trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2010 Pazartesi

kalite farkı

Sonuç bir yana her iki takımın teknik direktörü arasındaki kalite farkı bakımından turnusol kağıdı maçıydı. Şenol Güneş özellikle ikinci yarıdaki doğru taktik hamlesiyle, garip oyuncu tercihleriyle ne yapmak istediği çok anlaşılamayan Aykut Kocaman’ı mat etti. İki teknik adam arasındaki vizyon farkı için de zaten uzağa değil Perşembe akşamki maçlardan sonraki demeçlerine bakmak yeterli. Aykut Selanik’te 1-0 için iyi sonuç derken, Şenol hoca’nın liverpool’daki demeci “1-0 kötü sonuç” olmuştu. Birinin rakibi Liverpool, diğerinin Paok... Bütün bunlarla beraber Aykut Kocaman’ın ve dolayısıyla resimdeki terazinin akıbeti konusunda da -kaçan şampiyonlar ligi biletine rağmen- beklemek gerektiği düşüncesindeyim.
***
Bu arada ikinci haftanın sonunda, üç büyüklerden yenilmeyen takım kalmadı. Anlaşılan o ki, üç büyük takımın da yönetimlerindeki cıvıklıklar bitmediği müddetçe anadoludaki ihtilal devrime dönüşecek gibi duruyor. umarım yanılırım…
***

20 Ağustos 2010 Cuma

Salvador


Uefa'nın da dediği gibi, "Milan Baroš saved the day for Galatasaray"!

İlk yarıda Fenerbahçe ve Galatasaray resmen yitikleri oynarken, İstanbul'da Baros, Selanik'te Niang, tek adamın takımda neleri değiştirebileceğini; "Oyunun kaderini değiştirecek oyuncu"su olmayan büyük takımın ne hallere düşebileceğini gösterdiler bize.

Yine de söylüyorum, iki takım da sezon için iç açıcı görüntü sergilemiyor, gördüğüm 3-4 resmi maçlarının sonrasında yapabileceğim yorum budur.

Trabzon maçını bir 15 dakika seyredebildik; duyduğum kadarıyla kaplan gibi savaşmışlar Anfield'da, helal olsun onlara da.

Peki 3 takım elense kupadan, D-Smart 300 TL'ye spor paketi satabilir mi? Nah satar!

5 Mayıs 2010 Çarşamba

fenerbahçe türkiye kupasına renk katıyor...

madem alamayacaksın her sene her sene finale kadar niye çıkarsın kardeşim? fenerbahçe'nin olayı başlıkta da belirttiğim gibi kupaya renk katmaktır..trt'in maç yayınlarını özlemişiz, maç öncesi belediye başkanı, emniyet müdürü ve vali ile ropörtajlar ufak çapta "ne oluyor lan" dedirtti. maçı da kupayı da golü yedikten sonra beraberliği panik dakikaları gelmeden bulan trabzonspor hak etti..colman'ı ve özellikle selçuk inan'ı ayrı bi yere koymak gerekiyor. tranzonspor adına farkı onlar yarattı..fenerbahçe'nin urfa'daki varlığı alex'in varolduğu ölçüdeydi. kaptan da yapacağını yaptı zaten, golü yoktan yarattı adeta..2-1'den sonra ömer üründül'ün semih ve gökhan'ı almıyor diye daum'a saydırması ayrı bir konudur, geçelim..gap arena'da kolbastı bu ülkenin güzel bi fotoğrafı oldu, not düşmek lazım..trabzonspor başkanı ben olsam takımı bu akşam trabzona götürmem, sıragecesi-ciğköfte olayına girer, galibiyetin keyfini çıkarırdım..bu arada kupa töreninde song'un üstündeki formada yazan "rasimcan" ismi ne demektir, biri biliyorsa yazsın şuraya..neticede song gibi kaptana yakıştı kupa kaldırmak..
***

