bayern munich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayern munich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2010 Çarşamba

Uğur Önver'den inciler


Bir yanda keyifli bir tempoyla süren Porto Arsenal maçı, diğer yanda ise keyifsiz olmasına rağmen sunucusuyla rengarenk bir moda bürünen Bayern Fiorentina maçı. Allahtan kanallar arası switch tuşu var. Ben şimdilik size Uğur'un incilerinden bir kaçını aktarayım. Kalanını ve maçlarla ilgili yorumlarımı bu yazıya edit olarak veririm.

-Maça öyle büyük bir ilgi var ki, flaş ve deklanşör sesleri size kadar geliyordur. Her 10 saniyede bi fotoğraf çekiliyor. (E tabi, Allianz arena bi daha Fiorentina gibi büyük takımı nerede görecek?) (deklanşörün ses çıkarmadığını, ses çıkaranın diyafram olduğunu da buradan hatırlatmış olalım)

-Robben kimse yardıma gelmedi diye takım arkadaşlarına isyan ediyor (Montolivo'dan yediği tekmeleri görmezden gelen hakeme bağırırken)

-Gomez golü atıyor, ama yardımcı hakeme bakıyoruz bir ofsayt kararı var (hakem golün öncesinde penaltı olduğuna hükmederken)

-İşte hareket bu, işte vuruş bu! (Mülleri kötülemek isterken, Robben'in kaleye zor yetişen bir şutunu biraz abartarak överken)

İzledikçe gülmeye devam bu arada, bunlar da İlker Yasin'den.

-İşte felsefe bu olmalı. Bugün Arsenal'in yıldızlarının yarısı yok, ama bu adamlar buluyor, buluyor, buluyor satıyor, ve Şampiyonlar liginde bir üst tura çıkıyor gruplardan. Bizdekinin tam tersi.
-Hakem birden (birden?) devam kararı veriyor, oysa ki beklenti (kimin beklentisi?) penaltı.
-XX XX kanaldan bu maçı aynı Dragao atmosferinde seyredebilirsiniz. Bütün Star'da oynanan tüm karşılaşmaları HD olarak seyretmek tabii ki mümkün.
-Golün sahibi, uzun süre kulüp arayan bir takım (?)(İlker abi circular reference verdi)
-Polonyalı ve Fransız futbolcular, ortak dil ingilizce (Fabianski ve Sagna birbirlerine göz göze bir şeyler anlatırken Yasin Gaipten İngilizce duyuyor)

Tabii her şey bir yana, var olma savaşı veren ve bayağı da başarılı olan Arsenal'in kaleci hatasıyla 2 gol birden yemesi adil midir, hakemin eli havada ve arkası dönükken çift vuruştan gol atılır mı?

İki ev sahibi takım da 2-1 kazanarak ikinci maçlara çok da avantajlı olmayan skorlar elde ettiler. Bence iki ev sahibi de hakemler tarafından çok pis kollandılar.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Sürprizlere gel! (Anadolu'dan görünüm)


Hamburg'da teyzem olmadığı (!), yahut Hollanda'da yaşamadığım için, farklı şehirde maç seyretme mefhumu benim için çok da gelişkin değil. Kayseri ve Van statlarından sonra, şimdi de Ankara'da maç seyretmiş oldum. 10 leş fenerliyle aynı tribünde maç seyretmek acı vericiydi; hele ki üstüne fener yenilip de, "uğursuz" ihalesi bana kalınca, linçin eşiğinden dönmüş olduk.

Haftanın ilk sürprizini beşiktaş yaptı. Sezon başından beri aldığı rahat galibiyet sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Beşiktaşın, ligin zorlu deplasmanlarından birinde böylesi net bir skorla (biraz şans yardımıyla da olsa) ayrılması bence bir sürprizdir. "Denizli şansı" başlığı Meydan Larousse'a geçer, eğer Denizli Beşiktaş'ı da şampiyon yaparsa!

Cumartesi de bir yığın sürpriz yaşadık. Avni Aker'de Trabzon'a 2 atıp, intikam görmeden sıvışmak da zor iş vesselam. Alanzinho dedik, kumaşı iyi galiba dedik ama (Y)alanzinyo espirilerine doğal olarak konu oldu kendisi.. Bırakın maç kurtarma mecali, sıradan bir ortasahacı kadar bile etki etmedi maça!
Bayern'in kötü gidişi, Daum'un Köln'üne de yenilerek devam etti. Son haftalara yaklaşırken tabela nasıl olur, şimdiden kestirmek güçse de, bizdeki Sivas-Trabzon umutlarına Almanlar da Hoffe-Hertha ikilisiyle nazire yapıyorlar.



Aynı gün yukarıda bahsettiğim Fener sürprizi de yaşandı. Maça dair anlatılacak o kadar az şey var ki.. Tek söyleyebileceğim, bu sefer mağlubiyet Aragones'in suçu değildi. Sahada mücadele etmeye taakati olmayan 11 maaşlı (maaş?) insan vardı. Çok sıkıyor fener bu sene, geçen haftaki maç haricinde hiçbir maçından keyif almadım bu sene fenerin!
Aynı gece bir de Barça sürprizi eklenmesin listeye! Barça'nın daimi belalısı Espanyol ve de la Pena, yine işbaşındaydı. Puan farkı 7, artık Primera Division daha heyecanlı geçcek. Sadece puan farkından değil, Barça rüzgarı Madrid'e devretmiş gözüküyor. Olası bir el Classico vurgunu, Barcelona'yı iyiden iyiye paniğe sürükler, geriden gelen geçer prensibi her maçta lanet gibi kovalar kendilerini.


Böylesi bir haftanın kapanışını da Cimbom, çok görkemli bir şekilde yaptı. Tüm kuralları çiğneyerek otobüste internet açıp canlı anlatımla da olsa takip etmeye çalıştım maçı, 2-x denklemindeki x'in değişimini biraz endişe, biraz muziplik eşliğinde seyrettim. Özetlere baktığımda, gerçekten bir felaket senaryosu geldi gözümün önüne. Ben böylesi basiretsiz bir takım savunması, böylesi kopuk, "kompakt"lıktan uzak (son zamanların moda terimini kullanmak istedim), takım hüviyetinde olmayan bir Galatasaray görmedim daha önce. Dakika itibariyle Hagi söylentileri çoktan ayyuka çıkmış durumda. Bugün içinde bu yazıya birçok edit gelebilir. Wasted gözün aydın!
edit: Skibbe gönderildi bile. Saat 13:00 itibariyle henüz resmi bir atama haberi yok.
oscarlarla ilgili görüşlerim de geliyor yakında..