 kötü sonuç” olmuştu. Birinin rakibi Liverpool, diğerinin Paok... Bütün bunlarla beraber Aykut Kocaman’ın ve dolayısıyla resimdeki terazinin akıbeti konusunda da -kaçan şampiyonlar ligi biletine rağmen- beklemek gerektiği düşüncesindeyim.
***
Bu arada ikinci haftanın sonunda, üç büyüklerden yenilmeyen takım kalmadı. Anlaşılan o ki, üç büyük takımın da yönetimlerindeki cıvıklıklar bitmediği müddetçe anadoludaki ihtilal devrime dönüşecek gibi duruyor. umarım yanılırım…
***

20 Ağustos 2010 Cuma

Salvador


Uefa'nın da dediği gibi, "Milan Baroš saved the day for Galatasaray"!

İlk yarıda Fenerbahçe ve Galatasaray resmen yitikleri oynarken, İstanbul'da Baros, Selanik'te Niang, tek adamın takımda neleri değiştirebileceğini; "Oyunun kaderini değiştirecek oyuncu"su olmayan büyük takımın ne hallere düşebileceğini gösterdiler bize.

Yine de söylüyorum, iki takım da sezon için iç açıcı görüntü sergilemiyor, gördüğüm 3-4 resmi maçlarının sonrasında yapabileceğim yorum budur.

Trabzon maçını bir 15 dakika seyredebildik; duyduğum kadarıyla kaplan gibi savaşmışlar Anfield'da, helal olsun onlara da.

Peki 3 takım elense kupadan, D-Smart 300 TL'ye spor paketi satabilir mi? Nah satar!

13 Ağustos 2010 Cuma

führer!

Fotoyu kim yapmışsa güzel olmuş. Aziz Bey için en doğru benzetmedir hitler benzetmesi. Uzun uzun analizlere gerek yok. 15 yıldır öğütüp çöpe attığı teknik adamın, futbolcunun hatta yöneticinin sayısı herşeyi ortaya koyar. Stad yaptım diyor ama son maçta şampiyonluk gidince o stad ateşe veriliyor, kupa yerine itfaiye giriyor yeşil zemine. Travmayı atlatacağız diyor ama yeni sezona da Young Boys'a elenip yeni bir travmayla başlıyor takım. Geçen sene Mehmet Topuz'a 9, önceki yıl Guiza'ya 14 milyon döken başkan Niang'lara Gomis'lere 15'er 16'şar döküp susturur taraftarı nasıl olsa. Ha pardon bir de spor salonu yapılıyordu ataköy'de...
***

5 Mayıs 2010 Çarşamba

fenerbahçe türkiye kupasına renk katıyor...

madem alamayacaksın her sene her sene finale kadar niye çıkarsın kardeşim? fenerbahçe'nin olayı başlıkta da belirttiğim gibi kupaya renk katmaktır..trt'in maç yayınlarını özlemişiz, maç öncesi belediye başkanı, emniyet müdürü ve vali ile ropörtajlar ufak çapta "ne oluyor lan" dedirtti. maçı da kupayı da golü yedikten sonra beraberliği panik dakikaları gelmeden bulan trabzonspor hak etti..colman'ı ve özellikle selçuk inan'ı ayrı bi yere koymak gerekiyor. tranzonspor adına farkı onlar yarattı..fenerbahçe'nin urfa'daki varlığı alex'in varolduğu ölçüdeydi. kaptan da yapacağını yaptı zaten, golü yoktan yarattı adeta..2-1'den sonra ömer üründül'ün semih ve gökhan'ı almıyor diye daum'a saydırması ayrı bir konudur, geçelim..gap arena'da kolbastı bu ülkenin güzel bi fotoğrafı oldu, not düşmek lazım..trabzonspor başkanı ben olsam takımı bu akşam trabzona götürmem, sıragecesi-ciğköfte olayına girer, galibiyetin keyfini çıkarırdım..bu arada kupa töreninde song'un üstündeki formada yazan "rasimcan" ismi ne demektir, biri biliyorsa yazsın şuraya..neticede song gibi kaptana yakıştı kupa kaldırmak..
***

