Galatasaray'da Tafo'dan başka hiçbir Brezilyalı başarılı olamamıştır diye istatistikler yayınlayanlara nacizane cevabımdır.
29 Eylül 2010 Çarşamba
Ajax tipi forma.
Bursaspor eskizi

Bugün Bursaspor Ibrox'ta karşılaşacağı Rangers, kendimi bildim bileli bizim 3 büyükler ayarında gördüğüm bir takım gibi gelmiştir bana. Böyle Porto'nun biraz altında Sporting Lizbon'un biraz üzerinde. Neden Portekiz Ligi'nden örnek verdim bilmiyorum ama öyle işte. Bu sene henüz askerden dönmüş olmamın da etkisiyle henüz izleyemedim bu yüzden bugünkü maç ne olurdan öte kısaca Bursaspor izlenimlerimi paylaşmak isterim.
Bursaspor'u ise Galatasaray ve Valencia maçları ile askerlik dönüşü Bucaspor maçında 90 dk izleyebildim. Gördüğüm kadarıyla geçen seneki kadro yapısı ve oyun sistemi aynen korunmuş Bursaspor'da. Pek çok takım gibi 4-2-3-1 ya da 4-4-2 oynamasına karşın, çok adamla geride kalınan ve kolay kolay kontra yemeyen sistemi, muhakkak kule santraforla destekleyen, defanstan uzun toplarla çıkan bir takım hala Bursaspor. Geçen seneden kalan en önemli yadigar ise eksikliği ile ligin orta sıra takımlarının bir türlü yükselememesinde başrol oynayan kazanma alışkanlığının yitirilmemesi olmuş. Ligdeki maçlarında güzel futbol oynamamalarına rağmen büyük takım havasıyla kazanıyor gibiler. Şampiyon kadronun geçen seneye göre aşama kaydedememesindeki en büyük sıkıntı ise Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılınacak bir ortamda takıma sınıf atlatacak transferlerin yerine tam anlamıyla yapılamaması olmuş. Öncelikle belirtmeliyim ki Ertuğrul Sağlam bu sene takımda takviyeye ihtiyaç duyulan noktaları iyi belirlemiş diye düşünüyorum. Defansın solunda gönderilip kurtulunan Veli yerine Wederson, ortasında Zapo'nun yerine Stepanov, forvette kule santrafor Turgay'a alternatif Nunez, orta sahada yaratıcı oyuncu alternatifini zenginleştirmek adına İnsua ve defansın önünde Hüseyin-Bekir Ozan-Ergiç üçlemesine ilaveten Svensson. Bunlar arasında en başarılısı olarak Vederson'u görüyorum. Buna benzer olarak da beklediğim transferler Nunez yerine en kötü ihtimalle Makukula ya da Mehmet Yıldız'ın, Svensson yerine Aurelio'nun alınmasıydı. Risk almadan takıma güç katması kesin isimlere yönelinmesi idi. Stepanov şimdiye kadarki performansıyla doğru bir transfer olduğunu gösterse de onun yerine biraz daha yaşlı, tecrübesi ve pozisyon bilgisiyle İbrahim, Ömer gibi isimlere katkıda bulunabilecek bir oyuncu bekliyordum. Takımın defanstan pasla çıkmak gibi bir derdi olmadığı için pas yapabilen demiyorum zaten. Orta sahaya yaratıcı oyuncu gerekliliğini Arjantinli bir oyuncuyla gidermek ve İnsua'yı almak şu anki performansına rağmen yanlış transfer değildir bana göre. Gerçi yine Beşiktaş'ın yok yere elden çıkardığı Tello, Delgado gibi isimler çok daha doğru olabilirdi.
Birkaç futbolcu için de birşeyler karalamak isterim. Geçen senenin en iyi çıkış yapan Türk futbolcusu Ozan İpek'in bu sene takıma uyum sağlayamayan Misimioviç havalarında olması, takımın bir kanadını komple Wederson'a itelemeye yol açmış.
Transfer penceresi hamlelerinin dışında takımda direkt oynamamasına anlam veremediğim oyuncu ise Bekir Ozan. Bucaspor maçında ilk 11 başladı ve Selçuk İnan etkisi yarattı takımda. Ama genel olarak 2. yarılarda giriyor sürekli olarak. Ben olsam önce onun ismini yazarım orta sahaya sonrasını düşünürüm.
Senenin gözümden düşeni ise Sercan Yıldırım. Büyük bir balon olmaya doğru ilerliyor gibi görünüyor. Adam geçme ve dripling yeteneklerinden çok şey kaybetmemesine rağmen gol vuruşları ve oyun zekasında zerre ilerleme katededememesi yıllarca Süper Lig'de yaşadığımız harcanma Deja-vu'larına ilave olacak gibi görünüyor.
27 Eylül 2010 Pazartesi
Pazar

Pazar, Tanrı'nın müflon terliklerini koyduğu yerdir. Pazar, gürbüz cumartesinin solgun, gergin gölgesidir. Pazar, 'ziyaret hakkına' sahip boşanmış babaların çocuklarını hayvanat bahçesine götürdükleri gündür. Pazar, boş zaman geçirme yeteneği olmayan insanlar için zorla yaratılmış bir boş zamandır. Pazar, akşamdan kalmalığın sınır tanımadığı zamandır. Pazar, ilahiler miyavlayan, futbol topları osuran aşırı besili beyaz bir kedidir..
Tom Robbins, Ağaçkakan
anlatılacak çok şey var, nerden başlasam bilemiyorum, o yüzden başlayamıyorum..
24 Eylül 2010 Cuma
Film Ekimi 2010

Sevgili sinemasever arkadaşlarım,
Malumunuz, filmekimi yaklaşıyor. Buna binaen, oturup şöyle bi baktım filmlere. Biraz konularının, biraz da IMDB notlarının etkisinde 11 filmlik bi seçki yaptım. Amme hizmeti olsun diye de filmlerin IKSV ve IMDB linklerini koydum, yanlarına parantez içinde IMDB puanlarını yazdım.
Filmler 8-14 Ekim günlerinde gösterimde olacak. Süper tavsiyeleri olan varsa beklerim, şuna gidelim diyen varsa direk uyarım.
Sağlıcakla kalın..
