16 Nisan 2009 Perşembe

NBA Play-off eşleşmeleri

asıl keyifli kısım başladı. sabahları çorbasını kapan gelsin beraber izleyelim.
Saboniissssss, Lampard melodisiyle di mi Wasted :)

Aynı nakarat


İngilizler yine 3 takımla yarı finalde. Bu sefer çeyrek finalde Arsenal değil Liverpool oldu düşen. Kesin olan bir şey varsa o da finalde en az 1 ingiliz takımı olacağı, her zaman olduğu gibi.

Aslında Porto dün, yakaladığı sayısız fırsattan birini gol yapabilseydi, ya da C. Ronaldo o inanılmaz golü (allahsız adam ne vurdu be!) atmasaydı, yarı finalde de Arsenal ile eşleşen Porto 2. kez kupa için ümitlenecekti. Ama halamın..

Arsenal Villareal maçını da banttan seyrettik. Villareal'in bu turun en zayıf takımı olduğu bir kez daha tescillendi. Wenger'in çocuk işçilerinin United karşısında bir başarı elde etmesi sürpriz olur doğrusu. Diğer seride ise durum biraz daha çetrefilli. Bir yanda bu sene dünyanın en güzel topunu oynayan Barça, diğer tarafta Hiddink'in, 4-4'lük maçla iyiden iyiye karizma kazanmış, kendine güveni patlamış Chelsea'si. Oradan ne çıkacağını kestirmek güç.

Yani ya geçen seneki finalin rövanşını seyredeceğiz bu sene, ya da herkesin sene başında öngördüğü finali, ki finale kadar birbirlerine toslamamaları da kaderin cilvesi olsa gerek.
1 mayıs tatil olsun, tüm avrupa t.şak geçiyo bizle 1 mayısta çalışıyoz diye!

15 Nisan 2009 Çarşamba

sahte bilet kullanma kılavuzu


Fenerbahçeliler için Ali Sami Yen'de ayrılan bilet sayısı 1.100 civarında belirlenmişti. Ancak her maç olduğu gibi bu maçta da Fenerbahçeliler en az 2.000 kişi olarak kendilerine ayrılan yeri doldurdu. Peki bu nasıl oluyor?

Genel yöntem, zaten daracık olan Ali Sami Yen girişlerinde, tahminen tribün reisinin marabaları olan birkaç kişinin turnikelere asılarak kırması ve aleti bilet okunamaz hale getirmek idi. Daha sonra özenle hazırlanmış sahte biletler elden verilerek içeriye giriş sağlanmaktaydı. Ancak son maçta çok daha enteresan bir durum ortaya çıktı. Fenerbahçe taraftarları her zamanki rotaları olan Fulya Parkı'ndan stada doğru ilerledikten sonra kendilerini reisleri ile birlikte boynunda akreditasyon kartı asılı olan, Galatasaray tribünlerinden bir yetkili olduğu belli bir şahıs karşıladı. Bu şahısın kontrolünde biletler turnikeden okutulmadan insanlar içeriye sokuldu. Hatta girişte laf olsun diye yırtılan biletlerin bile epeyce bir kısmı yırtılmadı ve içeriye girenler biletlerini yukarıdan aşağıya geri atarak pek çok insanın daha girişini sağladılar. En çok kanıma dokunan nokta ise bu adamların tribünlerde reis diye anılması oluyor. Kimbilir kimler neler götürüyor arada taraftarlık martavalları okunuyor. Organize işler bunlar apaçık, organizasyonu tüpçüsel yaklaşımlarla federasyonda arayan ve yaptığı açıklamalarla camiayı küçük düşüren başkan, burnunun dibinde, kendi evinde olan organizasyona sesini bile çıkaramıyor. Hepimizi kanser eden Özhan Abi bile en azından kesmişti bu ayakları.
gişeleerrr yar yaarrr, dört yanım şişmaannnnn

futbolun şık insanları

dunga

bülent uygun

werner lorant

migrosta mağ mafi

Gerrard @ Hillsborough


“...Going to bed that night, lying there praying and keeping your fingers crossed that it didn’t get any worse to what we had already heard… Time has gone by, but the scars will never ever be healed and the fans will never ever forget.‘’

Steven Gerrard, 1996 yılında Hillsborough faciasında 10 yaşındaki kuzenini kaybetmiş, bilmiyordum.

Kaynak: Telegraph
make love, don't make war!

Böylesi maçı kaçırmak!


Biri sakat, diğeri cezalı... İkisininde sahaya atlayıp oynayası gelmiştir eminim. Takımlarının belki en önemli adamları. İkisi, ya da biri olsaydı sahada ne kadar değişirdi maçın kaderi, kimbilir!
sometimes in life you feel the fight's over

14 Nisan 2009 Salı

Abi ağzımıza soksaydın!


