12 Eylül 2008 Cuma

"keşke ölseydi"

başlık, Real Murcia teknik direktörü Javier Clemente'nin kendisini 20 yıldır düzenli olarak eleştiren Manolo Lama isimli gazeteci için dileğidir..masum (!) bi bedduadan fazlası değil..bizde ise hadiseler daha belden aşağı..anlayacağınız, antrenör/futbolcu-gazeteci ilişkileri her yerde zor..aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık..fotoğraf alakasız..emre belözoğlunun çocukluk hali..

m

11 Eylül 2008 Perşembe

futbol "Terim"leri

İlkel bir canlı olsaydım..dünyanın gelmiş geçmiş en yetenekli futbolcularından biri sayesinde bir Avrupa kupası kazansaydım..bir de milli takım verselerdi bana..elbette küfürle motive ederdim futbolcularımı..iyi oynamayanın annesiyle flört etmek isterdim..ötekinin sakalıyla bıyığıyla...taktisyenlik mi? olası yenilgilerde ne bahane bulsam, kime ne cevap versem taktikleri daha çok meşgul ederdi limitli beynimi 4-4-2 yada 3-5-2den...elbette takımımın kaptanı da M.Van Basten gibi bir karaktere sahip olacak değil..strese girince kolunun uzunluğunu gösterirdi basın tribününe..eğer o göstermezse ben gösterirdim çünkü..

Mantıksızlığın saçmalığın sistemsizliğin çürümüşlüğün kol gezdiği bir ülkeye teknik direktör olarak da A.Wenger yakışacak değil ya ben yakışırdım elbette...zaten o da gelse en fazla 1 senede yollarlar yine beni getirirlerdi..

Beni eleştirenlere de tahammül edecek değildim herhalde.."rezultante importante" derdim galip gelince..yenemeyince de sakal, bıyık, anne, eş, dost bir şey bulurdum küfredecek..

ama yanlış anlamayın içim temizdir benim..bir bebek kadar kırılganım..bu çocuksu öfkem bu aptallığım hep eksikliğimdendir..beni büyüten sizlersiniz..ne yapıyorsam dibine kadar hakedenlersiniz sizler..
dev

10 Eylül 2008 Çarşamba

türkiye-belçika

belçika-türkiye deyince hatırlanacak çok şey var..2000 avrupa şampiyonasında hakan şükür'ün havada seyahat ederek tarihin en ilginç gollerinden birini atması, fransa 98 elemelerinde sonraları hıncal uluç'un "cahil cesareti" diye tabir edeceği oktay'ın satırlara sığmayacak güzellikteki golü, belçikada oynanan maçta sergen'in 15 dakikalık resitalini hakeme tükürüp kızararak bitirmesi..bu akşam saraçoğlunda tarihin tozlu sayfalarına not edeceğimiz yeni enstantaneler çıkacak mı, göreceğiz..

baraj maçı oynamadan güney afrika vizesi almak için grup birincisi olmak şart. grupta ispanya varken birinci türkiye olur mu? anahtar ispanya dışındaki diğer takımlardan maksimum puanı almak..ilk etapta amaç, ispanya maçlarına kadar içerde dışarda her maçı kazanmak olmalı..ermenistan stresli maçtı, kolay geçildi..evet belçikada enzo scifo, erik gerets, olivieria gibi oyuncular artık yok ama 90 dakikanın her saniyesini ciddiye alan, disiplinli bir takım olduklarını unutmayalım..nihat ve hamit'in yoklukları sorun yaratacak mı göreceğiz..haberi az önce aldım, hakan balta da kadrodan çıkarılmış..uğur boral'dan başka sol bek oynayabilecek biri var mı kadroda, hatırlamıyorum.."yok"lara marco'yu da ekleyelim..olumsuzluklar fazla, umalım kaza olmasın..emre gol atsın, hıncal'a hareket çeksin..yeter ki kazanalım...
şlşi

ingiltere-hırvatistan

wembley'de ingiltere’yi 3-2 yenerek Euro 2008’e katılmalarını engellerken büyük sürpriz yapıyordu Biliç’in Hırvatistan’ı. Bu galibiyet Hırvatları, Eduardo’nun trajik sakatlığına rağmen turnuvanın favorileri arasına sokmaya yetmişti. Capello, “herşey değişti, teknik direktör bile değişti, önceki maçın bir önemi yok” dese de Terry, “geçen sefer burada olanların hatırası bile mücadele etmemiz için yeterli sebep olacak” diyor.

