Turkcell süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2010 Salı

Bursa yazısı


Bir çok okuyucu, arkadaş, izinli blog yazarı vs'den aldığımız geri bildirim, "bir Bursa yazısı yazmadınız" oldu. Olaya açıklık getirmek adına bu yazıyı şu anda kaleme alıyorum.

Aslında bu yazının çok önceden trapano'dan gelmesi gerekirdi, zira fener hakkında en iddialı yazıları kaleme alan insanlardan biriydi Ercan Saatçi'yle birlikte kendisi. Ancak olmadı.

Mesele şudur ki efendiler, tuttuğum takım olan Beşiktaş geçen sene şampiyon olduğunda, bambaşka bir konu olan "İzmir ve Taso'nun düğünü" teması üzerine yazdığım yazıya 2 satır enjekte ederek geçiştirmiştim. Çünkü bu konu hem hakim medyada hem de futbol bloglarında zaten yüzlerce kez yazılacak, temiz ve kirli cümleler havada uçuşacak, holigan tavırlar kaçınılmaz sergilenecekti. Biz de burada "belgesel-caz" (Cem Yılmaz tabiriyle) blogu tutmuyoruz sonuçta, ancak olayımız taraftarlık değil, gözlemcilik. Bu zemini mümkün olduğunca kaybetmemeye çalışıyoruz. Bu nedenle mazur görünüz, kim olsa şampiyon, aynısı olurdu, kimseye garezimiz yoktur.

Düşünceme gelirsek, hakikaten önemli bir spor olayıdır. Türkiye'nin daha iyi bir futbol ülkesi olması adına da bence pozitif bir gelişmedir. Ancak, kimilerine göre dalga geçilecek bir açıklama da olsa, "tekrarlanmayan başatı tesadüftür". Ve kanımca tekrarlanması da epeyce zor olacaktır. Her ne kadar epeydir iyi sezonlar geçiremese de, Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe bayrağı bir şekilde geri alacaktır. Neticede "futbol kültürü" dediğimiz şey değil midir Almanya İtalya gibi ülkelerin kötü oynadığı turnuvalarda bile kupa kazanabilmesinin sırrı.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

kısa kısa..

istediğin kadar provake edil, roberto carlos'un oynadığı bi sahaya taş, toprak atıyorsan futbol cahilisindir..diyarbakırspor taraftarı yanlışlardan ders çıkaracaktır...
***
3 haftada 11 değil 110 gol de atsan şampiyonluğun garanti değildir..galatasaray'ı arşa çıkaran medya iki yenilgide yerin dibine sokmasını da bilir..
***
ligin ilk 3 haftasının en formda oyuncuları emre belözoğlu ve arda turan'dır..bu durum 2 hafta sonra milli takım'a da elbette yansıyacaktır...
***
içinde sivasspor'un daha doğrusu bülent uygun'un olmadığı bi şampiyonluk yarışı izleme ihtimalimizin olması iki yıl aradan sonra büyük mutluluk..futbolda anadolu düşmanı olanlardanım, evet..
***
beşiktaş puan kaybettikçe mustafa denizli daha da fatih terim'leşecek...
***
ilhan cavcav 2009 futbol sezonu itibariyle artık bastonlu bi ihtiyar...
***
bundan sonraki ilk puan kaybında eline verilmek üzere hugo broos'un uçak bileti hazırdır..bu da trabzonun başarısızlığının en büyük nedenidir..
***
"keita'nın arkasında sabri'yi istemiyoruz" diyene; "keita'nın yerinde sabri'yi izlemediğine şükret" diyenin önünde saygıyla eğilirim..
***
transfer döneminin en dengesiz takımı olmasına rağmen beşiktaş'ta şampiyonluk yarışını sonuna kadar götürecek iyi bir kadro var..anadolu mutfağında iyi olan aşçı denizli italyan, ispanyol mutfağına sarmazsa beşiktaş başarılı olur...
***
aşçı-mutfak demişken; anadolu yemeklerinde christoph daum'un üstüne yok..
***
fenerbahçe'de volkan demirel'in takımda kalması lugano'nun dönmesinden çok çok daha önemli..
***
ve tamamen alakasız;
"müslüman olmayan kadınlar cennette hurimiz olacak" diyip oruç tutanı, allah cehennemde bülent ersoy'la birebir bırakır...
***

