20 Mart 2009 Cuma

Eşleşmeler

Hem Şampiyonlar Ligi, hem UEFA kupası için eşleşmeler belli oldu. Bu durumdan en karlı çıkan takım ManU oldu bence. Önce Portoyu, ardından Villareal-Arsenal eşleşmesinin galibini (bence Villareal) eleyip güle oynaya gelirler finale. Diğer sepet biraz sakat. Barça-Liverpool olur gibi, sonrasını kestirmek biraz güç.

UEFA'da ise, benim gözümde favori kalmadı. Artık Bank Asya LigA tadında geçecek, her maç süper çekişmelere sahne olacaktır. Atış da olsa tahminlerim: Man. City-W.Bremen /PSG-Shakhtar yarı finalleri, W.Bremen-Shakhtar finali olur, kupayı penaltılarla Shakhtar Donetsk alır. FM takımıma da torpil geçmiş oldum böylece!
yok biz Al Lee ile Şampiyonlar Ligini aldık Shakhtar'la, o ayrı :)

Türk Medyasının başarısıdır


Galatasaray Kadıköy'de final oynar mıydı? Elenmenin ardındaki suçlu kimdir? Kewell sezonun kalanında hangi mevkide oynar gibi soruları bir kenara bırakıp, bu maçı farklı bir okumayla ele alacağım.

Maçta Arda'yı sahada görmek sürpriz oldu mu? Kimileriniz için evet. Haftasonu Trabzon maçında Egemen'in hayvanlığını bir kenara bırakırsanız, Arda'nın ciddi bir sakatlığı olduğuna hiç inanmamıştım. Ama tüm camia ve tüm spor basını, ağız birliği yapmışçasına "Arda oynamayacak" diyordu. Barça'yla oynayacak takıma "Messi yok" derseniz belli bir ölçüde gevşeme yaratırsınız oyuncuların kafasında. Bence amaç da buydu. Gerçi Martin Jol da inanmamıştı buna, ama bir çok insanı yanıltıp Arda'yı sürpriz koz haline getirmeyi başardılar. Bu bir başarıdır. İsviçre maçı sonrası kendi takımını kendi yolladığı kasetlerle UEFA'ya ihbar eden basın, ya bir şeyler öğrenmişti de artık kendi takımları leyhine işler yapmaya gayret ediyordu, ya da Kadıköye doğru yürüyen bir Galatasaray'dan daha bir sürü haber çıkacağını düşünüp, avuçlarını kaşıyordu.
bu akşaaaaaaammmm gidiyoruuuuuummm elvedaaaa kozyataaaaağııınnaaaaa

19 Mart 2009 Perşembe

Mutlu Menajer


Uzun vadeli hedeflerden bahsettik durduk. Rafa Benitez geldi geleli Liverpool çıkış ivmesini de sürdürüyor, bu da bir gerçek. Kimileri "bu kadroyu da şampiyon yapamıyorsa gönderilmeli" diyedursun, benim onlara tavsiyem, Agger ile Rio Ferdinand, ya da Terry arasındaki seviye farkını, ya da bunun gibi bir çok mevkideki oyuncu kalitelerini göz önünde bulundurmaları.

Benitez bugün kulübün resmi sitesinden yapılan açıklmaya göre 4 sene daha Liverpool'da, Lazinho'ya hayırlı olsun. Kendisi şu kelimelerle ifade etmiş mutluluğunu: "I am the happiest manager in the world!".
fena çırçır oldum, bisküvi muz kapan gelsin hisarüstüne

efsane gol sevinçleri#1


Bebeto& 94Dünya Kupası Brezilya-Hollanda
ıngaa ıngaaa!!! ınga sadece ınga degildir çok şey anlatır

18 Mart 2009 Çarşamba

Forma tanıdık gibi


Ah ulan reklamın güzelliğine bak.. Watford FC
burkay büyük topçudur, öyle büyüktür ki bana bile gol attırmayı başarmıştır!!

17 Mart 2009 Salı

Türkiye çoluk-çocuğa karşı

Bana göre dünyanin en iyi forveti David Villa'nin lakabi El Guaje, Ispanya'nin Oviedo ve Gijon sehirlerini de içine alan Asturia bölgesinin dilinde oglan çocugu demek aynen su siralar Avrupa'nin en formda forveti Fernando Torres'in lakabi El Nino'nun Ispanyolca'daki anlami gibi. Ispanya Milli Takimi'nin hatta dünyanin en tehlikeli forvet ikilisinin adinin da çocuk olarak anilmasinda agabey Raul'un etkisi vardir elbet.

bu resim de flickr'dan. kim çekmiş bilmiyorum ama konuya iyi gitti. arkadaşa teşekkür..
çocuk yabancı olursa adı harry kewell, türk olursa arda turan olacak

Yuh!