Her ne kadar kadro kalitelerine baktığımızda İngiltere daha ağır bassa da, Hırvatların son dönemlerdeki performansı alışılmadık demeçler vermeye itmiş İngilizleri.
Capello takımının deplasmanda oynamasını tercih ettiğini, çünkü takımının kendine güveninin deplasmanda daha çok olduğunu söylerken, takımın kaptanı Terry ve forveti Defoe da beraberlik iyi sonuç, Hırvatistan favori diyerek, teknik direktörün güven problemini doğruluyor. bu açıklamalar ya vaktiyle Kalli ve Osieck’in yapmayı çok sevdiği rakibi favori gösterme çakallığıdır, ya da tarihin en ukala milletinin futbol karakterinin ezikleşmesidir..

PS: al lee'nin blogspotla yaşadığı geçici problemlerden dolayı post'u ben gönderiyorum..

allee yazdı ben yazmadım..

Spor kitabı


NTV'nin son ürünü...

Yayın hayatına başladığı günden beri çok başarılı çalışmalara imza atan yayınevinin son bombası.

İçinde, aklınıza gelecek her spor, ve inanın daha fazlası ile ilgili her detay bulunuyor.

Hiçbir spora kıyak geçilmemiş, futbol ve tenise aynı oranda ağırlık verilmiş; bu yüzden futbol fanatiklerinden ziyade, komple spor seyircileri için hazırlanmış.

Halı saha dokusu şeklinde, ve normal olmak üzere iki sunumu var, ben halı saha olanını edindim.

Şiddetle tavsiye ederim.


dwf

9 Eylül 2008 Salı

fair play


"As a goalscorer it's part of my job to take it and I wanted to score it. I tried to score. I never missed on purpose. It just happened, it was a bad penalty."

Robbie Fowler (1997 fair play award winner)

Profesyonellik demişken, fair play'e olan bütün inancımın ve ne yazık ki sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen futbol efsanelerimden birinin yıkıldığı cümleyi paylaşmak istedim.
Efsanemiz, Fowler'ın 1997'de kazandığı haksız penaltıyı bilerek Seaman'in üzerine nişanladığıydı. Sonradan öğrendiğimiz ise atamadığıymış. Bu sayede de fair play ödülü kazanmıştı, yazık diyecem ama bizden Alpay ve Özhan Canaydın'ın nelerin sonucunda bu ödülü aldığını düşünürsek tenekeden kupa deyip geçerim..

why mr anderson why

Kaizer Chiefs / Kaiser Chiefs


Kaizer Chiefs, belki de dünyada sadece FM oyuncularının tanıdığı, her oyunda ezeli rakipleri Orlando Pirates ile birlikte, kadrosuna "iyi oyuncu var mı" diye şöyle bir göz gezdirilen, naçizane bir Güney Afrika takımıdır.

Kaiser Chiefs ise, koyu Leeds United taraftarı bir İngiliz rock grubu.

İsimleri arasındaki dev benzerlik ise tesadüf değil tabii ki. Kaizer Chiefs için yaşayan bir efsane olan Lucas Radebe'nin Leeds United'a gelişinden sonra uyandırdığı hayranlık ve başarılı futbolu, grubun "Runston Parva" olan adını "Kaiser Chiefs" olarak değiştirmesine sebep olmuş.

Bizde olsa ne grup isimleri çıkardı: "Cruzeiro", "Steau Bucuresti"...


ps: grubu dinledim, çok beğendim, çok tavsiye ederim.

"We are the angry mob
We read the papers everyday day
We like who we like
We hate who we hate
But we're also easily swayed"


fwfw

8 Eylül 2008 Pazartesi

taraftar futbolcu..

fi tarihinde hakan şükür açıklamıştı "fenerbahçe'de oynayan galatasaraylı futbolcular var" diye..geçen sene de arda, "ruhumuzu trübünden gelen, hepsi aynı zamanda fanatik birer galatasaray taraftarı olan futbolculardan alıyoruz" demişti..mevzuyu fazla uzatmayacam..profesyonelliğin zora girilince en kolay sığınılan limandan öte bi şey olmadığı futbol dünyamızda, taraftar olmak futbolcunun oyun kalitesine ne kadar etki eder? hasan şaş sarı-kırmızı uğruna mı her maç deliriyor, yoksa zaten deli midir? fenerbahçe şampiyon olmayınca emre belözoğlu semih kadar üzülür mü? tuncay şanlı'ya siyah-beyaz forma giydirsek kızarık alnıyla yine de bi kaleden diğerine çılgın atar mı? tartışalım..

PS: sergen'i fotoya öylesine koydum, dikkate almayalım..ne de olsa ilkokulda beşiktaşlı, ortaokulda fenerbahçeli, lisede de galatasaraylıydı sergen..ergenlik çağında da bi kaç aylığına trabzonsporlu olmuştu galiba, tam hatırlamıyorum..

wasted

PS3, sabahlar olmasın!


