sampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Alex Chamberlain - Leverkusen - Barcelona



Alex Chamberlain 1993 doğumlu bir genç. Arsenal'in kadrosu için ortalama, ama dünya futbol ortalaması için epey genç.


Kendisi ile ilgili münasebetim, Football Manager 2012 oyununda Arsenal'den Leverkusen'e kendisini kiralık olarak getirtmiş ve sezon boyunca 10-15 kez forma şansı verip ziyadesiyle memnun kalmış olmamdır. Dünkü maçı da kardeşim Seljuk Benazzoli ile seyrederken kendisini görmemiz maçı güzelleştiren çok önemli bir etken oldu. Yaptırdığı penaltı sırasındaki dribblingi de kendisini 2. sezon için de kiralamama yol açacak.


Leverkusen ile olan münasebetimi de bir önceki paragrafta anlatmış oldum. Al lee kardeşim ile öğrencilik yıllarından beri beraber çalıştırırız FM'de Leverkusen'i. Hep de çok başarılı oluruz, ben başka bir takımla o başarıları tekrarlayamıyorum bir türlü. Bu nedenle hep Leverkusen'e karşı çok büyük sempati besleriz tayfacanak.


Peki bu akşamki Barcelona FCB maçında hangi tarafta yer alacağım sorusu? O konuda karar veremiyorum. Aslında 3-1'in rövanşında şöyle 2-0 Leverkusen galibiyeti gelse, ne şiş yansa ne kebap, çok sevinirim galiba. Ama üst turda fazla şansının olmadığını düşündüğüm için turu Barcelona geçsin diyorum.


Uzun zaman sonra gelen bir ısınma yazısı oldu bu, maçtan sonra da görüşmek dileğiyle.

Mehtap 35 torunum Wasted; Burkitt şafak 66?

28 Nisan 2010 Çarşamba

Katalanlar da ağlar!


Zor da olsa kabul etmek lazım. Her takım yenik düşer. Barsa bile!

Mourinho fenomeni hakkında söylenecek çok şey var. Taktik deha. Değme çirkef. Dev şovmen. Ama illa ki çok büyük hoca. 10 kişi kalmayı avantajına bile çevirdi belki. Bugün Inter'in yaptığı savunmaya çirkin futbol, kalleşçe oyun gibi eleştirmek, memleketin en büyük kahramanlık öyküsü olan Çanakkale'yi görmezden gelmek olur bence. Çok güzel savundular, hattı müdafaayı bi kenara bırakıp, sathı müdaafayı benimsediler. O satıh, kendi yarı alanlarıydı.

Bugün bir futbol resitali seyretmedik. Şartlar elvermedi. Ama çok heyecanlı bir akşamdı, özellikle ilk ve son yarım saatleri akılda kalacak nitelikteydi.

Cambiasso çok dev oyuncu, acayip oyuncu. Allah her takıma nasip etsin.

Pique yine 3-4 gol pozisyonu buldu. Bu kez bir tanesini çok güzel bi gole çevirdi. Şahsen ben Fener forvetinde oynar diye düşünüyorum.

Messi'nin kolay durdurulan bir futbolcu olduğu safsatadır. Maradonanın önüne 2 adamlık 2 şer sıra olmak üzere 4 oyuncu dizilmedi hiç. Kendini kandırma İlker Yasin. Bir de rica edicem Barsa'nın sisteminin sağdan soldan ortalara Ibra'nın kafa vurması olduğunu iddia etme. Hakan Şükür-Galatasaray dönemine gidiyor olsa gerek aklın!

Barsa'nın sonunda kaybetmesine 1 milyar insan sevinmiştir. Ama çok net, Madrid taraftarları, Interlilerden bile fazla sevinmiştir. Bunu yaşamayı hiçkimse istemez, haklılar. Olmadı da..

Pis final olacak. Çok az insan benim gibi düşünüyor, ama Van Gaal'i tanıyoruz. Mourinho'dan aşağı kalır bir yönü olmadığını da çok iyi biliyoruz. Keyif olsun diye Bayern'e oynuyorum final iddiamı.. 22 Mayıs akşamı en yakın futbol barında benle izleyecek arkadaşlara sesleniyorum!!

Uzadı. Inter'e helal olsun. Olmaz olanı oldurdular. Muhteşem bi seri geçirdiler. Bu akşam bir Burger Menü, çokça da mutluluğa mal oldu bana Inter'in haklı sevinci.

21 Nisan 2010 Çarşamba

Milano'da garip gece


Barsa'yı son 3 sezonda bu kadar etkisizleştirebilen kaç takım gördük?

