La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Vint!*


Barsa 20. şampiyonluğunu aldı, söke söke, zorlanarak da olsa.

Dün akşam uzunca süren Benelux tatili dönüşü (bir iki gün içinde yazacağım) eve dönüşüm 20:10'u bulunca koştur koştur açtım Ntv-Ntv Spor ikilisini. İki takım da epey kötü futbol oynuyordu, garip bir şampiyonluk paniği içerisinde. Barsa rakibin kendi kalesine atmasından sonra (ki diğer bir bakışla Pedro'nun banttan ince görmesi de diyebiliriz) klasik gevşekliğine döndü, bulduklarını attı ve heyecan yaratmadan kapattı defteri.

99 puan, kantarın topuzunun kaçtığının göstergesi. Madrid'le bu sene topladıkları toplam puan, bol mücadeleli bir senede ilk 3'ün aldığı toplam puana yaklaşıyor olabilir (mi?).

Bu düzeni, Barsa'nın sinir bozucu koşusunu bozmak isteyen Madrid muhakkak yeni sezona çirkef, karizmatik ve başarılı bir hoca getirecek (zaten aday sayısı 2-3'e iniyor). Bir de içeriden transfer yapabilirlerse kolay çökertirler. Ama sürpriz olur Messi-Xavi-Iniesta-Puyol iskeletinden birinin gitmesine pek ihtimal vermiyorum.

Hasılı, Primera Division'da güzel bi sezon olmadı, Katalanlar haricinde çok fazla sevinen çıkmadı. Umuyorum, sıklıkla belirtildiği gibi "makas" açılmaya devam etmez, sevilla'ların Valencia'ların şampiyonluğu zorladığı sezonları tekrar görürüz.

*katalan dilinde "yirmi"

30 Kasım 2009 Pazartesi

Muhafız


İyi bir savunmacı ne yapar?
Çok az hata yapar, ceza sahasına yaklaşan tehlikelere geçit vermez. Daha iyisi ise, arkadaşlarının hatalarını da temizler.
Bir de maç kazandıranı vardır. Onlar bir takıma vasat forvetlerden daha fazla sayıda maç kazandırır.
Dün bunun çok iyi bir örneğini gördük Camp Nou'da. Puyol, gerçek bir kahraman gibi oynadı, Madrid hücumcularını hayatından bezdirdi, şutlarının valdes'e gelmesine bile müsade etmedi. Barsa alışılmışın üstünde çamura yattı, Busquets'in babasıyla arkadaş olan Pep, yavaştan bu adamın bu ortasahada ne işi olduğunu sorguluyor olsa gerek?
Her şeye rağmen, maçı sevdiğim taraf kazandı, kaderin cilvesi maçı yine Real sempatizanı abimle seyrettik, çocukken de öyle yapardık, hep real yenerdi, devir değişti..

17 Mayıs 2009 Pazar

Benzin bitti


Real, çok geride kaldığını anladığında aslında iş işten geçmişti çoktan. Ama koca Madrid, kabullenmedi Barsa'nın kendilerine tur bindirmesini. Ramos'un gelişiyle birlikte çok sıkı bir galibiyet serisi yakaladılar ve Barcelona'nın aynasında kendilerini görmesini sağladılar. Ama son haftalara doğru benzin bitti! Ama helal olsun, düne kadar ligin belli olmamasını sağlayarak zevk kattılar İspanya Ligi'ne. Kendilerine teşekkürlerimizi iletiyoruz.

10 Mayıs 2009 Pazar

El campio ?


Barcelona şampiyon! O kadar ki, katalan sözlükten şampiyon kelimesinin o dildeki karşılığını bile bulmuştum. Real Valencia'ya 3-0 kaybetmişken, Camp Nou da, kutlama moduna getirilmişti doğal olarak. Ama Barsa'nın bence en yumuşak karnı olan Abidal, ard arda ikinci maçında gördü kırmızıyı. Ardından penaltı golü, ardından Llorrente'nin 92. dakika golü (kader bizle dalga geçiyor!), derken...

Villareal akıl almaz bir geri dönüşle, Barsa'nın Camp-Nou'daki şampiyonluk kutlamasına işedi tabiri caizse! Tabi bu puan da çok kritik Vilareal için. Şampiyonlar ligine gidecek 4. takım henüz belli değil, ve bu umutları gelecek hafta oynanacak Real Madrid maçına sakladılar. Şampiyon belli İspanya'da, ama asıl soru 1. kim!
Söyle bülent söyle, söyle ne oldu? sen olma da ne olursa olsun!

14 Ekim 2008 Salı

La liga da Sezonu açtı


E bir tek Türkiye'de 5-6 haftada adam kovulacak değil ya, La Liga da en az bizim kadar deli yine..

Osasuna, teknik direktör José Ángel Ziganda'ya daha fazla direnemedi; henüz maç kazanmış olmamaları ve ligde 16. sırada olmaları zaten bu hafta içinde bir haber alacağımızı tahmin ettiriyordu.

Yerine düşünülen isim son dakika değişikliği olmazsa José Antonio Camacho. Kendisini yakın zamanda İspanya milli takımı (1998-2002), Real Madrid (2004-2005) ve Benfica başında da iki kez (2002-2004 ve 2007-2008) bulunmasından hatırlıyoruz. Yani gittiği hiç bir takımda tutunamayan Camacho, Osasuna'yı kurtarmaya geliyor!
utanmasam bülent ejder'e benzetecem adamı ama..