PS2 ve bilgisayarla idare ettik bugüne kadar. İyi ekran kartlarımız, güzel jojpadlerimiz ve ses sistemlerimiz vardı.

Ama yok. "Yüksek tanımlı(HD)" bir ekranda PS3 oynamadan ruhumuz şad olmayacaktı, çok belliydi.

Sonunda olan oldu. Al lee'nin evine aldığı PS3 ve 102 ekran LCD televizyon, daha şimdiden bir bütün haftasonumuza mal oldu. Cuma gecemizin zaten önemli kısmını PES2008 arayarak geçirdik, İstanbul'un çeşitli muhitlerinde. En son gece 21:30 itibariyle bulduk, bulamasaydık herhalde hırsızlık yapacaktık.

Sonrası malum, 48 saat oyun keyfi..

Daha şimdiden 2009'un çıkışını iple çekiyoruz.


ps: PS3'de FM de oynanabiliyormuş, bilen varsa lütfen bilgilendirsin beni de.


Al Lee'nin ortanca kardeşinin de ne kadar kötü bir oyuncu olduğunu görmüş olduk!.

Beklediğinden iyi..


Fatih Hoca acaba ne bekliyordu takımdan??

Ermenistan karşısında bundan daha fazla mı zorlanmalıydık??

Tabii, alışkınız Maltalardan, Macaristanlardan; taçlardan kornerlerden yediğimiz golleri çıkaramayıp elenmenin eşiğinden dönüp, trilyonluk prim vaadleriyle zorlukla elemeleri aşabildiğimiz zamanlardan. Koymaz bize.

Ama büyük takımsan, bundan iyisini beklemelisin.

Bu kez olmadı


Ana favorim Ana Ivanovic'in erken elenmesinden sonra, Rafa da yarı finalde, benim turnuva başından beri çok eksik bulduğum Murray'e elendi.

Federer de rahat bir nefes aldı uzuuun bir zaman sonra.
Kötü bir Grand Slam oldu..

7 Eylül 2008 Pazar

İlk Av - Fransa



Avusturya'nın topraklarında son zamanlarını yeni öğrencilerine avlanmayı öğreterek geçiren Çeklerin Yaşlı Kurtu Karel ilk avını dün gece gerçekleştirdi. Tarkan’ın kurtunu aratmayan bu genç kurtlar tuttuğunu koparıyor gibi gözüküyor.

5 Eylül 2008 Cuma

Ali - Ertuğrul, Dennis - Didier


Türkiye'de alışığızdır, Ali Gültiken - Tigana beraber gelir, Tigana gider Ali Gültiken'e saydırır, Ali Gültiken - Ertuğrul Sağlam birlikteliği başlar, Ali Gültiken gider yönetime saydırır, Sinan Engin gelir ya da Ergun Gürsoy-Hagi, Gerets-Bülent Tulun, Adnan Sezgin-Kalli-Skibbe gibi işte.

Kevin Keagan da Magpies'ı bırakırken orkestrayı 3 kişi yönetmez diyor. Transfer yetkilerinin futbol direktörü Dennis Wise'a verilmesine kızmış. Şimdiki adaylar arasında ise Everton'lu David Moyes ve Dennis Wise'ın Chelsea günlerinden takım arkadaşı Deschamps bulunuyor. Kev'in çalışamadığı Dennis Wise ile David Moyes çalışabilir mi bilemem ama Galatasaray'ın da takımın başına geçirmek için uğraş verdiği ama aklının Premier Lig'de olduğunu daha önce de belirten Deschamps bu görev için can atıyor. Henüz kariyerinin başındayken Monaco ile Şampiyonlar Ligi finali oynamasına ve Juventus'u Serie A'ya çıkarmasına rağmen, finali kaybettiği Mourinho'nun kariyerine yaklaşamayan Deschamps, Newcastle'ın başına geçip, çok istediği fırsatı yakalayabilecek mi göreceğiz.

Bu arada ilgilenenler için Kev'in ilk gelişinden itibaren Newcastle değirmeninin öğüttüğü hocaların bir listesi var:

Kevin Keegan: 02/92-01/97
Kenny Dalglish: 01/97-08/98
Ruud Gullit: 08/98-08/99
Sir Bobby Robson: 09/99-08/04
Graeme Souness: 09/04-02/06
Glenn Roeder: 02/06-05/07
Sam Allardyce: 05/07-01/08
Kevin Keegan: 01/08-09/08
afafagagag

Oklahoma City Thunder


Eski adıyla Seattle Supersonics, yeni adıyla karşınızda..

