barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Alex Chamberlain - Leverkusen - Barcelona



Alex Chamberlain 1993 doğumlu bir genç. Arsenal'in kadrosu için ortalama, ama dünya futbol ortalaması için epey genç.


Kendisi ile ilgili münasebetim, Football Manager 2012 oyununda Arsenal'den Leverkusen'e kendisini kiralık olarak getirtmiş ve sezon boyunca 10-15 kez forma şansı verip ziyadesiyle memnun kalmış olmamdır. Dünkü maçı da kardeşim Seljuk Benazzoli ile seyrederken kendisini görmemiz maçı güzelleştiren çok önemli bir etken oldu. Yaptırdığı penaltı sırasındaki dribblingi de kendisini 2. sezon için de kiralamama yol açacak.


Leverkusen ile olan münasebetimi de bir önceki paragrafta anlatmış oldum. Al lee kardeşim ile öğrencilik yıllarından beri beraber çalıştırırız FM'de Leverkusen'i. Hep de çok başarılı oluruz, ben başka bir takımla o başarıları tekrarlayamıyorum bir türlü. Bu nedenle hep Leverkusen'e karşı çok büyük sempati besleriz tayfacanak.


Peki bu akşamki Barcelona FCB maçında hangi tarafta yer alacağım sorusu? O konuda karar veremiyorum. Aslında 3-1'in rövanşında şöyle 2-0 Leverkusen galibiyeti gelse, ne şiş yansa ne kebap, çok sevinirim galiba. Ama üst turda fazla şansının olmadığını düşündüğüm için turu Barcelona geçsin diyorum.


Uzun zaman sonra gelen bir ısınma yazısı oldu bu, maçtan sonra da görüşmek dileğiyle.

Mehtap 35 torunum Wasted; Burkitt şafak 66?

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Vint!*


Barsa 20. şampiyonluğunu aldı, söke söke, zorlanarak da olsa.

Dün akşam uzunca süren Benelux tatili dönüşü (bir iki gün içinde yazacağım) eve dönüşüm 20:10'u bulunca koştur koştur açtım Ntv-Ntv Spor ikilisini. İki takım da epey kötü futbol oynuyordu, garip bir şampiyonluk paniği içerisinde. Barsa rakibin kendi kalesine atmasından sonra (ki diğer bir bakışla Pedro'nun banttan ince görmesi de diyebiliriz) klasik gevşekliğine döndü, bulduklarını attı ve heyecan yaratmadan kapattı defteri.

99 puan, kantarın topuzunun kaçtığının göstergesi. Madrid'le bu sene topladıkları toplam puan, bol mücadeleli bir senede ilk 3'ün aldığı toplam puana yaklaşıyor olabilir (mi?).

Bu düzeni, Barsa'nın sinir bozucu koşusunu bozmak isteyen Madrid muhakkak yeni sezona çirkef, karizmatik ve başarılı bir hoca getirecek (zaten aday sayısı 2-3'e iniyor). Bir de içeriden transfer yapabilirlerse kolay çökertirler. Ama sürpriz olur Messi-Xavi-Iniesta-Puyol iskeletinden birinin gitmesine pek ihtimal vermiyorum.

Hasılı, Primera Division'da güzel bi sezon olmadı, Katalanlar haricinde çok fazla sevinen çıkmadı. Umuyorum, sıklıkla belirtildiği gibi "makas" açılmaya devam etmez, sevilla'ların Valencia'ların şampiyonluğu zorladığı sezonları tekrar görürüz.

*katalan dilinde "yirmi"

28 Nisan 2010 Çarşamba

Katalanlar da ağlar!


Zor da olsa kabul etmek lazım. Her takım yenik düşer. Barsa bile!

Mourinho fenomeni hakkında söylenecek çok şey var. Taktik deha. Değme çirkef. Dev şovmen. Ama illa ki çok büyük hoca. 10 kişi kalmayı avantajına bile çevirdi belki. Bugün Inter'in yaptığı savunmaya çirkin futbol, kalleşçe oyun gibi eleştirmek, memleketin en büyük kahramanlık öyküsü olan Çanakkale'yi görmezden gelmek olur bence. Çok güzel savundular, hattı müdafaayı bi kenara bırakıp, sathı müdaafayı benimsediler. O satıh, kendi yarı alanlarıydı.