20 Ocak 2010 Çarşamba

Toulousain


Bu da L'equippe'in transfere dair başlığı. "O artık Tuluz'lu". Bazen olur, oyuncu iyidir, ama takımla maya tutmaz bi türlü. Bence o misal Kazım da, Ligue 1'de iş yapacağına inanıyorum ben gönülden. Şimdi asıl soru geçen devre 13-14 oynatılacak adamı olan Fenerbahçe'nin 2-3 adamının daha eksiliyor oluşunun etkisi ne olacak? Kadro derinliğini geçtik, olası sakatlık ceza vs durumlarında saçma sapan 11lere yönelmek durumunda kalacak Herr Daum. Kendilerine kolaylık diliyorum, ve çok büyük bir katkı yapılmazsa sezon şampiyonunu şimdiden ilan ettiklerini düşünüyorum.

18 Aralık 2009 Cuma

avrupa ligi ikinci tur..

kopenhag, club brugge, standard liege, twente gibi takımların olduğu torbadan atletico madrid’i çekmek elbette çok iyi bir durum değil, liverpool ve rubin kazan’dan sonra çekebileceği belki de en önemli takımı çekti galatasaray..evet, atletico madrid şu dönemde iyi durumda değil ama teknik direktörünü kısa zaman önce değiştiren ve kadrosunda aguero, forlan, simao sabrosa gibi yıldızlar olan bir takımın bundan 3 ay sonra ne hale gelebileceğini kimse tahmin edemez..süper ligin devre arasında neler olacak bilinmez ama galatasaray'ın iddaasından bahsedebilmemiz için baros'un takıma katılması ve özellikle defanstaki problemlerin çözülmesi şart..geldiğinden beri performansıyla vasatın ötesine geçemeyen leo franco 5 yıl evsahibi olduğu vicente calderon’a bu sefer misafir olarak gidecek..bu da galatasaray-a.madrid serisinin bir başka ilginç boyutu olacak..
***
öte yandan lille de fenerbahçe için çantada keklik bir rakip değil..yakın zamanda lyon'a karşı 3-1'den geri döndükleri maçı izlemiş biri olarak fenerbahçenin işinin çok kolay olmayacağını söylebilirim..gervinho takımı yönlendiren, kontrolü zor, sıradışı bir adam..fenerbahçe'ye mutlaka problem yaşatacaktır..
***
önümüzde bu kadar önemli iki rakip varken sonrasından bahsetmek ne kadar doğru bilemem ama 3.tur için fantastik bir merseyside-istanbul kapışması olasılığı var..tadından yenmeyecektir..

sabri kurbanda orta kessin

7 Eylül 2009 Pazartesi

robert enke ve fenerbahçe kalesi

robert enke'yi hepimiz 3 gol-10 gün'lük fenerbahçe macerasından tanıyoruz. barcelona'ya giden rüştü'nün yerine barcelona'dan gelen enke, 10 günlük (!) uyum dönemini atlatamadığından takımdan gönderilmişti. enke 2005 yılından beri hannover'in kalesinde ve sepp maier, bodo illgner, andreas kopke, oliver kahn ve jens lehmann'dan sonra alman kalesi için en büyük aday. teknik direktör löw'ün de şimdilik ilk tercihi tim wiese ya da rene adler değil, robert enke.
***
robert enke demişken, ilginç bir istatistiği de not etmek istiyorum; toni schumacher'den sonra fenerbahçe'nin 20 yılda dışardan ithal ettiği tek kaleci var, o da robert enke. 1989 yılından sonraki fenerbahçe kalecilerini sıralayacak olursak; engin ipekoğlu, rüştü reçber, robert enke, recep biler ve volkan demirel. yani 20 yılda 5 kaleci. hadi serdar kulbilge'yi de sayalım; 6. diğer büyüklerimiz beşiktaş ve galatasaray'a göre korkunç bir istikrar demektir bu. zira galatasaray da beşiktaş da, 20 yılda 11-12 kaleci değiştirmişler. tabi bunlar aklıma gelenlerle sayabildiklerim.
***
merak edenler için beşiktaş ve galatasaray kalecilerini aşağıda sıraladım;

beşiktaş: jaroslaw bako, fevzi tuncay, ike shorunmu, raimond aumann, marjan mrmic, peter kjaer, mattias asper, vedran runje, oscar cordoba, rüştü reçber ve hakan arıkan ile toplam 11 kaleci. hatırlayamadıklarımı yorumlarda ram'dan bekliyorum.
galatasaray: zoran simovic, hayrettin demirbaş, gintaras stauce, volkan kilimci, mehmet bölükbaşı, claudio taffarel, faryd mondragon, orkun uşak, aykut erçetin, morgan de sanchis ve leo franco.
***