Jack Goes Boating (8.0)
http://www.imdb.com/title/tt1278379/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=29
Happythankyoumoreplease (7.0)
http://www.imdb.com/title/tt1481572/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=26
Certified Copy (7.2)
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=20
http://www.imdb.com/title/tt1020773/
Socialism (5.7)
http://www.imdb.com/title/tt1438535/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=4&fid=17
The Illusionist (7.8)
http://www.imdb.com/title/tt0775489/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=14
Kaboom (7.4)
http://www.imdb.com/title/tt1523483/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=8
Get Low (7.6)
http://www.imdb.com/title/tt1194263/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=28
Of Gods and Men (8.0)
http://www.imdb.com/title/tt1588337/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=10
Cirkus Columbia (7.9)
http://www.imdb.com/title/tt1417067/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=30
I saw the devil (8.5)
http://www.imdb.com/title/tt1588170/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=21
Carlos (7.6)
http://www.imdb.com/title/tt1321865/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=9
Malumunuz, filmekimi yaklaşıyor. Buna binaen, oturup şöyle bi baktım filmlere. Biraz konularının, biraz da IMDB notlarının etkisinde 11 filmlik bi seçki yaptım. Amme hizmeti olsun diye de filmlerin IKSV ve IMDB linklerini koydum, yanlarına parantez içinde IMDB puanlarını yazdım.
Filmler 8-14 Ekim günlerinde gösterimde olacak. Süper tavsiyeleri olan varsa beklerim, şuna gidelim diyen varsa direk uyarım.
Sağlıcakla kalın..
Jack Goes Boating (8.0)
http://www.imdb.com/title/tt1278379/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=29
Happythankyoumoreplease (7.0)
http://www.imdb.com/title/tt1481572/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=26
Certified Copy (7.2)
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=20
http://www.imdb.com/title/tt1020773/
Socialism (5.7)
http://www.imdb.com/title/tt1438535/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=4&fid=17
The Illusionist (7.8)
http://www.imdb.com/title/tt0775489/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=14
Kaboom (7.4)
http://www.imdb.com/title/tt1523483/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=8
Get Low (7.6)
http://www.imdb.com/title/tt1194263/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=7&fid=28
Of Gods and Men (8.0)
http://www.imdb.com/title/tt1588337/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=2&fid=10
Cirkus Columbia (7.9)
http://www.imdb.com/title/tt1417067/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=30
I saw the devil (8.5)
http://www.imdb.com/title/tt1588170/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=5&fid=21
Carlos (7.6)
http://www.imdb.com/title/tt1321865/
http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&fid=9
22 Eylül 2010 Çarşamba
hocalar ve demeçleri
aykut kocaman: futbolcuya dayalı düzeni yıkmak istiyorum!
o zaman şunu da ekle: "zamanında ali şen bizi kovdugunda haklıydı".. alex ile uğraşma aykut, savunamıyorum seni.. adam brezilyalı ama lakaplar dönemi kapanmasaydı, ne imparator kalırdı ne kral... sus işine bak, tişörtünün ilk düğmesini aç, stochu oynat...
rijkaard: önemli olan 3puanı almaktı (bucaspor maçı sonrası)
hani total futbol hani? misimoviçi de alarak türkiye ligini çözdüğünü gösterdi. total futbol derken total skor futboluna döndün bakıyorum. cristoph rijkaard göster kendini...
schuster: derbi güzel, türkiye güzel, baklava kebap güzel, bogaziçi güzel...
sana şimdilik zico şansı var diyecem, aklıma daha şanslısı gelene kadar... hayat sana güzel şimdilik, tadını çıkar...
15 Eylül 2010 Çarşamba
Çalsın davullar
Cyrex bir-iki saat içinde İstanbul'da. Pazartesi de Al Lee dönüyor. Onlarsız iğrenç bir 5 ay geçti İstabul'da. Çok şükür bugün yarısı, haftaya diğer yarısı dönüyor hayatımızın..
8 Eylül 2010 Çarşamba
büyüksün scola!
en kritik 7-8 hucümda topu eline alıp skor üret, üstelik bunların 4 tanesi el üstünden olsun, 39 dakika sahada kal, 37 sayı at, 9 ribound al, kritik asistler yap, takımı oyunda tut, derslik savunmalar yap...scola bugün sinan erdem'de basketbol tarihine geçecek bir bireysel performans sergiledi. dünkü pero cameron (son maçı olması hasebiyle) ve gözümde en süperstardan daha süperstar olan kevin durant'dan sonra bu adamı izleyebilmek büyük keyif.
***
7 Eylül 2010 Salı
iguodala'nın dertleri

anlaşılan andre iguodala da türkiye'deki internet sansüründen rahatsız olmuş. twitter'ındaki mesajın meali; "burada youtube çekmiyor". iguodala'nın twitter adresine bakılırsa mcdonals'ın pahalılığından ve istanbuldaki taksicilerden de şikayetçi olduğu görülebilir."adam haklı beyler" demekten başka diyecek bir şey yok...bu arada iguodala demişken not düşmek isterim; bugün salona iki saat erken girdim ve girdiğimde iguodala ısınmaya başlamıştı bile. bir maçtan önce bu kadar uzun süre ısınan başka oyuncu da görmedim şimdiye kadar. son 20 dakika kala soyunma odasından zorla çağırdılar adamı, ilginç..
***
5 Eylül 2010 Pazar
4 Eylül 2010 Cumartesi
Şişersin

Yunanistan'ı bu kupada gönülden destekliyordum. Türkiyeyle birlikte sempati duyduğum takımlardandı. Ancak, izlemekten dolayı esef duyduğum maçla birlikte açık bir kin beslemeye başladım bu takıma. Tanrıya şükür, oynadıkları çirkin tiyatro ellerinde çabucak patlayıverdi ve Atina'ya yarından tezi yok dönüyorlar..
26 Ağustos 2010 Perşembe
25 Ağustos 2010 Çarşamba
sabır uleak sabır

bu sene aykut hoca'nın (hoca diyorum artık futbolcu değil, biraz saygı, ertugrul denmesi de sinir ediyor) avukatlığına soyundum, yıllardır yapılmayanı yaptıgı için eleştiriliyor... neymiş alex'i oynatmadı diye yenilmiş fener, orda rijkaardın zırvalaması totalleşme yolunda olumlu adım diye görülürken, aykut hoca'nın canım alex'imi daha etkili kullanma hamlelerine anlam verilemiyor... lucescu kadar sergeni faydalı kullanan var mı? niye aykut alex'i öyle kullanmasın? niye özer gerçek yerinde ısınmasın? benim alex'im buna kırılmaz, sadece kırılır gibi gösterilir medyada...
young boys maçlarından sonra takımdaki pozitif değişimi görmemezlikten gelip kaos ortamı yaratmaya gerek yok, puan kayıplarını alexin yokluğuna değil, baroninin varlığına bağlamak gerekir. şanssızlık ve berbat hakem yönetimini saymazsak orta sahada agresif bir önlibero ile bu sezon çok keyifli fenerbahçe izleriz trabzon maçı gibi... geçen sezonki şampiyonluk hedefli antifutboldan sonra bu seneki güzel birşeyler yapma isteğini görmezden gelmeyelim, destek olalım.