Wasted çok üzüldü, ama ben oyumu Oklahoma insanının olası sevinç çığlıklarından yana kullanmıştım.

Nitekim öyle görünüyor. Şu ana kadar Oklahoma seyircisinin takıma, NBA'e ilgisi muazzam seviyede (sezon öncesi verileriyle tabi).

Beni şaşırtan, belki biraz buran, organizasyonun, şehirle birlikte isim de değiştirmesi. Oklahoma Sonics bekliyorduk, Thunder imiş kısmet. Hayırlı olsun.



fdws

Slobodan Rajkovic


19 yaşında bir stoper kendisi.

18 yaşın altına verilen o güne kadarki en yüksek bonservis bedeliyle gitti Chelsea'ye. PSV'de kiralık oynadı.

İzledim, çok iyi savunmacı. Çok atik, çok isabetli müdahaleleri var. 25'inde dünyanın en iyilerinden olmaması için sebep yok(tu).

İnşallah Chelsea'nin gençken kapatıp senelerce kiralık verip yolladığı kayıplardan olmaz diye dşünürken, Sırbistan Arjantin olimpiyat karşılaşmasında hakem Abdullah Al Hilali'ye tükürdüğü için tüm müsabakalardan 1 sene men cezası aldı. Ceza azaltılmazsa, muhtemelen bir daha yükselmemecesine düşüşe geçer kariyeri.

Bizde en son Hagi yapmıştı bu ilginç protestoyu, 5 maç ceza almıştı, fazla bulunmuştu..

Edit: 12 ay ceza kesinleşti..

fwef

4 Eylül 2008 Perşembe

The man with Golden Foot

Türkiye’ye geldiğinde her veteran büyük futbolcu gibi o da eleştiriliyor, “Katar yerine Türkiye’ye geldi” yorumları yapılıyordu. Sezon başında ortaya koyduğu futbol ise kazanma isteğiyle dolu ama ne yazık ki hatırladığımız Roberto Carlos’tan uzaktı. Sezonun son maçlarında sakatken takım arkadaşlarıyla beraber olmak yerine Brezilya’da olmayı tercih etmesi ise ayrı tartışma konusu oldu Türkiye’de. Roberto Carlos analizi yapmak değil amacım, zaten Golden Foot ödülünü kazandıran TFL performansı değildir.
Ödülü kazandıran gerçek, Fenerbahçe’ye imza attığı gün kardeşimin yaptığı yorumda açık bence:
- Hala dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuk mahalle maçında topa gerilirken, ayaklarını yere hızlı hızlı basıyor ve O’nun ismini bağırıyor.

Peki Golden Foot nedir? Kim verir? Kime verir?

Dünya’da 29 yaşından büyük ve gerek kişilikleri(2006’da Zidane’ın alamama sebebi attığı kafaydı) gerekse de takımlarına yaptıkları katkıları dolayısıyla ödüllendirilmeye layık görülen futbolculara verilen bir ödül Golden Foot. Ödülü belirleyen jüri ise organizasyona üye medya kuruluşları yetkilileri ile resmi sitede oy veren taraftarlardan oluşuyor. Türkiye adına Dündar Kesapli (Ajansspor) ve Mehmet Demircan (Fanatik) oy veriyor. Bu iki ismin listesinde de hem Hakan Şükür hem de Roberto Carlos’un yer aldığını da ekleyelim.
lk

Kames


Bu yazıları okuyup da, Kames kullanmamış olan var mıdır acaba? Ama 7 katlı, ama 8 katlı, en son abartıp 15 katlısını bile çıkarmışlardı sanırım.

İster tek kale maç yapıyor olun, ister "alman kale", ister "japon kale", ister işin artık cılkını çıkarıp "gol atan kale"! Hepimiz bir ünlü futbolcu seçtik, o olduk, bir yandan maçı sunduk, bir yandan top oynadık, nefesimiz yetmedi haliyle.

Plastik toptan futbol topuna geçişi öyle kolay olmadı bizim kuşağın. Tozlu sokak aralarında futbol oynama zevkine erişen belki son kuşak olarak, "Geoid" şekilli plastik toplarla başladık top tepmeye. Anca mahallede hali vakti yerinde birileri olunca, onların çocuğunun meşin topu olurdu, o zaman da o çocuğa bağımlı kalırdık. Ödümüz kopardı tatile gidecekler şehir dışına diye. Seneler sonra yetişti imdadımıza Kames adlı marka. Plastik toptan daha sert ve daha yuvarlaktı. Böylece anladık ki, aslında topa "Ruben Sosa" falsosunu, çok da istemli bir şekilde vermiyormuşuz.
90'ların sonuna yaklaşınca, birden azalmaya başladılar, biz de zaten artık halı sahaları, Mikasa topları tercih etmeye başlamıştık, büyümeye ve sokaklara sığmaz (hem boyutsal, hem ruhsal olarak) olunca..

