milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2010 Çarşamba

Milan:2 Man.U.:3


Perde 1:
Daha önce Manchester United'dan San Siro'da gol dahi yememiş olan Rossoneri, kaliteki bir futbolla başladı maça. Ronaldinho'nun 3. dakikadaki hafif "balına" golünden sonra, oyunun tartışmasız hakimiydiler. Beckham-Ronaldinho paslaşmaları, Thiago Sİlva-Antonini ikili oyunları, Patonun sağa kaçışları, birçok farklı şekilde zorladılar Manchester kalesini, ama bence çok hak ettikleri 2. golü bulamadılar. Bu sırada elle oynamalar, penaltılar vardı bence, ama hakem adeta bir Premier Lig hakemi gibi (!) Manchester'ı kolladı.
Milan'ın üstünlüğüyle geçen ilk perde, günün o dakikaya kadar en iyilerinden Antonini'nin sakatlanmasıyla kapandı.

Perde 2:
Antonini sakatken, dışarıda tedavisi yapılırken bunu kaç tane oyun kurucu görür, Milan sol kanadına imansızca yüklenirdi? Kaç bilmiyorum ama Scholes bunlardan biriydi. Sağdaki Fletcher'a süper aktarıp topu (daha müsait görünen arkadaşları olmasına rağmen), sonrasında dağılan savunmanın arasına sızıp Fletcer'ın ortasını yakaladı. Savurduğu ayağıyla değil, yerde sabit kalan ayağıyla attı golü, ama alkışı hak etti. 2.Perdenin kalan kısmı da ezici Manchester üstünlüğüyle geçti. Bir Antonini miydi savunmayı ayakta tutan, yoksa zaten yaşlı Milan düşecek miydi oyundan bilinmez ama kalan 54 dakikada çok aradılar genç sol beklerini. Manchester Rooney ile 2 gol daha buldu. Milan'ın 74. dakikada 3. Golü yemesiyle 2. perde kapandı, oyun tekrar el değiştirdi.

Perde 3:
Bu dakikadan sonra, kanımca oyuna yaşlı kurt Seedorf'un girmesiyle oyunun hakimiyetini Milan tekrar eline aldı. Ronaldinho gözü kapalı anlaştığı arkadaşını buldu ve yine döktürmeye başladı bu dakikadan sonra, ve en az 3-4 gollük pas verdi. Bunlardan sadece birini, o da mükemmel bir topuk hamlesiyle gole çevirdi Seedorf. Pato ve Inzaghi ise biraz beceriksiz, biraz şanssız bir biçimde harcadılar.

Velhasıl 2-3 bitti bu 3 perdeli şizofren maç. Bu sene seyrettiğim en güzel CL maçıydı, seyrine doyamadım. Bu arada top taça ve auta çıktığında zapladığım Lyon Real Madrid maçında, Lyon Catalan yanlısı tavrını bozmadı ve yine Madrid'i evine puansız yolladı.

9 Haziran 2009 Salı

Zavallısın


Gitsen ne fark eder
kalsan ne fark eder
aldığın dolarlar
elbet bir gün biter....
beşiktaş çarşısı her şeye hükmeder, işte sen bu kadar zavallısın tümer
Sen bir Milan efsanesi olma fırsatını kaçırdın. Üstelik söylediğin onca sözden sonra. Yazık sana, kalıbının adamı değilmişsin.

5 Şubat 2009 Perşembe

Milan akıllı oynadı


Transfer zor iştir, riskli iştir. Çok defa eski kulübünde devleşen bir oyuncunun süper bir transfer gerçekleştirdikten sonra kariyeri düşüşe geçmiştir. Bu da hem oyuncuya, hem de takımına büyük zarar vermiştir.

Milan bu ara transferde bence çok akıllıca bir iş yaptı. David Beckam doğru transfer olmayabilirdi. Son senelerde bir çok kez orta sahada görev yaptı, ama aslında bir sağ kanat oyuncusu kendisi. Bu yüzden maya tutmama ihtimali vardı. Bu yüzden doğrudan sokağa atmak yerine Beckham'ı kiraladılar. Bu süreçte Becham performans gösteremeseydi, kimsenin canı yanmayacak, Posh da hayatına LA'de mutlu mesut devam edecekti.

Erken konuşmaya gerek yok, ama galiba taş yerine oturdu. İlk maçları süper bir performansla geride bıraktı Becks. Ve hepimizin beklediği açıklama geldi kendisinden. "LA Galaxy'den ayrılmak istiyorum."

Galaxy yönetimi, "anlaşmamızın şartları belli, o sadece kiralık gitti" diyor, ama Milan'da oynamak isteyen oyuncuyu hiçbir galaksi'de tutamazsınız..
barça bardağımı çamaşır suyuyla yıkayıp duran temizlikçiyi bi elime geçirirsem var ya..

15 Aralık 2008 Pazartesi

Ulan Acun yaktın beni


Haftasonu fazla futbol seyredemeyince, çareyi pazar gecemi bütünüyle futbola vermekte, özellikle de Juve - Milan maçını seyretmekte buldum. Ne var ki maçları kız arkadaşımın evinde seyretmeye çalıştığım için, sık sık Acun zappingi'ne maruz kaldım! Hem de ne maruzat..