17 Ağustos 2009 Pazartesi

süper lig

sporda haftanın olayı bir post aşağıda..uzaydan uçan atlet ithal edilmeyecekse ikibinli yılların atletizmdeki alamet i farikası bu genç adamdır..
***
mevzuyu fazla uzatmadan futbola dönelim…süper ligde geçen iki haftanın özeti önemli yatırımlarından sonra fenerbahçe ve galatasaray’ın ligi ciddi şekilde domine edeceğidir…fenerbahçe ligin ikinci haftasının en etkileyici maçını kadıköyde sivasla oynadı..sivas deyince son iki yılda yaptığımız gibi bi durup düşünmeye gerek yok..yanlış transfer nedir, takım yenilemek nasıl ele avuca bulaştırılır onun güzel bi örneğini sergilediler transfer döneminde..oturmuş takımdan bilica, tum, sylla, diallo ve balili'yi gönderip yerlerine yasin, ersen, mbemba, agbetu'yu almak radikal bi karar ve bu radikal kararın cezasını ilk iki haftada iki yenilgiyle çektiler..bütün bunlara mehmet yıldız'ın sakatlığını da eklemek gerekiyor..fenerbahçenin dün gece gösterdiklerini elbette sadece sivas'ın edilgenliğiyle açıklayamayız..özellikle ikinci yarıda sivas'a oyun içinde hiç hareket alanı bırakmayışları, hücumdaki agresiflikleri ve herşeyden ötesi oyun arzuları takdir edilmeli..bütün bunları bu sene alternatifli geniş bir kadro ile destekleyecek olmaları onları süper lig için oldukça ürkütücü kılıyor..artık alex'in yerine giren oyuncu ali bilgin değil deivid oluyor..emre hiç olmadığı kadar verimli..christian maldonado yada hosico'dan daha öte bi adam..gökhan gönül çok formda, guiza iyi başladı ve bütün bunlara süper ligin ruhunu bilen daum'u da ekleyince fenerbahçe ışık saçan bi takım oluyor..şimdilik en önemli eksiklikleri futbollarını hücumda aksiyon yaratabilen iyi bir rakiple test edemeyişleri..
***
galatasaray, skibbe ile geçen sene oynadığı statik pas oyununu bu sene daha hareketli bir şekilde daha dar alanda oynamak istiyor ve bunu kısmen başarabildiğini de söyleyebiliriz..kağıt üstündeki 4-3-3 oyun içinde ya 4-2-4'e ya da 4-2-3-1'e evriliyor..hücum oyuncularının yeteneklerini ya da yapabileceklerini tartışmak saçma olur, galatasaray'ın görünen en ciddi sorunu defansın önündeki ikilinin oyuna katılımları..o bölgedeki her alternatif şu anda benim için soru işareti...elbette ayhan'ı ya da topal'ı tartışmıyorum, onların rijkaard'ın bu oyununa nasıl katılabilecekleri soru işareti..üzülerek söylüyorum ama galatasaray'ın o bölgede -en azından- bi emre belözoğlu'na ihtiyacı var..galatasaray demişken rotasyon konusunda da bi kaç şey söylemeden geçmeyelim..volkan yaman, mehmet güven ve yaser dışında 25 kişilik kadrodaki her oyuncu süper ligde rahatlıkla 11'de başlayabilir ve bu galatasaray için büyük bir sorun teşkil etmez..hal böyleyken güngör-aşık-uğur'u denizli maçında oynatıp sıcak tutmak nerden baksanız mantıklıdır..
***
beşiktaş süper kupa maçında ikinci yarıda ciddi kondisyon problemi yaşamasaydı kupayı fenerbahçe'ye kolay kolay bırakmazdı..geçen haftaki ibb maçını 90 dakika izlemedim ama onlar da tıpkı fenerbahçe ve galatasaray gibi ciddi bir hücum gücüne sahip..diğer iki camiadaki şampiyonluk arzusunu ve geçen sene kazanılan iki kupayı hesaba katınca beşiktaş'ın bu seneki rotasını duygusal faktörlerin çizeceğini düşünüyorum..umarım yanılırım..
***
şimdilik nacizane iki üç paragraf karaladım, daha ciddi değerlendirmelerimiz elbette olacak ama şunu söylemeliyim; geçen iki aydan sonra futbol izlemeyi de, post yapmayı da gerçekten özlemişim..
***

29 Mayıs 2009 Cuma

Sezon başı ve sezon ortası kehanetlerimiz


"Dev Kehanet" ve "Cezayayı Loto" yazılarımızda belli tahminler yütürmüş, ve sizlerden de destek istemiştik. Şimdi son haftaya bir gün kala bunları masaya yatıralım, ödüllere kimler yakın bir görelim istedim efendim, sözümüz senettir!