6 Nisan 2009 Pazartesi

Geniş alan sprinteri


Çok kullandığımız bir tabirdir futbolda. Savunmanın arkasında gördüğü boşluğa iyi sarkan, topla buluştuğunda 40 metre depar atıp kimseleri kendisine yetiştirmeyen adamdır. Kapalı savunmalara ve markaja karşı görece etkisizdir, açık savunmalara karşı gol kralı olur. üstüne de arkadaşlarına tonla asist yapar.

Tam olarak tanımını yaptığımız adamın Daniel Guiza olduğunu bu hafta kendisini seyrettiğimiz 2 maçta görebildik. Türkiye karşılaşmasında son dakikada savunmanın gafletinden yararlanıp, Hakan'ın da kendisine yetişmesine müsade etmeyip yaptığı güzel servis vardı. Dün de ben beğendim Guiza'yı. Son vuruşlardaki inadına beceriksizliğine rağmen, bir o kanatta bir bu kanatta sürekli top aldı, sürekli top dağıttı. Golünü de atmış oldu sonlara doğru (Lugano'yu yakalayacak neredeyse!), moralini de katladı böylece. İspanya'da nasıl bir ortamda şampiyon olabildiğine dair daha net bir resim oluştu gözümde, eski takımında çok da seyredememiştim kendisini.

Kendisinin aksine çok iyi savunma açan, golü iyi koklayan bir forvet olduğunu düşündüğüm Semih Şentürkle bence çok iyi bir forvet ikilisi oluşturuyorlar, ki bence Semih, hemen her forvetin birlikte oynamak isteyeceği bir partner. İnatla beraber oynatılmadılar yeterince. Dünkü maçta var olmayan bir orta sahaya rağmen yeterince pozisyon üretti Fenerbahçe. Deivid ya da Alex'i feda etmek pahasına beraber oynatılmalıdırlar kanımca. Yok yerimiz iyi diyorlarsa o ayrı konu.

8 Mart 2009 Pazar

fenerbahce'nin herzaman bir mazereti vardır

hurma akıllı ol!!!

23 Şubat 2009 Pazartesi

Sürprizlere gel! (Anadolu'dan görünüm)


Hamburg'da teyzem olmadığı (!), yahut Hollanda'da yaşamadığım için, farklı şehirde maç seyretme mefhumu benim için çok da gelişkin değil. Kayseri ve Van statlarından sonra, şimdi de Ankara'da maç seyretmiş oldum. 10 leş fenerliyle aynı tribünde maç seyretmek acı vericiydi; hele ki üstüne fener yenilip de, "uğursuz" ihalesi bana kalınca, linçin eşiğinden dönmüş olduk.

Haftanın ilk sürprizini beşiktaş yaptı. Sezon başından beri aldığı rahat galibiyet sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Beşiktaşın, ligin zorlu deplasmanlarından birinde böylesi net bir skorla (biraz şans yardımıyla da olsa) ayrılması bence bir sürprizdir. "Denizli şansı" başlığı Meydan Larousse'a geçer, eğer Denizli Beşiktaş'ı da şampiyon yaparsa!

Cumartesi de bir yığın sürpriz yaşadık. Avni Aker'de Trabzon'a 2 atıp, intikam görmeden sıvışmak da zor iş vesselam. Alanzinho dedik, kumaşı iyi galiba dedik ama (Y)alanzinyo espirilerine doğal olarak konu oldu kendisi.. Bırakın maç kurtarma mecali, sıradan bir ortasahacı kadar bile etki etmedi maça!
Bayern'in kötü gidişi, Daum'un Köln'üne de yenilerek devam etti. Son haftalara yaklaşırken tabela nasıl olur, şimdiden kestirmek güçse de, bizdeki Sivas-Trabzon umutlarına Almanlar da Hoffe-Hertha ikilisiyle nazire yapıyorlar.