16 Ocak 2010 Cumartesi

Al Gutierrez ver Gökhan kampanyası


trabzonspor Gutierrez'i aldı. Sık gol pozisyonuna girip çok gol atamayan bir takım için, Güney Amerika istatistikleri bu denli kuvvetli bir oyuncu güzel bir ek oldu. Bunun karşılığında Gökhan Ünal'ı Fener'e vermiş olmak ne kadar zayıflatır kadroyu, en azından kulübede bu kalitede oyuncu bulundurmak faydalı olmaz mıydı gibi sorular geliyor aklıma. Ama bu işten karlı çıkan Trabzon olur benim kanımca. 2. yarının yükselişte olacağını düşündüğüm takımıdır kendileri.

28 Nisan 2009 Salı

Neden bro neden?!...


Yine Ersun, yine sezon sonu düşüşü, yine bir çuval incir...

Çok mu zor "kalıyorum" demek, sebat etmek? Çok mu zor "hiç bir yere gitmiyorsun, zaten bu sene hedefimiz şampiyonluk değildi" demek?

Nerede eğlenceli 61. dakikalar, kolbastılar?

Kim gelecek Ersunun yerine de şampiyon yapacak Trabzonu? Tolunay mı?

Güldürmeyin beni sabah sabah!
adriana lima fotoşopsuz fotoğrafları elimde, 1. elden, şok olacaksınız :)

23 Şubat 2009 Pazartesi

Sürprizlere gel! (Anadolu'dan görünüm)


Hamburg'da teyzem olmadığı (!), yahut Hollanda'da yaşamadığım için, farklı şehirde maç seyretme mefhumu benim için çok da gelişkin değil. Kayseri ve Van statlarından sonra, şimdi de Ankara'da maç seyretmiş oldum. 10 leş fenerliyle aynı tribünde maç seyretmek acı vericiydi; hele ki üstüne fener yenilip de, "uğursuz" ihalesi bana kalınca, linçin eşiğinden dönmüş olduk.

Haftanın ilk sürprizini beşiktaş yaptı. Sezon başından beri aldığı rahat galibiyet sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Beşiktaşın, ligin zorlu deplasmanlarından birinde böylesi net bir skorla (biraz şans yardımıyla da olsa) ayrılması bence bir sürprizdir. "Denizli şansı" başlığı Meydan Larousse'a geçer, eğer Denizli Beşiktaş'ı da şampiyon yaparsa!

Cumartesi de bir yığın sürpriz yaşadık. Avni Aker'de Trabzon'a 2 atıp, intikam görmeden sıvışmak da zor iş vesselam. Alanzinho dedik, kumaşı iyi galiba dedik ama (Y)alanzinyo espirilerine doğal olarak konu oldu kendisi.. Bırakın maç kurtarma mecali, sıradan bir ortasahacı kadar bile etki etmedi maça!
Bayern'in kötü gidişi, Daum'un Köln'üne de yenilerek devam etti. Son haftalara yaklaşırken tabela nasıl olur, şimdiden kestirmek güçse de, bizdeki Sivas-Trabzon umutlarına Almanlar da Hoffe-Hertha ikilisiyle nazire yapıyorlar.



Aynı gün yukarıda bahsettiğim Fener sürprizi de yaşandı. Maça dair anlatılacak o kadar az şey var ki.. Tek söyleyebileceğim, bu sefer mağlubiyet Aragones'in suçu değildi. Sahada mücadele etmeye taakati olmayan 11 maaşlı (maaş?) insan vardı. Çok sıkıyor fener bu sene, geçen haftaki maç haricinde hiçbir maçından keyif almadım bu sene fenerin!
Aynı gece bir de Barça sürprizi eklenmesin listeye! Barça'nın daimi belalısı Espanyol ve de la Pena, yine işbaşındaydı. Puan farkı 7, artık Primera Division daha heyecanlı geçcek. Sadece puan farkından değil, Barça rüzgarı Madrid'e devretmiş gözüküyor. Olası bir el Classico vurgunu, Barcelona'yı iyiden iyiye paniğe sürükler, geriden gelen geçer prensibi her maçta lanet gibi kovalar kendilerini.