Şimdilerde merak ediyorum, ne oldu Kames'e? Vahşi düzene yenik düşmüş olduğunu tahmin ediyorum. Adidas bi kontrat yapsın, 3 çizgili toplar ürettirsinler bari Kames'e, peynir ekmek gibi satmazsa bırakıyorum bu işi.. Sırf ben alırım iki üç tane, hiç olmazsa çoluğum çocuğumla oynarım yarın öbür gün pikniklerde!


ps: resim için Burkay'a sonsuz teşekkür..

dwf

3 Eylül 2008 Çarşamba

...ve tekrardan


Öncesi ve sonrası yazılarımızda başladığımız hikayenin bu bölümü mutlu sonla bitiyormuş..

Türkiye, FIFA dünya sıralaması listesinde yeniden 10.luğa yükseldi. Artık Fransa da bizden daha aşağıda yer alıyor! Gerçi Domenech'in takımı bizim için güzel bir ölçü değil ama, Fransa Fransa'dır.

Tek merakım kaldı, Çekler hangi başarılarla 8. olabildi?

Daim olsun, tek basamaklı sıralamalar da tekrar nasip olsun.

aufwiedersehen!


Oliver Kahn veda etti..

20 yıllık profesyonel futbol hayatını, dün itibariyle bıraktı.

40ına merdiven dayamıştı, çocukluğumuzun "genç kaleci"si. Çok maçını izledik, çok devleşti kalesinde, çok hata yaptı, 20 yıla çok şey sığdırdı.

Adeti bozmadan, TV yorumcusu olacakmış kendisi..

2 Eylül 2008 Salı

Kime niyet kime kısmet


Robinho'yu severim.

Oyunu güzelleştiren bi adamdır benim için, futsal gibi oynar halen, eski günlerdeki gibi.

Al lee ile her takımımıza alırdık FM'de, Santos'ta iken kendisi.

Chelsea'ye gitmek için çok uğraştı, Çarkıfelek kendisini Manchester City'e sürükledi. Ne para varmış City'de!! 43 Milyon Euro ödemişler; o kadar da etmez hani..

fwew

iyi hazırlanılmış sezon

istikrarın sonuçlarını görmek için her zaman sezon sonlarını beklemek gerekmiyor. 4 büyüklerin içinde oynadığı oyun en doyurucu olan 2 takımın sezon açılışını önce yapan ve teknik direktörlerini değiştirmeyen Trabzonspor ve Beşiktaş olduğunu ilk 2 haftadaki tempo ve oyuna hakimiyetlerinden gözlemleyebiliyoruz.

100. yıl dahil, her sezona kötü sonuçlarla ve tatmin etmeyen futbolla başlamayı alışkanlık edinmiş Beşiktaş, bu sezon hastalığının üstesinden gelebildi. Özellikle Antalyaspor maçı kaybedilebilirdi ama Beşiktaş'ın oynadığı baskılı futbolun da etkisiyle, 60. dakikada 1-0 mağlupken takımından ümidini kesen Galatasaray'ın aksine, 80. dakikada ve 2-0 mağlup olunması taraftarın takımı için umutlanmasını engellemeye yetmemişti.
Sezonun 2. maçında Beşiktaş daha derli topluydu. Defansın ortasında Zapo ve İbrahim Toraman çok hareketliydiler. Birkaç topu aradan kaçırdılar ama hareketli oyunları sayesinde beklerin yerini doldurarak Serdar Kurtuluş ve Tello'nun hücuma çıkmasını sağladı. Önlerinde oynayan ikiliden Cisse, Uğur İnceman'ın da katılımıyla rahatlamış görünmesine rağmen hücuma hala yeterli desteği veremiyor. Uğur ise kendine güveni ve Beşiktaş formasına aşinalığı arttıkça oyuna daha çok hükmediyor.

Kaptan Delgado, yaramaz çocuğu sınıf başkanı yapmanın yıllarca test edilen başarısını yeşil sahalara taşımış. Oyuna güzellik katıyor, seyrini değiştiriyor. Fenerbahçe'de Alex, Beşiktaş'ta Delgado kaptanken Galatasaray Hagi'ye bile nasip olmayan pazubandı Lincoln'e verse, Schalke'dekinin 5'te 1'ini oynar mı acaba.