Dev Kehanet

Zaatımın inisiyatifiyle oluşturulmuş bir yarışmadır. Daha sezonun başında iken küme düşecek üç takımı bilmeye çalıştık. E haliyle çok zor oldu atışlar tabii. Bakalım kimler neler atmış.

Bendeniz: Eskişehir (çok saçma olmamış), Bursa (Beşiktaşlıyız da bu kadar da saçmalanmaz ki!), Hacettepe (en mantıklı desteklediğim tahminim tuttu, bana yeter!) Başarı: 1
Wasted: Kocaeli (bunu göremediğim için kızgınım kendime), İBB (ben de istedim ama olmadı), ABB (küme düşmedi ama Ankaragücüyle birleşip yok oluyor, sevinçliyiz) Başarı:1
Perek: Denizli, Antalya, Ankaragücü. Başarı: 0, ama adam muhtemelen 15-14 ve 13'ü tahmin ederek bambaşka bir başarıya imza atmış olacak!
Burkay: Eskişehir, Ankaragücü, Kocaeli. Başarı:1, ama yine tahminler çok yerinde!
Al Lee: Antep, ABB, Antalya. Başarı: 0, en kötü tahmin yarışmasına hoşgeldiniz!
Trapano: Daha okuyucu idi o günlerde, ve muhteşem tahminlere imza atmış. Hacettepe, Ankaraspor, Konya. Başarı: 2! Süper gerçekten, helal olsun.

Bu yarışmanın galibi Samandağ'dan Trapano kardeşimiz oluyor, Habiibii, tebrik ederim vallahii. İstediğin bir ara sana 2 bira ısmarlayım da ödülsüz kalma..

Cezayayı Loto

Trapano kardeşimizin yazarlığa attığı ilk adımlardan biri olan bu yazıda, 23. hafta sonunda lig sonunda zirvenin akıbetine dair mantıklı sallamalar yapmayı denedik. Az önceki yarışmanın galibi olan arkadaşımız bu yarışmada biraz heyecanlı ve subjektif atışlarda (Fener-BJK-Sivas-Galatasaray-Trabzon) bulununca bu kupayı kaçırdı.
Bendeniz (BJK-GS-FB-Sivas-TS) ile muhtemelen olsa olsa 1.nin yerini doğru tahmin etmiş olacağım, inşallah o da.. "c" adlı okuyucumuz da benimle aynı tahminleri yürütmüş.
Pamukkk: TS-GS-FB-Sivas-BJK, bu da muhtemelen o başarı ile kapanacak bir tahmin.
Neyse bu uzayacak, özetleyeyim. Bu yarışı 10 hafta kala hiç bir okuyucu doğru tahmin edememiş. FB neyse de, GS'nin son haftalara çoktan havlu atmış gireceğini kimse tahmin etmemişti. Sivas ve Trabzon'un son haftaya şampiyonluk ümidi taşıyarak girebileceği de hiçbirimizin aklına gelmemiş. Helal olsun adamlara. O değil de, gitti bizim biralar..
2012'de şampiyonlar liginde koyacağız real madrid'eeeee

2 Kasım 2008 Pazar

depremden önce...