PAOK maçına bakarsak eğer adnan sezgin mağduru gslı taraftar wasted gibi yorumlamıyorum aykut hocanın açıklamalarını.. vizyonsuzluk olarak değerlendirdiği "1-0 iyi skor" altında "bu skor bize yeter" büyük hoca düşüncesi var.. gerçekten de perşembe akşamı "yeni transferlerle" birlikte çok güzel bir oyunla, bizim çok pozisyona gireceğimiz bir zafer yaşayacağımızdan eminim. stadta olmayanların canlı izleme fırsatı bulamayan antakyalı taraftarların buruk sevinç yaşayacakları bir gece olacak..."olsun be fener iyi olsun, sen de hata yapmadın, sorumluluk sahibi bir insansın bu yüzden antakyadasın" diyecekleri bir gece olacak... " teknoloji çok gelişti, sanki stadı antakyadaki evine taşımışlar" diyecekleri bir gece olacak... "istanbulda olsaydın, belki...
23 Ağustos 2010 Pazartesi
kalite farkı
Sonuç bir yana her iki takımın teknik direktörü arasındaki kalite farkı bakımından turnusol kağıdı maçıydı. Şenol Güneş özellikle ikinci yarıdaki doğru taktik hamlesiyle, garip oyuncu tercihleriyle ne yapmak istediği çok anlaşılamayan Aykut Kocaman’ı mat etti. İki teknik adam arasındaki vizyon farkı için de zaten uzağa değil Perşembe akşamki maçlardan sonraki demeçlerine bakmak yeterli. Aykut Selanik’te 1-0 için iyi sonuç derken, Şenol hoca’nın liverpool’daki demeci “1-0 kötü sonuç” olmuştu. Birinin rakibi Liverpool, diğerinin Paok... Bütün bunlarla beraber Aykut Kocaman’ın ve dolayısıyla resimdeki terazinin akıbeti konusunda da -kaçan şampiyonlar ligi biletine rağmen- beklemek gerektiği düşüncesindeyim.***
Bu arada ikinci haftanın sonunda, üç büyüklerden yenilmeyen takım kalmadı. Anlaşılan o ki, üç büyük takımın da yönetimlerindeki cıvıklıklar bitmediği müddetçe anadoludaki ihtilal devrime dönüşecek gibi duruyor. umarım yanılırım…
***
seyahat ve seks içerikli bir öneri
Tarih 22.08.2010Galatasaray şapkasını takınca kepçeleri iyice ortaya çıkan yardımcımla yeni açık alt bölümdeki yerimizi toplamda 70 tl karşılığında aldık.. Tez canlılığımla alakalı şekilde bi saat önceden stattaydık.. Malum 3 ay sonra olmayacaktı bu stad.. Havasını solumak için son fırsatlar.. Tribünler dolu.. Fakat herkes gergin.. Feribot seferlerini bile iptal eden deli, serin bi rüzgar var.. Oysa ki üzerimdeki parçalıyla maçtan yarım saat önce 87.dakikasını oynayan Hakan Balta kadar terliyim.. Sadece hoplayıp zıplamaktan değil.. Benim de üzerimde bir gerginlik var.. Tezahüratlar, şimdi destek tam destek babında, tüyleri diken diken edecek kadar gürültülü.. Fakat "oynayın artık yoksa ..keriz" anlamına gelen bakışları anlamak için, insanlar ve tribün atmosferleri konusunda uzmanlığa gerek yok.. Yardımcım maçın başlamasıyla beraber Mustafa Sarp konusunda tereddüte düştü.. Bu adamı bi yerden tanıdığını fakat çıkaramadığını söylüyordu.. Aklımdan sebze halinde görmüşsündür veya Samandağı'nda ki kebapçının suratı asık garsonudur gibi iğrenç espriler geçerken Ergiç -ki sosyalisttir, takdir ederim- güzel bir gol attı.. O anda golde kazmalık rolünü üstlenmiş olan Mustafa Sarp'ı Nasır dayıma benzettiğini söyleyen yardımcıma "tek kelime daha edersen senle yollarımız ayrılır" bakışı atınca o da işin ciddiyetine vardı.. Bu dakikadan sonra yaşadıklarım hakkında uzun cümleler, paragraflar kurabilecek kadar hakim değilim kendime..Kısa kısa, kesik kesik..
-Bilmiyorum sanırım 6783. kez olacak ama Mustafa Sarp yeteneksizdir.. Bir daha söyleyim mi ?..
-Rijkaard trapano'da bi dolap dolusu olan keten pantolonlardan giymiş..
-Ulan Ayhan olur ya gökten üç elma düşerse, üçü de sana girsin!
-Kewell aslanım benim.. -Yardımcım burda benden cesaret alarak çok yakışıklı ya gibisinden birşey söyledi, nerdeyse önümdeki insan azmanlarına atıyordum onu.. Mustafa Sarp'ı tipsizliğinden dolayı sevmediğimizi, Kewell'ı yakışıklılığından dolayı sevdiğimizi bile düşünmüş (!) ilginç bir bakış açısı tabi..-
-2.gol geldi.. Yine bizim sosyalistten.. Ufuk'a bu maça kadar çok güveniyordum.. Tek kelimeyle söyleyim.. Zormuş..
-Arda iyi hoş güçsüz, Baros iyi hoş güçsüz..
-Elano'yu özlemişiz..