Konyaspor'a gelince, sms yolcusu Fahri Tatan oyunu yönlendiren isimdi. Sahanın her yerindeydi. Ama 2. golden sonra sertliğin dozunu arttıran takım arkadaşları gibi o da fazlaca gerilmiş olacak ki, Beşiktaşlı oyunculara taban göstermeye başladı. Penaltı pozisyonunda bence hakem biraz iyimser davrandı, ama İsmail Güldüren gibi kasaplar doğrudan topa da vursa benim penaltı çalasım geliyor. Bursaspor'un eski 2 kasabından İsmail Güldüren'in bir ara Fenerbahçe forması giymiş olması, diğeri Egemen'in de Trabzonspor'da oynuyor olması bence acınacak durumdur.

Ayrı bir parantez Jefferson'a.. Tony Sylla forma giyebilecek mi, giyse iyi oynayacak mı bilinmez ama Jefferson bu performansını Trabzon'dayken gösterseydi, kaleci mevzusu Trabzonspor için çok daha erken çözümlenmiş olurdu. Penaltıyı kurtarmasında solak oluşu ve topun soluna atılmasının mutlaka etkisi vardı ama asıl göz dolduran yanı Aykut'un 5 yılda çıktığı toplam yan top sayısına tek maçta ulaşması oldu.

Trabzonspor maçı için tek tahminim üstü, umalım öyle olsun bolca gol görelim.

kl

1 Eylül 2008 Pazartesi

falque silva iago ve serkan kurtuluş

alparslan erdem'le samir nasri nerdeyse arçil-şota kadar benziyorlar birbirlerine..öyle ki; fotomaç, alparslan erdem'in galatasaray'a imza attığı fotoğrafın altına "samir nasri galatasarayda" diye manşet atsa olurmuş..skibbe alparslan'ı kaç maç oynatır, alparslan seneye rize'ye kiralık gider mi bilinmez ama galatasaray bugün alparslanla aynı yaşlarda olan ve aynı mevkide oynayan serkan kurtuluş'u transfer etti..serkan, genç milli takım'dan alparslan'ın arkadaşı..geçen sene beşiktaş alacaktı ama bursaspor bi sene sarkıttı transferi.. sinan engin de, terlik derken kavga derken unuttu herhalde serkan'ı..genç yetenek demişken, barcelona ispanya genç milli takımın yıldızlarından falque silva iago'yu kapının önüne koydu bugün.. ranieri, arsene wenger kapmadan havada kaptı iago'yu..guardiola genç, yaşlı ayırt etmiyor, bileti kesiyor..dos santos'tan sonra ikinci oldu bu..o değil de, sinan engin 3-5 yıl sonra dizini döver mi?
klk

31 Ağustos 2008 Pazar

milan kötü, ronaldinho iyi

savunmanın ortasında kaladze ile maldini'yi izleyince senderos'un ne kadar doğru bi transfer olduğunu anlıyor insan..nesta da iyileşince milan defansında bugün yaşanan sorunlar bitecektir..taraftar dil kursu olayından sonra sheva'yı çok istemiyordu ama ikinci yarıda galibiyet golünü atsaydı sheva, buzlar erimeye başayacaktı..ronaldinho ilk resmi maçında inzaghi'yi de sheva'yı da pas manyağı yaptı..atamayana atarlar maçı oldu biraz..ronaldinho'nun arka direğe attığı 5 net topa iyi vuracak bi adam olsaydı 65te 3 fark olurdu..inter'in sampdoria ile, roma'nın napoli ile berabere kalarak başladığı lige, milan san siro'da bologna yenilgisi ile başladı..özellikle ilk yarıda orta sahada süper top oynayan flamini'nin arsenal'den bonservissiz alındığını belirtelim..serie a'da haftanın maçı bu akşam floransa'da fiorentina-juventus arasında..
lk

takoz recep

avrupa şampiyonası elemelerinde isviçreye attığı golü bilmeyen yoktur..“gol vuruşu, bilinçli yapılmış orta şut karışımı bi vuruştu” diyecem ama söz konusu golü atan şahıs, zamanında penaltıyı taca atan, kendi filelerini röveşatayla 90dan gören biri olunca durum değişiyor..topla beraber kendi yarısahasına doğru rakipten daha hızlı depar atabilen kaç futbolcu vardır ki? fenerbahçe ile oynanan bi tsyd maçında, fenerbahçe serbest vuruş kullanmak üzereyken barajdan fırlayıp rakip oyuncu topa vurmadan topa vuran, sarı kart gören ve bu karta itiraz edip kırmızı kart görebilen birinden bahsediyoruz..“biz de kendimize göre yakışıklıyız be abim” cümlesi, yeryüzünde başka kimin ağzına bu kadar yakışırdı?