%68 top kullanma oranıyla oynadı yine somon renkliler (bkz. Ross'un gömleği), boru değil. Ama çoğunluğu hazırlık pasları ve her zamanki orta saha döngüsüydü. Dün akşam topun orta 3lüden ileri 3lüye akışını neredeyse bloke etti Inter. Otobüs geyiğine girmek istemiyorum, ama onca yorgunluğun üzerine 990 KM yolculuk da Xavi'nin onca pas hatası yapmasını kısmen açıklar bence (illa ki biraz taraftar gözü oldu bu cümlede).

Messi bu sene 3. kez Inter tarafından istop edildi, Mourinho zamanında Ronaldinho'yu durduramamıştı, bu sefer daha beter çalışmış dersine. Çok yerinde bir sertlikle bezdirdiler, inanılmaz bir direnç gösterdiler ona karşı.

Bir not da Pique için. Adam bir santrforun toplamda 2 maçta anca gireceği sayıda pozisyona girdi, ama neler yaptı orada! Katalanların Sabri'si yorumuma geri dönmek durumunda kaldım tekrardan.

Epey kolayladı Inter, ama herkes gibi onlar da dünyanın en pis deplasmanına gittiklerinin, dünyanın en büyük takımlarının orada ne hallere düştüğünün farkındalar. Bu nedenle halen temkinsiz açıklamalarda bulunmuyorlar. Yine de tur geçme iddaası olsa parayı Inter'e yatırırım gibi. En son ne zaman bir İngiliz-İspanyol harici takım aldı sahi CL'i?

17 Şubat 2010 Çarşamba

Uğur Önver'den inciler


Bir yanda keyifli bir tempoyla süren Porto Arsenal maçı, diğer yanda ise keyifsiz olmasına rağmen sunucusuyla rengarenk bir moda bürünen Bayern Fiorentina maçı. Allahtan kanallar arası switch tuşu var. Ben şimdilik size Uğur'un incilerinden bir kaçını aktarayım. Kalanını ve maçlarla ilgili yorumlarımı bu yazıya edit olarak veririm.

-Maça öyle büyük bir ilgi var ki, flaş ve deklanşör sesleri size kadar geliyordur. Her 10 saniyede bi fotoğraf çekiliyor. (E tabi, Allianz arena bi daha Fiorentina gibi büyük takımı nerede görecek?) (deklanşörün ses çıkarmadığını, ses çıkaranın diyafram olduğunu da buradan hatırlatmış olalım)

-Robben kimse yardıma gelmedi diye takım arkadaşlarına isyan ediyor (Montolivo'dan yediği tekmeleri görmezden gelen hakeme bağırırken)

-Gomez golü atıyor, ama yardımcı hakeme bakıyoruz bir ofsayt kararı var (hakem golün öncesinde penaltı olduğuna hükmederken)

-İşte hareket bu, işte vuruş bu! (Mülleri kötülemek isterken, Robben'in kaleye zor yetişen bir şutunu biraz abartarak överken)

İzledikçe gülmeye devam bu arada, bunlar da İlker Yasin'den.

-İşte felsefe bu olmalı. Bugün Arsenal'in yıldızlarının yarısı yok, ama bu adamlar buluyor, buluyor, buluyor satıyor, ve Şampiyonlar liginde bir üst tura çıkıyor gruplardan. Bizdekinin tam tersi.
-Hakem birden (birden?) devam kararı veriyor, oysa ki beklenti (kimin beklentisi?) penaltı.
-XX XX kanaldan bu maçı aynı Dragao atmosferinde seyredebilirsiniz. Bütün Star'da oynanan tüm karşılaşmaları HD olarak seyretmek tabii ki mümkün.
-Golün sahibi, uzun süre kulüp arayan bir takım (?)(İlker abi circular reference verdi)
-Polonyalı ve Fransız futbolcular, ortak dil ingilizce (Fabianski ve Sagna birbirlerine göz göze bir şeyler anlatırken Yasin Gaipten İngilizce duyuyor)

Tabii her şey bir yana, var olma savaşı veren ve bayağı da başarılı olan Arsenal'in kaleci hatasıyla 2 gol birden yemesi adil midir, hakemin eli havada ve arkası dönükken çift vuruştan gol atılır mı?

İki ev sahibi takım da 2-1 kazanarak ikinci maçlara çok da avantajlı olmayan skorlar elde ettiler. Bence iki ev sahibi de hakemler tarafından çok pis kollandılar.