Böylesi bir haftanın kapanışını da Cimbom, çok görkemli bir şekilde yaptı. Tüm kuralları çiğneyerek otobüste internet açıp canlı anlatımla da olsa takip etmeye çalıştım maçı, 2-x denklemindeki x'in değişimini biraz endişe, biraz muziplik eşliğinde seyrettim. Özetlere baktığımda, gerçekten bir felaket senaryosu geldi gözümün önüne. Ben böylesi basiretsiz bir takım savunması, böylesi kopuk, "kompakt"lıktan uzak (son zamanların moda terimini kullanmak istedim), takım hüviyetinde olmayan bir Galatasaray görmedim daha önce. Dakika itibariyle Hagi söylentileri çoktan ayyuka çıkmış durumda. Bugün içinde bu yazıya birçok edit gelebilir. Wasted gözün aydın!
edit: Skibbe gönderildi bile. Saat 13:00 itibariyle henüz resmi bir atama haberi yok.
oscarlarla ilgili görüşlerim de geliyor yakında..

27 Ocak 2009 Salı

Alanzinho


Norveç'in Stabaek takımından bir sol kanat adamı alın, ve bu Brezilyalı olsun mümkünse. İlginç iş yaptı yine Trabzon. Ersun Hoca'nın adamı nereden araştırdığına (!) dair tahminlerim vardı. Ben de o kaynakları kullandım. Ve bir kez daha sırf sizlere bu adam hakkında setaylı bilgi sağlayabilmek için Norveç Liginden oyun açtım! Selaminko'nun talebi üzerine bu sefer daha detaylı bir çalışma yaptım.



24 yaşında, yetenekli bir oyuncu kendisi. Ufak tefek. 1.64 boyunda, sol ayağını kullanıyor. Orta sahada hücuma yönelik oynuyor, sol kanatta da oynayabiliyor (ki bize trabzon sol açık aldı deniyor). Sonuçta Yattara'nın varlığında daha aktif kanadı sağ kanat olacak Trabzon'un, burası kesin. Ama sol kanattan bindirmeleri de Cale'nin tek başına yapıyor olmasının bir mantığı yok bence. Bu açıdan ayağına hakim, iyi top yapacak, sol kanatta oynayacak bir adam da her zaman işine yarar Trabzon'un. İş yerinde video açamıyorum. Akşam eve gider gitmez videoları da seyredeceğim, lakin videoya hiç güven olmaz. Al Lee'nin de dediği gibi, Sabri'nin bütün iyi hareketlerini toplayıp video yapsan ManU'nun sağ bek açığını kapamaya çalışırsın kendisiyle!

Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun.
mazhar alanzinho, beterini isterseniz: alan zinho, satan zinho

26 Ocak 2009 Pazartesi

Pazar akşamı


Trapano ve bir arkadaşıyla, Al Lee'nin evinde buluştuk (saçma geliyor ama, o arkadaş Al Lee'nin kardeşi olduğu için aslında çok saçma değil), amacımız pazar gecemizi Fenerbahçe maçı izleyip, PES oynayarak geçirmekti. Bir de Al Lee'nin, geçen haftanın PES maçlarından kaybettiği krokanlı pastayı yemek de aklımızdaydı (gecenin sonunda elibol kardeşimizin madodan aldığı muhteşem pasta, gecenin en önemli anı oldu bizim için, o ayrı)!

Fener Trabzon maçıyla ilgili fazla söz yok söylenecek. Volkan ve Gökhan'dan ibaret Fener'e 1 puan bence yetmeli. Pek de söylenmedi zaten yanımdakiler beraberliğe, oynanan futbol nedeniyle. Ama Guiza artık sabır taşırmıyor mu? Bir oyuncuyu kulübeye almak için kaç hafta kötü oynaması beklenir? 18? 20? Bu adam Raul'u takıma almamış, memnun kalmadığı saniye Torres'leri kenara çekmiş adam. İlginç değil mi Guiza'ya bu kadar göz yumması?



