tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2011 Cumartesi

yapma caroline!


Ben şu anda Liverpool formasını giydim. Acaba onlar da benim tenis kıfayetlerimi giyse nasıl olur? Çok yakışacağından fazlasıyla eminim.

Askere söylenecek cümleler değil, istirham ediyorum, tutun şu çenenizi...

Herkese selamlar, uludağın güney eteklerinden...

23 Haziran 2010 Çarşamba

Marsel elendi


Güzel adam, ayakları yere basan bi sporcu. NTVspor'da bir programda dinlemiştim uzunca. Her sene 10 basamak yükselmek dünya sıralamasında gibi zorlayıcı ama ulaşılabilir bir hedefi vardı (tam amerikan şirketi lingosu oldu). Bu kafayla giderse hedefine yaklaşacak. Bugünkü maçtan sonra da artık bir grand slamde çeyrek final oynamak istediğini belirtmiş. İnşallah oynar, merakla ve keyifle takip ediyoruz.

6 Haziran 2010 Pazar

Lord of the sands!


Kral'ın dönüşü başlığını çok attık, bu sefer böyle girelim.

Asla tekrar 1 numara olamayacağını düşünenlere, süper bir çıkış yakalayan Robin Soderling'e, geçen yıl boşanan anne-babasına, hepsine karşı aldı bu galibiyeti. Bu sene 3 masters, 1 grand slam olmak üzere 4 büyük toprak kort turnuvasının tümünü kazandı, 22 maçta 22 galibiyet aldı.

Her ne kadar evi toprak kort olsa da, daha önce çimde de, sert kortta da grand slam kazandı. Bunalımlı geçen geçen sene sonrası, bu sene bomba gibi geri döndü. Bu sene 2 grand slam daha var, ve onlarda göstereceği performans, Federer ile arasındaki rekabette önemli ölçüde belirleyici olacaktır.

Bu arada bilmeyenler için tekrar edelim, eski Barsa stoperi Miguel Angel Nadal'ın yeğeni olmasına ve Mallorca'lı olmasına rağmen, koyu bir Real Madrid ve kraliyet taraftarıdır, ve bu nedenle oynadığı tüm finallerde İspanya hanedanından ziyaretçileri olur..

2 Haziran 2010 Çarşamba

rafa!


Allahın manyağı, ilk 3 oyunu verip yüreğimi ağzıma getirdikten sonra coşup maçı kazndı, set vermeden. Aldığı sayıları görün derim, wimbledon için şimdiden fikir sahibi olmak adına!

Backhand'inin sırrına mazhar olamadığım kardeşim, üstadı Federer'in yokluğunda bankom bir kez daha Roland Garros'da. Yarı finalde rakip 29 yaşındaki, istediğini bir türlü alamamış, bu kez ilk ve muhtemelen son grand slam'ini almak isteyen Jurgen Melzer.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Eyvallah Marsel


Marsel 2. turda set alamadan kaybetti, 11 nolu seribaşına. Özetini seyrettim maçın, tabii çok bi şey anlaşılmıyor oradan, ancak şunu söylemeye yetecek kadar bilgim var "gururumuzsun marsel!!".
Ross'un maymunu vardı friendste marcel diye..

23 Haziran 2009 Salı

Tim Henman


Geçen Burkayla Wimbledon üzerine yaptığımız sohbette (çok seviyeliyiz biz) hatırladık Tim Henman'ı. Kabarık yana taralı saçları (bu resimde traşlı hali var, aldanmayın) gözümüzün önünde halen, bu Oxford beyefendisinin. Hiç grand slam kazanamamış da olsa, Wimbledon'da 4 kez yarı final oynamış (herhalde Pete Sampras'tan onun kadar nefret eden bir insan yoktur dünyada), çimlerin "efendi"si olmuştur. Efendi adamdır evet, ama 1995 yılında bir Wimbledon çiftler karşılaşmasında, top toplayıcı kızın kafasına top fırlattığını da hemen ekleyelim siciline.
güzel yorumlara dayanamam osman aga
henman'dan laf açılmışken 2001 wimbledon'da goran ivanisevic'le yaptığı efsane maçtan bahsetmemek olmaz. hatta barizzio henman'ın sampras'a olan nefretinden bahsetmiş. bence henman hayatındaki en büyük öfke ivanisevic'edir. henman favori ivaniseviç'se yaşlı kurt esamesi okunmuyor. setler 2-0 henman lehineyken yağmur yağar ve maç ertesi güne ertelenir. o gün bence 60 set yapsalar 58'ini henman alırdı ivanisevic o kadar kötü durumdaydı. ertesi gün maç tekrar başlar ve (yamulmuyorsam) setler 2-2 di yine yağmur, yine erteleme. velhasıl ivanisevic oynadığı 4 wimbledon finalinden sonra ilk defa o sene şampiyon olur. gönülleri de fethetmiştir o henman zaferiyle. ardından hırvatistan'a döndüğünde milyonlar havalimanında karşılar ivaniseviç'i, hatta başbakanlarının karşılamada olduğunu hatırlıyorum o kadar büyük bir coşku yaratmıştır, biraz rocky havası olmuştur, zayıfın güçlüyü gururla yenmesi.üzerinde trafik kazasında ölen ünlü hırvat basketbolcu drazen petrovic'in forması vardı. şampiyonluğunu ona adamıştı. böyle güzel bir adamdı ivaniseviç. ("köşeli" adlı okuyucumuzun cümleleridir, çok teşekkür ederiz kendisine)

Bir sonraki sayıda: Martina Navratilova (!)