Milan:2 Man.U.:3


Perde 1:
Daha önce Manchester United'dan San Siro'da gol dahi yememiş olan Rossoneri, kaliteki bir futbolla başladı maça. Ronaldinho'nun 3. dakikadaki hafif "balına" golünden sonra, oyunun tartışmasız hakimiydiler. Beckham-Ronaldinho paslaşmaları, Thiago Sİlva-Antonini ikili oyunları, Patonun sağa kaçışları, birçok farklı şekilde zorladılar Manchester kalesini, ama bence çok hak ettikleri 2. golü bulamadılar. Bu sırada elle oynamalar, penaltılar vardı bence, ama hakem adeta bir Premier Lig hakemi gibi (!) Manchester'ı kolladı.
Milan'ın üstünlüğüyle geçen ilk perde, günün o dakikaya kadar en iyilerinden Antonini'nin sakatlanmasıyla kapandı.

Perde 2:
Antonini sakatken, dışarıda tedavisi yapılırken bunu kaç tane oyun kurucu görür, Milan sol kanadına imansızca yüklenirdi? Kaç bilmiyorum ama Scholes bunlardan biriydi. Sağdaki Fletcher'a süper aktarıp topu (daha müsait görünen arkadaşları olmasına rağmen), sonrasında dağılan savunmanın arasına sızıp Fletcer'ın ortasını yakaladı. Savurduğu ayağıyla değil, yerde sabit kalan ayağıyla attı golü, ama alkışı hak etti. 2.Perdenin kalan kısmı da ezici Manchester üstünlüğüyle geçti. Bir Antonini miydi savunmayı ayakta tutan, yoksa zaten yaşlı Milan düşecek miydi oyundan bilinmez ama kalan 54 dakikada çok aradılar genç sol beklerini. Manchester Rooney ile 2 gol daha buldu. Milan'ın 74. dakikada 3. Golü yemesiyle 2. perde kapandı, oyun tekrar el değiştirdi.

Perde 3:
Bu dakikadan sonra, kanımca oyuna yaşlı kurt Seedorf'un girmesiyle oyunun hakimiyetini Milan tekrar eline aldı. Ronaldinho gözü kapalı anlaştığı arkadaşını buldu ve yine döktürmeye başladı bu dakikadan sonra, ve en az 3-4 gollük pas verdi. Bunlardan sadece birini, o da mükemmel bir topuk hamlesiyle gole çevirdi Seedorf. Pato ve Inzaghi ise biraz beceriksiz, biraz şanssız bir biçimde harcadılar.

Velhasıl 2-3 bitti bu 3 perdeli şizofren maç. Bu sene seyrettiğim en güzel CL maçıydı, seyrine doyamadım. Bu arada top taça ve auta çıktığında zapladığım Lyon Real Madrid maçında, Lyon Catalan yanlısı tavrını bozmadı ve yine Madrid'i evine puansız yolladı.

25 Kasım 2009 Çarşamba

İnter'i gören?


Barsa çok eksikti, inter yaklaşık tam kadro. Geçen ünlü bir blogda yorum kısmına, "reallilere hayırlı olsun, Messi ve İbra olmazsa en azından çekişmeli bir maç izleriz" demiştim. Dün akşamki maç gösterdi ki, çekişme olmayabilir bile. Dün akşam Rıdvan'ın aşırı abartı yorumları bile rahatsız etmedi beni. Bu kadar bütünleşmiş, bu kadar "total"leşmiş bir takım ben daha görmedim 90ların başından beri takip ettiğim futbol dünyasında. Rubin Kazan maçlarını seyretmedim, merak içerisindeyim, nasıl bir şey yapıp bu adamlara 2 maçta sadece 1 puan verdiğine rus ekibinin.

Bu akşam Old Trafford'da Beşiktaş cehennemi yaşayacak. Moraller yerinde, ama ne "yeeteeerrr" diyen taraftarları olacak yanlarında, ne kazım olacak forvette, ne de önder turacı defansta, işler o kadar kolay olmayacak.. Tarihi fark olmaz, tek taraflı geçen maç 2-0 ManU leyhine biter tahmini benden gelsin.

30 Eylül 2009 Çarşamba

D Smart


Bu kalleşlik bana yakışmıyor, ama dün akşam D Smart aldığıma mutlu oldum!