Maçı baştan sona seyretmem rağmen, Hanifi ne kadar para almııışş?? Aaaa 500 bin var kesin kutu'sundaaa, derken gollerden sadece Juventus adına olan son 2sini, Amauri'nin attıklarını izleyebildim. Yani 4-2'lik maç benim için 2-0 gibiydi. Tabii Juve maçına bakayım derken de özetlerin çoğunu kaçırdım, o da ayrı bi dünya oldu!

Dün iki takım da gözlerimi yaşarttı. Bu nasıl mücadele, bu nasıl oyun! Vallahi golleri kaçırmama rağmen müthiş keyif alarak seyrettim maçı. Juventus işin mücadele boyutunu arada abartıp çirkefliğe doğru kaydırsa da sertliği, uzun zamandır izlediğim en kıyasıya maçlardan biriydi. Zaten Zambrotta'nın atılışı bile öyle hakkını vererek oldu ki, hakemin elini sıkarken yüzünde pek pişmanlık ifadesi yok gibiydi.

Amauri'yi senelerdir Al Lee ile uzaktan beğenir dururuz. Ama ben düne kadar, büyük bir maçta böyle bir performans gösterdiğine şahit olmamıştım. Muhteşemdi.. Hava hakimiyeti, top kontrolü ve son vuruşları mükemmeldi! Amauri'nin golünden sonra Ranieri'nin yüzündeki sevinç ifadesi de görülmeye değerdi bence.
acun fırara

31 Ekim 2008 Cuma

beckham ve wnba


kışın avrupa, yazın amerika..wnba'deki iyi basketbolcuların yaptıklarına benzedi beckham'ın milan transferi..galatasaray'ın da fenerbahçe'nin de bayan basket takımlarındaki amerikalılar her sezon wnba'de playoff biter bitmez istanbul'a gelir, kışı burda geçirir, iyi para kazanırlar.."yazları 3 ay boş oturacağıma, ek bi iş yaparım" diyen yurdum eğitim camiası gibi..e tabi beckham'la öğretmenlerimizi bu anlamda karşılaştırmak mantıklı değil..neyse diyelim..italyan hatta avrupa basını için 4 aylık güzel malzeme oldu bu iş..hayırlı olsun..
çakal carlos ve ışıl alben

22 Ekim 2008 Çarşamba

Onaylandı


Milan, David Becham'ın Ocak-Haziran arası kiralanacağı haberini doğruladı, böylece takımı tekrardan yaşlandırmaya başlamış oldular.

MLS de bu çapta bir futbolcuyu zor tatmin ederdi. Katar ve Türkiye yerine o Milan'ı seçti!
posh da bol bol alışveriş yapar artık

22 Eylül 2008 Pazartesi

milan-4 lazio-1

catania maçının ikinci yarısını "ancelotti'nin yerine kim getirilebilir"i tartışarak izlemiştik..2 yenilgiden sonra 4.haftaki inter maçından önce bu akşamki lazio maçı ancelotti'nin "ölüm kalım" maçıydı..seedorf'un akıllara zarar eforu, kaka ve zambrotta'nın füzeleri ancelotti'nin koltuğunu şimdilik kurtardı..sıradaki soru şu: kaka-ronaldinho birlikte oynar mı?

wasted

31 Ağustos 2008 Pazar

milan kötü, ronaldinho iyi

savunmanın ortasında kaladze ile maldini'yi izleyince senderos'un ne kadar doğru bi transfer olduğunu anlıyor insan..nesta da iyileşince milan defansında bugün yaşanan sorunlar bitecektir..taraftar dil kursu olayından sonra sheva'yı çok istemiyordu ama ikinci yarıda galibiyet golünü atsaydı sheva, buzlar erimeye başayacaktı..ronaldinho ilk resmi maçında inzaghi'yi de sheva'yı da pas manyağı yaptı..atamayana atarlar maçı oldu biraz..ronaldinho'nun arka direğe attığı 5 net topa iyi vuracak bi adam olsaydı 65te 3 fark olurdu..inter'in sampdoria ile, roma'nın napoli ile berabere kalarak başladığı lige, milan san siro'da bologna yenilgisi ile başladı..özellikle ilk yarıda orta sahada süper top oynayan flamini'nin arsenal'den bonservissiz alındığını belirtelim..serie a'da haftanın maçı bu akşam floransa'da fiorentina-juventus arasında..
lk

25 Ağustos 2008 Pazartesi

18 Mayıs 1994


Henüz 11 yaşında bir genç futbol hayranıydım.

Ve henüz hangisinin daha güçlü olduğuna karar veremediğim (ama gönlüm Barça'daydı), Barça ve Milan, Atina'da Şampiyonlar Ligi Finali oynuyordu.

Barça: O güne kadar benim için dünyanın en iyi kaleceisi görünümündeki Zubizarreta (ki Türkiye'de Zubizaretta olarak bilinir); Ferer, Koeman, Nadal, Bakero; Pep Guardiola, Sergi, Amor, Stoichkov; Romario, Beguiristain 11'i ile, yani ideal 11'i ile çıkmıştı sahaya.