-Adnan Sezgin'e küfürler başladı.. Bilinçli taraftar diye buna derim.. Oyunculara çokta kızmanın alemi yok.. Yetenekleri bu kadar.. Dün izlediğim maçta o kadar sövdüğüm Barış, Mustafa, Ayhan iddia ediyorum -aynı mevkideki- Hüseyin ve Ergiç'ten fazla koştular.. Fark ne peki?.. Sosyalist yoldaş Ergiç bizim kekolardan daha yetenekli.. Rijkaard'a bu orta saha niye yaratıcı oynayamıyor diye eleştiri getirenlere sadist bir şekilde orta okulda Reşat'a daldığım gibi dalmak, alnımla burunlarını kırmak istiyorum.. Abartılı cümleler bir yana Türk futbolunun içine eden mantık böyle güzel adamlara sabredemeyen bu çok bilmiş mantıktır..
-Rijkaard gitsin, Terim veya Lucescu gelsin diyen 10000. kişinin suratına s..ayım..
-Günün en güzel dakikaları.. Ali Sami Yen çıkışı arabacıdan tükürük köfte keyfi.. Cidden lezzetli.. Hukukçu yardımcım da günün en güzel dakikaları olduğunu düşünüyor..
-Adnan Sezgin'e K.İskender'den gelsin.. "Sana seyahat ve seks içerikli bir önerim var.. ..iktir git..
***
20 Ağustos 2010 Cuma
Salvador

Uefa'nın da dediği gibi, "Milan Baroš saved the day for Galatasaray"!
İlk yarıda Fenerbahçe ve Galatasaray resmen yitikleri oynarken, İstanbul'da Baros, Selanik'te Niang, tek adamın takımda neleri değiştirebileceğini; "Oyunun kaderini değiştirecek oyuncu"su olmayan büyük takımın ne hallere düşebileceğini gösterdiler bize.
Yine de söylüyorum, iki takım da sezon için iç açıcı görüntü sergilemiyor, gördüğüm 3-4 resmi maçlarının sonrasında yapabileceğim yorum budur.
Trabzon maçını bir 15 dakika seyredebildik; duyduğum kadarıyla kaplan gibi savaşmışlar Anfield'da, helal olsun onlara da.
Peki 3 takım elense kupadan, D-Smart 300 TL'ye spor paketi satabilir mi? Nah satar!
Etiketler:
Barizzio,
europa league,
fenerbahçe,
galatasaray,
milan baros,
trabzonspor
18 Ağustos 2010 Çarşamba
bu adam ne iş yapar?
Resimdeki adam tam anlamıyla, Galatasaray’ın artık yavaş yavaş kronikleşen organizasyonsuzluğunun, futbol yönetiminindeki çarpıklığınının başka bir ifadesidir. Bu adamın aktif futbol hayatında -bırakın Galatasaray kalesini- çıkıp oynadığı yüz tane resmi maç var mıdır acaba? Kaç Avrupa kupası maçı oynadı, uluslar arası tecrübesi nedir ki bu adamın? Ya da geçmişini bırakalım, "iyi antrenör olmak için illa iyi oyuncu olmak gerekmez" diyelim; nezihi beş yıldır bu takımdaysa hangi kaleciye ne kattı şimdiye kadar? Hadi Aykut’un kalecilik adına çözümü olmayan temel sorunları var diyelim, geçen yıl çok büyük umutlarla alınan, geleceğin kalecisi olacak denen Ufuk’a ne oldu peki? Ufuk ne öğrendi nezihi hocadan? Onu da bırakalım, Beşiktaş’ta Rüştü yönetime genç kaleci tavsiye edip aldırıyorken, Nezihi acaba anadolu’da altyapıları araştırıp, alt ligleri didikleyip yönetime kaç tane kaleci tavsiye etti şimdiye kadar. Kocaman bir hiç, zarar ziyandan başka bir şey değil. Yukarıda da belittiğim gibi, Galatasaray’daki anlamsızlıklardan sadece biridir Nezihi Hoca. 20 milyon taraftarı olan Galatasaray’da hiçbir şey yapmadan yıllarca görevde kalabilmek bu kadar kolay olabiliyor işte. Bu takım yıllardır aldığı şansların hiçbirini kullanamayan, iki yıl önce Bükreş maçında yaptığı hatalarla Skibbe’nin gidişinin fitilini ateşleyen, taraftarın onu kalede görünce umutlarının tükendiği Aykut’a mahkumsa eğer hala, Nezihi’nin varlığının da ne iş yaptığının da ciddi şekilde sorgulanması gerekir. Bu takıma yıllarca hizmet etmiş, profesyonelliğin kitabını yazmış Taffarel, Simoviç, Mondragon gibi efsaneler yerine kaleci antrenörlüğü hala Nezihi’ye bırakılabiliyorsa sorunun ciddiyeti çok nettir ve ortadadır. Sadece topa iyi vurmakla kaleci antrenörü olunuyorsa eğer, memleketin halı sahalarında top koşturan milyon tane insanın hakkı yeniyor demektir. Galatasaray’ın artık bu sick kafalı yönetim anlayışından ve bu zihniyetin sahadaki ya da külübedeki yansımalarından bir an önce kurtulması şarttır.
***
13 Ağustos 2010 Cuma
vay benim köse sakalım...
Geçen sene Diyarbakırspor ile yapılan malum maçla giriş yapalım. Kadıköy’de 6 ve 4 gol yediğimiz maçlarda, olimpiyatta Rize’den 5 yediğimiz maçta tribünde olan biri olarak hayatımda ilk kez Galatasaraylılığımdan utandığım maçtır malum maç. O günden sonra Galatasaray hakkında yazmak da konuşmak da gelmedi içimden. Ama o kadar anlaşılmaz şeyler oluyor ki Galatasaray’da dayanamıyor insan bir yerden sonra.***
Nerden başlasam bilmiyorum. Geçen sezonki Diyarbakır maçından devam edeyim. Tribünü bilenler bilir, Türkiye’de çoğu zaman ipler yöneticilerin ya da yönetimde olmayan muhaliflerin elindedir. Cesaret edemeyip direk yoldan veremedikleri mesajları çoğu zaman tribünü kullanıp daha gür sesle vermeye çalışır, sonra da kenara çekilip “taraftar haklıdır” derler. Sağduyulu Galatasaraylıları bir tarafa koyuyorum, Diyarbakır maçında da ultraslan denen “ultras” felsefesinden zerre haberi olmayan çapulcu topluluğunu kullanarak mesajlar vermeye çalıştılar. Geçen sene verdikleri mesajların birincisi kaptan Arda’yaydı. İçerik “kendine çeki düzen ver, biz istemediğimiz müddetçe sen hiç bir şeysin” idi. İkinci mesaj da Rijkaard’aydı; “gelecek sene transferde bizim borumuz ötecek, Leo Franco ve Jo ile devam etmeyi aklından bile geçirme”. Zamanında Hagi’ye Petre’yi yuhalatarak mesaj vermeye çalışan zihniyetin bir başka saçmalığı, daha önce izlediğimiz filmin tanıdık kareleriydi olanlar. Kaybeden Galatasaray oldu elbette. Bir önceki yıl lig beşinciliğinden sonra geçen sene lig üçüncülüğü. Neyse diyelim.