8 Haziran 2009 Pazartesi

Büyüğümsün abimsin


Adamım Rafa, ama en büyük halen sensin. Ne büyük bir onurdur, en büyük rakibinin senin için "seninle oynamak bir şans, bir onur" demesi. Büyüğümüzsün abimizsin cool adam!
fransa maçında neler oldu olum izleyen yok mu? bişiler yazın!..

1 Haziran 2009 Pazartesi

Ne yaptın Roger?


Sadece anlatımdan takip edebildiğim bir Federer-Haas maçı oynandı bugün. Tekrarını seyretmek için sabırsızlanıyorum. Aslında başlığı ve resmi biraz da fake atmak için kullandım, çünkü bir önceki postumda, muhtemelen maçı Haas alır demiştim, çünkü o saatte Haas 2-0 öndeydi.

Ne var ki Federer maçı 3-2 aldı. Muhteşem bir geri dönüş!

2 Şubat 2009 Pazartesi

Vamos Rafa!


Rafael Nadal yine yaptı yapacağını. Önce ağlattı en büyük rakibini (damarlarında buz aktığını zannettiğimiz büyük adamı ağlarken görmek zaten apayrı bir şok), sonra kendisini övgülerle göklere çıkardı, çok da güzel yaptı. Maça 4 saatini gömen olduysa benim gibi, klişeme hak verecektir: anlatılmaz yaşanır! Bu ikilinin her maçı bir öncekinden daha zevkli oluyor.

Düşünürken sordum kendime, neden bu kadar tutuyorum bu çocuğu diye. İşte Rafa'yı sevmem için bir kaç neden:
  • Kendisi İspanyol.

  • Çok hırslı. Bazan mahalle maçlarında arkaşlara küsüp topa dan dun vurduğum zamanları hatırlatıyor, kaybederken suratı asılıyor, ajite oluyor.
  • Tenis kıyafetleri yakalı t-shirt ve diz boyunda şort olduğu halde kolsuz t-shirt ve capriyle çıkıyor bir çok maça.

  • Taraftar kitlesi var ve her fırsatta onlara selam duruyor, normalde bu da tenis için alışık olduğumuz bir durum değil.

  • Son olarak, kendisine o.ç. diyen (kendine baksın) Fernando Verdasco'yu (kendisini sevmememin asıl nedeni daha ezikçe tabi, yakın zamana kadar Ana Ivanoviç'le beraberdi)bi güzel susturdu.


Uzun sözün kısası: henüz 23 yaşında Rafa, çok genç yaşta elde ettiği başarılar inşallah bozmaz da, daha bi 10 sene kadar izleriz Allah'ın delisini!

feliz cumpleanyos!

23 Ocak 2009 Cuma

Avustralya açık..


Bayanlar turnuvası bizim için bitmiştir!.. Artık tek erkeklerde Nadal'ı seyrediyor olacağız..
4 sırp hatunla beraberim 2 gündür, siz bakmayın, bunun gibi değiller normalde

19 Ağustos 2008 Salı

Ana Ivanovic


Bi de dünyanın en iyi, en güzel kadın tenisçisi var.
O da, rafa gibi çok genç ve çok başarılı. Henüz 21 yaşında, üniversitede finans okuyor! Tek kötü yanı, Federer hayranı olması, o konuda da çok haksız sayılmaz zaten.
Dün akşam (fotoyu görünce yine depreşti) düşünüyodum da, herhalde beni dünyada en çok sevindirecek, en çok heyecanlandıracak "celebrity" aşkı olurdu Rafa - Ana aşkı!

Bana kızanlar olacak, ölüm tehditleri alacağım belki, ama allah aşkına, size mi yar olsaydı!
bdfbsdha

18 Ağustos 2008 Pazartesi

¡ Finalmente !


Sonunda oldu.


Uzun zamandır beklediğim, bence çok hak ettiği başarıya kavuştu.

Pekin'deki altın madalya sonrası artık ATP de dayanamadı, Rafa'yı 1. ilan ettiler.
Dürüst olayım maçı seyredemedim, ama akşam ilk iş televizyon karşısında maçı izlemek lazım.
Edit: Dün vermişler gece 2'de maçı. Ama bugün 21:30'da ABD-Almanya basket maçı var. Onunla yetineceğiz.
edfwqf

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Yok artık Nadal !!


Birisi toprak kortun, diğeri kalanların hakimi.

Birisi 2 numara, diğeri 1 numara.

Birisi son 4 Roland Garros'nun, diğeri son 5 Wimbledon olmak üzere tam 12 Grand Slam'in şampiyonu.

Birisi muhafazakar tenis dünyasının hırçın, serseri ruhlu yıldızı (giyim kuşamından, sevinme tarzı ve hareketlerine kadar), diğeri aynı dünyanın örnek beyefendisi, gözbebeği.

idi düne kadar...

Böyle bir maç izlememiştim hayatımda: yağmurla verilen aralar, çevirilen maç sayıları, dakikalarca süren raliler... Top adeta iki oyuncuya da kıyamıyordu sayı olup da..

Nadal, "Roger ile aynı çağda oynayan bir oyuncu olmak büyük şanssızlık" diye özetledi, hayatımda gördüğüm en dramatik tenis kupasını kaldırırken; imkansızı başarıyordu sonuçta.

Bakalım 22 yaşındaki asi velet daha neler neler başaracak.