Bugün bir futbol resitali seyretmedik. Şartlar elvermedi. Ama çok heyecanlı bir akşamdı, özellikle ilk ve son yarım saatleri akılda kalacak nitelikteydi.

Cambiasso çok dev oyuncu, acayip oyuncu. Allah her takıma nasip etsin.

Pique yine 3-4 gol pozisyonu buldu. Bu kez bir tanesini çok güzel bi gole çevirdi. Şahsen ben Fener forvetinde oynar diye düşünüyorum.

Messi'nin kolay durdurulan bir futbolcu olduğu safsatadır. Maradonanın önüne 2 adamlık 2 şer sıra olmak üzere 4 oyuncu dizilmedi hiç. Kendini kandırma İlker Yasin. Bir de rica edicem Barsa'nın sisteminin sağdan soldan ortalara Ibra'nın kafa vurması olduğunu iddia etme. Hakan Şükür-Galatasaray dönemine gidiyor olsa gerek aklın!

Barsa'nın sonunda kaybetmesine 1 milyar insan sevinmiştir. Ama çok net, Madrid taraftarları, Interlilerden bile fazla sevinmiştir. Bunu yaşamayı hiçkimse istemez, haklılar. Olmadı da..

Pis final olacak. Çok az insan benim gibi düşünüyor, ama Van Gaal'i tanıyoruz. Mourinho'dan aşağı kalır bir yönü olmadığını da çok iyi biliyoruz. Keyif olsun diye Bayern'e oynuyorum final iddiamı.. 22 Mayıs akşamı en yakın futbol barında benle izleyecek arkadaşlara sesleniyorum!!

Uzadı. Inter'e helal olsun. Olmaz olanı oldurdular. Muhteşem bi seri geçirdiler. Bu akşam bir Burger Menü, çokça da mutluluğa mal oldu bana Inter'in haklı sevinci.

21 Nisan 2010 Çarşamba

Milano'da garip gece


Barsa'yı son 3 sezonda bu kadar etkisizleştirebilen kaç takım gördük?

%68 top kullanma oranıyla oynadı yine somon renkliler (bkz. Ross'un gömleği), boru değil. Ama çoğunluğu hazırlık pasları ve her zamanki orta saha döngüsüydü. Dün akşam topun orta 3lüden ileri 3lüye akışını neredeyse bloke etti Inter. Otobüs geyiğine girmek istemiyorum, ama onca yorgunluğun üzerine 990 KM yolculuk da Xavi'nin onca pas hatası yapmasını kısmen açıklar bence (illa ki biraz taraftar gözü oldu bu cümlede).

Messi bu sene 3. kez Inter tarafından istop edildi, Mourinho zamanında Ronaldinho'yu durduramamıştı, bu sefer daha beter çalışmış dersine. Çok yerinde bir sertlikle bezdirdiler, inanılmaz bir direnç gösterdiler ona karşı.

Bir not da Pique için. Adam bir santrforun toplamda 2 maçta anca gireceği sayıda pozisyona girdi, ama neler yaptı orada! Katalanların Sabri'si yorumuma geri dönmek durumunda kaldım tekrardan.

Epey kolayladı Inter, ama herkes gibi onlar da dünyanın en pis deplasmanına gittiklerinin, dünyanın en büyük takımlarının orada ne hallere düştüğünün farkındalar. Bu nedenle halen temkinsiz açıklamalarda bulunmuyorlar. Yine de tur geçme iddaası olsa parayı Inter'e yatırırım gibi. En son ne zaman bir İngiliz-İspanyol harici takım aldı sahi CL'i?

30 Kasım 2009 Pazartesi

Muhafız


İyi bir savunmacı ne yapar?
Çok az hata yapar, ceza sahasına yaklaşan tehlikelere geçit vermez. Daha iyisi ise, arkadaşlarının hatalarını da temizler.
Bir de maç kazandıranı vardır. Onlar bir takıma vasat forvetlerden daha fazla sayıda maç kazandırır.
Dün bunun çok iyi bir örneğini gördük Camp Nou'da. Puyol, gerçek bir kahraman gibi oynadı, Madrid hücumcularını hayatından bezdirdi, şutlarının valdes'e gelmesine bile müsade etmedi. Barsa alışılmışın üstünde çamura yattı, Busquets'in babasıyla arkadaş olan Pep, yavaştan bu adamın bu ortasahada ne işi olduğunu sorguluyor olsa gerek?
Her şeye rağmen, maçı sevdiğim taraf kazandı, kaderin cilvesi maçı yine Real sempatizanı abimle seyrettik, çocukken de öyle yapardık, hep real yenerdi, devir değişti..