Aynı gün yukarıda bahsettiğim Fener sürprizi de yaşandı. Maça dair anlatılacak o kadar az şey var ki.. Tek söyleyebileceğim, bu sefer mağlubiyet Aragones'in suçu değildi. Sahada mücadele etmeye taakati olmayan 11 maaşlı (maaş?) insan vardı. Çok sıkıyor fener bu sene, geçen haftaki maç haricinde hiçbir maçından keyif almadım bu sene fenerin!
Aynı gece bir de Barça sürprizi eklenmesin listeye! Barça'nın daimi belalısı Espanyol ve de la Pena, yine işbaşındaydı. Puan farkı 7, artık Primera Division daha heyecanlı geçcek. Sadece puan farkından değil, Barça rüzgarı Madrid'e devretmiş gözüküyor. Olası bir el Classico vurgunu, Barcelona'yı iyiden iyiye paniğe sürükler, geriden gelen geçer prensibi her maçta lanet gibi kovalar kendilerini.


Böylesi bir haftanın kapanışını da Cimbom, çok görkemli bir şekilde yaptı. Tüm kuralları çiğneyerek otobüste internet açıp canlı anlatımla da olsa takip etmeye çalıştım maçı, 2-x denklemindeki x'in değişimini biraz endişe, biraz muziplik eşliğinde seyrettim. Özetlere baktığımda, gerçekten bir felaket senaryosu geldi gözümün önüne. Ben böylesi basiretsiz bir takım savunması, böylesi kopuk, "kompakt"lıktan uzak (son zamanların moda terimini kullanmak istedim), takım hüviyetinde olmayan bir Galatasaray görmedim daha önce. Dakika itibariyle Hagi söylentileri çoktan ayyuka çıkmış durumda. Bugün içinde bu yazıya birçok edit gelebilir. Wasted gözün aydın!
edit: Skibbe gönderildi bile. Saat 13:00 itibariyle henüz resmi bir atama haberi yok.
oscarlarla ilgili görüşlerim de geliyor yakında..

26 Ocak 2009 Pazartesi

Pazar akşamı


Trapano ve bir arkadaşıyla, Al Lee'nin evinde buluştuk (saçma geliyor ama, o arkadaş Al Lee'nin kardeşi olduğu için aslında çok saçma değil), amacımız pazar gecemizi Fenerbahçe maçı izleyip, PES oynayarak geçirmekti. Bir de Al Lee'nin, geçen haftanın PES maçlarından kaybettiği krokanlı pastayı yemek de aklımızdaydı (gecenin sonunda elibol kardeşimizin madodan aldığı muhteşem pasta, gecenin en önemli anı oldu bizim için, o ayrı)!

Fener Trabzon maçıyla ilgili fazla söz yok söylenecek. Volkan ve Gökhan'dan ibaret Fener'e 1 puan bence yetmeli. Pek de söylenmedi zaten yanımdakiler beraberliğe, oynanan futbol nedeniyle. Ama Guiza artık sabır taşırmıyor mu? Bir oyuncuyu kulübeye almak için kaç hafta kötü oynaması beklenir? 18? 20? Bu adam Raul'u takıma almamış, memnun kalmadığı saniye Torres'leri kenara çekmiş adam. İlginç değil mi Guiza'ya bu kadar göz yumması?



Sonrasında "Adriana Lima'yı görek" amaçlı Acun'a katlanma saati geldi. Lima'nın özensiz koltuk altından (bu kısmında konsensus sağlayamadık) girdik, kötü makyajı ve giymeyi unuttuğu iç çamaşırında tecelli ettik. Ama gerçek şu ki, bu kalibrede bir insan (güzellik ve kariyer) için, akılalmaz düzeyde alçak gönüllü ve sempatik birisiydi. Hasılı eğlendik..

Son olarak da, PES'i 4 kişi oynamanın tadını çıkardık, Trapano'yla fırtına gibi estik. Buradan da, Al Lee ve ortanca kardeşinin PES konusunda halen gelişime açık olduğu sonucunu çıkarabiliriz bence!

not: PES 2009'da "Become a Legend" modunu denemeyen varsa, hiç kaçırmasın, forvet ya da kanat olun, adamınızın gelişimi, attığınız goller vs. muhteşem bir sahiplenme duygusu yaratıyor.
Al Lee'deki şansa bak. Allahsız acun, yiyosa Scarlett'i çıkarsana programa

22 Aralık 2008 Pazartesi

Fabian Andres Vargas


Pis adamdır, hırçın adamdır, çalışkan adamdır, Kolombiyalıdır. Canım Boca'da çok sevdiğim bir orta saha oyuncusudur. Fener'le anılır olmuş ismi, vallahi yeni duydum. Gelirse orta sahayı toparlar mı? hayır.. Çok katkı yapar mı? evet..