Normal şartlar altında sövüp saymam gerekirdi, ama sene başında bunların olacağını tahmin edip almıştım spor paketini. Sonuçta Star da Doğan'ın, D Smart da. Lig olmayınca ellerinde, spor paketi satabilmek için böyle adilikler yapmaları gerekecek. Ben de o kadar uğraşıp didinip Salı Çarşambaları Master dersi bile almayıp Barça maçını beklerken, Star'ın maçı yayınlayamamasına üzülemedim, özürlerimle..

Maçtan bahsetmek gerekirse, Dinamo Kiev'e dün çok ayıp edildi. Ben Liverpool-Beşiktaş maçından beridir, bu kadar çaresiz bırakılan bir takım görmemiştim, inanın. İbra ve Messi, kariyeriyle oynadı düpedüz sahada 11 adamın. İlk yarının sonlarına doğru, Barça ceza yayı civarına varabilen muzaffer Yussuf'un topa amaçsızca vurup topu ceza alanına yuvarladığı pozisyona bakın, çaresizlik kelimesinin tanımı değişecektir kafanızda. Skor neden 2 o zaman, diye sordu arkadaşlarım, kısmet dedim.

Bu bir çağ. Barça'nın Real'i yakalamak için belki yegane fırsatı. Barça, bu fırsatı değerlendirip en Büyük'ün yanına en başarılıyı da eklemek istiyor gibi görünüyor, umarım böyle devam ederler.
Maçı nerede izlesek??
Son krediyi de D-Smart'ın yayın kalitesine vereceğim. Digiturk Plus'taki gerçek üstü yayın kalitesinden sonra gördüğüm en güzel yayın kalitesi D-Smartınki. Bu kendilerini haklı veya masum kılmaz, ama bilmekte fayda var..
Size diyorum alooo, maç diyorum..

27 Ağustos 2009 Perşembe

şampiyonlar ligi, avrupa ligi, süper kupa..

dopdolu gündemde günün olayı beşiktaşın şampiyonlar ligindeki rakipleridir..manchester united çok kısa bir süre sonra inönü'de olacak..beşiktaş'a birinci torbadan gelebilecek en iyi alternatif milan'dı, olmadı..zico her zaman başı dik ayrıldığı inönüye bi daha gelecek..wolsfburg da, cska da ciddi takımlar..fikstüre baktım, ilk dört maçtan alınacak 5 puan beşiktaş için hayat olur..ama kağıt üstünde nasıl görünüyor derseniz; çok zor..ram'ın da bu konuda söyleyecek sözleri vardır elbette..bu arada F grubu inanılmaz enterasan grup oldu..geçen sezon şahsen merak ederdim; "barcelona'nın insanüstü oyununu mourinho gibi adamın taktik dehası durdurabilir mi?" diye.. bir yıl gecikmeli cevap alacağız..ibrahimoviç-eto takası da eşleşmenin apayrı bir rengi olacak..real madrid, milan, marsilya ve zürih ile aynı gurupta..geçen sene milan-zürih maçına gitmiştim.. kader işte, maç tarihinde belki yine orda olurum..real madrid'e de bir parantez açar -ribery olursa eğer- sağ tarafta ramos, önünde ribery der parantezi kapatırım..
***
avrupa liginde de gazoz maçları gecesiydi bu akşam..sivas dün uefa'ya iki yenilgiyle veda etmiş oldu..şampiyonlar ligi elemesinde 5 yedikleri anderlecht shakhtar'dan daha iyi takım değildi ..türbülent avrupa'da geçerli değil diyelim..trabzon'un en azından fransa'da kazanmış olması bile iyidir..ilk maçlardaki sonuçlardan sonra fenerbahçe ve galatasaray'dan bahsetmek de zaten ayıptır..
***
post'un fotosu yarın akşamki süper kupa finali için..kazanırsa luce'nin ikinci süper kupası olacak..guardiola ile dostlukları da italya'ya brescia günlerine dayanıyormuş..detayını bilmiyorum..
hıyar yerken insanın gürültüden kafası şişiyor

28 Mayıs 2009 Perşembe

Herkes yenilir


Maç başımda dilimden düşürmediğim bir "Manchester yenilmez" mavrası vardı. Çok istedim Barsanın kupayı almasını, ama bekler yokken, rakip United iken bir türlü oturtamadım kafamda galibiyeti. Olurmuş meğer...