Peterborough forveti Aaron Mclean arz-ı endam etmiş sahada, Millwall solbeki Scott Barron da olaya seyirci kalmış. İlgili bir seyirci!
maç var, anne var, nerde seyretçem la ben maçı!

8 numara


Oyunun 2 yönü geyiğinin bir numaralı örnek ikilisi Lampard-Gerrard, diğer ikilisi ise Xavi-Iniesta'dır ki bu örnekler o kadar popülerleşti ki bloglardan da çıktı, okey masalarında çoktan yerini aldı bile. Bu 4'lüden 3'ünün ortak noktalarından biri de forma numaraları yani #8. Benim bu listeye ismini eklemek istediğim biri daha var ki kendisi yarın Manchester United'ın önündeki en büyük engel kanımca. Ayağında O'nun dövmesini taşıyan Luis Oscar "Lucho" Gonzalez. Hala 28 yaşında, hem duran top kullanacak hem takıma liderlik edecek hem de canı istemediği zaman kaçmayacak delikanlı arayanlara, tabi paraları yeterse..!

kahrolsun kendi cebini düşünüp, kardeşlerimin maaşını %20 kısan zihniyet!!

Dockdog Millionaire*


Liverpool bu akşam turu nasıl geçer?

a) Hile yaparak
b) Şansla
c) Rafa'nın dehasıyla
d) Kaderlerinde var
Benitez D şıkkını işaretlemiş. "Bu bizim kaderimizde var demiş, İstanbul finaline gönderme yaparak. Milyoner filminden de biraz etkilenmiş olabilir. Merak ve heyecanla bekliyoruz maçı. Duyduğuma göre Gerrard da henüz tam olarak kurtulamadığı sakatlığına rağmen sahada olacak.
*slumdog yerine, liverpool'la özdeşleşen limanı koyup yeni bi kelime yarattım naçiz.

13 Nisan 2009 Pazartesi

şampiyon olacağız ama nasıl??

hem Bülent hem de Aragones açıklamalarında şampiyonluk şanslarının devam ettiğini açıkladılar.
İngilizce bilmeyen arkadaşlardan özür dileyerek..
Dr Josef Venglos vardı bi aralar yaw, futbolcuları benzinlikte indirir antrenman yaptırırdı

İskoç Aksanı


Avrupa'da malum, kavgalar da bizdekinden farklı yapılıyor. Sahada birbirini ısırmak ya da birbirine kafa atmak yerine, saha dışında küstahça açıklamalarla kırıcı ve bozguncu olmayı hedefliyor taraflar. Dozu kaçınca hemen ceza geliyor, bu yüzden biraz akıllıca davranmak gerekiyor yorum yaparken, tabiri caizse "laf sokarken". Tam olarak da bu nedenle "mind games" (akıl oyunları) deniyor bu nevi atışmalara. Rafa Benitez de son olarak, bu aralar sık atıştıkları Sir Alex Ferguson için "kendisi lütfen benimle ilgili demeçler vermesin, çünkü garip İskoç aksanından dolayı kendisini anlayamıyorum" şeklinde bir giydiride bulunmuş. Gerginliğin başka bir türü de İngiltere'de yani anlayacağınız. Tek farkla, bu takımlar Premier Lig ve CL kupalarını aynı anda kovalamaktalar, Turkcell Süper Lig'inde saygın bir yer edinme çabasında değil.
20,000 sınırı da geçildi, hep beraber nice 20 binlere inşallah

12 Nisan 2009 Pazar

futbol teröristleri..

excel sheetleriyle sarmalanmış kaotik hayattan güzellik dolu bloga dönüş böyle çirkin bi başlıkla olmamalıydı ama bizim futbolumuz da derbimiz de bu kadar işte..sabri'nin belözoğlu'nu boğazlamasını sağ taraftan baros'a adrese teslim orta yapmasına tercih edecek en az beş bin taraftar müsvettesi tribündeyken, ne futbolu ne oyunu tanrı aşkına..adnan polat beraberlik "tezgah"lanmış diyor..sabri gibi adamın sabri gibi başkanı işte, ne demesini bekleyebiliriz ki..diğer taraftan futbola her türlü pisliği bulaştıran ve bi türlü cezalandırılmayan lugano..iki gün önce arda'ya sarılan bugün arkasından yumruk sallayan çirkef semih..daha fazla yazmayacam, hepsinden miğdem bulandı bu akşam..allee aşağıda kusmuş zaten...

semih adam değilsin, sabri s..ktr git..i love you HAGI..