Milan: Rossi, Tasotti, Maldini, Galli, Panucci (Baresi ve Costacurta yokluğunda eksik savunma); Donadoni, Desailly, Albertini; Boban; Savicevic, Massaro (hücum tarafında ideal 11 sahada sayılır ama Jean Pierre Papin ve Brian Laudrup önemli eksiklerdir) 11'i ile başlamıştı.

İlk yarıda etkisiz Barça, Boban ve Saviçeviç'in kıvrak hareketlerine, bu hareketlerin sonucundaki son toplarda Massaro'nun 2 süper vuruşuna engel olamayınca ilk yarı 2-0 kapanıyordu Milan lehine.

İkinci yarı, yukarıda belirttiğim, kaleciler konusundaki Dünya sıralamamı alt üst eden olayla başlıyordu. Zubizarreta, kalesinin nerede olduğunu bir dakikalığına unutunca, ilk yarının pasörü Saviçeviç, devrenin hemen başında takımının üçüncü golünü kaydetti. 60. Dakikada ise, o ana kadar pek de iyi tanımadığım bir orta saha oyuncusu (bugünkü tabirle önlibero) çıkıyordu sahneye. Marcel Desailly, orta sahada kaptığı topu, kale önüne kadar, duvar paslarıyla sürdükten sonra, zaten mecali kalmamış Andoni'yi avlıyordu bir kez daha, ve maçın skorunu ilan ediyordu: AC Milan 4 - FC Barcelona 0.

Heyecanlı ve üzgün bir gündü. Milan dev farklı bir Avrupa finaliyle* tarih yazmakla kalmamış, çok da şık bir futbolla, sonraki 14 sene boyunca yok edecekleri bir sempati kazanmıştı gözümde.

*normalde çok kontrollü ve yakın skorlu geçen bir maç türü


fsaf

18 Ağustos 2008 Pazartesi

babasının kupası

Kimileri kazandığı Türkiye Kupası'nı babasının kupasıymış gibi kayınpederine hediye ede dursun, Silvio Berlusconi'nin babası Luigi Berlusconi adına düzenlenen "Trofeo Luigi Berlusconi" yani Berlusconi Kupası'nı Ac Milan Juve'yi 4-1 yenerek aldı.

Maçı Galatasaray-Kayserispor maçı nedeniyle bol bol zap yaparak seyrettim.

Kadrolara bakıldığında Milan bu seneye damga vurması beklenen hücum 3'lüsünün yokluğunda eldeki bütün orta sahaları oynatmıştı. Pirlo-Gattuoso-Seedorf-Ambrosini-Flamini 5'lisinden bu sene hangi 3'lü düzenli oynar bir türlü kestiremedim. Ama wing backler jankulovski - zambrotta bu sene Milan'ın kanatlarının emin ellerde olduğunu gösterdiler maç boyunca.

Juventus'ta ise yeni transferler Grygera ve Amauri'yi çok beğendim. Özellikle Amauri, Trezeguet'e forma göstermez diye düşünüyorum. Ama sağ bek buram buram bağırıyor benim yerime de bir Grygera diye. Ortanın ortasında Tiago-Sissoko-Poulsen 3'lüsü 1 Vieira etmiyor, oyunu yönlendirecek dünya yıldızı eksikliği ise oldukça net. Chelsea aç gözlülük etmese, Deco-Lampard-Ballack'tan 1'i şu takımda olsa tüm çehre değişecek eminim. Hatta defansın sağına aldıkları Bosingwa ve Teknik Direktör Scolari'yi de keşke Juve alaymış diye içimden geçirmedim değil.

Sonuçta Milan yendi ama yeni sezon için pek de fikir veremedi. Pato-Kaka-Ronaldinho başlasın hele bi o zaman daha detaylı değerlendirelim.

sjakj

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Adios Ronnie / Ciao Ronnie


Bir devir kapandı.

Barcelona, yaklaşık 5 senedir süren (son seneyi de ambians bozulmasın diye dahil ettim), Joga Bonito'nun dünyadaki lokomotifi olma özelliğini bence Giovanni Dos Santos (Totenham'a) ve Ronaldinho (Milan'a) transferleriyle yitirmiş oluyor. Böylece artık tüm dünyadaki en sempatik futbol takımı da değiller benim için. Hayırlı olsun.

Bir de garip devir başladı.

Yüzyılın Catenaccio'cusu Milan, Pato'nun da artık tam olarak takıma eklenmesiyle (malumunuz geçen sene ilk 6 ay bürokratik nedenlerle oynayamamıştı), Kaka ve Ronaldinho ile birlikte maymunsu bir forvet hattı oluşturacak. Ancelotti bile heyecanlanıp bizim maçlardan önce yaptığımız FMvari yorumlardan birini yapmış : "Kaka ve Ronaldinho'yu Pato'nun arkasına koyarak 4 3 2 1 oynatacağım".

Belli mi olur, belki de Barça tahtını birkaç seneliğine Milan alır.
ada