25 Kasım 2009 Çarşamba

İnter'i gören?


Barsa çok eksikti, inter yaklaşık tam kadro. Geçen ünlü bir blogda yorum kısmına, "reallilere hayırlı olsun, Messi ve İbra olmazsa en azından çekişmeli bir maç izleriz" demiştim. Dün akşamki maç gösterdi ki, çekişme olmayabilir bile. Dün akşam Rıdvan'ın aşırı abartı yorumları bile rahatsız etmedi beni. Bu kadar bütünleşmiş, bu kadar "total"leşmiş bir takım ben daha görmedim 90ların başından beri takip ettiğim futbol dünyasında. Rubin Kazan maçlarını seyretmedim, merak içerisindeyim, nasıl bir şey yapıp bu adamlara 2 maçta sadece 1 puan verdiğine rus ekibinin.

Bu akşam Old Trafford'da Beşiktaş cehennemi yaşayacak. Moraller yerinde, ama ne "yeeteeerrr" diyen taraftarları olacak yanlarında, ne kazım olacak forvette, ne de önder turacı defansta, işler o kadar kolay olmayacak.. Tarihi fark olmaz, tek taraflı geçen maç 2-0 ManU leyhine biter tahmini benden gelsin.

30 Eylül 2009 Çarşamba

D Smart


Bu kalleşlik bana yakışmıyor, ama dün akşam D Smart aldığıma mutlu oldum!

Normal şartlar altında sövüp saymam gerekirdi, ama sene başında bunların olacağını tahmin edip almıştım spor paketini. Sonuçta Star da Doğan'ın, D Smart da. Lig olmayınca ellerinde, spor paketi satabilmek için böyle adilikler yapmaları gerekecek. Ben de o kadar uğraşıp didinip Salı Çarşambaları Master dersi bile almayıp Barça maçını beklerken, Star'ın maçı yayınlayamamasına üzülemedim, özürlerimle..

Maçtan bahsetmek gerekirse, Dinamo Kiev'e dün çok ayıp edildi. Ben Liverpool-Beşiktaş maçından beridir, bu kadar çaresiz bırakılan bir takım görmemiştim, inanın. İbra ve Messi, kariyeriyle oynadı düpedüz sahada 11 adamın. İlk yarının sonlarına doğru, Barça ceza yayı civarına varabilen muzaffer Yussuf'un topa amaçsızca vurup topu ceza alanına yuvarladığı pozisyona bakın, çaresizlik kelimesinin tanımı değişecektir kafanızda. Skor neden 2 o zaman, diye sordu arkadaşlarım, kısmet dedim.

Bu bir çağ. Barça'nın Real'i yakalamak için belki yegane fırsatı. Barça, bu fırsatı değerlendirip en Büyük'ün yanına en başarılıyı da eklemek istiyor gibi görünüyor, umarım böyle devam ederler.
Maçı nerede izlesek??
Son krediyi de D-Smart'ın yayın kalitesine vereceğim. Digiturk Plus'taki gerçek üstü yayın kalitesinden sonra gördüğüm en güzel yayın kalitesi D-Smartınki. Bu kendilerini haklı veya masum kılmaz, ama bilmekte fayda var..
Size diyorum alooo, maç diyorum..

28 Temmuz 2009 Salı

Ibra 9


Mutlu son... ibra'yı bu formayla izlemek büyük keyif olacak..

28 Mayıs 2009 Perşembe

Herkes yenilir


Maç başımda dilimden düşürmediğim bir "Manchester yenilmez" mavrası vardı. Çok istedim Barsanın kupayı almasını, ama bekler yokken, rakip United iken bir türlü oturtamadım kafamda galibiyeti. Olurmuş meğer...