25 Eylül 2008 Perşembe

La liga'da 4. maçlar


La ligada da 7 maç oynandı dün.

Barça halen leblebi gibi gol yese de yediğinden fazla atmaya başlayınca puanlar gelmeye de başladı. Villareal liderliği kaptı, Capdevila'nın "9 oynadığı" (FM tabiriyle) maçta, bu senenin şamar oğlanlarından Racing'i devirmek suretiyle. Atletico'da Sinama Pongolle bizi utandırmaya devam etti, 2 gol attı. Real, gol yağmurunu sürdürdü, Gijon da gol yağmurlarının altında şemsiyesiz kalmayı..

Barcelona 3-2 Betis
Villarreal 2-0 Racing Santander
Osasuna 0-0 Deportivo
Getafe 1-2 Atlético
Sevilla 2-0 Espanyol
Real Madrid 7-1 Gijón
Sinama paradiso

22 Eylül 2008 Pazartesi

Bir haftasonu daha..


Tek tek kurban veriyoruz, harap ediyoruz haftasonlarını.. Ne sosyal hayat kalıyor adamda, ne akademik başarı, ne de spor yapacak zaman! Sadece oturup futbol seyrederek geçti haftasonu.

Artık haftaya yayılmasını falan talep etmek zorunda kalacağız maçların. Yine Pazar gününe nefes alınacak zaman kalmamıştı..

Bayern, Bremen'den 5 yedi evinde. Milan Lazio'ya dur dedi, Juve çıkışını Cagliari galibiyetiyle sürdürdü, Inter iyi gidişatı Torino'yu yenerek sürdürdü ve Roma Regina'yı 3-0 yenerek haftayı kayıpsız atlatanlar arasında yer aldı.

İngiltere'de ise, Tottenham, kötü gidişi golsüz Wigan beraberliğiyle sürdürdü, Man. City haftaların acısını Portsmouth'a 6 atarak çıkardı, yeni transferler Jo ve Robinho da katkıda bulundular galibiyete birer golle. United ile Chelsea kıran kırana bir maç sonucu 1-1 berabere kaldı, United tam 7 sarı kart gördü bu maçta. Arsenal, fırtına gibi gidişini Bolton'a da 3 gol atarak sürdürdü, Liverpool ise, Stoke City ile golsüz berabere kalarak frene bastı, şaşkınlık yarattı bende.

Barcelona Gijon'u 6-1 yendi, ilk galibiyetini aldı, Real, Racing deplasmanında zorlanmadan 2-0 kazandı. Valencia Osasuna'yı devirip liderliğe yükselirken, Atletico, bir kez daha hücum şov yapıp, Recreativo'yu 4-0 yendi.

Fransa'da Lyon yine kılını kıpırdatmadan aldı galibiyetini, Marsilya, Monaco ile berabere kalarak zirveden (tabii ki Lyon'dan) uzaklaştı. St. Etienne , PSG'nin başarılı gidişatını durdurdu, 1-0 galip geldiler.

İşte size haftasonu nasıl geçti özeti, herkese iyi haftalar!
Acaba Rio resimde Pazartesi'nin geldiğine mi üzülüyor?

Mevlana Celaleddini Rooney+bence iğrenççççç :)

15 Eylül 2008 Pazartesi

La Liga - 2. Hafta


Barcelona, 1973'ten beri en kötü başlangıcını yaptı: 2 haftada 1 puan. Racing'le 1-1 berabere kaldıkları maçı seyrettim. Sahada bir Dünya ekibi yoktu. Eski kalitesinden uzak bir Barça idi gördüğüm.
Real Madrid, dev hücum potansiyeli sayesinde yediği 3 gole 4 golle karşılık verdi. Guti, Higuain, Van der Vaart... İnanılmaz hücumlar seyrettik. Ama ben onları da dev bir ekip hüviyetinde göremedim.
Yani söylemek istediğim şu: Premier League, dünyadaki tüm liglerin (haftasonu Milan'ı da seyrettim, Roma'yı da. Serie A'dan zaten umut yok) bir kaç gömlek üstünde , hepsinden daha kaliteli olma özelliğini artarak sürdürüyor. Geçen sene olanları hepimiz gördük. Bu sezon da Şampiyonlar Ligi'nde üst turlarda bol ingiliz takımı görmemek sürpriz olur doğrusu. La Liga içinse, eski günlerine dönmesini sabırsızlıkla beklemek yapabileceğimiz..

Yine de el atmışen toplu sonuçları verelim.




8 Temmuz 2008 Salı

“Fener La Liga’da Rahatça Oynar”
















Yukarıdaki cümle Fenerbahçe’nin yeni kondisyoneri Carlos Cascallana’ya ait.. Aslında cümleye bakarsanız doğru bir ifadeyi anlatıyor olabilir.. Fenerbahçe Futbol Takımı, La Liga da oynar belki de rahatça, fakat burada unutulan bir nokta var ki o da bir çok takımın La Ligada rahatça oynayabileceği gerçeği.

İnsanlar yeni katıldığı camialarda kendilerine yer edinmek için bu tür ifadeler kullanabilirler bu insanın doğasında mevcuttur. Buradaki problem İspanyol kondisyonerin bu cümlesini alıp manşete taşımaktır.

Bu nasıl bir ezikliktir...

sasda