Gelirse çok sevinirim, en azından kendisini her hafta seyretme imkanı bulacağım için.. Artı çakma şesu Maldonado'yu da görmüş olmayız bahaneyle belki.
Ha bu ander sevdaluk.. Dev şarkı

26 Kasım 2008 Çarşamba

fenerbahçe-porto

içkiyle, alkolle haşır neşir olanlar iyi bilir..agresif şekilde alkol tükettiğiniz günlerde fezaya ulaşan sarhoş/çakırkeyif olma eşiğiniz, içki içmeyi azalttığınız 1-2 aylık dönemlerin hemen ertesinde abuk derecede düşük seviyelere iner..buyrun fenerbahçe'nin bu akşamki durumu işte..geçen sene şampiyonlar ligi maçlarında oyunun her anında konsantrosyonunu kaybetmeden oynayıp, bireysel hatadan çok az gol yiyen takımın bu sene kafası güzel! defansta basit yerleşme hataları ve yenen ilginç -biraz da şanssız- goller..bu rezil cümleyi kurduğum için özür dilerim ama "avrupalı da affetmiyor arkadaş"..şimdi, ölüm kalım maçı dinamo kiev'le..ama biraz düşününce, kiev'deki maçın bükreş'teki bükreş-galatasaray maçından ne farkı olabilir ki? porto'yu yendiği takdirde "en azından uefa" şansı %50lerde seyredecekti fenerbahçenin..şimdi o oran %1..bir mucize sabiti..bu durumun sebebinin tatil aylarındaki gelişmeler olmadığını savunuyor olsaydım; futbolu bırakır gider ebru sanatı ile uğraşırdım şahsen..
dont give up the fight iyiymiş

22 Kasım 2008 Cumartesi

değişim ve kaos..

garip bir ülkedeyiz..bir “olamamışlık”, bir “kararsızlık”, bir “arada kalmışlık” sözkonusu..ne batı olabiliyoruz tam ne de doğuyu batıyla sentezleyebiliyoruz..yüzünü batıya dönen metropol gençliği neon lambali rock barlarda batı kültürüne sığınırken, eve dönerken bindiği takside müslüm gürses dinledi yıllar yılı..alt sınıfların egemen kültüre dayattığı arabesk hep bir olmamis öteki taraf olarak gösterildi..oysaki arabesk denen sey de bizim kültürümüzle besleniyordu..
***
bunların farkında olmadan hayatımız da toplumumuz da biçimlendi..biçimsiz bir biçimlenme yaşadık, yaşıyoruz..kaosla beslenen bir kargaşa toplumu olduk..kaosu da istikrarlı bir değişimle, adam harcayarak, model bozarak yaratıyoruz..siyasette de, sporda da, müzikte de böyleyiz..insanların spor okumak için girdiği bir internet sitesinde, böyle sınıfsal-sosyolojik çıkarımlar yapılmaz ama milletçe uğruna çıldırdığımız futbol'un iki büyük takımının durumu bizi bu konuya getiriyor..
***
20şer milyon taraftara, dev bütçelere, yatırımlara sahip takımlar, ligin daha 12.haftasında içler acısı hallerde..ligin kalitesiyle, anadolu ihtilali ile alakası yok bunun.geçelim..ortada bariz bir bütçe-performans dengesizliği var..tekrar ediyorum; 20şer milyon taraftar ve futbolla yatıp futbolla kalkan bir millet.. bu potansiyel dünyada başka nerde var? bu nasıl bir dengesizliktir? bu kadar mı kötü kullanılır? neden modeller, planlar, kalıcı başarıların yakalanmasını hedefleyen istikrarlı ekoller oluşturulmaz? hasbelkader oluşturulanlar neden 4 ayda tuzla buz olur? fenerbahçenin oturmuş, karakterini bulmuş, tarihindeki en önemli başarısını kazanmış modeli 4 ayda nasıl bozulur, niye bozulur? söylemekten yoruldum ama zico neden gider? benim gözümde türkiye liginde 6 yıldır üstüste şampiyon olup ligi domine eden takım, yedek külebesine yapılacak bir kaç eklemeyle avrupa'nın 2.olimpic lyon'u olacakken bu fırtınayı çıkarmak, düzeni istikrarı alt üst etmek hangi mantığa sığıyor? biri anlatabilir mi?
***
aynı şeyler galatasaray için de geçerli..geçen sene müthiş potansiyele sahip en az 10 genç adamı sahneye çıkararak bir model, bir takım yaratanlar bu takımı neden veteran yıldızlarla doluşmuş süslü bir bilgisayar oyunu takımına çevirirler? kewell'ın, baros'un galatasaray'da oynuyor olmasıyla ilgili herhangi bir problemim yok, yanlış anlaşılmasın..sorun; geçen sene yaratılan agresif, genç karakterin bir anda yok edilmesi..sabredilmemesi..istikrar gömleğinin çıkarılıp parçalanması..
***
sorunlar bunlar ama nedenler de ilk paragrafta yazıyor zaten..bizim milletçe tek olayımız değişim ve kaos..bu durum aziz yıldırım için de, adnan polat için de, senin için de, trübünde omuz omuza zıpladığın adam için de, aynı sokakta büyüdüğün sen üniversiteye giderken kahveye gitmeyi seçen çocukluk arkadaşın için de geçerli..malesef geçerli..
çok dertliyim be gençler