***Bu seneye, geçen 3 aylık yaz dönemine ve işine gelince kaptanını yuhalatan yönetimin icraatlerine gelelim şimdi. Öncelikle şunu söyleyeyim, Galatasaray’ın mali tabloları, finansal durumu, stadyum yaptırması, arazi arsa satması alması benim için önemli değil. Umurumda değil. Benim Galatasaraylılık algım, Prekazi’nin Monaco’ya attığı golle başlar, Manchester United’ı eleyip şampiyonlar ligine katılmasıyla devam eder. Benim Galatasaray algımda aslolan sahada rakibine yenilsen bile ezilmemen, kendi felsefeni ortaya koyabilmendir. Sonucu kupa, şampiyonluk olmasa bile ortaya bir şeyler koyabilmektir. Bir futbol felsefesine sahip olabilmek, sistem takımı olabilmektir. Ama Galatasaray’da son üç sezondur bu yok. Futbol takımının planlamasında ciddi yanlışlıklar yapılıyor. Adnan Polat’ın mayıs ayındaki demecini bugün gibi hatırlıyorum; “takımla çok fazla oynamayacağız, sadece eksik yerlere 2-3 takviye yapacağız”. Ne oldu peki? Takımla oynamayacağız diyen başkan, takımın 11’inde direk oynayan dört oyuncuyu takımdan gönderdi. Birini de göndermese bile göndermekten beter etti (evet elano’dan bahsediyorum). Oysa bu takımda haziran ayında yapılması gereken basitti. Dos Santos’un bonservisi alınacak, Kewell’ın sözleşmesi uzatılacak, ortasaha ve savunmaya -direk oynayacak- iki doğru takviye yapılacak, “keşke Galatasaray gitmeme izin verse” diyen Servet ve üflesen sakatlanacak olan Gökhan Zan hemen kapının önüne konacaktı. Bunlar yapılmadı. Takımın hücum hattı bir arada tutulup istikrar sağlanacağına dağıtıldı. Keita’nın yerine alınan Serdar Özkan ve Serdar’ın Kolombiya şubesi Pino ile Galatasaray resmen hedef küçülttü. Lorik Cana’ya saygı duyuyorum ama orta sahanızda Sarp-Ayhan-Barış oynuyorsa maksimum nereye kadar gidebilirsiniz ki? Ya da kalenizde Aykut varken ne kadar rahat maç izleyebilirsiniz? Kısacası Galatasaray başkanı ve yönetimi son üç yıldaki “yap-boz” zihniyeti ile resmen sınıfta kaldı. Lig başlarken ortasahaya alınması gereken isim hala yok ve bu saatten sonra da açıkçası çok da umut yok. Galatasaray’ın tek şansı yönetimin bütün sorumluluğu fütursuzca üzerine attığı ve yeri geldiğinde düşünmeden taraftarın önüne attığı canım kaptanı Arda Turan ve devamlılıklarını biraz daha artırmaları umuduyla Harry Kewell ve Milan Baros.
***
Tarih kupaları, şampiyonlukları yazar mali tabloları, şirket birleşmelerini değil. Kimsenin Galatasaray taraftarını, takımını şampiyonlar liginde izlemekten mahrum bırakmaya hakkı yok. Çünkü bu taraftar buna alışık değil. Birilerinin bunu başkana anlatması lazım.
***
Yazıyı çok sevdiğim Kanat Akkaya’nın sözleriyle bitirmek istiyorum, muhtemelen Ali Sami Yen’deki OFK Belgrad maçını izlerken söylemiştir: “ben gol beklerken gs bonus ödeme uyarısı geliyor. Ve bunu normal bulmam gerekiyor. Vay benim köse sakalım.”
***
führer!
Fotoyu kim yapmışsa güzel olmuş. Aziz Bey için en doğru benzetmedir hitler benzetmesi. Uzun uzun analizlere gerek yok. 15 yıldır öğütüp çöpe attığı teknik adamın, futbolcunun hatta yöneticinin sayısı herşeyi ortaya koyar. Stad yaptım diyor ama son maçta şampiyonluk gidince o stad ateşe veriliyor, kupa yerine itfaiye giriyor yeşil zemine. Travmayı atlatacağız diyor ama yeni sezona da Young Boys'a elenip yeni bir travmayla başlıyor takım. Geçen sene Mehmet Topuz'a 9, önceki yıl Guiza'ya 14 milyon döken başkan Niang'lara Gomis'lere 15'er 16'şar döküp susturur taraftarı nasıl olsa. Ha pardon bir de spor salonu yapılıyordu ataköy'de...
***
6 Ağustos 2010 Cuma
ukrayna cennet vatan
Avrupa ligi playoff kuraları çekildi. Şüphesiz en ilgi çekici kura liverpool-trabzonspor eşleşmesi. Futbol bu herşey olur ama şenol hoca en azından takımını ezdirmez diyelim. Beşiktaş inönü'de geçer turu zaten. Fenerbahçe'nin şu durumda işi zor gibi duruyor. İşler bu kadar ters giderken üstüste paok-trabzonspor-paok maçları yıkımı derinleştirebilir. Galatasaray'ın da rakibini ciddiye alması lazım. Görünüşe bakılırsa galatasaray taraftarı şimdiden tacize başlamış. Hasbelkader karpaty'nin resmi sitesine bakıyorum da adana'dan mesaj bırakan var; "hello from adana/turkey..it will be great.i love ukrainians especially their powerless teams an beautifull girls.do not be nervous i love you"..bu arada son bi not; karpaty'nin forma reklamı ZİK'imiş, ukrayna da bir banka olsa gerek***
5 Ağustos 2010 Perşembe
böylesi daha hayırlı

Öncelikle şunu söyleyim, bugünkü gazeteleri okuduktan sonra aykut'un yerinde olsam çağın gereği iletişim, şeffaflık, doğru demeç ayaklarını bırakırdım.. geldiğinde neredeyse " yeni t.d. sabredilmeli aykut kocaman" diye manşet atılacak aykut'un durumuna üzüldüm... son 3 maçta akılsızca görülen 3 kırmızı için "otorite eksikliği" olarak değerlendiren art niyetlilerle konuşma aykut! hani sabır! ben sabrederim aykut'uma! buradan koparılırken küçüktük, engel olamadık, cezayayı gibi bir prestijli, ulusal şöhreti olan, pozitif, agresif, objektif bir blog da yoktu sesimizi duyuralım...