paravanını yaratmak


İsmini vermek istemediğim, zira ekmek yemişliğim ve kariyerime katkısı olmuştur, bir şirkette, yıllardır süregelen bir uygulama vardı. Aynı kıdemde olan kişilere aynı maaş ve aynı prim verilirdi. Lakin şirket ortaklık yapısını değiştirince pastadaki paylarını arttırmak isteyen ortaklar kendilerine kalacak karı büyütebilmek adına yöntem değişikliğine gittiler. Artık performansa göre prim verilecekti. Pek çok şirkete ve anlayışa göre başarılının ödüllendirilmesi, başarısızın cezalandırılması pratiği doğru gelebilirdi. Ancak bu pastanın aynı büyüklükte tutulmasıyla doğru kabul edilebilecek bir durumdur. Burada yanlış pastayı küçültüp insanlara farklı oranlarda prim vererek pastanın küçüldüğü gerçeğini insanların kendilerini başkalarıyla karşılaştırmasıyla örtbas etmektir. Zira kıdem atlamış olmasına rağmen bir önceki sene aldığından daha düşük prim alan insanlar şirkette en fazla primi aldıkları için değer gördüklerini düşünmüşler ve işlerine yüksek motivasyonla devam etmişlerdir. Şirket dikkati başka noktaya çekmeyi ve kendi yanlışını gizlemeyi çok güzel bir şekilde başarmıştır.

Bunun bugünkü maçla ne alakası var derseniz ben anlatmak istediğim kısmını deşifre edeyim. Bugün dünya derbisi denen Galatasaray - Fenerbahçe maçında zerre keyif alınacak görüntü yoktu. Kendisine sol kanadı neden koridor yaptın, neden sağ kanattan tek orta yapamadın ve bunu hayatın boyunca yapamadın denmesinden korkan insanlar maçın sonunda bu tribünlerin eğitilmesi lazım diyerek demeçler verdiler. Rakip tribüne münasip yerini gösteren(maratonda gösterilenden çok daha ağır hareketler yaptı) ve bunu her maç yapan bir adam neden her maç küfür yediğini sordu ve rakip takımın kaç antrenörünün kendi sahalarında kaşının gözünün yarıldığını kendine soramadı. Geldiği takım tribünlerine yapmış olduğu terbiyesiz hareketlerle meşhur bir başkası ise onun dediğini yanlış anlayarak cevap verdi. Hiçkimse; doğru düzgün mücadele edemedik, 2 pas yapamadık, 60'tan sonra koşan yoktu, evet kanadımı koridora çevirdim demedi, gerek duymadı. Resimdekiler zaten Rio karnavalı seyrediyor, takım arkadaşlıklarını, sevgilerini yeterince açık seriyorlardı ortaya. Çünkü herşeyi örtbas edecek kargaşayı herberaber yaratmışlardı zaten. Bu şekilde derbi maçlarında herkes kendi paravanını, merdivenini yaratıyor bir şekilde ve biz dünya derbisi pornosu izleyip mastürbasyon yapıyoruz her sene..
Volkan ve Sabri kırmızı yemedi, Emre Aşık niye yedi anlamadım gitti, asın bu pzvnkleri

Salvatore !


Federico Macheda, şimdiden Merseyside şehrine girişi yasaklanan bir şahsiyet haline geldi. Dile kolay, United'a iki haftada 4 puan kazandırdı, tam da Liverpool'un işini görecek kadar! Manchester şehrinde ise kendisine kurtarıcı anlamına gelen "Saviour" deniyor şu günlerde. Ben de naçizane İtalyancasını eklemiş oldum, anası babası sevinsin diye.
gidişim suskun olmuştu ama, finish-him muhteşem olacak

11 Nisan 2009 Cumartesi

Anzak kardeşim

haberin linki resmi siteden. Anzak kardeşliğiyle ilgili çok sözler söylendi, filmler çekildi. Hiçbir giden geri dönemedi ama ebediyete kadar sürecek Türk-Anzak dostluğu doğdu. Biz seni de bizden gördük; kardeşimiz, abimiz gibi sevdik Harry Kewell. GSMobile reklamını izledim, tüyler hala diken

kapitalizmin kuzusu olmak..!