Basireti bağlanmış bir ManU vardı sahada. Antipatik yarı-tanrı Ronaldo ilk yarının başlarında kaçırdığı pozisyonların etkisinde mi kaldı bilinmez, bir türlü etkili olmadı Los Cules savunmasına karşı. En çok da o gol sonrası kameraya bakarak verdiği o çirkin pozları görmediğimize sevindim aslında! Pique kendisini indirip ilk sarıyı gördüğünde Pep korkulu rüya görür dedim, görmedi. Ne Rooney, ne Giggs ilaç oldu Sir'ün hücum kısırlığına. O da ikinci yarıda, Al Lee'nin yakaladığı üzre, Liverpool'dan 4 yedikleri maçın taktiğini, yani 5 forvetle hücum etmeyi denedi. Her zamanki gibi hücumun forvetlerle yapılmadığını gösterdi tarih bize.

Guardiola'ya sene başında sorsak herhalde hayal bile edemezdi bu 3 kupayı birden kazanmayı. Halihazırda oturmuş bir takımı "katalan" kimliğiyle bütünleştirip dev bir ruh kattı adam takıma. La Liga kupa töreninde utanmasa Gujohnsen bile katalanca konuşacaktı! Senelerdir isteyip de yapamadıkları politik kimlik kazanma hadisesini de (derin mevzu, bir ara dalalım) inceden çözdüler böylece. Bizimkilerin deneyip her seferinde yüzüne gözüne bulaştırdığı "abi" kimliği, doğru haliyle tezahhür etti "Pep"te. Laporta nın da son şansıydı, o kumar da tutmuş oldu böylece.

Çok söyledik, en önemlisine gelelim. Senenin en çok hak edeni kazandı. Sezonu şık bir şekilde özetledi maç: Barsa>ManU>Diğerleri. İki senedir ne mutlu ki en iyi oynayan takımlar alıyor bu güzel kupayı. Daim olsun inşallah. 2009 yılın futbolcusu ödülü de, yazın da önemli bir turnuva olmadığına göre ilan edilmiştir diyebiliriz. Messi'ye altın top hayırlı olsun!!
busqet dolls

27 Mayıs 2009 Çarşamba

son nokta barcelona.


sozluk'te pink floyd yazınca çıkan ilk tanımdır; "müziğin ulaşabileceği en üst nokta, saf müzik ve kalitenin yüksek basınç altında yoğunlaşmasından oluşan notron yıldızı kıvamında bir grup..."

floyd'un sapkın ve tapkın bi dinleyecisi olmamı bi tarafa bırakalım; yukarıdaki tanımın futbol lügatındaki karşılığı bu seneki barcelonadır..futbolun ulaşabileceği en üst nokta işte..bireysel yetenekleri en üst seviyede müthiş futbolcular, doğru teknik adam, doğru organizasyon ve nötron yıldızı kıvamında bi takım...saha içinde, saha dışında sayısız doğru..bu kadar doğrunun karşısında manchester united olsan duramıyorsun..roma'da ilk 8 dakikada 5 şut attıktan sonra teslim oldular onlar da..rıdvan "ferguson ortasahayı güçlendirmeli" dedi maç boyunca ama barcelonanın ortasahasının top yapmasını engellemek için ya sahaya 15 kişi çıkmak lazım ya da ikinci bi top getirmek lazım sahaiçine..imkansız yani..olmuyor..maç 2-0 ve dakika 88'ken manchester cezasahındaki 5 barcelonalı olayın başka bi boyutu..barcelona bu sene oynadığı çoğu üst düzey maçta kayıtsız şartsız bi hakimiyet kurdu ve bu akşamki görüntü yine farksızdı..isimlere girip uzatmak istemiyorum..messi'yi c.ronaldo ile karşılaştırmak istemiyorum..yok yani, bi tarafta tutkulu, çoşkulu, mütevazi bi süper adam diğer tarafta burnu bi milyon karış havada, şımarık, bencil bi ibne..hatta ibnetor..kusura bakmayın ağzımı bozuyorum ama puyol gibi ciger bi adama yaptıklarını kim neyle açıklayabilir..futbolun yakışıksız yüzü..konudan iyice sapmadan toparlayacak olursak; bu muhteşem futbol sezonunu ancak barcelona kadar mükemmel bi futbol takımı taçlandırıp şereflendirebilirdi..başta guardiola olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum aciz bi futbolsever olarak..



5'te devre 10'da biter


Bu maç 1 senedir bekleniyor. Bu iki takım, bu sezon diğer tüm takımlardan 5er gömlek üstündü. Çok yakışır bir final ismi oldu hasılı. Başlıktan anlaşılacağı gibi maçtan beklentimiz epey yüksek, tabii Fergie adamlarını orta saha gerisine yığıp Ronaldo ve Rooney'nin öldürücü deparlarıyla maçı almayı düşünmüyorsa, ki malesef bu da yüksek bir ihtimal.