Sonrasında "Adriana Lima'yı görek" amaçlı Acun'a katlanma saati geldi. Lima'nın özensiz koltuk altından (bu kısmında konsensus sağlayamadık) girdik, kötü makyajı ve giymeyi unuttuğu iç çamaşırında tecelli ettik. Ama gerçek şu ki, bu kalibrede bir insan (güzellik ve kariyer) için, akılalmaz düzeyde alçak gönüllü ve sempatik birisiydi. Hasılı eğlendik..

Son olarak da, PES'i 4 kişi oynamanın tadını çıkardık, Trapano'yla fırtına gibi estik. Buradan da, Al Lee ve ortanca kardeşinin PES konusunda halen gelişime açık olduğu sonucunu çıkarabiliriz bence!

not: PES 2009'da "Become a Legend" modunu denemeyen varsa, hiç kaçırmasın, forvet ya da kanat olun, adamınızın gelişimi, attığınız goller vs. muhteşem bir sahiplenme duygusu yaratıyor.
Al Lee'deki şansa bak. Allahsız acun, yiyosa Scarlett'i çıkarsana programa

9 Ekim 2008 Perşembe

Tüp kokan açıklamalar


Trabzon başkanı Yattaraya sahip çıkmış. Trabzonlular ve camiadan da aynı desteği beklediğini söylemiş.

2 hafta önce Yattaranın artık bu takıma hayrı kalmamıştır diyen Demirören miydi ki?

Sadri Şener ne işle iştigal eder? LPG?
git artık giiiiitttttt

24 Eylül 2008 Çarşamba

krema çöpe mi?

fenerbahçeli için alex, galatasaraylı için arda neyse trabzonlu için yattara odur..takımdan giderse taraftarın uğruna galeyana geleceği, isyan edip kombine kıracağı ilk adamdır.. bi yerde ersun yanal'ın binbir titizlikle hazırlamaya çalıştığı pastanın kremasıdır..arap şeyhleri ve paris saint germain yöneticileri şu anda sıkı pazarlıktalar trabzonda..fransızların araplar kadar parası yok..trabzonspor yöneticileri de, "gitmişken kasayı doldursun öyle gitsin" diyeceği için tek alternatif katar kalıyor..o zaman da soru sayısı artıyor; yattara "ekmek parası" derdine düşüp katar'a gitmek için diretir mi? ersun yanal tam pastayı fırına vermişken kremayı çöpe dökmeyi göze alır mı?

yattarak

15 Eylül 2008 Pazartesi

Renksiz Kartal!


"Delikanlı adam renkli takım tutmaz" geyiğine bir katkı da, dünkü futbolundan geldi Beşiktaş'ın.

90 dakika boyunca birkaç uzak şut dışında önemli pozisyonu yoktu Beşiktaş'ın. Trabzon'un var mıydı? onların da yoktu.. Herkes mi 1 puan istiyordu ki sahada acaba?
François maç başında, "sanılanın aksine çok kapanık, golsüz bir maç olacak" demişti, doğru demiş. İki teknik adam da, karşısındaki takımın hücum gücünden korkarak çıktı maça. Mesele hücumda çoğalmak değil, ama kafalar kendi yarı sahalarındaydı. Bekleri maç boyunca toplamda 3-4 kere rakip sahalarda gördük, önliberolar orta yuvarlağı mesken tuttu, maçın %60'ı orta sahada oynandı dolayısıyla. Beşiktaş'ın en büyük savaşçısı Bobo sahada yürüdü. Delgado da, Bobo ve Holosko olmayınca şık hareketlerini maçı seyredenlere teselli armağanı olsun diye yaptı.
Hasılı maç golsüz bitti. İki takım da, erken bir derbi mağlubiyeti korkusuyla, 1 puana sevindi. Hayrını görsünler. Ama güzel futbol oynamadan alınan puan, sorarım size haram değil midir?