Maça gelirsek, inanın dünkü yenilgi çok koymadı, ilkyarıyı görünce " biz diğer turda eleniriz" dedim, hatta ş.l.ye kalmamız halinde grupta 3.olsak ne güzel olur dedim... bu yüzden çok koymadı... "geçmiş olsun ıhıhıhıh, ne olacak fenerin hali" gibi yaratıcılıktan son derece uzak, zekayla alakası olmayan davranışlar da cidden koymuyor...
Taktik teknik fizik kondisyon disiplinlerini ele alarak incelersek feneri çok acımasız olmak gerekir, ağustos ayındayız ya, avrupa kulüpleri keyif yaparken, bizimkiler bu sıcakta niye böyle önemli maçlara çıkıyor, acımasız olmak gelmiyor içimden... ben bu sıcakta uyuyamıyorken, adamlara organize futbol oynamadılar diye yüklenmem.. olur daha lugano gelir, dia takımı tanır( işvar adamda), alexim canım benim çıkar yine ortaya, forvet gelir... oynasınlar biraz daha beraber... alışsınlar ideal 11i görelim... ki bence bu kadro 2 transferle avrupa ligi için çok iddialı duruma gelir...
semih'in yanına shaq
semih erden 1986 gaziosmanpaşa doğumlu. muhtemelen 90'lı yılların ikinci yarısında mahallede potaya asılırken gözlerinin önünden shaq, garnett, wallace geçiyordur. şimdi bu üç yaşlı kurtla aynı soyunma odasında soyunacak, aynı parkede idman yapacak, yan kabinlerde duş alacak. semih'in bu yeteneğiyle (!) bu konuma ulaşması züğürt adamın zenginliğidir, başka bir şey değil. tadını çıkarsın..***
3 Ağustos 2010 Salı
köşeli'den mailler II
okulda oturduğumuz gün eve gittim hemen.. fb maçına 20.dakikasından itibaren yetiştim.. gassan beyle birer extra götürdük.. benden nefret etti young boys u tuttum diye ahahahahah..
şöyle bakınca geçen sene bizim kadro sizinkinden çok daha iyi derken bu sene sizin kilit roldeki adamlarınızın daha fazla olduğu görülüyor..
güvenilecek adamlar bizde cana, kewell, arda, baros, neill olsun.. elano'yu beğenirim ama yönetim veya kendisi ikisinden biri istemiyorum diyorsa o adamdan hayır gelmez artık, elano muallak.. -ki dikkat et arda dışında hepsi yabancı ve arada sakatlık problemleri fena baş gösteriyor-
fenerbahçe'ye bakınca volkan -ki boys maçında ipten aldı sizi-, gökhan gönül, alex, santos, emre, lugano, stoch var.. dia'yı izleyemedik ama hızlı zenci her zaman iyidir.. alınacak iyi bir forvet ve rotasyonunda semih var.. yedek rotasyonunda m.topuz gibi vasatın altına düşmeyecek ve artık kendini ispat etmesi gereken bi adam her zaman güven verir..
bu yukardaki kadro övgüsüne rağmen fb çok kötüydü boys maçında.. stoch inanılmaz bi adam eyvallah.. cidden bize sağlam gol attınız.. dia da geliyor sağ tarafa... forvete bi adam alınacak kesin olarak..
ama fener'in asıl problemi bence burani'yle, bilica'nın mevkisinde.. ki bundan dolayı boys maçında o kadar açık verdiniz.. burani çok vasat bi oyuncu, türk olsa eyvallah, selçuk tadlarında bi oyuncu zaten, oturtursun kulübede kullanırsın rotasyonda.. ama yabancı kısıtlaması kalksın diye bu kadar ağlarken burani gibi vasat oyunculara ilk onbirde forma verirsen kendinle çelişirsin... bilica desen, karakterine filan hiç girmiyorum ama lugano'nun yanında bu adamı oynatırsan, bekir veya önder bu sene en az 25 maç oynar ve size saç baş yoldurur.. çok maç gider.. volkan her zaman bu kadar top çıkaramaz..
ulan sadece iki eksik var diyeceksin.. ama bu iki adamın mevkisi kilit.. stoper ve ön libero baba mevkilerdir sezer.. -forvet alacaksınız diye o konuya girmiyorum iyi bir adam alacağınızı farzederek-
evet sezon başı.. 3 büyüklerin hiçbiri ışık vermedi avrupa maçlarında.. ama özellikle biz ve siz o kadar kötüydük ki insan korkuyor.. alex her ne kadar tapılan bir adam olsa da alex gidince alex gibi bir adam transfer etmeye çalışacağınıza inanmıyorum.. alex'in boys maçında geriye dönememesi, orta sahadaki derin boşluklar, defanstaki hatalar öyle 2 günde çözülecek sorunlar gibi gelmedi bana... bi de merak ettiğim birşey var, -kadro yapısı izin vermeyecek bence- ama aykut savunmaya yönelik bir futbol mu oynatacak acaba?.. merak ediyorum izleyip göreceğiz..
durum budur..