Basireti bağlanmış bir ManU vardı sahada. Antipatik yarı-tanrı Ronaldo ilk yarının başlarında kaçırdığı pozisyonların etkisinde mi kaldı bilinmez, bir türlü etkili olmadı Los Cules savunmasına karşı. En çok da o gol sonrası kameraya bakarak verdiği o çirkin pozları görmediğimize sevindim aslında! Pique kendisini indirip ilk sarıyı gördüğünde Pep korkulu rüya görür dedim, görmedi. Ne Rooney, ne Giggs ilaç oldu Sir'ün hücum kısırlığına. O da ikinci yarıda, Al Lee'nin yakaladığı üzre, Liverpool'dan 4 yedikleri maçın taktiğini, yani 5 forvetle hücum etmeyi denedi. Her zamanki gibi hücumun forvetlerle yapılmadığını gösterdi tarih bize.

Guardiola'ya sene başında sorsak herhalde hayal bile edemezdi bu 3 kupayı birden kazanmayı. Halihazırda oturmuş bir takımı "katalan" kimliğiyle bütünleştirip dev bir ruh kattı adam takıma. La Liga kupa töreninde utanmasa Gujohnsen bile katalanca konuşacaktı! Senelerdir isteyip de yapamadıkları politik kimlik kazanma hadisesini de (derin mevzu, bir ara dalalım) inceden çözdüler böylece. Bizimkilerin deneyip her seferinde yüzüne gözüne bulaştırdığı "abi" kimliği, doğru haliyle tezahhür etti "Pep"te. Laporta nın da son şansıydı, o kumar da tutmuş oldu böylece.

Çok söyledik, en önemlisine gelelim. Senenin en çok hak edeni kazandı. Sezonu şık bir şekilde özetledi maç: Barsa>ManU>Diğerleri. İki senedir ne mutlu ki en iyi oynayan takımlar alıyor bu güzel kupayı. Daim olsun inşallah. 2009 yılın futbolcusu ödülü de, yazın da önemli bir turnuva olmadığına göre ilan edilmiştir diyebiliriz. Messi'ye altın top hayırlı olsun!!
busqet dolls

27 Mayıs 2009 Çarşamba

son nokta barcelona.


sozluk'te pink floyd yazınca çıkan ilk tanımdır; "müziğin ulaşabileceği en üst nokta, saf müzik ve kalitenin yüksek basınç altında yoğunlaşmasından oluşan notron yıldızı kıvamında bir grup..."

floyd'un sapkın ve tapkın bi dinleyecisi olmamı bi tarafa bırakalım; yukarıdaki tanımın futbol lügatındaki karşılığı bu seneki barcelonadır..futbolun ulaşabileceği en üst nokta işte..bireysel yetenekleri en üst seviyede müthiş futbolcular, doğru teknik adam, doğru organizasyon ve nötron yıldızı kıvamında bi takım...saha içinde, saha dışında sayısız doğru..bu kadar doğrunun karşısında manchester united olsan duramıyorsun..roma'da ilk 8 dakikada 5 şut attıktan sonra teslim oldular onlar da..rıdvan "ferguson ortasahayı güçlendirmeli" dedi maç boyunca ama barcelonanın ortasahasının top yapmasını engellemek için ya sahaya 15 kişi çıkmak lazım ya da ikinci bi top getirmek lazım sahaiçine..imkansız yani..olmuyor..maç 2-0 ve dakika 88'ken manchester cezasahındaki 5 barcelonalı olayın başka bi boyutu..barcelona bu sene oynadığı çoğu üst düzey maçta kayıtsız şartsız bi hakimiyet kurdu ve bu akşamki görüntü yine farksızdı..isimlere girip uzatmak istemiyorum..messi'yi c.ronaldo ile karşılaştırmak istemiyorum..yok yani, bi tarafta tutkulu, çoşkulu, mütevazi bi süper adam diğer tarafta burnu bi milyon karış havada, şımarık, bencil bi ibne..hatta ibnetor..kusura bakmayın ağzımı bozuyorum ama puyol gibi ciger bi adama yaptıklarını kim neyle açıklayabilir..futbolun yakışıksız yüzü..konudan iyice sapmadan toparlayacak olursak; bu muhteşem futbol sezonunu ancak barcelona kadar mükemmel bi futbol takımı taçlandırıp şereflendirebilirdi..başta guardiola olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum aciz bi futbolsever olarak..