hiç unutmam, bjk tv'de izlediğim bi röpartajında eski bi anısını şöyle anlatmıştı: "gençlerbirliği maçındayız. taç kullanıyorum. top toplayıcı çocuk 'abi galatasaray 5'i attı' dedi. sinirlendim. taçı kullandım. çift daldım ve kırmızı kart görerek soyunma odasına gittim."


alpay, sergen ve oktay’ın beşiktaştan kovulduğu sene, takoz recep de sergenin peşine takılıp istanbulsporun yolunu tuttu..sonra da futbolu sessiz sakin bıraktı..recep şu an nerde, ne yapar bilmiyorum ama türk futbol tarihinin en güzel orta şut karışımı (!) vuruşu ve o nev-i şahsına münhasır futbol tarzı asla unutulmayacak..veliahtı ali eren de başka bi postun konusu olsun..
lkl

Geç de olsa UEFA Super Cup


Güzel bir futbol akşamıydı.

Biralar eşliğinde, kafa dengi bir tayfayla, olası Man. Utd. galibiyetini, güzel muhabbete eşlik etsin diye seyredecektik.

Ama Zenit, yukarılarda kalıcı olmaya talip olduğunu gösterdi cuma gecesi, bize, herkese.

Maç boyunca sahanın tartışmasız hakimiydiler. Kontratak yapan onlar değil, ingilizlerdi.

Arshavin'in endişe veren ilk 11 yokluğunda Danny diye bir adam bulduk sahada, enfes topçuymuş vesselam. Pogrebnyak istekliydi, hırçındı. Tymoshchuk her zamanki klasındaydı...
Hasılı darmaduman ettiler ingiliz savunmasını, ilk 60 dakika.

Sonrası, klasik küçük takım sendromuyla geçti. Yaslandıkça atak yediler, Malafeev bence iyi iş yaptı bu ataklarda, ama biri de gol oldu ittirme kaktırma. Son tahlilde maçı 2-1 kazanmayı bildiler.

United taraftarları hariç tüm dünya da sevindi bu gaibiyete.

Galatasaray'a da, aynı iki kupa bundan 8 sene önce nasip oldu, halen o popülaritenin ekmeğini yiyorlar. Demek ki Zenit ismini de en kötü ihtimalle bi 8 sene daha duyarız!..

dasd

30 Ağustos 2008 Cumartesi

fenerbahçe-2 ibb spor-0

bu maç için ne yazabilirim, bilmiyorum..aragones soyunma odasında kuş uçurtmaz bilirdik, guiza ve lugano soyunma odasından çocuklarıyla çıktılar..hürgeneral yaşar paşa, özgürlüğün tadını şükrü saraçoğlu'nda fener maçı izleyerek çıkaracak anlaşılan..ibb spor ikinci yarının başında 9 kişi kalınca kimin kazanacağını merak etmeden izledim maçı..efe ve serhat'ın etkili oyunu fenerbahçe'nin hücuma çok adamla çıkmasını engelledi ilk yarıda..kazım böyle oynamaya devam ederse aragones deivid'in dönmesini beklemeden gösterir kulübe yolunu..ziya abi ne der bilmiyorum, guiza gol kaçırınca çok acıklı bakıyor..alex'in her sezon minumun 15 gol 15 asist yaptığı efektif bölgesinin dışında oynatılmasını anlayamıyorum..josico'dan sonra da bi şey değişmeyecektir,sanmıyorum...lugano-edu-volkan demirel'in alternatiflerinin can arat-yasin-volkan babacan olduğu takımın transfer politikasını kim belirliyor, alkışlıyorum...

kjh

arsenal-3 newcastle united-0

geçen hafta fulham'a yenilmişlerdi ama bu gece emirates'te ritimlerini buldular..hleb, gilberto ve flamini gidince orta saha ne olacak diye düşünüyordu herkes, arsene wenger şapkadan 20lik denilson'u çıkardı..van persie'nin soluna nasri'yi, yanına fabregas'ı, önüne de adebayor'u koyarsanız hücum yaparken yaratıcılıkta sınır tanımazsınız zaten..rosicky iyileşince bu kadrodan kimin kesileceğini bulmak için noter huzurunda kura çekmek gerekecek..ayrıca, nasri savunma yapmıyor diyen varsa hala, maçı bıraksın gitsin dizi izlesin..kevin keegan'ı çok severim ama "obafemi martins varken neden owen?" diye bi sormak lazım..son olarak; ibrahim altınsay türkiye ligini yorumlasın, oktay derelioğlu da siirt jetpa'ya gitsin..yiğiter uluğ şimdi nerde yazıyor, biri biliyorsa söylesin..

kjk

Golf Sevgisi


Anna Rawson, 27 yaşında, Avustralyalı, 2 senedir LPGA'de oynuyor, ya da kimin umrunda!!
dfasdf

29 Ağustos 2008 Cuma

şampiyonlar ligi

aslında bu yazıyı birkaç gün önce yazmıştım ama post etmek bugüne kısmetmiş.

