1 Nisan 2009 Çarşamba

İkinci "Büyük Kaptan" vakası


Alan Shearer. Bugüne kadar en beğendiğim İngiliz futbolcu, en çok sevdiğim forvetlerden biri... 1988 yılında Southampton'a gelip, ilk maçında hat-trick yaparak dikkatleri ilk kez üzerine çekiyordu.



1992 yılında bir İngiliz futbolcuya verilmiş en yüksek bonservis olan 3.3 Milyon Pound'a geldiği Blackburn Rovers'la 1995 yılında şampiyon oluyordu. Aynı yıl yılın futbolcusu ödülünün de sahibi oluyordu.


Bir sene sonra Newcastle'a transfer oluyor, takımının ve ülkesinin en önemli futbolcusu haline geliyordu, Euro 96'nın da gol krallığını özgeçmişine katarak! Efsaneleşmiş gol sevinci halen bir çoğumuzun tüylerini ürpertir.



Yıllardan 2002'ye geldiğimizde, Newcastle için 206. golünü kaydediyor, ama bu Nisan gününde yapılan maçta dizini sakatlıyor, kariyerine bir nokta koyuyordu.
O artık Newcastle United teknik direktörü. Kinnear'ın kalp rahatsızlığı sebebiyle zaten bir değişiklik bekleniyordu, ama hayranları için (mesela ben) güzel bir sürpriz oldu bu haber. Bakalım bu Büyük Kaptan neler yapacak bu kez teknik direktör koltuğunda.
kırmızıııı beyaaaaazzzzz kırmızııııı beyaaaaazzzzz

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Shearer, Eylül 2004'te "Bu büyük bir klüp ve büyük bir iş ve ben henüz buna hazır olduğumu düşünmüyorum." diyerek reddetmiş Newcastle'ı. Demek artık hazır olduğuna inanıyor. İnsanın kendini bilmesi güzel şey tabi. Hayırlı olsun..
Bu arada güzel bir biyografik yazı olmuş Barizzio.. eline sağlık..

Adsız dedi ki...

wasted da çok çok sever bu adamı..

w.t

Barizzio dedi ki...

Vay bee, wasted diye biri vardı, sahi ya ne oldu ona?? :)

Al lee dedi ki...

Shearer ile Bülent arasında şöyle bir fark var ki Shearer takım çok zor durumda olduğu için yıllardır kabul etmediği bu görevi kabul etti. Ama ısrarla gelecek sene takımın başında olmayacağını sadece çok sevdiği kulübünü küme düşmekten kurtarmak için yalnız bırakmadığını söylüyor. Aklımıza hemen ben 6 haftalık teknik direktör değilim, ben sezon sonuna kadar kalacak nöbetçi teknik direktör değilim diyen takımperver teknik direktörler geldi. Gerçi arada şöyle bir de fark var, Shearer görevi gerçekten istemiyor ve hazır olduğunu hissetmiyor, söz konusu teknik direktörler ise kariyerlerinde birkaç takım çalıştırıp bu işe hazır olduklarını deklare ediyorlardı zaten.