6 Kasım 2008 Perşembe

Maçın adamı


FM tabiriyle 9 oynadı dün akşam Volkan.

Kayseri maçında takımını ateşe atan, bir çok maçta akıl almaz kırmızı kartlar görüp takımını satan adam, dün akşamki maçın kahramanıydı.

Benim Volkan'ın yeteneğinden şüphem olmadı hiçbir zaman. Yer tutuşu da refleksleri de bence yeterliden daha fazlası. Velakin her hemen Türk futbolcusu gibi çabuk şımarma, agresiflik gibi bir takım eksileri var.

Bu arada Fener dün savunmayı geride kurarak Arsenal'e karşı doğru olanı yaptı. Kadıköyde 5 yiyen savunmadan en az 7-8 metre gerideydiler. Bence iyi iş çıkardılar. Emirates zindan bir stat çünkü. Yolları açık olsun, içime UEFA doğuyor, ötesini düşünmeye gerek yok bence.
kaleciden MOM'mu olur yav!

22 Ekim 2008 Çarşamba

hadi ordan..

dün gece; ruhla, gazla, motivasyonla "belki" dedik, halt etmişiz...fenerium'dan, maç biletlerinden, kombinelerden gelen parayı hayır kurumlarına bağışlayanların eseridir bu takım..külübesinde josico, gürhan gürsoy ve ilhan parlak'ın oturduğu takımı kurup, şampiyonlar ligi yarı finalinden bahsedenlere en afillisinden bi "hadi ordan" diyorum..

sadece ben demiyorum, adebayor da diyor..

aziz bi git bi çay koy ya..

21 Ekim 2008 Salı

inanmalı..

"gallas, toure ve sagna'nın olmayışı avantajdır, silvestre iki yıldır doğru dürüst top oynamıyor, arsenal deplasmanda kontrollü oynamaya çalışırken bunu çoğu kez eline yüzüne bulaştırıyor, guiza-semih arsenal defansının dengesini bozabilir, alex son maçlara nazaran hücumda daha fazla insiyatif alırsa maçı çevirebilir, aragones iyi oynarlarken, çırpınırlarken kazım ve uğur'u kenara almamalı, fenerbahçe arsenal'in hızlı pas trafiğini bi şekilde engelleyebilirse bi umut var" diyecem ama camianın üzerine serpilmiş ölü toprağını gördükçe susuyorum, konuşamıyorum..
***
3 fenerbahçeliden 2 si bu gece saraçoğlunda tarihi fark olur, hezimet olur diyor..özgüven yerlerde..tamam kocaeliyi bile dili dışarda yenen takım arsenal karşısında favori demiyorum ama biraz da olumsuzluklardan beslenemez miyiz? güç varkını aşırı motivasyonla, gazla, mücadeleyle dengeleyemez miyiz? türk futbolunun bütün önemli başarılarının altında "aşırı hırsın, topyekün teyakkuzun, birilerine bi şeyi ispatlama mecburiyetinin" olduğunu kim inkar edebilir? ne zaman tekniğimizle, taktiğimizle, becerimizle fark yarattık ki? milli takımın başarısında fatih terim'in 4-4-2si, 4-2-3-1'i mi daha etkiliydi yoksa devre aralarındaki "şerefiniz, gururunuz için oynayın" söylemleri mi?
***
demek istediğim, olumsuzluklardan da güzel şeyler çıkarabileceğimizdir..futbol tarihimizde bir dolu örneği var..2 yıl önce ligde yerlerde sürünen, "tecavüze uğrayacak" denilen galatasaray'ın anfield'da yaptıklarıdır..16 yıl önce old trafford'da 2-0dan sonra olanlardır..bunları fenerbahçe de yapar..yapabilir..inanmalı..
ışıl alben!!