Dinara Safina. Allah sahibini korusun, düşünsenize kavga falan ettiklerini!
aman gelmeeee

16 Mart 2009 Pazartesi

ideal ilk 7



geçen gün penceremin önünde güzel güzel kahvemi içerken halısaha maçından dönen gençleri gördüm;kimisi zayıf kimisi göbekli(aralarındaki ergenlik magduru) hepsinin elinde kutu kola,hepsinin ayagında çirkin rengarenk halısaha kramponları, hastalanmasınlar diye okul hırkaları yakışıp yakışmayacagı düşünülmeden giyilmiş,duyamadım ama maçı tartışıyorlardı herhalde...
bu manzaranın türkiyenin her yerinde olması ne güzel ya...biz de zamanında burkitle beraber en arkadaki sıramızda fotodaki kadroyu her cuma 3.derste kurar,her cuma her oyuncuya farklı nitelikler kazandırıp maçı almanın planını yapardık:)) antreman fırsatımız olmadığı için taktik idmanı kağıt üzerinde uygulanırdı:)))taktiğimiz bugun noucampta oynayan takımın oynadıgının aynısının benzeri:)evet taktiği tam olarak yansıtamıyor olabilirdik önümüzde engeller vardı:idman eksiği,kadro yetersizliği,sahada tek hristiyan sınırlaması,kadroda süveydiden yetişmiş genç bulundurma zorunluluğu gibi...
son olarak kadroyu tanıtırsak
kalede ilyas: gerçekten halısaha için ideal kaleciydi,isim benzerliğinden ona kasilyas derdik:),gününde oldumu 5gol atmak neredeyse imkansız:))
defans 3lüsü
et:isim ve ten benzerliğinden "etoo" demeyi çok isterdik:( ama sokak çocugu gibi her sporu yapardı;futbol,basket,hentbol,voleybol...dolayısıyla kondisyonu en iyi olan oyuncumuzdu(zaten oklardan anlaşılmıştır).maçın ikinci yarısında "koşşş eeettt,defansa ettt,arkası boş et" haykırmalarımıza dili dışarda koşarak cevap verirdi:)
vahit:defansın gökhan zanı diyebiliriz zira onun da kronik omuz sakatlığı vardı:) ama onun gökhandan farkı kolu kırılsa bile oyunu yarıda bırakmazdı:) kademeye iyi girerdi.süveydi kontenjanından hep sahadaydı:)
abdo:stili hiç benzememesine ragmen önce cafuyu sonra r.carlosu kendine benzeten arkadasımız takımın çirkef yönüydü; olmayan penaltılar,frikikler,çizgiyi geçmeyen gollerin altına imzasını atardı.maç sırasında ve sonrasındaki kavgalarda takım adına yumruk,tekme,küfür onun göreviydi.

orta saha
sezer:oklara bakarsak bütün maç sağdan bindirmelerimle karşı defansı hallaç pamuğu gibi atma,burakı asistlerimle besleme görevimlerim yanısıra defansa da yardım etmem gerekiyordu.günümüz futbolunda bir örnegim yok ne yazıkki olsa zevkle izlerdik:))
maho:bu arkadasımızı burkitle sevdigimiz için alırdık aslında:) hatta çok sevdigimizden takımdaki beyin görevini vermiştik ama ne yazıkki arkadas kendine hedef olarak futbolun doktoru olmak yerine tıp doktorlugunu seçti ve son yıllarda kadrodışı kaldı.yerini hızlı erdinçe bıraktı.(beyinsiz ama hızlı oynuyorduk artık:) )

forvet
burak:saç ve tipinin yanı sıra tek forvet oynayabilmesiyle alan shearerıydı takımın...evet fiziksel açıdan imkansız görünüyor ama yapıyordu genç.tek eksiği sıkıştıgında sol korner köşesine kaçmasıydı:)

Büyüksün Mustafa

Beşiktaş'ta güzel şeyler oluyor son zamanlarda. 2009'da maç kaybetmediler henüz. Uzun zamandır 90 dk maçını izleyemediğim için yazı yazmaya elim gitmiyor ama yakında ciddi bir analiz gelecek. Herşeyin ötesinde Mustafa Denizli'nin kalitesi ciddi bir şekilde farkediliyor. Kenardaki duruştan, açıklamalara kadar. En son Galatasaray-Hamburg maçıyla ilgili fikri sorulunca, "düşüncem yok dileğim var: Hamburg pılını pırtısını toplayıp gider", demiş. Ağzına sağlık Büyük Mustafa..
Fabien Ernst & Nisa Young

15 Mart 2009 Pazar

Birleşik Krallık usulü Premier Lig keyfi

Dün Liverpool'u Fenerbahçesi kadar seven Lazinyo'nun İstanbul'da oluşunu değerlendirelim, Manu-Liverpool maçını, Türkiye'deki bir derbi maç ortamında izleyelim diye, Taksim'deki Irish publardan birinde aldık soluğu. İngilizlerin arasında bir İngiliz maçı seyretmenin tadını anlatamam, gidin görün; tavsiye ederim efendim.