Daha önce Hagi vs Alex karşılaştırması yapılan Bonus Card reklamını duymuştum pek mühimsememiştim görmediğim için. Ama bugün cep telefonuma gelen Hagi mi Alex mi, en iyiyi yaz otbok'a gönder otbok senin olsun gibi bir mesaj alınca çok kızdım. Doğru zamanda doğru kampanya yapmak bi yana, derbi arefesinde gaza gelmiş taraftarlar üzerinden saçma sapan para kazanma çabası öte yana. Türkiye'nin en beğendiğim en yenilikçi bankası ve kredi kartına hiç yakıştıramadım. Kampanya mı istiyorsun?? Dersin ki "Bonus kullanıcısıysan takımını yaz yolla, yarınki maçta takımının atacağı her gol için +X bonus kazan", ekonomiyi canlandırırsın canımı yersin. Ama bu şekilde bankacılık olmaz, an itibariyle cüzdanımdaki bonus card'ımı kırıyorum. Diğer bankaları da uyarıyorum..!
Dis-cardlayın yumuşacık olsun.. bi de peçeteyle satıyoduk reçeteyle deil di mi recep abi..

derbi hazırlıkları

soğuk,yağışlı,çamurlu kış gitmiş yerine hafif rüzgarlı, güneşli bahar gelmiş...üstüne gömleği geçirmişsin sadece ellerin biraz üşüyor,kızlar kalın uzun çizmeleri çıkarmış yerine şirinmi şirin babetleri giymişler...üzerine bide 1.vizelerin bitmiş iyi kötü;kafan rahat... soguk biranın ilk yudumu farklı bir mutluluk veriyor bu havada ve günün her anı bira içebilecek halde boştasın, sorsalar "daha ne istersin?", fb-gs derbisi derdim heralde:) tam zamanı yani:))

pazar gününe 324627.kez derbinin son 8yılını seyredip fbnin her golünü kimin attıgını 324627.kez hatırlayarak başlayacagım:) sonra yorumcuların "fb-gs derbisi bu,favorisi yok,ne olacagını bilemeyiz" yorumlarıyla devam edip taraftar görüntülerine geçecegiz,gözlerimiz yine burkiti arayacak:)araya burkitle kısa bi telefon konuşması ekleyecem muhakkak( - abi gördün mü çıkan kavgayı? -hee olum dikkat et be - ya ne dikkati, burda olmalıydın,malsın trapano ya -haha tamam tamam kazanacagız olum!!! -inş. abi inş).
burkitten sonra takımların samandıra ve floryadan çıkış görüntüleriyle devam ederiz saçlar temiz,beyaz spor çorap terlikle tesislerde kısa yürüyüşleride dikkatle inceledikten sonra sahadaki bahri havadıra(hiç sevmem herifi) baglanırız,saçmasapan haberler verdikten sonra soyunma odalarındaki kimin hangi formayı giyecegi,kimin ne renk kramponları hazır tutuldugu, son taktiklerin hangi tahtada anlatıcagını heyecanla izleyecegiz nedense:))bir an gelece zaman duracak,ozaman bigadaki dostumuzla telefonda atışacagım sinir olup sinir edecem rakı sofrasına iddiaya girecem:) ve kadrolar belli olacak!! 2dk sonra antakyadaki biraderim hışımla arayıp hocaya saydıracak( -trapano gördün mü kadroyu fdskjnsıangasıkasfn asdusaıfnas!!!!!! kodugumun herifi bana ısnfınfıgsudf denizi oynatıyor!! bu adam gitmeli zico* gelmeli)
biraderi sakinleştirdikten sonra ki bu kolay değildir:) biraz atıştırırken kafamda kadroları degerlendireceğim eminim:) maça yarım saat kala oyuncular ısınırken babam arayacak kendisinden başka hiç kimsenin göremediği şeyi görür, o şey de galatasaraylıların yüzündeki telaştır:))) ( -telaşlılar ha - yok baba ya fena bilenmişler sanki - yok yok çok telaşlılar, bunları ben bilirim kaç yıllık fenerliyim ben, sen daha küçüksün - dogru söylüyosun aslında - tabi ya)
ve sonunda takımlar sahaya çıkar çubuklu ve parçalı formalarla** saçlar ıslak,uzun kollu formaların yerini kısa kollular giyilmiş,yüzler sanki yıkanmış, hava kararmamış*** ,volkan fenerlilerin oldugu kaleye geçecek...söz melih şendilde: türkiye nefesini tutmuş ve 2009un ilk derbisi başladı!!!

*zicoyu sevdiginden degil zico varken daum derdi:)
**turuncu kamuflajı bırakın böylesi daha zevkli:)
***dolunay 2.yarı başlarken çıkar ortaya

madem kal dedin çok az sırnaşsan toparlasan önlesen fırtınayı:)))

John Barnes ve Kuzey-Orta Amerika&Karayipler Grubu


Türkiye'de Siyah İnci diye bilinir, Liverpool'daki lakabı ise "Digger". Tarihin gördüğü en büyük golcülerden biri olduğu ise açık. Şu anda asıl vatanı Jamaika'nın Milli Takım Hocası, daha önce başarısız İskoçya ve PL tecrübelerinin etkisini az çok atıyor gibi görünüyor. Zira geçen sene Karayip Kupası'nı kazandılar.