Marca'nın 11'lerinin tuttuğu vaki değildir, ben teammülen koydum yine de. Gelenekselleştirdik artık, yine kardeşlerimle North Shield ya da muadili bir Avrupasal ortamda izleyeceğim maçı. Madem Roma'da değiliz, bari 3-5 İngiliz-İspanyol'un arasında izleyelim maçı.
those who are dead, are not dead, they're just living in my head

6 Mayıs 2009 Çarşamba

futbol.

90+2'deki golden sonra ekranda görünen chelsea'li küçük taraftarın gözyaşları için, barcelona gibi futbolun bütün güzelliklerini rahatlıkla uygulayan galaksilerüstü bi takımı muhteşem savunma stratejisi ile kilitleyebilen hiddink için, 30 metreden allah kitap 90'a takan essien için, yanlış kırmızı kartlar ve verilmeyen penaltılar için, 70 dakikada 10 km koşup oyundan alınmasına ayar olan drogba için, sarı karttan sonra finali kaçırmanın üzüntüsüyle içindeki sabri sarıoğlu ruhunu bize gösteren dani alves için, yarından başlamak üzere 27 mayıs'a kadar tavan yapacak "messi vs. ronaldo" muhabbetleri için ve bana 88. dakika oynanırken bu yazıya attığım "barça yenilince biz de yenilmiş sayıldık" başlığını yedirdiği için futbolu taparcasına seviyorum..teknik, taktik ve fiziğin doruğa ulaştığı bu muhteşem futbol gecesini fevkalade bi son dakika süpriziyle beraber insanlığa servis ettiği için tanrıya ne kadar şükretsek azdır..gün 27 mayıs'tır..

deli gaza geldim..yazının devamı kitap olur..gece 03.00'a da çok var..off..

5 Mayıs 2009 Salı

arsenal-man.utd.

"arsenal, golü maçın başında yemeyecekti" demek çok anlamsız, bu eşleşmenin kaderini en iyi özetleyen cümle "sıklet farkı" olur..serinin birinci maçında arsenal'in ilk yarım saatte yediği dayak roma biletini kimin alacağının habercisiydi zaten, süpriz olmadı..ronaldo azmış bünyesini -bi tanesi olağanüstü olmak üzere- iki golle tatmin etti..bu seviyede başarılı olmak için; çok sağlam bir takım oyununa spektaküler bi kaç yıldızın sıradışı performanslarını katmanız gerekiyor..demek istediğim; arsenal için belki de asıl sorun ronaldo gibi fark yaratabilen bi yıldızının olmamasıydı..arsene wenger'in tıfıllarla dolu genç ve dinamik kadrosunun bi noktada tıkanıyor olmasının en önemli nedeni budur..manchester'a diyecek lafımız yok..barcelona'da xavi-iniesta ikilisi topa ne kadar hakimlerse manu'da da fletcher-carrick ikilisi bi o kadar rakibi bozabiliyorlar..deli gönül bu herifleri karşı karşıya izlemek istiyor..mesajım chelsea'ye..

gol pası verirken al da at diye bağırmak :)

29 Nisan 2009 Çarşamba

manchester united-arsenal

barizzio'nun bi alt postun başlığındaki sorusuna cevap olsun; buraya kadar işte müdür..c.ranoldo'nun ikinci yarıdaki şutu hayvanlıkta son nokta, fazla söze gerek yok..sir ferguson ikinci yarıdaki değişikliklerle emirates'e turistik seyahat yapma niyetindeydi ama 1-0'da yetecektir zaten..ilk 20 dakikadaki insan üstü baskıya almunia tek başına siper oldu..carrick ve fletcher'ın rakip yarısahadaki presi maçın büyük bölümünde arsenaladebayor'a atılan uzun toplara mahkum etti..o facia sakatlıktan sonra eduardo'yu buralarda görmek çok güzel..bu akşamdan sonra manchester roma biletini kaptı gözümde..barça-manchester finali için ruhumu satarım, o derece futbol dilencisiyim..
23 nisan'da toplu taşımada çocuklara yer verilsin :)

16 Nisan 2009 Perşembe

Aynı nakarat


İngilizler yine 3 takımla yarı finalde. Bu sefer çeyrek finalde Arsenal değil Liverpool oldu düşen. Kesin olan bir şey varsa o da finalde en az 1 ingiliz takımı olacağı, her zaman olduğu gibi.