9 Ekim 2008 Perşembe

burası türkiye!

skibbe-ertuğrul sağlam-aragones ile başlayan sezon, fatih terim-mustafa denizli-rıdvan dilmen ile biter mi?

hay anasını satayım!

21 Eylül 2008 Pazar

İlk ok


"Fenerbahçe zorlanmadan kazandı"

"Fenerbahçe Kadıköy'de çok farklı"

Asparagas! Hepsi, istisnasız...

Alex'in gerçekten çok klas bitirişiyle öne geçti Fenerbahçe. Maçın hakimi falan değillerdi. Güiza da çok çalıştı, zaten çok sevdiğim bir oyuncu, günden güne takdirimi daha fazla kazanıyor. (Maç ikinci yarıda koptuktan sonra da, artık kırması gereken şeytan bacağını kırdı, adına yakışır bir bitirişle cezalandırdı rakibin hatasını, ödüllendirdi Carlos'un asistini.)

İkinci yarıda maç dengeye geldi. Hatta gol atmaya gerçekten yeltenmeye başlamıştı gençler. Tam o sırada geldi hatalı kırmızı kart. Ortada sarı kartlık bir hareket vardı, ama hareketi yapan El Saka değildi. İkinci sarısı oldu. Neyse, o değil konu.

Fenerbahçeli bir arkadaşımın süper gözlemi: Fener bu sene ligde 4 maç yaptı, 2sini kaybetti, 2sini kazandı. Kazandığı iki maçı rakip eksik kapattı.

Bu bir "kutsal ittifak" paranoyası değildir. Bu, bu sezonki Fenerbahçe'nin, maçları geçen sezonlardaki gibi, bir şekilde koparan bir takım değil, belli değişkenler iyiye gittiğinde, rakibin hataları müsade ettiğince maç kazanabilen bir takım haline geldiğine dair bir gözlemdir. Bugünkü 3-0 da, maçın çok kritik dönüm noktalarındaki şansların yansımasıdır.

Kolay olmayacak Fener'in işi bu sene..


asdf

18 Eylül 2008 Perşembe

Denk güçlerin mücadelesi


Aşağıdaki yazı Al lee tarafından kaleme alınmıştır


Bir şampiyonada son 4’e kalmak demek, o şampiyonanın en başarılı 4 takımından biri olduğunuzu gösterir ama en güçlü 4 takımından biri olduğunuzu göstermez. Bu yüzden Şampiyonlar Ligi’nde yarı final hedefleyen Fenerbahçe’nin illa Real Madrid-Chelsea gibi takımlardan daha güçlü olmasına gerek yok. Geçen seneki başarı elbette Fenerbahçe’nin siklet atlamasına faydalı oldu. Ama bu sıçrama CSKA Moskova,Shaktar Donetsk gibi takımların sikletinden, Porto sikletine yükselmesini sağladı. Dünkü maç da bunu doğrular nitelikteydi. Porto, benim favorilerimden olan kaptan Lucho Gonzalez’in liderliğinde maça hızlı başladı. Fenerbahçe adam paylaşımlarında sürekli hata yapınca, önde oynayan Selçuk-Maldonado-Emre 3’lüsü hem pres hem de oyun kurma yönünden 1 Aurelio etmeyince, daha ilk 20 dakikada yarı sahasına hapsolmuş ve 2 tane gol yemiş Fenerbahçe çıktı ortaya. Golleri takiben, Porto geçen sene Fenerbahçe’nin avı olan diğer Avrupa takımlarıyla aynı tuzağa düştü. Hızlı futbol karşısında bocalayan Fenerbahçe’nin en sevdiği ağır tempolu oyuna dönüş, Fenerbahçe’nin eski kimliğine bürünmesine yardımcı oldu. Ama ileride Guiza’nın insanüstü çabası 1 golden fazlasına da yetmiyordu. İleride topa basan, sağa sola deplase olan Guiza, TFL’deki kapalı defanslardan çok, denk kuvette hatta daha güçlü takımlarla mücadele edilen Şampiyonlar Ligi’nde etkili olacağını gösterdi. Zaten Mallorca gibi bir takımda gol kralı olmak, her pozisyonda gol bulabilen “Mario Jardel” tarzı bir golcüden çok geniş alan ve kontratak futboluna yatkınlığın bir başka ispatıydı.