Maça dönersek Manu'nun kağıt üzerinde Tevez-Rooney-Ronaldo-Anderson 4'lü forvetiyle başlarken Liverpool ise Kuyt'u sağ kanada çekip Gerrard'ı ise 2. forvet gibi Torres'e yaklaştırmayı seçmişti. Dizilişlere bakıldığında Manu'nun kendi sahasında sağlı sollu saldırması, Liverpool'un ise kontraya çıkması bekleniyordu. Ama maç hiç de öyle başlamadı. Göbekte Mascherano ve Lucas, Manchester'a top yapma şansı tanımadı pek. Açıklar Kuyt ve Riera'nın etkili olamaması üzerine oyunu iyice göbeğe yığan Liverpool, Torres'in son zamanlardaki inanılmaz formuna güveniyordu. Manchester ise hızlı forvetleri Ronaldo, Rooney ve Park'ın hızlarına güvenerek kurmuştu oyunu. Bu arada 2 takım için de hayal kırıklığı yaratan 1er topçu vardı sahada. Porto'nun süper yeteneği Anderson ve Deportivo'nun Milli Takıma kadar yükselen sol kanadı Riera resmen yokları oynadılar bütün sezon yaptıkları gibi. İnter serisinin yıldızlarından 35'lik Giggs'i dinlendirmeyi tercih etmişti Sir.

Manu hakem katkısıyla beleş penaltısını alırken, herhalde Real Madrid taraftarları içlerinden oh olsun demişlerdir. Ama Liverpool bu golden sonra oyunu iyice yığdı Manu sahasına. O ana kadar Lazinyo'ya dönüp, şu sıralar dünyanın en iyi savunmacısı dediğim Vidic çıktı sahneye bu sefer. Yine nazar değdirerek kariyerini yok ediyorum bir topçunun farkındayım. Torres'in kaptığı topta Vidic'in hatası kadar Fernando'nun ustalığı da vardı ama. Gerrard penaltıyı attıktan sonra Sir büyük teknik adamlara özgü bir hata yaptı (6-0'lık maçta Fatih Terim). Takımın ortasını iyice boşaltarak elindeki hücumcuları sürdü sahaya. Bunlar Vidic'in 2. büyük hatasıyla birleşince fark kaçınılmaz oldu. Manu en son ne zaman Old Trafford'da 4 gol yemişti hatırlamıyorum. Bardakilerden birinin hatırında kaldığı üzere 1992'de Queens Park Rangers maçında yemiş. 1993'te Galatasaray 3 atabilmişti. Manu için hezimet oldu ama Liverpool için şampiyonluk olamayacak bu maç, kanaatimce. Zira fark hala 4 ve Manu'nun 1 maç eksiği var.
Bu arada futbolculara nazar değdirmek derken, Liverpool'un 3. golünden hemen önce de Van der Sar yemez oradan frikik dediğimi de kayıtlara eklemek isterim.
Old Trabzort

HOLİGAN


Işığın yüzüme vurduğu, sahip olduğum sorumluluklardan doğan sıkıntıların beni boğduğu anda uyanıyorum bugün. Kalbim ağrıyor, bir huzursuzluk içimde yükseliyor umarım bu geceye istinaden kötü bir işaret değildir. Tek isteğim bu gece gülümseyerek yatağa girebilmek tanrım bunu biliyorsun

Kardeşlerim beni dışarıda bekliyorlar zafer şarkıları eşliğinde, sokak onların sesiyle inlerken kalbimin ağrısı geçiyor huzur bulduğumu hissediyorum. Yükselen sesleri nefretle dolu, hazırlanmam gerektiğini anlıyorum ne de olsa bugün savaş sadece sahada olmayacak.

Bütün benliğimle onlarlayım artık, yürüyoruz şarkılar eşliğinde, her şey bize ait yürüdüğümüz toprak da bizim bu şehir de bugün. İstanbul bu gece bizi izlesin bizi dinlesin tanrı bizi bugünü yaşamak ve yaşatmak için yaratmış yaklaşık yüz kişiyiz ben ve dostlarım toprağı inletiyoruz attığımız her adımda. Bütün gözler üzerimizde ama bu tatmin olmamız için yeterli değil susuzluğumuzu dindirmemiz için daha zaman var …

Her bir cümlenin altında yatan nefretimi kusuyorum şu an, karşımda var olmasını hiçbir zaman istemediğim bir grup insan, o kadar sarhoşum ki tam olarak kestiremiyorum sayılarını. Galiba kırk kişiler gerçi kimin umurunda; sayının bir anlam ifade etmediği andayım şu an.

Kulağımın içinde yükselen ses gözlerimi karatmış bir anlığına, zaman üzerime yıkılıyor sanki o anı anlatmak çok zor sırtımı döndüğümde şüphe duymayacağım tek insan dostum dediğim kardeşim dediğim adam üzerime düşüyor her yer kımızı her yer kan ve ben bunun içindeyim yerdeyim. Duygularım karışık tam olarak algılayamıyorum olayı sabah beni evimden almaya gelen adam zafer şarkıları eşliğinde günü yaşadığım adam şu an toprağa sarılmış durumda yüzümü göğe çevirdiğimi hatırlıyorum ama aldığım darbeyi hatırlamıyorum sadece zayıfladığımı gücümü kaybettiğimi hissediyorum oysaki bugün akacak olan kan bize ait olmamalıydı.

Hayatımda yaşadığım en son gün bu mu olacak tanrım hissettiğim tek şey zayıflık içim acıyor ve gözlerim kapanıyor. Sanırım son uykuma dalıyorum bütün gücümü kullanıyorum girdaba girmemek için ama bir faydası yok. Duyduğum sesler var yükselerek gelen sesler bunlar ama biliyorum ki artık çok geç ne uğruna öldüğümü sorsalar bana cevap verebilir miyim bilmiyorum.

13 Mart 2009 Cuma

Altın yere düşmeyle pul olmaz!