5'te devre 10'da biter


Bu maç 1 senedir bekleniyor. Bu iki takım, bu sezon diğer tüm takımlardan 5er gömlek üstündü. Çok yakışır bir final ismi oldu hasılı. Başlıktan anlaşılacağı gibi maçtan beklentimiz epey yüksek, tabii Fergie adamlarını orta saha gerisine yığıp Ronaldo ve Rooney'nin öldürücü deparlarıyla maçı almayı düşünmüyorsa, ki malesef bu da yüksek bir ihtimal.

Marca'nın 11'lerinin tuttuğu vaki değildir, ben teammülen koydum yine de. Gelenekselleştirdik artık, yine kardeşlerimle North Shield ya da muadili bir Avrupasal ortamda izleyeceğim maçı. Madem Roma'da değiliz, bari 3-5 İngiliz-İspanyol'un arasında izleyelim maçı.
those who are dead, are not dead, they're just living in my head

10 Mayıs 2009 Pazar

El campio ?


Barcelona şampiyon! O kadar ki, katalan sözlükten şampiyon kelimesinin o dildeki karşılığını bile bulmuştum. Real Valencia'ya 3-0 kaybetmişken, Camp Nou da, kutlama moduna getirilmişti doğal olarak. Ama Barsa'nın bence en yumuşak karnı olan Abidal, ard arda ikinci maçında gördü kırmızıyı. Ardından penaltı golü, ardından Llorrente'nin 92. dakika golü (kader bizle dalga geçiyor!), derken...

Villareal akıl almaz bir geri dönüşle, Barsa'nın Camp-Nou'daki şampiyonluk kutlamasına işedi tabiri caizse! Tabi bu puan da çok kritik Vilareal için. Şampiyonlar ligine gidecek 4. takım henüz belli değil, ve bu umutları gelecek hafta oynanacak Real Madrid maçına sakladılar. Şampiyon belli İspanya'da, ama asıl soru 1. kim!
Söyle bülent söyle, söyle ne oldu? sen olma da ne olursa olsun!

6 Mayıs 2009 Çarşamba

futbol.

90+2'deki golden sonra ekranda görünen chelsea'li küçük taraftarın gözyaşları için, barcelona gibi futbolun bütün güzelliklerini rahatlıkla uygulayan galaksilerüstü bi takımı muhteşem savunma stratejisi ile kilitleyebilen hiddink için, 30 metreden allah kitap 90'a takan essien için, yanlış kırmızı kartlar ve verilmeyen penaltılar için, 70 dakikada 10 km koşup oyundan alınmasına ayar olan drogba için, sarı karttan sonra finali kaçırmanın üzüntüsüyle içindeki sabri sarıoğlu ruhunu bize gösteren dani alves için, yarından başlamak üzere 27 mayıs'a kadar tavan yapacak "messi vs. ronaldo" muhabbetleri için ve bana 88. dakika oynanırken bu yazıya attığım "barça yenilince biz de yenilmiş sayıldık" başlığını yedirdiği için futbolu taparcasına seviyorum..teknik, taktik ve fiziğin doruğa ulaştığı bu muhteşem futbol gecesini fevkalade bi son dakika süpriziyle beraber insanlığa servis ettiği için tanrıya ne kadar şükretsek azdır..gün 27 mayıs'tır..

deli gaza geldim..yazının devamı kitap olur..gece 03.00'a da çok var..off..

Bizim için oyna!


Geçen maçın katenaçyosuna inat, gösterin bize halen futbol için umut olduğunu. 5.9 milyar insan arkanızda.. Visca Barsa..

28 Nisan 2009 Salı

barca-chelsea

ashley cole'un olmadığı chelsea'nin sol kanadını messi haşat eder mi? gecenin önemli sorusu bu..kim oynarsa oynasın, bosingwa ya da başka biri messi'ye bayern maçındaki rahatlığı vermeyecektir, burası kesin..barça-chelsea denince aklıma mourinho-rijkaard düelloları, iki yıl önceki çok sağlam taktik savaşları geliyor..külübelerde hiddink ve guardiola varken daha fazla tempo, daha çok gol bekliyorum şimdi..bu seri bir başka açıdan da ilgi çekici zira essien, ballack ve lampard'lı ortasahanın karşısında bu sefer xavi ve iniesta var..romantik klişeciler için yarının favori kelime öbeği "oyunun iki yönü" değil de nedir? resim olarak hiddink'in fotosunu koyuyorum..güzel adam..
iki mevlevi insan gibi ayrılmak..