Aslında Porto dün, yakaladığı sayısız fırsattan birini gol yapabilseydi, ya da C. Ronaldo o inanılmaz golü (allahsız adam ne vurdu be!) atmasaydı, yarı finalde de Arsenal ile eşleşen Porto 2. kez kupa için ümitlenecekti. Ama halamın..

Arsenal Villareal maçını da banttan seyrettik. Villareal'in bu turun en zayıf takımı olduğu bir kez daha tescillendi. Wenger'in çocuk işçilerinin United karşısında bir başarı elde etmesi sürpriz olur doğrusu. Diğer seride ise durum biraz daha çetrefilli. Bir yanda bu sene dünyanın en güzel topunu oynayan Barça, diğer tarafta Hiddink'in, 4-4'lük maçla iyiden iyiye karizma kazanmış, kendine güveni patlamış Chelsea'si. Oradan ne çıkacağını kestirmek güç.

Yani ya geçen seneki finalin rövanşını seyredeceğiz bu sene, ya da herkesin sene başında öngördüğü finali, ki finale kadar birbirlerine toslamamaları da kaderin cilvesi olsa gerek.
1 mayıs tatil olsun, tüm avrupa t.şak geçiyo bizle 1 mayısta çalışıyoz diye!

9 Nisan 2009 Perşembe

Hiddink nedir, Ivanovic kimdir?


Herkes Barça'nın zaferini konuşuyor. Konuşsun tabi, böylesi zor görülür. Ama Barça maçının kör edici etkisinden, öbür tarafta çok önemli haber malzemeleri keleğe geliyor. Oraya da bakmak lazım.

Gece saat 12'yi gösterirken girdim eve, oturdum Liverpool Chelsea maçına. İlk yarıdan aklımda kalan, çok önemli Liverpool atakları, tonla pozisyon kaçtı, Drogba'nın bir golü kaçtı, Torres ve İvanoviç. İvanoviç kim dedi skoru canlı takip eden bir arkadaşım. Ben de "hoş bir bayan tenisçi" dedim. Gülmeye başladı, skoru gösterdi, iki gol atmış, ilginç.

Branislav İvanoviç, 84 doğumlu Sırp futbolcu. Lokomotiv Moscow'dan 9 milyon Pound'a transfer edildiğini unutmuşuz, adam 1 seneyi aşkın süredir Chelsea'de. İlk iki golünü atmış oldu, zaten toplamda 10 maça çıkmıştı. Hiddink Chelsea'sinin önemli oyuncularından biri haline gelebilir, dün sağ bekte bence iyi bir maç çıkardı goller haricinde de.

Önemli bir ünlem, bu sene ölü topların rezalet takımı olan Chelsea'nin, aynı konunun her daim uzmanı Liverpool'a 2 gol atması. Herhalde tanımadıkları bir adam olunca adam paylaşımında tenezzül etmediler, bedeli ağır oldu.

Hiddink nasıl bir adamdır? Neler söylemiştir devre arasında? Geldi geleli Chelsea nasıl böylesi toparlandı? Abramoviç kendisine öldürücü teklifi bugün yapmalı mı? Bu sene acaba Chelsea için "o sene" mi? Babam böyle güzel pasta yapmayı nerden öğrendi?

Şimdilik görünen bir Barça-Chelsea yarı finali seyredeceğimiz. Zaten gözlerimiz artık bu serilere o kadar alıştı ki. Chelsea-Liverpool-Barça her sene yarı finalde, paso birbirlerini tokatlıyorlar. İtalyan takımları ve Real bu yarışın çok gerisinde kaldı son yıllarda. Benim aklım kupayı bu sene Chelsea alır diyor, gönlüm her zamanki gibi Barça..

wasted hani maç yazısı? neyse biz varız burda, yorma kafanı , hevesini derbiye sakla

8 Nisan 2009 Çarşamba

Mamut vs Şampiyonlar Ligi


Dün çok keyifli ve hareketli bir akşam yaşanmış Şampiyonlar Ligi'nde. Bizler göremedik, çünkü Al Lee kardeşim Film Festivali'nde "Mamut" adlı filme bilet almış, gittik el mahkum. Keşke, ya film daha keyifli olsaydı, ya da maçlar biraz daha uyuz geçseydi! Süper maçları kaçırıp, kunil bir filmle geçirdik gecemizi. IMDB notu 6.9, benim notum 6.