*burani, baroniye atfen: muhteşem bir kabak yemeği
-ulan düşün ne kadar sıkılıyorum fb ve gs hakkında birer sayfa kritik yazdık aq.. ahahahaahah-
şöyle bakınca geçen sene bizim kadro sizinkinden çok daha iyi derken bu sene sizin kilit roldeki adamlarınızın daha fazla olduğu görülüyor..
güvenilecek adamlar bizde cana, kewell, arda, baros, neill olsun.. elano'yu beğenirim ama yönetim veya kendisi ikisinden biri istemiyorum diyorsa o adamdan hayır gelmez artık, elano muallak.. -ki dikkat et arda dışında hepsi yabancı ve arada sakatlık problemleri fena baş gösteriyor-
fenerbahçe'ye bakınca volkan -ki boys maçında ipten aldı sizi-, gökhan gönül, alex, santos, emre, lugano, stoch var.. dia'yı izleyemedik ama hızlı zenci her zaman iyidir.. alınacak iyi bir forvet ve rotasyonunda semih var.. yedek rotasyonunda m.topuz gibi vasatın altına düşmeyecek ve artık kendini ispat etmesi gereken bi adam her zaman güven verir..
bu yukardaki kadro övgüsüne rağmen fb çok kötüydü boys maçında.. stoch inanılmaz bi adam eyvallah.. cidden bize sağlam gol attınız.. dia da geliyor sağ tarafa... forvete bi adam alınacak kesin olarak..
ama fener'in asıl problemi bence burani'yle, bilica'nın mevkisinde.. ki bundan dolayı boys maçında o kadar açık verdiniz.. burani çok vasat bi oyuncu, türk olsa eyvallah, selçuk tadlarında bi oyuncu zaten, oturtursun kulübede kullanırsın rotasyonda.. ama yabancı kısıtlaması kalksın diye bu kadar ağlarken burani gibi vasat oyunculara ilk onbirde forma verirsen kendinle çelişirsin... bilica desen, karakterine filan hiç girmiyorum ama lugano'nun yanında bu adamı oynatırsan, bekir veya önder bu sene en az 25 maç oynar ve size saç baş yoldurur.. çok maç gider.. volkan her zaman bu kadar top çıkaramaz..
ulan sadece iki eksik var diyeceksin.. ama bu iki adamın mevkisi kilit.. stoper ve ön libero baba mevkilerdir sezer.. -forvet alacaksınız diye o konuya girmiyorum iyi bir adam alacağınızı farzederek-
evet sezon başı.. 3 büyüklerin hiçbiri ışık vermedi avrupa maçlarında.. ama özellikle biz ve siz o kadar kötüydük ki insan korkuyor.. alex her ne kadar tapılan bir adam olsa da alex gidince alex gibi bir adam transfer etmeye çalışacağınıza inanmıyorum.. alex'in boys maçında geriye dönememesi, orta sahadaki derin boşluklar, defanstaki hatalar öyle 2 günde çözülecek sorunlar gibi gelmedi bana... bi de merak ettiğim birşey var, -kadro yapısı izin vermeyecek bence- ama aykut savunmaya yönelik bir futbol mu oynatacak acaba?.. merak ediyorum izleyip göreceğiz..
durum budur..
*burani, baroniye atfen: muhteşem bir kabak yemeği
-ulan düşün ne kadar sıkılıyorum fb ve gs hakkında birer sayfa kritik yazdık aq.. ahahahaahah-
köşeli'den mailler
hissedilen sıcaklıgın 3246872 derece oldugu şu günlerde işsizler kervanına katılan ünlü yorumcumuz köşeli'den aldığım mailler iyi geliyor doğrusu... arada imla hataları, yanlış kelimeler olacaktır, maildir..
trapano:
o değil de futbol konuşmadık hiç :) olum gs kötü cidden kötü
koseli@hotmail.com:
harbi konuşacak pek şey yok be sezer.. geçen sezondan beri dilimde tüy bitti mustafa sarp, ayhan ve barış bu takımın ilk 11 ine girdiği sürece bu takım asla ve asla başarılı olamayacak..
pino, serdar, hatta bazen kewell, elano hatta forvette batdal tutarsa baros galatasaray ın sağ açığında oynayabilir..
kewell,arda, emre çolak,serdar, pino sol açıkta oynayabiliyor..
anlayacağın sağ ve sol açık rotasyonu iyi.. sizdeki gibi no problem orda..
defansta sağ bek sol bek türk olmak zorunda olduğu için ve daha iyisinin türkiyede sadece gökhan gönül olduğunu düşünürsek sabri ve hakan balta iyidir..
stoperde kim ne derse desin serveti sevmiyorum.. neill'in yanına bir yabancı adam lazım.. savunma o zaman taş olur..
kale türk kalabilir.. -nedense güvenmek istiyorum ufuk'a.. aykuta değil ama!!-
forvete baros ve batdal'a alternatif bi adam kesinlikle alınmalı.. gönül isterki altyapıdan bi forvet çıksın 3.adam olarak.. anıl veya cem sultan gibi.. ama ne yazıkki olmayacak gibi.. bu yüzden 20 lik bi genç yabancıda fena olmaz..
ve ve ve...
asıl problem..
yılın en iyi transferlerinden biridir lorik cana... galatasaray'ın ordaki gediği o kadar büyükki.. cana bile yetmeyecek bariz.. elano kalacak olsada, gs'ın arka üçlüye bi 11'lik bi tane de alternatiflik en az 2 adam transfer etmesi gerek.. yoksa yine bize hüsran yine bize gözyaşı var..
şöyle bi hesapladım benim gerekli gördüğüm transfer sayısı 4..
yönetimin yapacaz dediği sayı 3..
ama yönetimden şöyle bi farkım ben gereksizlerin hepsinin yollanması yanlısıyım..
rijkaard hep kalsın, çok iyi niyetli, belgrad maçına baktıysan bu sene çok hırslı, arda benim futbol anlayışıma göre mevkisinde -sol açıkta, lütfen daha sonra spekülasyon yapma bu lafımla:))- dünyanın en iyi 10 oyuncusundan biri ama ama lanet olsun üzülerek söylüyorum galatasaray kötü yönetiliyor arkadaşım.. yönetim kötü..
önce takımdaki hurdalar gidecek.. ardından iyi transferler yapılacak.. sonra takım olunacak.. rijkaard, arda ve kewell'ın arkasında toplanılacak.. ölme eşeğim ölme anlayacağın..
şimdilik durum budur...
pino, serdar, hatta bazen kewell, elano hatta forvette batdal tutarsa baros galatasaray ın sağ açığında oynayabilir..
kewell,arda, emre çolak,serdar, pino sol açıkta oynayabiliyor..
anlayacağın sağ ve sol açık rotasyonu iyi.. sizdeki gibi no problem orda..
defansta sağ bek sol bek türk olmak zorunda olduğu için ve daha iyisinin türkiyede sadece gökhan gönül olduğunu düşünürsek sabri ve hakan balta iyidir..
stoperde kim ne derse desin serveti sevmiyorum.. neill'in yanına bir yabancı adam lazım.. savunma o zaman taş olur..
kale türk kalabilir.. -nedense güvenmek istiyorum ufuk'a.. aykuta değil ama!!-
forvete baros ve batdal'a alternatif bi adam kesinlikle alınmalı.. gönül isterki altyapıdan bi forvet çıksın 3.adam olarak.. anıl veya cem sultan gibi.. ama ne yazıkki olmayacak gibi.. bu yüzden 20 lik bi genç yabancıda fena olmaz..
ve ve ve...
asıl problem..
yılın en iyi transferlerinden biridir lorik cana... galatasaray'ın ordaki gediği o kadar büyükki.. cana bile yetmeyecek bariz.. elano kalacak olsada, gs'ın arka üçlüye bi 11'lik bi tane de alternatiflik en az 2 adam transfer etmesi gerek.. yoksa yine bize hüsran yine bize gözyaşı var..