ligin ilk 2 haftasında anadolu takımları için "nasılsa 3 haftaya tepetaklar olurlar" diyenler, 9.hafta oldu hala bekliyorlar..büyüklere kayıtsız şartsız teslim olan, "galatasaray-fener-beşiktaş bizim rakibimiz değil, kümede kalalım yeter" zihniyeti, yerini yavaş yavaş "savaşırım, uğraşırım,didişirim, ben de kazanabilirim" mantığına bırakıyor..ve bu mantık da ezberleri bozuyor..sene sonunda 65 puanlı bi şampiyon olursa şaşırmayalım ve herşeyden önce, bu duruma katkıda bulunan geçen seneki rolmodel sivasspor özelinde bütün anadolu takımlarını tebrik edelim...
***
trabzonspor haftanın en adaletsiz sonucuyla ligin zirvesinde..trabzonspor'u, göbeğini içine çekip, en güzel çıktığı açıdan resimleriyle daha cazip, daha akıllı, daha zengin görünüp seçilmeyi beklerken, bilip bilmeden modern zaman fahişeliğine terfi eden facebook güzellerine benzetiyorum..kötü futbol, arkada bol bol boşluk, verilen tonla pozisyon..sonuç; 4 gollü 3 puan..trabzonun 20 puanının 8si böyle geldi..yanal'ın çekirgesi iyi sıçrıyor ama böyle devam ederse yakın zamanda kafası ezilir..öte yandan, ibb tabanca gibi takım ama tabanca tutukluk yapıyor..tetiğe basması gereken ibrahim akın'ın basireti bağlanınca, dakikalar geçtikten sonra kendi kafasına sıkıyor Avcı tabancasıyla..
***
beşiktaş'ta son iki haftanın kayıp bilançosu 5 puan..denizli'nin camiada yarattığı sinerji midir yoksa keyifli bi uyuşukluk mu, tam çözemedim..denizli de dahil bilenler bilir, inönüde ya şampiyonluk şarkısı söylenir, ya da acıklı uzun hava..haftaya kadıköy'de türbülans varken, kocaeli'ye gol yağdırmaları şart..yoksa koro uzun hava okur, denizli de gözü yaşlı dinler..kayseri için de bi parantez açıp "disiplinli savunma, koşan, savaşan takım ve mehmet topuz" deyip parantezi kapatalım...
***
fenerbahçe'de filmin adı, "bitirim ikili"..başrol oyuncuları da kaleci volkan ve edu..senaryo da yine aynı..bitirim ikili havada çarpışır, sonra top otomatikmen kaleye gider..eskişehir'de 2-1 öndeyken ve rakibi 10 kişi yakalamışken oyuna müdahele edip 3-1'e 4-1'e götüremeyen manevi dedemize de selam olsun bu arada..eskişehir nerden baksanız taş gibi..maç sonlarında taraftara 3lü çektiren serdar, oyun içinde de rakibe çok çektiriyor..alkışı da hakediyor..
***
galatasaray, baros'un arkasındaki 3lüsüyle "zaman zaman" orgazmik tadlara yelken açtırıyor.."zaman zaman" dediysek de "tek tük"..nadiren..gerisi damakta kekremsi bi tat..
***
sonuç olarak; 9.hafta güzeldi ama ligde asıl şiddetli deprem haftaya..merkez üssü de kadıköy.. artık, "ne olur? ne olmaz? kim ölür? kim kalır? bavulunu toplayan olur mu? olursa ispanyol mu olur? alman mı?" bekleyip, göreceğiz..bu konuda haftaiçinde de söyleyeceklerimiz var elbette...

kadıköyde cimbomun sağbeki ışıl alben!!

9 Ekim 2008 Perşembe

komik oluyor

"bu ülkede yazdığının hakkını veren spor yazarları kimlerdir" deseniz, banu yelkovan'ı da, kardeşi ebru'yu da en başa koyarım..gecenin bi yarısı nerden buldum, okudum bilmiyorum..bu yazı, aziz yıldırım'ı da, adnan polat'ı da, yıldırım demirören'i de anlatıyor..sinan engin de var..tigana'nın yerine ertuğrul'u, zico'nun yerine aragones'i, gerets'in yerine de skibbe'yi koyun, buyrun siz de okuyun..banu yelkovan'ın kaleminden..

Real Madrid bir Türk takımı olsaydı, kova Casillas'la nereye kadar, Roberto Carlos Capello'nun askerlik arkadaşı derdik... Lyon bir Türk takımı olsaydı Fred, Carew, Benzema hücum üçlüsüyle gol mu atılır, Houllier Liverpool'da ne yaptı ki Lyon'da ne yapsın, eski bir İngilizce öğretmeninden teknik direktör mü olur derdik...

Liverpool bir Türk takımı olsaydı PSV maçından sonra Gerrard neden yedek, Sissoko, Gerard'ın yerini tutar mı, PSV'yi de yenemezsen kimi yeneceksin derdik... Chelsea bir Türk takımı olsaydı, Essien'e o kadar para verilir mi, Ballack suratsızlığıyla takımın huzurunu bozuyor, Ballack'la Lampard yan yana oynar mı derdik...