Aslında geniş alanlara hakim ama disiplin yoksunu rapstar Kazım Kazım, belki de bu maça en uygun oyunculardan biriydi. Ama huysuz ihtiyar geçen maçlardaki disiplinsizliğinin bedelini ondan çok Emre’ye ödetmeye kararlıydı. İlk defa sağ kanatta gördüğüm Emre sürekli içeri kaçarak oyun kurmaya çalışınca, arkasındaki Gökhan Gönül Lucescu’lu Beşiktaş’ın İbrahim Üzülmez’i gibi hücumda 3-5-2, defansta 4-4-2 oyuncusu olarak oynamak durumunda kaldı. Karşısındaki de Rodriguez olunca Fenerbahçe’nin sağ kanadının kırılması işten bile olmadı. Emre de ileride buluşamadığı topları almak için defansın önüne gelip bir de çalım atma sevdasına tutulunca, oyun kurma özürlü Yasin ile birlikte Porto’nun sürpriz ataklar bulmasına neden oldular. Yasin’e ayrı bir parantez açmak gerekirse, bu çocuk top kapmayı biliyor, sürati boyu posu yerinde. Ama pek çok akranı gibi defans kurgusundan bihaber, kademe anlayışı zayıf, topu oyuna sokması rezil. Ne yazık ki bu leş özelliklere rağmen milli savunmacılarımız Gökhan Zan, Servet Çetin ve İbrahim Toraman’dan tek eksiği tecrübe biraz da fizik. Zaten yıllardır bu çocukları yetiştiren sistem, bir Popescu, bir Meira hatta Ronaldo yaratamıyor, ya dışarıdan tonlarca paraya ithal etmek durumunda kalıyor ya da önlerine oyun kursun gedikleri kapatsın diye bir orta saha oyuncusunu assign etmek durumunda kalıyor.

2. yarıda Fenerbahçe daha istekliydi, 7 dakikalık Josico çok fikir vermedi ama Burak değişikliğiyle wing-back’li 5-3-2’ye dönüldü. Roberto Carlos ve Gökhan Gönül hücuma daha çok katılırken Maldonado, Cüneyt Tanman’a dönüştü. Burak – Emre- Alex – Carlos gibi iyi şut çeken adamlara rağmen kale uzaktan fazla yoklanamadı. Nihayetinde maç dönebilirdi, daha farklı da bitebilirdi. Fenerbahçe’nin bu maçtan çıkarması gereken derslere bakılırsa özellikle Aurelio’nun yokluğunda defanstan oyun kurulmasında ve takım savunması kurgusunda Fenerbahçe’nin biraz daha uğraşması gerektiği ortaya çıktı. Yüksek tempolu takımlara karşı oyunu dar alana sıkıştırıp takım halinde pres yapmanın da karaktere yerleştirilmesi gerekiyor. Siz yine de bugün batan Fenerbahçe şarkılarına çok kulak vermeyin. Zira takımda bir değişiklik olmasa da Fenerbahçe kendi sahasında 7 puanı alır, UEFA’ya kalır. Ama Aragones bir şekilde bu sorunları aşarsa, Fenerbahçe yanlış transfer politikası ve kötü Şampiyonlar Ligi başlangıcına rağmen iyi bir kura çekimiyle geçen seneki başarıyı tekrarlayabilir.


Al lee babanın çiftliği