"onlardan tek farkım, benim sahada olmam"..hakan şükür'e galatasaray taraftarı sorulunca hakan'ın verdiği cevaptır bu..şükür'ün moda tabirle bayrak adamlığını, takımı sahiplenişini anlatmaya çalışmak yersiz..mevzuya direk geçelim..mevzu şükür'den sonraki bayrak adam adayıyla, arda turan ile ilgili..10 Şubat 2009 Salı
yeni açık-eski açık-arda turan
"onlardan tek farkım, benim sahada olmam"..hakan şükür'e galatasaray taraftarı sorulunca hakan'ın verdiği cevaptır bu..şükür'ün moda tabirle bayrak adamlığını, takımı sahiplenişini anlatmaya çalışmak yersiz..mevzuya direk geçelim..mevzu şükür'den sonraki bayrak adam adayıyla, arda turan ile ilgili..bakış açısı
"bu yazı konuk yazarımız nilay'ın klavyesinden dökülmüştür.."
blog’u severek takip edenler bilirler ki birkaç gün öncesinde milan-… (diğer takımın adını hep unutuyorum) maçı sırasında birtakım yorumlarda bulunup sevgili wasted times kardeşimizi futboldan soğutarak kendisinin duygusal –tribal bir yazı yazmasına neden olmuştum. futbol hakkındaki hislerimi dile getirerek w.t. gibi kaç kişiyi futboldan soğuturum bi deneyeyim istedim..
“blogumuzu gayleştirme” diyenlerin seslerini duyar gibiyim ki kendilerine bu blogun sadece erkekler tarafından okunmadığını, bu yazının sevgili yazarlarımızın kız arkadaşları başta olmak üzere tüm kadın okuyucularımıza ithaf olunarak yazıldığını belirtmek isterim..
İşte futbolla ilgili hatırladıklarım;
küçükken babamın yanında “erkeklere bakmanın” verdiği utangaçlık-suçluluk duyguları ve tabi bu duygulara rağmen kim yakışıklı kim değil karar verme oyunu oynamaktan duyulan zevk...
Babamın zamanla yerini arkadaşlarıma bırakışı ve oyunu sesli oynamaya başlayışım/erkek arkadaşlarıma bırakışı ve oyunu az sesli oynamaya başlayışım...
Bir dönem pepsinin verdiği posterlerde yurt odamıza bantlamak için Beckhamlı olanı arayışımız-ki gerçek hayata bir ironi gibi şansımıza hep Roberto Carloslu olanlar çıkardı…
PES oynarken yemediğim gollerdeki tek etkenin bilgisayarın yönettiği kaleciler oluşuyla birlikte kalecilerin en önemli oyuncu olduğunu kavrayışım ve bu kavrayışla birlikte başlayan Casillas hayranlığım...
Ve son olarak da aşık olduğum çocuğu daha yakından tanıyabilmek için aslanım.com’a üye oluşum..
Ballack hayranı olan hatun kişiye armağan olsun.
Kimi getirsek?

Frank Rijkaard: Kendisini çok severim. Barcelona'ya yeniden dinamik bir ruh kazandıran adamdır benim gözümde. Chelsea'ye aradığı devrimi getirebilecek adamların başında bana kalırsa.
Jose Mourinho: Halen birçok Chelsea taraftarının sevgilisi. Dile kolay, 50 yıl sonra şampiyon yaptı takımı, 2 yıl üstüste. Yine de Inter'in Jose'yi bırakma ihtimalini yakın görmüyorum, Jose de gelmesin bence bir kere kovulduğu takıma!
Roberto di Matteo: Açıkçası benim ciddiye almadığım bir ihtimal. Chelsea geleneksel bir ingiliz takımı modunda yönetilseydi, taraftarların çok sevdiği bir eski futbolcunun başa getirilmesi mantıklı olurdu. Ama dedim ya, proje...
Didier Deschamps: Futbolcularını da kendisi gibi, arı gibi yetiştirmesiyle ünlü. Juve'nin halen onun mirasından yediğini düşünenler de çok. Dezavantajı ise ezilmeye ve haksızlığa tahammülünün hiç olmayışı, işine karışılmasına verdiği tepkilerin sertliği, önceki işlerinde bela açtı başına. Bu açıdan Roman'la işi zor gibi.