Başlığı atmışken filme de yüzeysel gireyim. Doktor bir hanım ve Bilgisayar Programcısı bir beyden oluşan çiftin şirin mi şirin bir kızları vardır; onun da filipinli bilge bir dadısı. Babanın Tayland'a (seks turizminin dünyadaki 1 numaralı adresi) ziyareti sırasında aile bireyleri Amerikan yaşam tarzı, kadın erkek ilişkileri, çocuk için sevgi mi daha önemlidir yoksa para mı, ameliyat nasıl yapılır, balina sesinin insan halet-i ruhiyesi üzerine ne gibi etkileri vardır gibi konularda akıllara durgunluk veren ibret öyküleri yaşarlar.

Skorları da verelim linç edilmeden kaçalım efendim

ManU 2:2 Porto

Villareal 1:1 Arsenal

20 Mart 2009 Cuma

Eşleşmeler

Hem Şampiyonlar Ligi, hem UEFA kupası için eşleşmeler belli oldu. Bu durumdan en karlı çıkan takım ManU oldu bence. Önce Portoyu, ardından Villareal-Arsenal eşleşmesinin galibini (bence Villareal) eleyip güle oynaya gelirler finale. Diğer sepet biraz sakat. Barça-Liverpool olur gibi, sonrasını kestirmek biraz güç.

UEFA'da ise, benim gözümde favori kalmadı. Artık Bank Asya LigA tadında geçecek, her maç süper çekişmelere sahne olacaktır. Atış da olsa tahminlerim: Man. City-W.Bremen /PSG-Shakhtar yarı finalleri, W.Bremen-Shakhtar finali olur, kupayı penaltılarla Shakhtar Donetsk alır. FM takımıma da torpil geçmiş oldum böylece!
yok biz Al Lee ile Şampiyonlar Ligini aldık Shakhtar'la, o ayrı :)

12 Mart 2009 Perşembe

4 ayak üzerine düşmek


Yine bir Şampiyonlar ligi akşamı, yine it gibi çalışıyorsunuz. 21:00 civarı işten çıkıp, çok özlediğiniz abinizi görmeye gidiyor, soluğu Beyoğlu'nda alıyorsunuz. 2 bira çakıp eve döneyim derken, bir bakıyorsunuz oturduğunuz mekan (Turkish Pub) gerçek bir futbol dostu çıkıyor. İki farklı ekranda iki maç var: Barça-Lyon ve United-Inter! Hasılı, hiç ummadan 2 maçı birden izleme fırsatı buluyorsunuz.

Barça çok fena tokatladı Lyon'u, Lyon sürekli bu en büyüklerin karşısına çıkıp erken eleniyor zaten bu kupadan, kaderleri değişmedi bu sene de. Henry ve Messi yine kendilerini kaybettiler hücum ederken. Özellikle Messi'nin golü ahlak sınırlarının bir parça dışına çıktı.

Diğer ekrandaysa yine fırtına gibi bir Manchester vardı. Barça maçından çok az kalan fırsatta da onları seyrettik, ve ne zaman baksak aman dileyen bir Inter gördük. Rooney'nin sol kanatta gösterdiği performans seyre değerdi.

Çekirge bakalım bugün de sıçrayabilecek mi? Galatasaray maçı 7'de imiş, bu sefer galiba tek şansım şirkete D Smart'lı bir televizyon alınması, önümüzdeki 6 saat içinde!

herkesleri çok özledim, en yakın zamanda ortamlara geri dönüyorum!

10 Mart 2009 Salı

Futbol aşkına!


Geçen seneden bir manzara aklımda. Age, Wasted ve Al Lee ile o ünlü "Doğuş" denetimleri dönemine denk gelmişti United-Chelsea finali. Şefimize (Levent üstat, selamlar olsun) kelimenin tam anlamıyla yalvarmıştık! Sağolsun son dakikaya kadar bağırtıp bizi en sonunda salmıştı. Biz de ingiliz holiganlarla beraber seyretmiştik unutulmaz finali.

Takip edenlerin dikkatini çekecek kadar, yazamayacak kadar yoğun olduğumuz şu dönemde, gerekirse aynı gurursuzlukla gidip üstlerimize yalvaracağız bugün de. Bir farkla: geçen sene hep beraberdik, bu sene hayat hepimizi farklı yerlere savurdu.

Bağlayalım, favorim Liverpool. Madrid alırsa turu çok büyük iş başarmış olur, Liverpool Galatasaray misali, Avrupa'da kırmızı görmüş boğaya dönüyor! İyi maçlar efendim.
lan trapano biraz iş yap olm, boşuna mı para veriyoz sana(?) :)