Tarzını beğenin ya da beğenmeyin, bir husus tartışılmaz: "şişko", dünyanın gelmiş geçmiş en önemli bir kaç forvetinden biridir. Ülkesine dönerek tekrar yükselişe geçmeyi amaçlayan Güney Amerikalılar kervanına katıldı o da malum. Corinthians'da işler iyi gidiyor, şimdilik. Hayran kitlesinden de bir şey yitirmemişe benziyor.
ronaldao>ronaldo>ronaldinho, kapiş?

hamburg-galatasaray

kewell'ın stoper oynaması pancu'nun kadıköyde kaleye geçmesi kadar üzerinde durulası bi konu, bununla başlayalım bi defa..maçın bitmesine 40 dakika kala böyle bi hamle kabul edelim ki bi teknik adam için zar atmakla aynı anlamlı..emre aşık atıldıktan sonra stopere kewell'ı almak ne kadar kumarsa, galatasaray formasıyla henüz resmi maç oynamamış, 5 aydır sakat olan 17lik semih'i oyuna almak da bi o kadar kumar..bülent hoca ilkini tercih etti..kewell'ın genç takımda da olsa stoper oynamışlığının olması ve bülent korkmaz'a maçtan önce stoperde oynayabileceğini söylemiş olması bu kumarı biraz anlaşılır kılabilir..üstüne stoper yoksunluğundan doğan çaresizlik de eklenince, bu hamlenin bi şapkadan tavşan çıkartma gösterisinden çok daha öte olduğunu söyleyebiliriz..bu anlamda bülent korkmaz, fatih terim de değil mustafa denizli de..en azından şimdilik..
***
ilk yarı için söylenecek çok söz yok..hertha berlin maçının biraz kopyası işte..sahaya iyi dağılan, topun kıymetini bilen, dengeli oynayan bi galatasaray..bireysel hatalar yapmadıkça böyle bi oyunla bu seviyede her zaman az gol yersiniz ve sonuna kadar oyuna tutunursunuz..bu fenerbahçe'nin geçen sene iyi başardığı bi oyundu ve galatasaray (bordo rövanşını çıkarıyorum) bu sene uefa'da yoluna bu oyunla devam ediyor..agresifleşmeden, gerginleşmeden sakin oynayarak..galatasaray'ın futbol geleneğinde bu oyun yoktu ama futbol artık ne tam anlamıyla bi hücum oyunu ne de müdafaa..çağın futbolunu özetleyen en doğru kelime denge ve bunu sağladığınız müddetçe ayakta kalıyorsunuz..ve galatasaray'a kısmen de olsa bu karakteri oturtmuş olması skibbe'yi hala oldukça önemli kılıyor..
***
ikinci yarıdaki iki şokla nasıl başedeceği bülent korkmaz için önemli bi testti ama iyi skora rağmen bülent hocanın bu testi başarıyla geçtiğini söyleyemeyiz...lincoln'ü oyundan almak kabul etmeliyiz ki bi teknik adam yanlışıydı..oyun hareketlenmiş, baskı yemeye başlamışken lincoln'ü oyundan almak takımı 20-30 metre daha arkaya atmak demekti, bunu doğru bulmadım..ufak bi parantez; bu durum lincoln'ün oyundan çıkarkenki tavrını rasyonalize etmiyor elbette..öte yandan statik oynayan, topa yaklaşmayan nonda'yı rakibi daha fazla yorma potansiyeline sahip ümit karan'la değiştirmenin bu kadar gecikmesi de bülent hoca'nın ikinci yanlışı oldu..
***
bunca olumsuzluğa ve eklemek gerekir ki barossuzluğa rağmen deplasmanda gol atıp yenilmemek olabileceklerin en iyisiydi..ali sami yen'de tribün desteğiyle ve dengeli bi oyunla galatasaray bu turu da geçecektir..çeyrek final demek kadıköy vapurunun iskeleye yaklaşması demek..yağmurlu bi perşembe gününü bundan daha iyi ne güzelleştirebilir ki?
devlet leş bi kurumdur, holding ve banka da onun yardakçılarıdır, anarşist oluyorum ben.

12 Mart 2009 Perşembe

Nobre değil Vukojeviç


2 Ekim 2008'de Ertuğrul Sağlam'ı gönderen maçın Beşiktaş adına tek golünü işte böyle atmıştı Nobre. O tarihten bu yana 6 UEFA kupası maçı daha oynadı Metalist. İtalya ve İstanbul'dan dahi gol yemeden geçen Metalist, Kharkiv'de yediği golden 161 gün sonra bugün golü yine memleketinde, Kiev'de yedi.


Bu arada bugün maç yazısını Wasted kardeşim derleyecek, ben sadece Harry Harry Kewell diyeyim de içimde kalmasın. Halkalı civarlarında mesai halinde olduğumdan maçın 2. yarısına yetişebildim, izlemediğim ilk yarı neler kaçırdım kimbilir.Gönlüm yarı finalde çeyrek finalde Kharkiv'i, yarı finalde PSG'yi finalde de Manchester City'yi bitirdiğimizi görmekti. Ama bugünkü maçtan sonra Cimbom kupayı alsa bile kalbimin yeteceğinden şüphe duymaya başladım.
Harry Kewell abimdir, kardeşimdir.