Roberto Mancini: Serie A'da üstüste 3 şampiyonluk! süper. Gerçi hiçbirinde karşısında rakibi yoktu. Rakibinin olduğu yer olan Şampiyonlar Ligi'nde ise hiç başarısı yok. Zaten dezavantajı da burda başlıyor. CL yoksa tatmin de yok Roman'a. 4 senedir her seferinde bu kadar yaklaştığı "kıymetli"sinden ölür de vazgeçmez.
Avram Grant: Hiç bir zaman sevmedim kendisini. Ama gerçek şu ki, kendisinin görevde bulunduğu süreçte Chelsea çoık az maç kaybetti, iyi de top oynadı. Terry o penaltıyı kaçırmasaydı, belki halen görevdeydi kendisi.
üşüdüm, üstüme google earth, iyi espiriymiş!
9 Şubat 2009 Pazartesi
çocukluk aşkı ve milan-reggina
ahmet'in arabası yerine nike ayakkabısının prim yaptığı yıllar..evden özene bezene çıkıp yine de bir şekilde kendimizi toz toprak içinde maç yaparken ya da ataricide oyun oynarken bulduğumuz seneler..ve o hergün dondurma tezgahının arkasında duran barbie bebek gibi sarışın kız..rüya gibi, peri gibi..oradaki dondurmayı hiç sevmeme rağmen hergün gidip oradan bişeyler alıyorum, gözlerimi gözlerine dikip..tek umudum parayı verirken eline değebilmek..saçlarım terden alnıma yapışmış, gözlerim parlıyor..bizimki utangaç bir hikaye ya çocukluk geçiyor bir laf edemiyorum..her seferinde yanaklarım kızarıyor..15 yıl geçiyor, başkasıyla tanışıyoruz..aşık oluyoruz..beraber yaşamayı düşünüyoruz, doğabilecek çocuklarımızı hayal ediyoruz..belki de sonra bir gün ayrılıyoruz..cumartesi ali sami yen'den gelmiş yorgun argın otururken evde, ntvspor'da milan-reggina maçına denk geliyorum..beckham'ı formayla yeşil sahada görünce tanıyamayan insanlar var etrafımda.."hakem topu bıraksın, beckham'ın peşinden koşsun" filan diyorlar..cinsiyet kız olunca yeryüzünde izlenmesi en ideal takım milan, haksız değiller..kaka, maldini, inzaghi, pirlo, flamini..yakışıklılıkta doruk noktası..kızların top umurunda mı, yakın çekim görsünler topçuları, topu görmeseler de olur..onları maçla başbaşa bırakıp başka şeyler yapıyorum..sonra maç bitiyor, maçın sonucu sormak istiyorum onlara ama vazgeçiyorum..nerden bilecekler ki..fena halde canım sıkılıyor, ilk paragrafa geri dönmek istiyorum...
çok uzak bir şehirde kanapede uzanmışken, maç milan'ın bile olsa futbol bana anlamsız gelmeye başlamışken, unutmak için içkiyle boğarken kendimi; hala hayalimdeki resmine bakıyorum çocukluk aşkımın..ama tek bir farkla; artık yanaklarım kızarmıyor..
6 Şubat 2009 Cuma
Fildişi Maçı kadrosu

Ufuk Ceylan MANİSASPOR
Volkan Demirel FENERBAHÇE
Gökhan Gönül FENERBAHÇE
Sabri Sarıoğlu GALATASARAY
Servet Çetin GALATASARAY
İbrahim Kaş GETAFE
Eren Güngör KAYSERİSPOR
Gökhan Zan BEŞİKTAŞ
Hakan Kadir Balta GALATASARAY
Hamit Altıntop BAYERN MÜNİH
Kazım Kazım FENERBAHÇE
Ayhan Akman GALATASARAY
Mehmet Aurelıo REAL BETIS
Emre Belözoğlu FENERBAHÇE
Nuri Şahin BORUSSIA DORTMUND
Mehmet Topal GALATASARAY
Tuncay Şanlı MIDDLESBROUGH
Caner Erkin CSKA MOSKOVA
Arda Turan GALATASARAY
Halil Altıntop SCHALKE 04
Mevlut Erdinç SOCHAUX
Batuhan Karadeniz ESKİŞEHİRSPOR
Semih Şentürk FENERBAHÇE
Gökhan Ünal TRABZONSPOR
Mehmet Yıldız SİVASSPOR
Yazık ettiler Boston'uma