Gerçi Dünya Kupası'nda yoklar onların yerine 3. turda Meksika yükseldi. Onlar da 4. tur yani final sıralamada Honduras'ın arkasında 4. sıradalar ki bu da Sven Goran Eriksson'un kellesini aldı. Yerine eski hocaları Javier Aguirre'in geldi ama etkisi ne olur henüz bilinmiyor. 4. turda ilk 2 sırayı ise USA ve Kosta Rika alıyor. USA 2002 Dünya Kupası'ndan beri yoktu ortalıkta. O turnuvada bizimle aynı grupta yer alan Kosta Rika'da ise artık top tepmeyen Paolo Wanchope'tan sonra yeni kral 34 yaşındaki 126 kez takımın formasını giymiş ve orta sahada oynamasına rağmen 1'i son maçta olmak üzere 19 gol atmış olan Walter Centeno.
Gitmek lazım buralardan oralara

10 Nisan 2009 Cuma

Elen Rives @ Harvey Nichols London


O Frank'ı (Lampard) özlemiş, efkarından belli, İngiliz medyası da onu! Katalunya milli takımının (Barça) başarılarıyla övünsün artık.
fwcfw

günün diyaloğu


Lincoln:Galatasaray'ın 25 milyon taraftarı var ve bu hatta ilgi göstereceklerdir. Brezilya ile sık sık konuşmak için ben de bir tane istiyorum

Cem Davran: Bir hat verelim de sık sık gitmek zorunda kalmasın çocuk

Arda:Hat verilmezse ben de giderim

Cem Davran:Sen ancak Kars'a kadar gider, sonra da geri gelirsin
Alsam mı ben de bu hattan bilemedim ki şimdi, hem napacam ben Avea'yı alsam da kullanmam ki??

Adriano için Respekt!


Sasha Baron Cohen, pek çok kişinin tanıdığı Ali G, Borat ve Bruno karakterlerinin yaratıcısı. Kimilerine esprileri çok ofansif gelebilir ama biz Barizzio kardeşimle epeyce gülüyoruz kendisine. Ali G karakterinin sıkça kullandığı bir sözcük var: "Respekt" yani İngilizcesi "Respect" olan saygı kelimesinin kendi şivesiyle yorumu. Dün Adriano'nun basın toplantısını okuyunca ister istemez ellerimi yukarıdaki şekilde yapıp, Respekt! diyiverdim. Bildiğiniz üzere, Adriano kız arkadaşında ayrılınca, içindeki futbol sevgisinden uzaklaştığını, bunun maddi sonuçlarına katlanmaya hazır olduğunu ama şu anda sadece ailesi ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye ihtiyacı olduğunu söylemiş. Ben kafam bozuk, işi bırakıyorum biraz takılıcam sonra geri dönerim diyecek maddi lükse sahip olmadığımdan biraz kıskandım bile bu durumu. Gerçi kafam da bozuk değil zaten ama ya bozulursa diye düşünerekten. Bir de henüz üniversitede sevgilisinden ayrılıp bir süre kendini işine veremeyen bir kardeşime, başka bir arkadaşın bunu çok aprofesyonelce bulduğunu söylemesi geldi gözümün önüne. Bir tarafta hayatımızı sürdürmek için sürdürdüğümüz işlerimiz, bir yandan profesyonel dünyevi hayat anlayışı. Adriano'nun gazetelerde farklı ortamlarda eğlencelerine dair boy boy fotoğraflarını görüp, madem bu kadar seviyodun bu ne hovardalık, ne perhiz, ne lahana turşusu desem de, moralini işinin önüne koyabilmesine saygı duydum, ama bu saygım babasını yitirdiği dönemde sakallarını kesmeyip yasını tutan ama takımını yalnız bırakmayan Hagi'ye duyduğum saygıyla kıyaslanamaz bile. Belirteyim de yanlış anlama olmasın, Allee kaytaran adamı sever gibilerinden..
Wasted Times in da huud diye bağırmak istiyorum ama Ferit yaktı bizim garibi

İki ucu b.klu değnek


Rafa Benitez çok fena bir ikilemin eşiğinde. Steven Gerrard dün akşam kasığında çekme nedeniyle kulüp doktoruna gitmiş. Bu hafta sonu Blackburn Rovers ile oynanacak maçta onu riske edip etmeyeceğine karar vermek gerçekten çok zor iş. Bir yanda %85 elendiğin, ama kalan %15 ihtimal için de Gerrard'a ihtiyaç duyduğun bir kupa maçı için saklamak, diğer yanda da Şampiyonluk mücadelesinde puan kaybı=onu da %15 şansa indirgemek. Kolay gelsin Rafa'cım.