23 Şubat 2009 Pazartesi

Sürprizlere gel! (Anadolu'dan görünüm)


Hamburg'da teyzem olmadığı (!), yahut Hollanda'da yaşamadığım için, farklı şehirde maç seyretme mefhumu benim için çok da gelişkin değil. Kayseri ve Van statlarından sonra, şimdi de Ankara'da maç seyretmiş oldum. 10 leş fenerliyle aynı tribünde maç seyretmek acı vericiydi; hele ki üstüne fener yenilip de, "uğursuz" ihalesi bana kalınca, linçin eşiğinden dönmüş olduk.

Haftanın ilk sürprizini beşiktaş yaptı. Sezon başından beri aldığı rahat galibiyet sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Beşiktaşın, ligin zorlu deplasmanlarından birinde böylesi net bir skorla (biraz şans yardımıyla da olsa) ayrılması bence bir sürprizdir. "Denizli şansı" başlığı Meydan Larousse'a geçer, eğer Denizli Beşiktaş'ı da şampiyon yaparsa!

Cumartesi de bir yığın sürpriz yaşadık. Avni Aker'de Trabzon'a 2 atıp, intikam görmeden sıvışmak da zor iş vesselam. Alanzinho dedik, kumaşı iyi galiba dedik ama (Y)alanzinyo espirilerine doğal olarak konu oldu kendisi.. Bırakın maç kurtarma mecali, sıradan bir ortasahacı kadar bile etki etmedi maça!
Bayern'in kötü gidişi, Daum'un Köln'üne de yenilerek devam etti. Son haftalara yaklaşırken tabela nasıl olur, şimdiden kestirmek güçse de, bizdeki Sivas-Trabzon umutlarına Almanlar da Hoffe-Hertha ikilisiyle nazire yapıyorlar.



Aynı gün yukarıda bahsettiğim Fener sürprizi de yaşandı. Maça dair anlatılacak o kadar az şey var ki.. Tek söyleyebileceğim, bu sefer mağlubiyet Aragones'in suçu değildi. Sahada mücadele etmeye taakati olmayan 11 maaşlı (maaş?) insan vardı. Çok sıkıyor fener bu sene, geçen haftaki maç haricinde hiçbir maçından keyif almadım bu sene fenerin!
Aynı gece bir de Barça sürprizi eklenmesin listeye! Barça'nın daimi belalısı Espanyol ve de la Pena, yine işbaşındaydı. Puan farkı 7, artık Primera Division daha heyecanlı geçcek. Sadece puan farkından değil, Barça rüzgarı Madrid'e devretmiş gözüküyor. Olası bir el Classico vurgunu, Barcelona'yı iyiden iyiye paniğe sürükler, geriden gelen geçer prensibi her maçta lanet gibi kovalar kendilerini.


Böylesi bir haftanın kapanışını da Cimbom, çok görkemli bir şekilde yaptı. Tüm kuralları çiğneyerek otobüste internet açıp canlı anlatımla da olsa takip etmeye çalıştım maçı, 2-x denklemindeki x'in değişimini biraz endişe, biraz muziplik eşliğinde seyrettim. Özetlere baktığımda, gerçekten bir felaket senaryosu geldi gözümün önüne. Ben böylesi basiretsiz bir takım savunması, böylesi kopuk, "kompakt"lıktan uzak (son zamanların moda terimini kullanmak istedim), takım hüviyetinde olmayan bir Galatasaray görmedim daha önce. Dakika itibariyle Hagi söylentileri çoktan ayyuka çıkmış durumda. Bugün içinde bu yazıya birçok edit gelebilir. Wasted gözün aydın!
edit: Skibbe gönderildi bile. Saat 13:00 itibariyle henüz resmi bir atama haberi yok.
oscarlarla ilgili görüşlerim de geliyor yakında..

14 Aralık 2008 Pazar

Barça'dan doğum günü hediyesi!


Dün benim doğum günümdü..