6 hafta

5 Şubat 2009 Perşembe
Milan akıllı oynadı

Milan bu ara transferde bence çok akıllıca bir iş yaptı. David Beckam doğru transfer olmayabilirdi. Son senelerde bir çok kez orta sahada görev yaptı, ama aslında bir sağ kanat oyuncusu kendisi. Bu yüzden maya tutmama ihtimali vardı. Bu yüzden doğrudan sokağa atmak yerine Beckham'ı kiraladılar. Bu süreçte Becham performans gösteremeseydi, kimsenin canı yanmayacak, Posh da hayatına LA'de mutlu mesut devam edecekti.
Erken konuşmaya gerek yok, ama galiba taş yerine oturdu. İlk maçları süper bir performansla geride bıraktı Becks. Ve hepimizin beklediği açıklama geldi kendisinden. "LA Galaxy'den ayrılmak istiyorum."
Galaxy yönetimi, "anlaşmamızın şartları belli, o sadece kiralık gitti" diyor, ama Milan'da oynamak isteyen oyuncuyu hiçbir galaksi'de tutamazsınız..
barça bardağımı çamaşır suyuyla yıkayıp duran temizlikçiyi bi elime geçirirsem var ya..
4 Şubat 2009 Çarşamba
youtubetastic
Goal.com'da Quaresma'yı tanımlamak için "youtubetastic" tabirini kullanmışlar. Türkçe meali biraz zor ama youtube ve fantastik kelimelerinin birleşimi gibi görünebilir. Bu konuda dilolog kardeşim Barizzio bizi aydınlatacaktır eminim. Benim anladığım kadarıyla youtube'da hareketlerini izleyip dünyanın en iyi oyuncusu olduğunu düşüneceğin ama takımına o kadar da katkı yapmayan futbolcuları tanımlamak için kullanılmış. Geçen seneki performansıyla Özer Hurmacı (bu sene biraz daha iyi en azından) benim için bu sıfatı en çok hakeden futbolcuydu diyebilirim. Özer ve Quaresma dışında youtubetastic denebilecek pek çok futbolcu var Türkiye'de ve Dünya futbolunda. Aklıma gelenlerden bir 11 yapmaya çalışırsam:Kuku'nku
Yuvaya Dönüş #2

3 Şubat 2009 Salı
ve en sonunda

Lampard'ın cezası kalktı

2 Şubat 2009 Pazartesi
tamamen alakasız..
kim ne derse desin, ortaokul-lise yıllarının tek şanssızlığı; hep bi an evvel geçsin diye bakılmasıdır..kesinlikle kendinizi hayat denen girdabın içinde bulmadan evvel yaşadığınız son güzel yıllar..kimimiz o yılların deli doluluğunu üniversite sıralarında ve sonrasında da yaşamakta ısrar etse de; kağıtlarla çöp tenekesini pota belleyip maç yapmak, tahta silgisiyle futbol oynamak, sınıf savaşlarına yan sınıfa çöp tenekesi atarak aktif olarak iştirak etmek, bir günah keçisi bulup 20 kişi üzerine atlamak, tutulan takımın tezahüratını söyleyip ezeli rakibin taraftarıyla amaçsızca kavga etmek, boş derslerde yapılan geyikler, her teneffüs kantin civarında dolanıp hoşlanılan dişilerin etrafında piyasa yapmak, başka okulların çıkışlarına kız tavlamak amacıyla gitmek.. hepsi bu yıllara özgü davranışlar işte..insanın sayarken bile içi eriyor..biliyor çünkü hiçbirşey ilerleyen yıllarda bu şekilde güzel gelmiyor..herkes ayrı bi kente gidiyor..yolda karşılaşılıp içten sarılmalar seyrekleşiyor..yavaş yavaş unutuluyor arkadaşların adları, suratları..hatırlamaya çalışmak da fayda etmiyor..sonra bi gün bi mail geliyor "cuma günü buluşuyoruz istanbuldaysan" diye..evden o gün daha özene bezene çıkıyorsun, köşebaşındaki starbucks'da kahve alırken farkediyorsun dökülen saçları, yüzlerdeki eskimeleri.. ve kahvene ne kadar şeker koyarsan koy, o küçücük kantindeki tadı yakalayamıyorsun..Vamos Rafa!