Abramoviç Türk olsaydı, takımı geçen hafta lig 12'ncisi Middlesbrough'ya yenildiğinde önce maç çıkışı bütün basına "Hocamızın arkasındayız" açıklamaları yapar, sonra hafta içinde Mourinho'yu kovardı. Mourinho eskaza bir Türk takımını çalıştırmak için ülkemize gelmiş olsaydı, açıklamaları televizyondaki 3 bin 897 futbol programında o kadar çekiştirilir, o kadar yanlış yorumlanır, o kadar öküz altında buzağısına kadar irdelenirdi ki, basını provoke etmek için bile bile böyle mesajlar veren Mourinho bile dayanamaz, 7. haftanın sonunda delirir, değil başka takıma gitmek sanırım teknik direktörlüğü bırakırdı. İlk yenildiği maçtan sonra 'MORinho' diye manşetler de çıkardı.

Zico, Tigana, Gerets... Dünya üzerinde futbolu bilip de bu üç ismi tanımayacak futbolsever yok... Bizde biri oldu 'riZICO', birine yüzümüzü buruşturarak Mösyö diyoruz, öbürü zaten Gerets Efendi... Ama son günlerde onlardan çok, spor basınımız sıkıntı içinde. Önce Tigana'yı mı kovdursalar, Gerets'i mi, Zico'yu mu bir türlü karar veremiyorlar... En sonunda pazar günkü derbiyi kaybeden üzerine yoğunlaşmaya ikna oldular sanırım. Zico'yla da bilahare, Fenerbahçe-Randers maçından sonra ilgilenilecek - maçın sonucu ne olursa olsun... Bu ülkede futbol yorumculuğu yapmak için konuşabilmek yetiyor. Yazarlık yapmak içinse yazmaya bile gerek yok, telefonda de'leri, -mi'leri ayrı yazmayı bilen bir editöre okusanız yeter. Gel gör ki antrenörlük yapmak için ne dünya çapında bir futbol yıldızı olmak, ne daha önce çalıştırdığı takımlarda ve bu ülkede imkânsız denebilecek şartlarda şampiyon olmuş olmak, ne ikinci ligden birinci lige çıkardığı bir takımla dünyanın en zor ligi kabul edilen Premiership'te harikalar yaratmak yetmiyor... Hayır, basının kendine meşgale olsun diye, ortalık kızıştırmaya çalıştığı belli de sezonun bu döneminde kovulan bir hocadan daha iyisinin bulunamayacağını, bulunsa bile 'kan değişikliği' takıma adapte olana kadar sezonun zaten kaçacağını hem de eşek gibi bilen yöneticilerdeki, taraftarlardaki "İstemezük" hava neyin nesi, işte onu anlamıyorum.

Bu ülkede takımların müzeleri onlarca Türkiye Ligi Şampiyonluğu Kupası'yla dolu olduğu için mi şampiyonluk beğenilmiyor? Üç güzeller o kupadan kendilerinde çok olduğu için mi, ikinci olmayı, yenilmeyi, hâşa, berabere kalmayı kendilerine yakıştıramıyor bilemiyorum... Ama futbol camiamızın sekiz Dünya Kupası, beş Avrupa Şampiyonluğu görmüş, müzelerinde bilmediğimiz köşelerde gizli ne Avrupa kupaları var havasında takılması, ne yalan söyleyim, artık iyiden iyiye komik oluyor.

banu-ebru elele, hep beraber trübüne..

22 Eylül 2008 Pazartesi

Beşiktaş:3 Gaziantepspor:0


Bu hafta, çok uzun zamandır benim rastlamadığım, ya da hatırlamadığım bir şey oldu: üç büyüklerin hepsi 3'er farkla kazandı. 3'ü de rakiplerinin ikinci yarıda direnç kaybına uğramasından faydalanıp vurdular darbeleri.

Konumuza gelelim. Beşiktaş dün bizi şaşırttı. Kadroda sürprizler boldu. 4-4-2 dizilişi, kaleci, bekler ve orta sahanın ortası hep sürprizdi bizim için. ilk 20 dakikada anladık Ertuğrul'un oyun planını. Hakan'ın 50 metrelik degajlarına derin koşular yapan Nobre ve Bobo etkili olacak, dönen toplarda da hep beraber kapanacaktı takım. Ben şahsen hiç hoşlanmadım bu taktikten. Ama beşiktaş'ın bu sene taktikten bağımsız olarak belli bir kalite ortalamasının üstünü tutturduğu da bir gerçek. Bu da senelerdir başaramadıkları bir şeydir, büyük takım olmanın ise zorunlu şartıdır.