4 ayak üzerine düşmek


Yine bir Şampiyonlar ligi akşamı, yine it gibi çalışıyorsunuz. 21:00 civarı işten çıkıp, çok özlediğiniz abinizi görmeye gidiyor, soluğu Beyoğlu'nda alıyorsunuz. 2 bira çakıp eve döneyim derken, bir bakıyorsunuz oturduğunuz mekan (Turkish Pub) gerçek bir futbol dostu çıkıyor. İki farklı ekranda iki maç var: Barça-Lyon ve United-Inter! Hasılı, hiç ummadan 2 maçı birden izleme fırsatı buluyorsunuz.

Barça çok fena tokatladı Lyon'u, Lyon sürekli bu en büyüklerin karşısına çıkıp erken eleniyor zaten bu kupadan, kaderleri değişmedi bu sene de. Henry ve Messi yine kendilerini kaybettiler hücum ederken. Özellikle Messi'nin golü ahlak sınırlarının bir parça dışına çıktı.

Diğer ekrandaysa yine fırtına gibi bir Manchester vardı. Barça maçından çok az kalan fırsatta da onları seyrettik, ve ne zaman baksak aman dileyen bir Inter gördük. Rooney'nin sol kanatta gösterdiği performans seyre değerdi.

Çekirge bakalım bugün de sıçrayabilecek mi? Galatasaray maçı 7'de imiş, bu sefer galiba tek şansım şirkete D Smart'lı bir televizyon alınması, önümüzdeki 6 saat içinde!

herkesleri çok özledim, en yakın zamanda ortamlara geri dönüyorum!

11 Mart 2009 Çarşamba

cezayayı loto


23.Haftanın ardından zirvenin yavaş yavaş şekillendigini düşünüyorum...fenerbahce yenilgileri sonrasın sivassporda futbolcular özgüvenini kaybetmiş,bülent uygun ise rüyadan uyanmanın faturasını yedek kulubesinden çıkarmıştı,farklı fikirde olan var mı bilmiyorum ama bu haldeki sivasın ilk 3e dahi girebilecegini zannetmiyorum.bülent uygun takımı toparlarsa tekrar motive edebilirse büyük iş yapmış olur...

trabzonda da sıkıntı yaşanıyor ama nedeni farklı:yetersiz kadro! ersun hocayı sevmememe ragmen bülent uygundan daha cok takdir ediyorum forvetinde umut bulut gibi "beyaz" çamaşır makinesi olmasına ragmen yedek kulubesini parcalayıp makinesini seyircinin önüne atmıyor...
beşiktaş'ta ise, beşiktaşlı dostlarımla fikir birliğine bir türlü varamadık. ben beşiktaşın iyi form tuttugunu ancak takımı için oynayan oyuncu eksikliginden şampiyon olamayacagını ister ve düşünürken , onlar tam tersine "delgadonun gol sevincini" anlatarak karşılık verdiler.

galatasarayda işler çok garipleşti, fernando gitti defans hattında sakat servet-emre ikilisi ve süper yedeklikten banko adamlığa terfi eden emre aşıkla ne kadar götürebilirler bilemiyorum zaten oynadıkları futbolla kendi taraftarlarını memnun edebildiklerini düşünmüyorum.bülent korkmazın kaderinin rıdvan, oguz, ertugrul, hagi, rızanınki ile aynı olacagı düşüncem devam ediyor (aslında bu durum "futbolcular geçicidir kalıcı olan fenerdir,bjkdır,cimbomdur" sözünü dogruluyor, çok da üzülmemek lazım:)) )

fenerbahçede işler iyi gidiyor, futbolcuların form tutması,aragonesin hırsı, herşey güzel şampiyonluk için tek dezavantajın fikstür oldugunu düşünüyorum,büyük maçları deplasmanda oynayacagımız için kesin şampiyonuz diyemiyorum

geri kalan 11 maça ragmen benim zirve tahminim 1fenerbahçe 2beşiktaş 3sivasspor 4galatasaray 5trabzon (kesin sonuçlar degildir,duygusal mekanizmalar sonuçları etkilemiş olabilir,tepkiniz ona göre olsun:)

yeni uygulamam: cezayayıloto zirvenin ilk 5ini birebir bil! 6lık kutu efes 33cl trapanodan hediye!(adsız yorumlar degerlendirilmeyecektir:) )
trapano:alo ben trapano burkit ordamı
allee:alo sen trapano burkit burada ihhihi

10 Mart 2009 Salı

Futbol aşkına!


Geçen seneden bir manzara aklımda. Age, Wasted ve Al Lee ile o ünlü "Doğuş" denetimleri dönemine denk gelmişti United-Chelsea finali. Şefimize (Levent üstat, selamlar olsun) kelimenin tam anlamıyla yalvarmıştık! Sağolsun son dakikaya kadar bağırtıp bizi en sonunda salmıştı. Biz de ingiliz holiganlarla beraber seyretmiştik unutulmaz finali.

Takip edenlerin dikkatini çekecek kadar, yazamayacak kadar yoğun olduğumuz şu dönemde, gerekirse aynı gurursuzlukla gidip üstlerimize yalvaracağız bugün de. Bir farkla: geçen sene hep beraberdik, bu sene hayat hepimizi farklı yerlere savurdu.