- Kendisi İspanyol.
- Çok hırslı. Bazan mahalle maçlarında arkaşlara küsüp topa dan dun vurduğum zamanları hatırlatıyor, kaybederken suratı asılıyor, ajite oluyor.
- Tenis kıyafetleri yakalı t-shirt ve diz boyunda şort olduğu halde kolsuz t-shirt ve capriyle çıkıyor bir çok maça.
- Taraftar kitlesi var ve her fırsatta onlara selam duruyor, normalde bu da tenis için alışık olduğumuz bir durum değil.
- Son olarak, kendisine o.ç. diyen (kendine baksın) Fernando Verdasco'yu (kendisini sevmememin asıl nedeni daha ezikçe tabi, yakın zamana kadar Ana Ivanoviç'le beraberdi)bi güzel susturdu.

Uzun sözün kısası: henüz 23 yaşında Rafa, çok genç yaşta elde ettiği başarılar inşallah bozmaz da, daha bi 10 sene kadar izleriz Allah'ın delisini!
feliz cumpleanyos!
1 Şubat 2009 Pazar
Uçan Arjantinli

kupa kazanmak vs itibar kaybetmek

31 Ocak 2009 Cumartesi
Bratislava'da doğup Denizlili olmuştu..
Roman, 2002 ylından beri 7 yıldır formasını giydiği hatta kaptanlığını yaptığı Denizlispor diyince aklıma ilk gelen isimdi. 30 gol attı bir kısmı 4 büyüklere olmak üzere. Denizlispor formasıyla son golünü kendi kalesine atmak nasipmiş. Kapının önüne koydular yeni bir yabancıya yer açmak için. O yeri açmak için böyle iç deşilmez ki kardeşim. Konyaspor'la anlaştığı haberini okuyunca yutkundum acı acı. Kratochvil belki bu ülkeye gelen en iyi yabancılardan biri bile değildi. Ama bayrak adam idi herşeyiyle Denizlispor'da. Yeşil-Siyah'tan Yeşil-Beyaz'a gitti. Yeşilden kopmadı da siyah yerine beyaz oldu diye teselli edelim kendimizi. Sen adamı ancak kelini görünce tanırsın Ümit Kayıhan.30 Ocak 2009 Cuma
Gergin!

29 Ocak 2009 Perşembe
genç yetenek

Forvet:Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor), Sercan Yıldırım (Bursaspor)
Bi Technotronic vardı, n'oldu onlara?

28 Ocak 2009 Çarşamba
gol yemem, küfür tabii ki yerim

Ligin, rakip tribünlerden küfür yemeye en müsait 11'ini yaptım. Tamamen subjektiftir, yorumlara açıktır. Yorumlarda önerileri bekliyoruz. Küfürlü yorumların silineceğini söylememe gerek yok herhalde.
Kaleci: Volkan Demirel
Savunma: Ali Tandoğan, Egemen Korkmaz, İsmail Güldüren, Emre Aşık
Orta Saha: Sabri Sarıoğlu, Ayhan Akman, İbrahim Ege, Emre Belözoğlu, Tümer Metin
Forvet: Serhat Akın
Teknik Direktör: Giray Bulak
Hakem: Selçuk Dereli
Bu arada resmin küfürle sinirle ne alakası var diyeceksiniz. Resimdeki holigan size de sinirli görünmedi mi?
kuzey kore güney kore bahittin nerede?
appiah-linderoth
***
diğer taraftan, linderoth elbette appiah kadar katkı sağlamadı kendi takımına ama fikri güvenilir onca galatasaraylının kurduğu “hacı lincoln’ün alınmasından daha çok sevindim alınmasına” cümlesinin nesnesiydi zamanında... 10 maç ya oynadı ya oynamadı..hala yok, hala kayıp..işin komik tarafı, külüpten akibetiyle ilgili yapılmış ciddi bi açıklama da yok…öyle ki kendisiyle ilgili duyduğum tek kayda değer açıklamayı dün telefonda allee’den aldım.. “linderoth’un sakatlığının başladığı gün ben de futbola başlasaydım, şu an süper ligde has futbolcu olmuş, ikinci transferimi de yapmıştım” diyor allee..o derece yani..takıma, futbola döneceğine dair umut bu kadar işte..
***
dilerim oldukça becerikli ama şanssız bu iki has adamın sakatlık sorunları biter de; revirden, rehabilitasyondan çıkıp ortasahada adam kovalamaya başlarlar kısa zamanda..o zaman biz de allee ile sevgi yumağı oluşturur, yerlerde yuvarlanır, timsah yürüyüşü filan yaparız..
abanmayacam, teknik vuracam
en uzun süre gol yemeyen