İki İbo sahadaydı dün. Herhalde kavga etmesinler diye iki kanada koymuş Ertuğrul bunları. İkisi de işlerini yaptı, Üzülmez yine "deli"likler yaptı arada..

Beşiktaş'ın korner sayısı, özellikle ilk yarıdakiler dikkat çekiciydi. Tello'yu sırf bunun için bile olsa oynatmalı Beşiktaş. Ölü toplarda en büyük kozları. Oyun içinde ise çok kademe hatası yaparak battı benim gözüme bir kez daha.

Son sözümüz Antep için. Takım boş değil, çok sakat takım. Tabata dün topu her ayağına aldığında Beşiktaş'ın endişesi rahatlıkla gözlemlenebiliyordu. Ben bu sene güzel futbol oynadıklarını düşünüyorum.

Daha keyifli haftalara, nice güzel maçlara!..


gergin pancar

21 Eylül 2008 Pazar

kocaelispor-1 galatasaray-4

hafta içinde söylemiştik, şimdi tekrarlıyoruz; galatasaray, lincoln'ün makinistliğinde kewell, aydın, arda gibi topa hükmeden bireysel yeteneği fazla oyuncularla oynadığı müddetçe kolay kolay hücum sıkıntısı yaşamaz..kayseri maçından sonra galatasaray'ın ligde ve uefa'da oynadığı 3 maçta girdiği net pozisyon sayısı 30'dan fazladır..geçen sene topu sürekli ileri tepen, rakip yarısahada kaos yaratıp sonuca giden takım, bu sene ayağa bol pasla daha şuurlu set hücumu tercih ediyor..eldeki oyuncular da bu futbola oldukça uygun olduğundan pozisyon zenginliği kaçınılmaz oluyor..kocaeli maçında da aynı filmi izledik..

ilginçtir, galatasarayda ilk yarıda volkan'ın önünde, sol içte kimse yoktu..kewell'ın ayhan'ın yanında oynaması galatasaray'ın sol kulvarını tamamen boşalttı ama kocaeli hücum yapmayı düşünmediği için bu koridor göze batmadı..sol kulvar demişken bi parantez açıp volkan'ın oyundan çıkana kadar oldukça iyi oynadığını da belirtmemiz gerekiyor..

ikinci yarı için söyleyecek çok fazla bi şey yok.."yağmurlu havada lincoln resitali" diyelim, geçelim..

skibbe savunma zaaflarına, hücumdayken kaptırılan toplarla yenen basit kontra gollere çare bulur mu bilinmez ama elinde bu skorer takım olduktan sonra kazanmaya devam edecektir..en azından mart ayına kadar...

bi de unutmadan, "top kewell'da, şimdi baros, araya giren semavi..."

bu arada barizzio, fotoğraf sakat mı?

ne nöbeti?

15 Eylül 2008 Pazartesi

Renksiz Kartal!


"Delikanlı adam renkli takım tutmaz" geyiğine bir katkı da, dünkü futbolundan geldi Beşiktaş'ın.

90 dakika boyunca birkaç uzak şut dışında önemli pozisyonu yoktu Beşiktaş'ın. Trabzon'un var mıydı? onların da yoktu.. Herkes mi 1 puan istiyordu ki sahada acaba?
François maç başında, "sanılanın aksine çok kapanık, golsüz bir maç olacak" demişti, doğru demiş. İki teknik adam da, karşısındaki takımın hücum gücünden korkarak çıktı maça. Mesele hücumda çoğalmak değil, ama kafalar kendi yarı sahalarındaydı. Bekleri maç boyunca toplamda 3-4 kere rakip sahalarda gördük, önliberolar orta yuvarlağı mesken tuttu, maçın %60'ı orta sahada oynandı dolayısıyla. Beşiktaş'ın en büyük savaşçısı Bobo sahada yürüdü. Delgado da, Bobo ve Holosko olmayınca şık hareketlerini maçı seyredenlere teselli armağanı olsun diye yaptı.
Hasılı maç golsüz bitti. İki takım da, erken bir derbi mağlubiyeti korkusuyla, 1 puana sevindi. Hayrını görsünler. Ama güzel futbol oynamadan alınan puan, sorarım size haram değil midir?