Bağlayalım, favorim Liverpool. Madrid alırsa turu çok büyük iş başarmış olur, Liverpool Galatasaray misali, Avrupa'da kırmızı görmüş boğaya dönüyor! İyi maçlar efendim.
lan trapano biraz iş yap olm, boşuna mı para veriyoz sana(?) :)

8 Mart 2009 Pazar

hatay'da bir efsane...



real madridte raul gonzalez, galatasarayda hakan şükür ne anlam ifade ediyorsa hatayspordaki karşılığı kaptan Mehmet KAKİL...
hattid çoyi ena coyii

fenerbahce'nin herzaman bir mazereti vardır

hurma akıllı ol!!!

7 Mart 2009 Cumartesi

Hatayspor başkanını buldu..


3. Lig Yükselme Grubu'nda Teknik Direktör ve eski efsane futbolcu Mehmet Kakil'in önderliğinde mücadele eden güzel memleketimin takımı Hatayspor bugün başkanını seçmiş görünüyor. Yoksa niye bu adam Hatayspor kaşkolunu boynuna dolayıp halka seslensin ki?

Kolay değil, referandum olmasa, şimdi 2. Lig'e alınmayan Hatayspor belki San Marino gibi ilk puanını Türkiye'den alan Milli Takım olacaktı. Unakıtan Eskişehir'e ne veriyorsa biz de istiyoruz. Yaşasın 31 Gençlik..
Gönlüm Abdo Dönerci'de kaldı

6 Mart 2009 Cuma

kafes futbolcusu

Brezilyalı futbolcuların salon ya da sahil futbolundan gelme hikayelerine alışığızdır. Ümit Korkmaz da 18 yaşına kadar kafes futbolu oynadıktan sonra 18 yaşında Avusturya amatör takımları tarafından keşfedilip. 2 sene içerisinde Rapid Wien'e transfer olmuş. Rapid Wien'de 2008 yılı sonuna kadar oynayan Ümit 2008 yılında Avusturya'da yılın futbolcusu seçiliyor ve Avusturya Milli Takımı'nın Euro 2008 kadrosuna dahil ediliyor.
Benim ve pek çok Türk futbolseverin Ümit'i farketmesi de bu döneme denk geliyor. Ortasahanın her iki kanadında da oynayabilen Ümit, Avrupa Şampiyonası'nda Avusturya maçlarını izlenebilir kılan tek etkendi. Topla çok hızlı ve seri, Özer Hurmacı'nın youtube'da hayran bırakan hareketlerini hemen her maçta seyrettirdi bize. Tam Türk takımları şimdi düşer peşine derken Eintracht Frankfurt'a transfer olduğunu öğrendim. Frankfurt'ta da ilk antrenmanında meşhur sakatlar kervanına katılır. Burada bir parantez açmak lazım. Frankfurt da Galatasaray gibi sakatlar ordusuna sahip kulüp Almanya'da. Bu sezon küme düşme hattının hafifçe üzerinde bulunmalarında da bu sakatlıkların ciddi payı var diyebiliriz. Ümit geçtiğimiz cumartesi dönmüş futbola, Schalke maçının son yarım saatinde görev alarak. Rapid Wien gibi küçük ligde şampiyonluğa oynayan bir takımdan, Eintracht Frankfurt gibi Bundesliga'nın alt-orta sıra takımlarında birinde oynamaya alışmak kolay olmasa gerek. Bunu Tuncay'ın Middlesborough, Tugay'ın Blackburn, Hakan Şükür'ün Torino maceralarından da gözlemleyebiliriz. Tuncay ve Tugay küçük takımlarda da gayet iyi oynarken, Hakan Şükür memleketimin kebabını özledim diyerek gol bile atamadan geri dönmüştü. Herneyse Ümit'e dönelim. Marko Marin'in Mönchengladbach'ının dibe vurduğu ligde. 13. sırada olan Frankfurt'tan seneye Türkiye'ye gelmesini beklediğim oyuncuların başında geliyor. Umalım gelişi büyük takımları beğenmeyip, piyasası düşünce Gaziantepspor'da tutunamayan frikik kralı Uğur Yıldırım gibi olmasın. Favorim açıklarında alternatif sorunu yaşayan Trabzonspor, plasem ise sol açıkta istikrarsız Uğur Boral'ın yerine geçebileceği Fenerbahçe. Gelmesi en gereksiz takım herhalde Kewell, Arda, Aydın gibi oyuncuların olduğu Galatasaray olacaktır.
ÜMİT Karan - Bülent KORKMAZ

Anelka


Nicolas Anelka için Guardian okurları yapmış. Güzel bir çalışma olmuş. Önemli olan keyif almak sonuçta.
Hayırlı cumalar olsun efendim!.
cüneyt'im brunette ameliyatı oluyor şu anda. inşallah iyi geçiyordur.

4 Mart 2009 Çarşamba

Beşiktaş'a ne oldu?


Ben ne zaman ağzımı açsam bu hayatta, Beşiktaş'a nazar değdirdim. Ne zaman heveslensem, kursağımda kaldı. Bu yüzden istemiyorum bu şampiyonluğu, inadım inat.