Petr Cech, Premier Lig'in en uzun süre gol yemeyen kalecisi ünvanini kazandiginda henüz 22 yasindaydi. Mourinho'nun Chelsea'sinin kalecisi iken tam 1,025 dk gol yemeyerek kirmisti rekoru. O sene 1970 dogumlu Edwin Van der Sar ise, basarisiz Juventus macerasindan sonra Fulham ile güzel maçlar çikararak, sene sonunda Manchester United'in Schmeichel'dan sonra merhem bulunamayan kalesine dogru yol aliyordu. Macnhester'da geçirdigi sürede kariyerinin Ajax sonrasi en güzel zamanlarini yasayan Van der Sar dün geceki West Bromwich Albion maçinda da gol yemedi ve 1030 dakikayi bularak Cech'in rekorunu kirdi. Dünyada en uzun süre gol yememe rekoru ise 1,142 dk ile Dino Zoff'a ait ama bu rakam 2 sene boyunca oynanan milli maçlarla elde edilmisti.
Gölgede ve Güneşte Futbol

Tüm Uruguaylılar gibi ben futbolcu olmak istediim. Doğrusu çok da güzel oynuyordum, hatta harikaydım bile denebilir; ama yalnızca geceleri rüyamda. Gündüzleri, ülkemin sahalarındaki çarpık bacaklı oyunculardan en kötüsü bendim. Taraftar olarak da pek iyi sayılmazdım. Yıllar geçti ve kimliğimi kabullenmek zorunda kaldım: Ben basit bir 'iyi fubol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum: "Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!" Güzel bir oyun gördüğüm zaman da bunu sağlayanın hangi takım ya da hangi ülke olduğuna bakmaksızın bu mucize için şükranlarımı sunuyorum.
Bende bir kopyası yok. Ama geçen sene doğumgününde Burkay'a hediye etmiş olmam lazım. Çok canım çekti, bi daha okuyacam!
27 Ocak 2009 Salı
Alanzinho
amauri italya'ya..
10 şubat'ta emirates'te oynanacak italya-brezilya maçı, amauri'nin italya-brezilya hattındaki git gelleri açısından belirleyici olacaktı..tercihi amauri değil dunga yaptı tabi..brezilya'nın maç kadrosunda amauri yok..baptista'nın olduğu kadroda o yok..kadrodaki diğer forvetler robinho, pato, luis fabiano ve adriano..bu gelişmeden sonra amauri italyan pasaportu için kuyruğa girer herhalde, girmez mi..ne olursan ol justice for all :)
Uyuyan Messi
26 Ocak 2009 Pazartesi
black..
şarkıların da cinsiyetleri var..bundan black gibi şarkılar sayesinde bahsedebiliyoruz.. üstelik durun bitmedi, dünyanın en erkek şarkısı bu.. izninizle açıklıyacam, biz erkekler iyi olup yeterince çabalarsak herşeyin yolunda gideceğine inandırılarak yetiştiriliriz.. kadınlar da böyle yetiştirilse de hayat onlara herşeyin daha iyi olacağı yönünde sürekli yeni tekliflerle gelir.. bu yüzden yetinme duyguları daha körelmiştir.. mutlu olmuş olmamış farketmez, yetinmez.. ejderha olsan farketmez.. dünyanın düzeni böyle kurulmuş genel anlamda; biz erkekler tekliflerle gelen, çabalayan, yarışan, kadın kısmı da karar verip fikrinden cayanı oynar.. erkeğin sahiplenme duygusunun, bu diken üstündeliğin, kadının kolayca yoldan çıkabilmesinin üstünde yükseldiğini düşünüyorum.. konudan sapmayacak olsam örneklerle açıklardım..şimdi söyleyeceğim şey şu; bu şarkıyı hiçbir zaman anlayamayacak 3 milyar kadın hala dışarılarda bi yerlerde geziyor.. aşılacak eşikleriniz ve kırılacak setleriniz varsa acele etmeniz lehinize olacaktır..
Pazar akşamı