Trabzon beni şaşırttı. Gerçekten dirençli bir takım görüntüsü çizdiler. Bence bu sezon ilk 3'ü, 4 sene içinde de, neden olmasın, şampiyonluğu hak edebilirler!


vghjgj

14 Eylül 2008 Pazar

hacettepespor-fenerbahçe

belediye maçı yazısını müthiş(!) transfer planlamasından dolayı yönetimi alkışlayarak bitirmiştik..edu-lugano yokken şampiyonlar liginde yarı final hedefleyen takımın tandeminde can-yasin oynuyor..suat usta'nın yanına gordon shildenfeld'i koyun işte..ne eksik ne fazla..aragones'in alex'i defansta oynatacak hali yok, elindeki alternatifler bunlar..koşu yapabilen vasat bi forvetiniz olsun bu defansa halı sahada 5-6 net pozisyon yedirirsiniz zaten..hacettepe de aynı şeyi yaptı..ibrahim'in bi kaç koşusu can'ın da yasin'in de ayaklarını birbirine doladı..yapacak bi şey yok, taraftar kartlarını peynir-ekmek gibi satan aziz yıldırım'ın, defansta kadro derinliğini sağlasın diye meira'ya ya da zapo'ya verecek 4-5 milyon eurosu yok malesef..dünya takımı fenerbahçe bütün sezon "aman edu sakatlanmasın, lugano ceza almasın, ülkesine gidince zamanında dönsün" diye dua etmek zorunda..hadi defansta suat usta-gordon tamam dedik, defansın önündekilere ne demeli? josico, maldonado kenara 3 metrelik kısa paslar verirken refakat etsin diye alındı herhalde..

aziz yıldırım dün fb tv'de "şampiyonlar liginde son 4'e kalacak takımı kurduk" diyor..şampiyonlar liginde yarı final oynayacak takımın merkezinde kemal aslan'dan biraz hallice olan josico mu oynar yoksa keita, essien mi? bütün takımı toparlayan, her yere yetişen marco'ya ekstra 1 milyon euroyu "takım içi dengeleri korumak için vermedik" deyip, psikolojik deli emre belözoğlu'na 3,5 milyon euro vererek mi şampiyonlar liginde yarı final oynanacak? 3 ay önce xavi'yi çıkarıp fabregas'ı oyuna alan hocayı, ankara'da gürhan'a, uğur boral'a mahkum ederek mi olacak bu iş?

"sakatlar çok", "uruguay'da kasis var lugano gelemedi", "emre'den patlama bekliyoruz"..kimse hikaye okumasın..edu'nun sezonun en kritik haftalarında sakatlanıp 2 ay oynamayacağını, lugano'nun ya da volkan demirel'in arsenal maçından önce kırmızı kart görüp cezalı olmayacağını kim garanti edebilir? buyrun işte; serdar kulbilge kocaeli kalesindeyken, fenerbahçe kalesini haftaya volkan babacan koruyacak..volkan babacan'ın bir (1) tane süper lig maçında oynamışlığı var mı, bilen varsa söyleyebilir mi?

o değil de mahmut, kenan evren lisesinin yerine 5 yıldızlı bi fenerbahçe oteli çok iyi gitmez mi?

bi de unutmadan, guiza iyiydi de çevresi kötüydü..
aziz

30 Ağustos 2008 Cumartesi

fenerbahçe-2 ibb spor-0

bu maç için ne yazabilirim, bilmiyorum..aragones soyunma odasında kuş uçurtmaz bilirdik, guiza ve lugano soyunma odasından çocuklarıyla çıktılar..hürgeneral yaşar paşa, özgürlüğün tadını şükrü saraçoğlu'nda fener maçı izleyerek çıkaracak anlaşılan..ibb spor ikinci yarının başında 9 kişi kalınca kimin kazanacağını merak etmeden izledim maçı..efe ve serhat'ın etkili oyunu fenerbahçe'nin hücuma çok adamla çıkmasını engelledi ilk yarıda..kazım böyle oynamaya devam ederse aragones deivid'in dönmesini beklemeden gösterir kulübe yolunu..ziya abi ne der bilmiyorum, guiza gol kaçırınca çok acıklı bakıyor..alex'in her sezon minumun 15 gol 15 asist yaptığı efektif bölgesinin dışında oynatılmasını anlayamıyorum..josico'dan sonra da bi şey değişmeyecektir,sanmıyorum...lugano-edu-volkan demirel'in alternatiflerinin can arat-yasin-volkan babacan olduğu takımın transfer politikasını kim belirliyor, alkışlıyorum...

kjh

26 Ağustos 2008 Salı

İlk hafta gözlemleri


Sonunda hasret bitti, pek bi şeye benzemese de, bizim ligimiz başladı.