Amacım ne övmek burada Beşiktaş'ı ne de yermek. Tek söylemek istediğim, 2 ayı aşkın süredir başka bir takım görmeye başladık. Ernst'in eklenişinin çok büyük etkisi olduğu çok açık, takım direnci en eksik yönlerden biriydi, onu tek başına 2'ye katladı adam.

Özetçiyim yine, çok detaylı izlemedim ama, Delgado ve Holosko'yu beğendim. Beşiktaş, aradığı hücum zenginliğini kazanmaya başlamış gibi geldi bana. Bunun yanında daha özgüven sahibi, kazanmaya adanmış bir takım haline geldi Beşiktaş.

Başta da söyledim ya, ağzımı açmam yeter genelde, muhtemelen düşüşe geçer bu haftayla birlikte Beşiktaş. O değil de, Beşiktaş Fener finali tadından yenmez bence. Bülent Uygun'un medya önünde saçmalamaya başlamasıyla birlikte Sivas sempatimi yitirdim, bu yüzden finale kalmalarını istemiyorum. Her şeye rağmen finale kalacak takım olarak favorim Sivas.
akşama basket maçıııı!! eski power forward'lardan kim kaldı beeee..

3 Mart 2009 Salı

trapano olmadan önce vieri32 idim...

lise yıllarımdaki favori oyuncum, burkit bilir hatta annem bile bilir,bu adam benim için çok başkadır; çok sık transfer olan oyunculardan nefret etmeme rağmen bu adamı severim(şimdilik 15takımda oynadı).üstelik paragözdür,takımı için oynamaz,takım arkadaşlarını sevmez ama
kimse onun gibi kaleciyle karşı karşıyaken cezasahasına girmeden yerden vuruşlar yapamaz.aşağıdaki linkte de muhteşem bir golü var a.madridteyken...
ben emre belözoglu,sen harun erdenay...

tribün terörüne taş atmak

Futbol terörü üzerine yazılabilecek, yapılabilecek onlarca şey var. Ama yapılmış en somut hareket bugün Fenerbahçe'den geldi. Ali Şen'in araya girmesiyle sağlanan Sefa-Aziz barışı Fenerbahçe tribünlerine güzel besteler ve hareket getirmişti. Lakin bereket getirmemiş. Fenerbahçe Spor Kulübü bıçak taşıyan şahıs, onu içeriye alan güvenlik görevlisi ve tribün lideri Sefa hakkında suç teşkil eden görüntüleri güzel bir metinle kamuoyuna sundu. Açıklama aşağıdaki linkte. İnşallah ceza alırlar da onu da başka bir linkle koyabiliriz..

Kopenhag, Zuma vs..


2003 yili Temmuz ayi'nda Galatasaray, 2. Fatih Terim döneminin 2. senesinde Tamas'iyla Frank de Boer'uyla Kopenhag'a karsi oynuyordu. Yeni bir Kopenhag zaferi ile ugur yapmaya çalistigini düsündügüm Fatih Hoca'nin Galatasaray'i penaltilarla Kopenhag'i yenerken benim o zamanki adiyla CM olan menajerlik oyununa saygim top yapiyordu. Zira oyunda forvetin her yerinde oynayabilen Güney Afrikali futbolcu Sibusiso Zuma, gerçekten de çok güzel bir futbol ortaya koyuyor hatta Galatasaray'a gol atiyordu. Gerçi o sene Galatasaray'a gol atmayan zaten dayak yiyecekti.
Ama kulüp kariyerinde benim CM kariyerimde oldugu kadar basarili olamayan Zuma the Puma (Güney Afrikali taraftarlar öyle diyor) 1 sene sonra 1M Euro karsiliginda Arminia Bielfeld'e transfer oluyor ayni yil karistigi bir olay edeniyle Güney Afrika'yi terk etmesi bir süreligine yasaklaniyordu.
Bundesliga'da oynadigi 3 sene içerisinde göz kamastiran bir futbol ortaya koyamasa da 2006 African Cup of Nations'da Bafana Bafana'nin (Güney Afrika Milli takimi'nin lakabidir "oglanlar"(the boys) amlamina gelir) kaptani olarak yer aliyordu.
2008 sonunda Mameladi Sundowns'a transfer olan 33 yasindaki Zuma ülkesinde büyük yildiz ve en çok kazanan futbolcu olsa da Avrupa'da istedigi basariyi yakalayamamasinin temel sebebi geçirdigi sik sakatliklardi bence.Su anda Güney Afrika'da ne kadar kazaniyor bilmiyorum, ama Transfermarkt.de sitesini referans alirsak Güney Afrika'da oynamasina ve 33 yasinda olmasina ragmen hala 1.3M Euro'luk bir piyasaya sahip kendisi.
Kopenhag'a transfer olmadan önce 3 yil en büyük rakibi Orlando Pirates'ta oynamis olmasina, yani bir nevi orada ekmek yemesine ragmen, Türk Milli Takim kaptaniyla ayni vefa duygularini tasidigini gösteriyor ve Fotomaç tarzi bir baslikla Orlando Pirates'i atacagim gollerle yikacagim diyor.