Ben oynatmaz, Chelsea maçına saklardım, siz?
Fransada doğdu, türk askeri oldu, helal olsun sana, halil karababaaa, halil karababaaa ooo ooo

gönüllerdeki ikililer


Ingiliz "The Telegraph" gazetesi der ki; Cheslea Valencia'ya 45 M Euro teklif etmis David Villa için. Daha önce de bahsetmistim Villa'nin benim gözümde dünyanin en iyi forveti oldugundan. 2 numarada da Drogba var. Ikisini ayni takimin forvetinde hayal ederdim, gerçek olmasi yakin olabilir. Fakat Daily Mail'e göre Manchester City, The Sun'a göre Arsenal yakin Villa'yi baglamaya.
Gönlümüzdeki ikililer basligina bir post daha girmis olalim böylece. Kimler mi vardi listede:
1. Arda Turan - Isil Alben
2. David Villa - Didier Drogba
3. Leo Messi - Franck Ribery
4. Rafael Nadal - Ana Ivanovic
Varsa sizin gönlünüzde biraraya gelmesini istediginiz ikililer yorumlarda beklerim efenim. Zira begendiginiz ikililer degil, birarada olmayan ama olmasini istedikleriniz olsun ve spor related olsun lütfen..!
Foça'da François rüzgarı, İzmirli kızların yeni gözdesi bu olgun komando kim?? Az sonra..

9 Nisan 2009 Perşembe

kupalara layıksın sen..

Sabahtan beri dilimde dolanan 2 melodiden biriydi bu. Akşamki maça gitmek istiyordum ama denetimin 4 büyükleri izin vermedi diyelim. Bu sene yine Fenerbahçe'ye yenildik, yine Avrupa Şampiyonu olduk. Ben razıyım varsın her sene böyle olsun.. Başta Galatasaray'ın bayan basketbolundaki 7 sene üstüste şampiyonluğunun mimarı Faruk Süren ve Galatasaray'ın futbol dışında da var olduğunu hepimize hatırlatan Adnan Polat olmak üzere herkesin ellerine sağlık. Bir de dileğim var, buradan yetkililere sesleniyorum: Arda Işıl evlensin. Çocuklarının adı erkek olursa Metin Oktay kız olursa da başka bişey olsun..!
ne cop, ne de nonda getirdi aklını başına, burkit yine bilet kuyruğunda

Wellcome back Willie!


Willie Solomon, çok da başarılı sayılamayacak (bu konudaki tahminimde yanıldım!) bir NBA deneyiminin ardından tekrar Fenerbahçe'de. Sezon maçlarının bitimine 1 ay kadar varken kulübü Sacramento Kings tarafından serbest bırakılmıştı. Geçen sezonlarını mumla arayan Fenerbahçe için muhteşem bir transfer oldu doğrusu. Ligin gidişatı açısından da heyecan verici bir gelişme.
panç akşam naapıyon?

Farklı duygular

John Terry.
07-08 sezonunda, çoğu zaman olduğu gibi yarı finalde Liverpool'la oynuyorlar, bu kez kazanıyorlardı. Terry maç sonunda çocuklar gibi seviniyordu. Moskova'da oynanan final bittiğinde ise bunun tam tersi duygular yaşayacak, göz yaşlarına hakim olamayacaktı.
iy ki doğduuunnn al liiiiiiii

Hiddink nedir, Ivanovic kimdir?


Herkes Barça'nın zaferini konuşuyor. Konuşsun tabi, böylesi zor görülür. Ama Barça maçının kör edici etkisinden, öbür tarafta çok önemli haber malzemeleri keleğe geliyor. Oraya da bakmak lazım.

Gece saat 12'yi gösterirken girdim eve, oturdum Liverpool Chelsea maçına. İlk yarıdan aklımda kalan, çok önemli Liverpool atakları, tonla pozisyon kaçtı, Drogba'nın bir golü kaçtı, Torres ve İvanoviç. İvanoviç kim dedi skoru canlı takip eden bir arkadaşım. Ben de "hoş bir bayan tenisçi" dedim. Gülmeye başladı, skoru gösterdi, iki gol atmış, ilginç.

Branislav İvanoviç, 84 doğumlu Sırp futbolcu. Lokomotiv Moscow'dan 9 milyon Pound'a transfer edildiğini unutmuşuz, adam 1 seneyi aşkın süredir Chelsea'de. İlk iki golünü atmış oldu, zaten toplamda 10 maça çıkmıştı. Hiddink Chelsea'sinin önemli oyuncularından biri haline gelebilir, dün sağ bekte bence iyi bir maç çıkardı goller haricinde de.