şampiyonlar ligi kalmadı artık 2.ler 3.ler hatta 4.ler ligine döndü. nerede 2 gruplu 8 takımlı şampiyonlar ligleri.. CFR, Famagusta, Aalborg ve BATE'nin olduğu şampiyonlar liginde Türkiye şampiyonunun olmaması da kabul edilebilir değil tabi. Hatta CFR ve BATE hem Fenerbahçe ve Kopenhag'ın hem de Beşiktaş'ın rekorlarına taliptirler bu sene.

Gruplara gelince:

Grup A ve B kimin gruptan çıkacağının, kimin Uefa'ya kalacağının belli olduğu gruplar. Grup C'de ise herkesin ikincilik şansı eşit görünse de ben Luce'nin Shaktar'ını bir adım önde görüyorum. Grup D en keyifli maçların yaşanacağı grup olacak. Çünkü her takım her takımı her yerde yenebilir (bkz. Liverpool :0 - O.M. :1) En güçsüz ekip Farfan ve Aissati'yi de kaybetmiş PSV. Defansını güçlendirmiş Atletico ve artık Gerets'in sistemini daha iyi özümsemiş Marseille çok dişli rakipler olacaklardır Anfield Road'da. Bi ara kovduklarımız isimli, Gerets,Löw,Hiddink konulu bir yazı da yazmak şart oldu bu arada. Gelecek postlara inşallah.

Grup E, F ve H ise 1. ve sonuncunun belli olduğu 2.nin net olmadığı gruplar. Josico'yu kaybetmiş(!) ama Cazorla ve Senna'yı takımda tutmuş Villareal'in Celtic'in bir adım önünde olduğu açık. Eski güzel günlerine dönmeye çalışan Floransalılar ise Fransa'nın tartışmasız şampiyonu Lyon ile çekişeceklerdir. Bükreş'in bir üst tura çıkabileceği gruplar var bu sene ama ne yazık ki F grubu değil. H Grubu'nda çoğu kişiye Juventus 2. Zenit 3. olur gibi gelebilir ama ben geçen senenin UEFA şampiyonunun kolay lokma olacağını düşünmüyorum. Juventus bu sene UEFA'da Galatasaray'a rakip(!) olur.

Bizi en çok ilgilendiren gruba gelirsek, en dengeli gruplardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Arsenal orta sahasını tamamen yeniledi ama güç kaybetmedi. Başarıya aç ve yetenekli kadrosuyla şok sakatlıklar yaşamazsa grubun lideri diyebiliriz. Porto'da Quaresma yok ama takımın kalbi Lucho sözleşme yeniledi. Geçen seneki Porto'dan çok şey götürmeyecektir Quaresma yanında, ama Beşiktaş zorladıysa Fener rahat geçer. Dinamo Kiev ise Fener'i en zorlayacak takım 2.lik mücadelesinde. Geçen senenin CSKA'sına benzemeyecektir Kiev. Sonuçta paralı başkan takımı değil, tarihi başarılar ve efsanelerle dolu bir kültürün ürünü. Oturmuş kadrolarından çok şey kaybetmediler. Kaleci Shovkovsky orta sahada Mikhalik ve Bangoura ile forvetleri Shatskikh ve Milevsky ile takımın kaptanı eski Fenerli Rebrov, Kiev'in en önemli oyuncuları olarak göze çarpıyor. Fenerbahçe için blogda yeterince analiz var zaten. Kendi görüşüm, tek dezavantajı Porto ve Kiev'in daha fazla Şampiyonlar Ligi tecrübesi olması. En büyük avantajı ise Aragones.
lkl

Kuralarımız


Metalist - Beşiktaş

Kayserispor - PSG

Bellinzona - Galatasaray

Hayırlı olsun, bence şeker gibi kuralar çektik. Zaten Galatasaray'ın işi kolay görünüyordu. Büyük bir sürpriz olmazsa iki büyük takımımızı görürüz gruplarda.

Kayseri için de ya nasip. Sevilla ve Portsmouth'un torbasından bence makul bir kura. Kezman Fener'de iken Fener'i yendiler, PSG'yi de gayet tabii yenebilirler.