Bir yandan kız arkadaş, tayfa vs, Taksim'e gitmek lazım, içmek lazım, ama diğer yanda da dünyada en sevdiğim iki takımın, Beşiktaş ve Barcelona'nın maçları vardı. Ben dün futbola ihanet edip, eğlenmeyi seçtim. Ne ilginçtir futbol tanrıları bizi öyle bir bara sürüklemiş ki, barda sürekli La Liga maçları açıktı. Valencia maçına direndim, ama Barça maçı başlayınca dayanamadık, kızları bir tarafta bırakıp ekrana döndük hepimiz. Yan masada koyu Real'li çocuklar olunca, maç tadından yenmedi. Özellikle ilk Barça golünden sonra mekanı tezahüratlarla ayağa kaldırmaya kadar abartınca biz işi, kavga çıkarır mıyız diye kıllandım bir an!

Hayatımda ilk kez bu kadar aciz bir Real Madrid gördüm. O onu atsa, ah o top direkten dönmese ayaklarını yerim, maç tam anlamıyla Real ceza sahasında oynandı! Sürekli 7-8 Barcelona'lı vardı Madrid yarı sahasında, hakkını verelim bu yarı sahada fazla boş alan bulamadı Barcelona hücumu. Ama diğer yarı saha, maçın bütününde Victor Valdez kullanımına tahsis edilmiş gibiydi! Barça, sakat biçimde üstündü Real'den.

Casillas, Madrid direnişinin sembolü oldu gözümde, müthiş derecede hızlı ve başarılıydı. Takımının açık ara en iyisiydi. Valdez ise bizi şaşırttı, 2 kontratakta iki mutlak gol pozisyonunu engelledi. Guardiola günden güne büyüyor kulübede, giyim kuşamıyla, karizmasıyla da apayrı bir tarz yaratıyor kendine..

Beşiktaş için de bir cümle olsun söyleyelim. "Stadyum" programından izledim geniş özeti. Hücum hattını beğendim diyebilirim, ama bu savunma, bu boşlukların 4te birini Cimboma verirse var ya...

Aceto'nun ramon'una armağan olsun..

6 Ekim 2008 Pazartesi

Messi vs Kun


En sonunda İspanyol basınının iştahını kabartan karşılaşma yaşandı: Messi vs Agüero.

Biri Maradona'nın "veliahtım" dediği dev, diğeri, tanrının kızıyla evlenmiş, utanmamış ondan çocuk yapmış dev..

Ne oldu? Maç 6-1 bitti. Yani ne demek? Messi iyi, Agüero kötüymüş.. tebrik ederim. Haklısınız, bence de messi daha iyidir. Ama...

Bu kıyaslamayı yaparken eğer bu maça bakacaksak, Guardiola-Aguirre, Camp Nou, Iniesta-Luis Garcia, Barcelona-Atletico Madrid, Valdez-Coupet gibi farklılıklar da göz önünde bulundurulmalı değil midir? Attığı boş kale frikik golüyle mi yoksa yücelteceğiz bu düzeyde bir futbolcuyu?

O maçı Barça Messisiz de alırdı, bir o kadar farklı alırdı hem de. Maçın bütününde oynanan mükemmel futbola, kalan 10 adama, Guardiolaya, milyonlarca FCB taraftarına biraz ayıp etmiyor muyuz peki ya?...

mes que un club

1 Ekim 2008 Çarşamba

Camp Nou manzaraları


Hafta içi müze modunda kullanılan Camp Nou'nun soyunma odası..

İlk fotoğrafta taktik veren teknik direktör kılığında biladerim Lazinyo.. 30 yıllık Reallinin Barçaya döndüğünün resmidir..

İkinci fotoğraf ise, koyu katolik katalanların dua etmeden maça çıkmadığı efsanelerinin kanıtı. Her golünden sonra 4 kere istavroz çıkaran Ronaldinho da tam kulübündeymiş bir zamanlar..

ps: daha güzel görüntüler görmek için lütfen fotoğrafa tıklayınız..

"Barsa" diye okunur aslında. Ben teammülü bozmadım.

16 Eylül 2008 Salı

Son yılların en iyisi


"Ben başka bir maç mı izledim; bana göre bu son yılların en iyi barçasıydı" demiş Barcelona'nın Racing'le 1-1 berabere kaldığı maçtan sonra Johann Cruyff.

Ben pek öyle yakalamadım, hatta bir arkadaşımdan duysaydım 1 saat dalga geçerdim. Ama Cruyff diyince işler değişiyor. Ben de biraz daha sabretmeye karar verdim..


fwef