Kopenhag dedik sakatlık dedik de, bugün Uğur antrenman maçına katılmış, Serkan yarın Almanya'dan dönüyor ama Tobi hala yok..
Fakyel konuşmuş yine asabımı bozdu, şen büfe şakrak büfe

Yalnız değilsin "Sarbi"



Tarih 3 Mart 2004. Bundan tam 5 sene öncesi. Villareal Galatasaray maçı. Galatasaray'da bir malzemecilik faciası yaşanıyor, Sabri Sarıoğlu'nun formasında "SARBİ" yazıyordu kocaman harflerle.


Pek gülmüş, çok dalga geçmiştik. Velakin bu konuda hata yapmak meğer bayağı yaygınmış. En azından dünyanın en büyük 3-5 kulübünden biri olan Manchester United'ın yaptığı iki gafı göstermiş olalım bu manalı yıldönümünde. Resimde Kuszczak var, ismi epeyce zor, farkındayız, ama ilk harfi K'den Z'ye çevirmek de büyük başarı doğrusu!



Yukarıda ise benim için efsanevi bir golcü olan Solksaer'in isminin son harfi Z'ye çevrilmiş. Z harfine karşı bir zaafı var bu isimleri yazan arkadaşın, belli. Bir de zor isimli olan arkadaşlara garezi var.
gaf kelimesi fransızca gaffe kelimesinden geliyor, allee sanj sağolsun öğrendik

2 Mart 2009 Pazartesi

İki resim arasındaki 7 fark #2

Danica Patrick 27 yaşında. Kendisi bir IndyCar yarışçısı.
2005 yılında IndyCar'da "Yılın Genç Yarışçısı" seçildi. 2008'de Indy Japan 300 serisinde elde ettiği birincilikle Danica Patrick bir Indy otomobil yarışı kazanan ilk kadın oldu.


Bu resimde ise yarış elbisesinin altındaki cevheri keşfeden Sports Illustrated (hiç bilmiyodum, yeni duydum adını) adlı bir dergiye poz vermiş kendisi, elbisesinden de kısmen ayrılabilmiş.

#1

15,000 okuyucu, dile kolay. Sizlerle beraber nice 15,000'lere!

Wanpaku Omukashi Kum Kum

Türkçesi, yaramaz tas devri çocugu Kum Kum. Yanlis telafuz ile Sergio "Kun" Aguero'nun ismi için esinlenilen çizgi film karakteri.
Ben çizgi filmi izlemedim ama Afacan Dennis'in tas devri versiyonu oldugu yaziyor internet sitelerinde.
Arkadaslariyla yaramazliklar yapan "Kun" dün de Barcelona'dan intikami aldi hem de ilk yarim saatinde 2-0 olup ilk yaridaki maçi hatirlatan baslangica ragmen.

Anadolu yarimadasinda bir "Büyük Kaptan"in takimi uykusundan uyanmisken, Iber yarimadasinda baska bir "Büyük Kaptan" vaktiyle sahlandirdigi takimin uyumasini engellemeye çalisiyor.
Aklima Frodo'nun "yüzük tayflari"ndan kaçtigi sahne geliyor. Raul ve arkadaslari gün geçtikçe yaklasiyor Barcelona'ya. Derbide biçagi Frodo'nun kalbine dogru geçirebilirlerse, belki mithril kadar saglam puan farki Barcelona'yi yok olmaktan kurtarabilir ama kupayı alana kadar kalp agrisi yaratacaktir.
denver klas daynazor

1 Mart 2009 Pazar

ilk raunt bizim




maçı stadta izleme gibi bir niyetim yoktu ama burkitin ısrarıyla maraton alttaki mütevazı koltugumuzda yerimizi aldık:), iyi ki de ısrar etmiş tribünler çoşkuluydu, çok güzel maç oldu, 2kere yenik düşmemize rağmen maçı aldık,beraberlik golleri erken gelmese ecel terleri dökebilirdik de...


oyuncularını tek tek değerlendirmeyi sevmiyor dede, kendisi yapmıyorsa biz de yapmayacağız demek değil:

volkan: yukarıda dediğim gibi beraberlik gollerini erken bulmasak; kulakları fena çınlayacaktı
gökhan gönül:koçum benim ya geçen seneki performansını hatırlattı, herzamanki gibi çok koştu üzerine topla da iyiydi

önder turacı:güven vermedi, kamanana fransızca bildiğini göstermek için çok uğraştı

lugano:m.yıldızla boğuştu, hakemle iyi oynadı, sarısını da gördü, golünü de attı,bir stoper bu kadar seyir zevki verebilir
vederson:vasattı, kızamıyoruz yetenekleri bu kadar
deivid: geldiği sezonki deivid vardı sahada, hatırlatması iyi oldu( kredisi çok)

emre : çok koştu, iyi niyetliydi

deniz: bu adamı görünce bende oynardım bu fenerde diyorsun,hatta benim saçlarım güzel forma sattırırdım:) (aslında öyle bi yorum geçerirdim ki ama barizziodan geçmezdi)

uğur boral: bu hafta göklere çıkarıp,haftaya yerin dibine istemiyorum (biraz istikrar be adam)
alex: alex ya alex alex

semih: pozisyonu buldumu atıyor ya dün de öyle oldu

güiza:???

gökhan e.: hareketliydi,olacak heralde bu adam
komançero yihuvv, eye of the tiger hovvv, un dos tres haiiiyyyy hööö