Trabzon beni şaşırttı. Gerçekten dirençli bir takım görüntüsü çizdiler. Bence bu sezon ilk 3'ü, 4 sene içinde de, neden olmasın, şampiyonluğu hak edebilirler!


vghjgj

12 Ağustos 2008 Salı

Trabzonspor


Her ne kadar transferdeki açgözlülüğüyle wasted times'ın kalbini kırsa da, takımın komple yenilenmesi gerektiği herkes tarafından kabul ediliyordu. Lakin bunun ne şekilde olması gerektiği konusunda farklı fikirler vardı.

Trabzonspor'un 4. büyük olmasında en büyük payın, bereketli topraklarında yetişmiş oyuncular olduğunu savunanlar, aynı zamanda Gökdeniz ile Fatih'in satılmasına en fazla üzülenlerdi.

Trabzonspor'un seçtiği yol ise, Football Manager düşkünlüğüyle bilinen teknik direktör
Ersun Yanal'ın ucuz yıldız adaylarını toplayıp, yepyeni bir kadro yaratmak bunu yaparken de
heyecan vermeyen eski oyuncularını da takımdan uzaklaştırmaktı.

Hazırlık maçlarından takip edebildiğim kadarıyla Trabzonspor bu sene orta sahasında wingerlar
olmayan ve çift forvetli 4-3-1-2 ile klasik 4-4-2 arasında geçişmeler yapacak. Bunlara göre taktikler ise;

4-3-1-2 : Sylla
Tayfun Song Egemen Cale
Ceyhun Selçuk Colman
Yattara
Gökhan Umut

4-4-2: Sylla
Song Giray Egemen Cale
Yattara Selçuk Colman Barış
Gökhan Umut

şeklinde olacaktır.

Tahminlerime göre Ersun Yanal'ın Trabzonspor'u ligin ilk 7-8 haftasında hiçkimseye acımayan silindir gibi bir takım olacaktır. Bu aşamaya kadar olacak süreç transferlerin faydasından öte Ersun Yanal etkisinden kaynaklanacaktır. Ancak bu haftalardan sonra takımın istikrarlı bir yapıya bürünebilmesi için, Ersun Hoca'nın daha önceki hiçbir takımında elinde olmayan geniş kadro avantajını kullanabilmesi gerekecek ve bu da yapılan transferlerin ak mı kara mı olduğunu ortaya koyacaktır.

Temennim ligde ilk 3'e girecek ve 3 büyüklerin Avni Aker'e pikniğe gelmesini engelleyecek bir Trabzonspor izlemek.

Ancak FMci Ersun Hoca'nın transferleri tutmazsa save etmeden exit yapma ve tekrar başlama şansı olmayacağı gerçeği beni oldukça korkutuyor.

dsa

15 Temmuz 2008 Salı

5 kombineye 1 transfer

güzide ilimiz trabzon, bu aralar ufak çaplı bi nüfus patlaması yaşıyor...

hayır hayır, aklınıza doğum kontrol yöntemlerinin artık sonuç vermediği ya da fındık hasatı için mevsimlik işçi göçü filan gelmesin, patlamanın sebebi trabzonspor..

bu seneki 21. (evet, yanlış duymadınız 21.) transfer bugün gerçekleşti...

revizyon yapacağız, takımı yenileyeceğiz derken kantarın topuzunu iyice kaçırdılar..transfer yaptıkça daha çok satılan kombine kartları mı yanıltıyor, tam olarak bilmiyorum..bilen biri varsa yazsın şuraya, biz de öğrenelim..

ama bildiğim tek şey, o kombine sahiplerinin, en ufak bi başarısızlıkta yerine oturup sonsuz melankoliye kapılan sakin bi taraftar güruhundan çok daha ötesi olduğudur...

teselliyi martavalda bulmayacaklarıdır...

"yalan" bahanelere kolay kolay aldanmayacaklarıdır..

fhg