Önemli bir ünlem, bu sene ölü topların rezalet takımı olan Chelsea'nin, aynı konunun her daim uzmanı Liverpool'a 2 gol atması. Herhalde tanımadıkları bir adam olunca adam paylaşımında tenezzül etmediler, bedeli ağır oldu.

Hiddink nasıl bir adamdır? Neler söylemiştir devre arasında? Geldi geleli Chelsea nasıl böylesi toparlandı? Abramoviç kendisine öldürücü teklifi bugün yapmalı mı? Bu sene acaba Chelsea için "o sene" mi? Babam böyle güzel pasta yapmayı nerden öğrendi?

Şimdilik görünen bir Barça-Chelsea yarı finali seyredeceğimiz. Zaten gözlerimiz artık bu serilere o kadar alıştı ki. Chelsea-Liverpool-Barça her sene yarı finalde, paso birbirlerini tokatlıyorlar. İtalyan takımları ve Real bu yarışın çok gerisinde kaldı son yıllarda. Benim aklım kupayı bu sene Chelsea alır diyor, gönlüm her zamanki gibi Barça..

wasted hani maç yazısı? neyse biz varız burda, yorma kafanı , hevesini derbiye sakla

8 Nisan 2009 Çarşamba

sahte forma


Bu akşamki Bayern - Barça maçından ötürü aklıma geldi. Resimdeki forma Karagümrükspor forması olup, 80'lerin sonu - 90'ların başında, Bayern Munih'i Bayan Münih isimli kadın bir kaleci zannettiğim zamanlarda, Adidas ve Nike'ın ayrı birer mağazası olmayıp satıldığı Mert Spor isimli mağazalardan en sıkça satın alınan forma dizaynlarının başında gelir. Bu formayı görünce benim aklıma 3 isim gelir; Klinsmann,Romario ve tabii ki Stoichkov. Bu isimlerden Klinsmann Alman Milli Takımı'nın enteresan dizaynlı formasıyla, Romario ise 1994 Dünya Kupası'ndaki Brezilya Milli Takım formasıyla da özdeşleşmişlerken, Bulgaristan'ın Dünya 4.lüğünün ötesine geçememiş olmasından olsa Stoichkov için varsa yoksa Barça formasıdır. Aynı dönemin ve Wasted Times'ın yüce Tanrı'sı Hagi ile birlikte 1994 Dünya Kupası'ndaki inanılmaz performansları itibariyle, Avrupa'nın batısında isimleri de sıkça karışıtırılmıştır bu iki insanın.

Uzatmadan sözü Hristo Stoichkov'un 1994 yılında European Footballer of The Year seçilmesinden sonra yaptığı açıklamayla sonlandırayım ki kendisi daha sonraları "kim gerçek Ronaldo'dur" tartışmalarının damga vuracağı 2000'li yılların "kim gerçek İsa'dır" diye tartışılmadan geçmesini sağlamıştır.:

Sadece 2 tane İsa* vardır, biri Barselona için oynamakta diğeri ise cennette..!

* Hristo=Christ=İsa

Mamut vs Şampiyonlar Ligi


Dün çok keyifli ve hareketli bir akşam yaşanmış Şampiyonlar Ligi'nde. Bizler göremedik, çünkü Al Lee kardeşim Film Festivali'nde "Mamut" adlı filme bilet almış, gittik el mahkum. Keşke, ya film daha keyifli olsaydı, ya da maçlar biraz daha uyuz geçseydi! Süper maçları kaçırıp, kunil bir filmle geçirdik gecemizi. IMDB notu 6.9, benim notum 6.

Başlığı atmışken filme de yüzeysel gireyim. Doktor bir hanım ve Bilgisayar Programcısı bir beyden oluşan çiftin şirin mi şirin bir kızları vardır; onun da filipinli bilge bir dadısı. Babanın Tayland'a (seks turizminin dünyadaki 1 numaralı adresi) ziyareti sırasında aile bireyleri Amerikan yaşam tarzı, kadın erkek ilişkileri, çocuk için sevgi mi daha önemlidir yoksa para mı, ameliyat nasıl yapılır, balina sesinin insan halet-i ruhiyesi üzerine ne gibi etkileri vardır gibi konularda akıllara durgunluk veren ibret öyküleri yaşarlar.