şöyle bi hesapladım benim gerekli gördüğüm transfer sayısı 4..
yönetimin yapacaz dediği sayı 3..
ama yönetimden şöyle bi farkım ben gereksizlerin hepsinin yollanması yanlısıyım..
rijkaard hep kalsın, çok iyi niyetli, belgrad maçına baktıysan bu sene çok hırslı, arda benim futbol anlayışıma göre mevkisinde -sol açıkta, lütfen daha sonra spekülasyon yapma bu lafımla:))- dünyanın en iyi 10 oyuncusundan biri ama ama lanet olsun üzülerek söylüyorum galatasaray kötü yönetiliyor arkadaşım.. yönetim kötü..
önce takımdaki hurdalar gidecek.. ardından iyi transferler yapılacak.. sonra takım olunacak.. rijkaard, arda ve kewell'ın arkasında toplanılacak.. ölme eşeğim ölme anlayacağın..
şimdilik durum budur...
28 Temmuz 2010 Çarşamba
abartma kapa ağzını

haberler yapıldı, formalar satıldı manşetler atıldı, imza şov da tamam... ama yeteneklerine türkiye için hiçbir şey söyleyemeceğim guti'ye yapılan muamelenin fazla oldugunu düşünüyorum. real madridin semihini almak? hagiye, anelkaya, haksızlık olur, altyapıdan yetiştiği için morientes kadar gururlu olmadıgı için sadece künyesi dolu bir adamdır bu guti! istikrar bakımından tam bir tümer metindir bu guti! her sezon ligde üstüste oynadıgı 3 5 maç, arada ş.l grup maçlarında zürih, cska sofya gibi takımlara attıgı goller dışında nesi var? xavi, iniesta, fabregastan önce mevkisinde kim vardı ki bu adam oynamadı... serseri futbolcuyu çekici bulur bjk taraftarı orası ayrı...
27 Temmuz 2010 Salı
İngiltere forma değişiklikleri
Guardian haberinde gördüğüm formalardan birkaçı epey farklı geldi geçen senekine göre, ama reklamı, ama deseni olsun, önemli farklar gördüklerimi sıralayayım dedim.
26 Temmuz 2010 Pazartesi
24 Temmuz 2010 Cumartesi
atarsa..

Şafak 57 demişken ve her gün saatlerce düşünüp hiçbir şey yazamamışken, böyle bir çarşı vaktinde birşeyler karalamak, çölde su gibi geldi.
Dünya Kupası olsun, transfer dönemi olsun ya da hazırlık maçlarında hergün kendi kendime onlarca post attım ama paylaşamadım, yorum alamadım böyle alışınca zor geliyor insana aklındakini içinde tutmak.. Bu nedenle bu şafakla ben mi yazayım demedim, üşenmedim bişeyler karaladım.
Öncelikle Dünya Kupası hakkında bir iki kelam edeyim. Turnuvayı en iyi oynayan takım kazandı, gönlümün takımı Avustralya gruptan bilem çıkamadı. Ama İspanya ve Almanya dışında en çok Paraguay'ı beğendim. Müthiş bir oyun disiplini ortaya koydular ve İspanya maçı özellikle çok iyiydi.
Transferler ve yeni sezon görüşlerine gelirsek;
Galatasaray Lorik Cana'yı alarak iyi, Pino'yu alarak boş bir iş yaptı bence. Yıllardır Galatasaray'da tutunabilen yabancı futbolculara bakarsak karakterlerini ortaya koyabilen lider özellikli oyuncular olduklarını görürüz. Galatasaray yerlileri bu tarz bir karakter ortaya koyamayan hiçbir futbolcuyu kolay kolay içinde barındırmamıştır. Cana da kişisel özellikleri itibariyle Galatasaray'da tutunabilecek bir futbolcu olacaktır. Pino ise Gio'nun epeyce daha ucuzu olarak yer Rijkaard'ın gönlü hoş edilmeye çalışılacaktır. Ancak Galatasaray'da geçen sene Rijkaard geldikten sonraki birkaç aylık dönemde katedilen mesafenin üzerine hala birşey konulamaması üzüntü verici. Hala takım sahaya hızla yayılamıyor ve gücünü ortaya koyamıyor. Geçen sene pek çok maçta savunma ve hücum arasındaki tek hat Keita'nın da gidişi de eklenince Rijkaard-Neeskens ikilisinin yol haritasını merak etmemek elde değil. Neyse şehrin öte yakasında dedikleri gibi: Hep destek tam destek!
Fenerbahçe ise Dia ve Stoch transferleriyle geçen senenin Galatasaray'ına benzer bir hücum organizasyonu oluşturacağa benziyor. Ama ortanın ortasında Christian (GS maçına rağmen) ve defansın ortasında Bilica saatli bombalar ve daha vahimi alternatifleri çok daha zayıf. Uzun lig maratonu ve Avrupa'da geçen sene olduğu gibi çok can sıkabilir bu durum.
Beşiktaş, şu sıralar en havalı takım ve bana göre kadro genişliği en iyi olan takım. Henüz sistem tam olarak oturulamamış olsa da özellikle en çok eliştirilen kanatsız kartal özelliğinden çıkıldığı görülebilmekte. Herkes Bobo'nun alternatifsizliğinden ve forvet eksiğinden yakınırken, sağlı sollu ortalarda henüz esamesi okunmayan Mert Nobre dahi oldukça faydalı olabilecektir kanımca.
Askerlik bitene kadar en fazla 1 post daha atarım herhalde. Nizamiye kapısında bırakmış olduğum beynimin etkisiyle çok parlak olmayabilir ama her türlü sürç-i lisan vatan borcundan düşülerek affolunur inşallah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