Bol gollü bir ilk hafta oldu, atan atanaydı.

Anadolu takımları çok gaz başladı lige, yeni transferlerin çoğu bana iyi gözüktü, özellikle Antep ve Antalya'nınkiler.

Beşiktaş'tan bu sene şampiyon çıkmaz; biz yine çileler içinde bir sene geçiririz. İlk 3 yine en makul hedef olur, uefa'da 4. tur neden olmasın?

Fener yine ilk hafta patladı, bu bi klasik zaten, son yüzyılda bi tek Erciyes'e 6 attıklarını hatırlıyorum, o da 100. yıllarında. Bence halen sezonun en büyük şampiyonluk adayı.

Galatasaray yine bildiğimiz gibi. Dünyanın en kötü oyuncularını koyup, bi şekilde iyi futbola yakın bi şeyler oynamaya çalışıyor, önemli kısmında başarıyorlar. Ben şampiyonlar ligine kalacağını düşünüyorum. Baros iyi bir transfer değil bence, hayırlısı olsun haklarında.

Trabzon'u beğenmedim. Umarım yeni takım oldukları içindir, yoksa bu dağınık görüntü, sezon ortalarına doğru, "darmadağın" bir görüntü olur, bu sefer taraftar şehri yakar.

Hepimize hayırlı olsun. Keyifli ve dostça bir sezon olsun dileklerimle..


dew

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Dev Kehanet!!

Evet, dev kehanetimi açıklıyorum!!!

Bu sene süper ligden düşecek 3 takım belli oldu, yani bence, ve şu ana kadar kurulan kadrolarda mucizevi değişiklikler olmadığını varsayıyorum.

Eskişehirspor: Ligin yeni ekibi, yepyeni bir kadro kurmaya çalışıyorlar, ama takıma henüz bi iskelet oturtabilmiş durumda değiller. Yaptıkları transferleri de ben iç açıcı bulamadım. Politik sihirli değnekler ve Oğuz Sabankay, takımı ligde tutabilecek 2 etmen bence, aksi takdirde Bank Asya'da başarılar!!

Bursaspor: Ligin renkli, kavga gürültü sever takımı. Ebedi düşmanları arasına KSK ve Beşiktaş'tan sonra, Galatasaray'ı da eklemeyi başarabilmiş bu güzide kulübümüzün de ben bu sene küme düşeceği kanısındayım. Vega, Cihan ve Tum gibi, takımı geçen sene ayakta tutan isimler gönderildi (her ne kadar antipatik bulsam da İsmail Güldüren'i de listeye eklemem gerekirdi galiba); yerlerine takımlarında başarılı olamamış, gerçekten etkisiz isimler, ve bir de Yusuf Şimşek eklendi. Ben bu sene, "taş yerinde ağırdır" kanununun ağır basacağını, Yusuf'un da Bursa'ya ilaç olamayacağını düşünüyorum.

Hacettepe: Aslında yeni sempatik ismiyle, düşmesine gerçekten üzüleceğim bir takım oldu Hacettepe, eski adıyla Gençlerbirliği OFTAŞspor. Geçen senenin gaz ekibi, bu sene, artık amaçsız kaldı bence. Yani geçen sene ligde kalabilme misyonuyla oynadılar ve kendilerini orta sıralarda buldular. Ama bu misyonun tamamlanmasıyla, takımda motivasyon seviyelerinin çok aşağılara çekileceğini, ve takımın ligi son sırada tamamlayacağını düşünüyorum.

Not: Sürç-i lisan ettimse affola. Amacım hiç bir takımı kötülemek ya da hakir görmek değildir. Velakin ligimiz 18 takımlı olup, her sene 3 takım küme düşmekte, dolayısıyla bir takımın küme düşme olasılığı %16.17 olmaktadır, ki kanımca bu, yüksek bir olasılıktır. Amacım, bu olasılıktan kimlerin nasibini alacağına dair naçiz bir bahistir. Hatta yorumlara ekleyin siz de tahminlerinizi, doğru tahmine en çok yaklaşan yoruma da sezon sonu bir gece benimle rakı sofrası benden(Bensiz olmaz)!! Sözüm senettir.
ghg