Skorları da verelim linç edilmeden kaçalım efendim

ManU 2:2 Porto

Villareal 1:1 Arsenal

7 Nisan 2009 Salı

Macheda ve bizim oğlanlar


1991 doğumlu Macheda son dakika golüyle Manchester'a galibiyeti getirdi. Düşünün ki forvetinde Rooney,Berbatov,Tevez gibi isimlerin bulunduğu Manchester United'da bu hafta hep İtalyan Macheda kouşuldu. Bunu sağlayan ise 58. dakikada takım Aston Villa karşısında 1-0 mağlup iken ona güvenip oyuna alan hocası Alex Ferguson. Gerçi Scholes,Berbatov ve Rooney sakatlık ve cezalı olmalarından dolayı kadroda değillerdi ve Nani'nin yerine sokabileceği başka hücumcusu yoktu Sir'in.

Hatırlarsanız 0-0 devam eden bir Konyaspor maçında oyuna sonradan giren cılız çocuk Aydın Yılmaz, 90. dakikada attığı golle galibiyeti getirmiş hatta şampiyonluğa giden yolda önemli rol oynamıştı. Daha sonraki maçlarda kadroda yer bulmasına karşın sakatlanarak gözlerden uzaklaşmıştı. Sene sonunda Dünya Gençler Şampiyonası'nda 10 Numarası Arda Turan, forvetinde İlhan Parlak, defansının sağında Uğur Uçar olan Türk Milli Takımı'nı sağ kanattan hücuma taşıyan isim ve takımın en etkili 2. ismi (1. isim İlhan Parlak, kaç gol atmıştı hatırlamıyorum) olarak dikkat çekmişti. Takip eden sene kendini pek gösteremeden Arda Turan'ın Mourinho diye seslendiği Abdullah Avcı'nın takımına katılmıştı. Fiziğini ve oyun stilini güçlendirdiğini düşünmüştük. Bu sene Galatasaray'a döndüğünde ne kadar yanıldığımızı görmüş olduk. Kötü bir Sertan Eser uyarlamasına dönüşmüş, bizim Rommedahl olmasını beklediğimiz Aydın. Şimdi Volkan ve Mehmet Güven ile birlikte bu takımda ne işi olduğu çözülemeyen birkaç isimden biri olarak gösteriliyor.

Bir de Cafercan Aksu olayı var tabi. O da genç takımlarda attığı gollerle farkedilmişti. Hele İspanya Genç Milli Takımı'na attığı frikik golü vardı ki hala akıllardadır. Takımdaki sol ayaklı oyuncu eksikliği nedeniyle Hagi zamanında oyuna sonradan alındığı vakitlerde ve hazırlık maçlarında sol açığa gönderilmişti. Halbuki asıl mevkisi forvet idi. Paf maçlarında sahada varlığıyla farkedilen bu genç forvetin harcanması çoğu kişiye göre Macheda'nın parlaması gibi takımı 1-0 mağlup iken Gençlerbirliği karşısında kurtarıcı olarak oyuna sürülmesiyle olmuştu. Aslında daha çok yerine girdiği kişinin Hakan Şükür olması idi tartışılan. Cafercan, takımın geri kalanı gibi pek bir varlık gösteremeyince yetersizliği(!) çıkmıştı ortaya. Arda ve Uğur'da tutan kiralık gönderme olayını Cafercan'da da denedi Galatasaray ama Rizespor'da koskoca sezonda toplam 45 dk oynayabildi. Geri döndüğü Galatasaray paf maçlarında konuştuğu yıllardır tanıdığım bir hakem arkadaşıma dediğine göre Rize'de sıkılmış, kendini fazla zorlamamış. Kafa böyle olunca, yaşıtları futbollarının baharına ulaşırken bizim Cafercanlar,Özgürcanlar,Mülayimler hala patlama yapması beklenen genç yetenekler olarak 2.ligde orada burada bekleniyor.
Takımın yarısı sakat ve cezalıyken ısrarla şans verilip bunu sadece Altay karşısında değerlendirebilen geleceğin Tuncay'ı(!) Yaser'den bahsetmeyeceğim bile bu arada, seneye kesin gönderilir takımdan.

Batuhan Karadeniz olayı için ise denilmesi gereken çok şey var. Pek çok blogda arkadaşlar çok güzel analizler yapmışlar. Benim favorim bu oldu. Hami Mandıralı'nın sözü var bir de Batuhan için: "Çok yetenekli ama kişilik problemleri olduğu açık". Benim gözümde ise Aydın Yılmaz, Aydın Karabulut, Cafercan Aksu gibi süperstar adaylarının esamesinin okunmadığı yerde hem attığı goller hem verdiği demeçlerle hem de son olayıyla bu kadar gündem olması bile diğerlerinden ne kadar sıyrıldığının ve Türk futbolu için ne kadar önemli olduğunun göstergesi.
yine yazdık genç yetenek yazısı kurtulamayız dillerden, dilden kurtulamamak fena fantezide değil hani