Şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2008 Çarşamba

şampiyonlar ligi kısa kısa..

"şampiyonlar liginde eric gerets-liverpool eşleşmesi adettendir" deyip başlayalım lafa..benitez adaletini gösterdi, manchester maçındaki performansından sonra keane'i yanında oturtup, babel'le başladı maça..hızlı, tempolu, şampiyonlar liginin şanına yakışır maç oldu..böyle maçlardan her türlü sonuç çıkar..marsilya kaçırıp, liverpool atınca 3 puan ingiltereye gitti..marsilya'nın oyunun hiç bi bölümünde ezilmediğini söyleyelim..liverpool için sezona bundan daha güzel bi başlangıç olamazdı, ligde 4 maçta alınan 10 puanı manchester galibiyetiyle sosladılar, üstüne bi de şampiyonlar ligi deplasman galibiyeti..geçen sene ingiltere'de marsilya, fransa'da liverpool kazanmıştı..bu sene aynı tarife geçerli olur mu bilinmez ama bu futbolu oynadıkça marsilyanın yolu açık.

gecenin diğer ingiltere-fransa eşleşmesinde chelsea bordeaux'ya 4 el ateş etti..mourinho şampiyonlar liginde de tam yol devam..atletico madrid psv'yi, barça da sporting lizbon'u rahat geçtiler..gecenin süprizi romayı italyada yenen romen CFR ve werder bremen'den almanyada puan alan rum anorthosis..roma demişken parantez açalım, seri a'daki kötü gidişten sonra bu yenilgi spalletti'nin koltuğunu sallar..

son olarak ertem şener, ya neyse bi şey demiyorum..

ms

14 Ağustos 2008 Perşembe

kolay mı, zor mu?


"böyle maçlarda 0-0 her zaman 1-1'den iyidir" dedik, maç 2-2 bitti..skibbe hazırlık kampının çalışkanı emre aşık'ı ilk 11'le ödüllendirmeyi düşünmüş olacak ki, maça emre-servet tandemi ile başladı. meira'yı da ortada topal'ın yanında oynatarak, galatasaray'ın gerets'le kazandığı ve geçen sene kalli ile zirvesine ulaştığı hücum futbolu karakterinden -en azından bu maçlık- vazgeçmiş olduğunu gösterdi.

kabul edelim ki, beklerin hatta stoperlerin sık sık ileri çıktığı, topyekün hucüma dayanan geçen yılki "kaos" futboluyla, avrupa'da başarılı olmak mantıkdışıydı.. acı örneklerini geçen sene de gördük ondan önce de..buraya kadar diyecek bi şey yok..ama maça inanılmaz bi kaleci hatasıyla başlanınca durum değişiyor..

aykut, daha 5. dakikada steuau'ya güzel bi ikramda bulundu..bu dakikadan sonra da zaten kontrol futbolu anlamsızlaştı..meira ile topal ilk yarının ortalarına kadar birbirlerine ve defansa çok fazla yakın oynadılar. böyle olunca top da ileri taşınamadı. arda'nın önünü çok sağlam kademelerle kapattı bükreş..boşluk vermediler..hasan için bi şey yazmak istemiyorum çünkü maç içinde yaptığı herşey anlamsızdı..skibbe bu tabloyu sadece seyretti..

barış-topal değişikliği, barış topal'a göre rakip yarısahada daha çok gezen bir oyuncu olduğu için, galatasaray'ın ikinci yarıdaki oyununa "gıdım"lık katkı yaptı..nonda'nın golleri takımı biraz hareketlendirse de, hucüm anlamında momentum bir türlü sağlanamadı...balta ve emre güngör arda ve hasan'dan defansif destek alamadıkları için alanlarını bırakıp hücuma çıkmadılar..bekler ile önlerindekiler arasındaki mesafe, 90 dakikanın büyük bölümünde, 50 metreden fazlaydı..bu hücum yapmak isteyen bir takım için intihar demektir ama skibbe bunu da göremedi...

bükreşliler lincoln'ü de, hakemin çaldığı ya da çalmadığı faullerle kolaylıkla yıldırdılar..böylelikle galatasaray'ın bütün skor opsiyonları tıkandı, ortada ne oynadığının farkında olmayan, karakterini kaybetmiş bir takım kaldı...

şimdi turu geçmek için ya 2'den fazla gol atıp yenilmemek ya da mutlaka yenmek gerekiyor..

galatasaray'ın potansiyelini düşününce, zor mu?

değil...

bu geceki tabloyu düşününce, kolay mı?

o da değil...

adf

13 Ağustos 2008 Çarşamba

galatasaray-steaua bucharest


barizzio "klonlanması gereken beşiktaşlılar listesi"nde yükselişini sürdüredursun, galatasaray sezonun en kritik maçlarından birine çıkıyor..

20 yıl öncesiyle, tanju'nun sayılmayan golüyle filan vakit kaybetmeyelim.. onu zaten fanatik, fotomaç yeterince yapıyor.

galatasaray'ın karşısında, ne yapacağı belli olmayan, elenebileceği ya da elerken zorlanabileceği bir takım var. ümit, tobi ve kewell yok ama kadro derinliği bu futbolcuları çok aratmayacaktır. fiziksel olarak ne kadar hazır oldukları belli olmayan meira, servet, ayhan, topal'ın mental olarak bu maça hazır oldukları da kesin. maçın şifresi de burda biraz. abuk subuk kaza golleri olmadığı müddetçe galatasaray'ın gol yemesi zor. dakika ne olursa olsun, oyun rakip sahada ne kadar forse edilirse edilsin, savunma konsantrasyonunu kaybetmemek lazım. 0-0 her zaman 1-1 den daha iyidir.

"şampiyonlar ligine kalınırsa golcü transfer edilecek" geyiklerini oldum olası sevmem zira nonda 3 net gol kaçırırsa, mevzu "golcü alınamadığı için şampiyonlar ligine kalınamadı" olacak. bu paradoks bi yana, nonda da, onu arkadan destekleyecekler de rahatlıkla skor yapabilecek adamlar. en azından bükreş'e karşı.

barış'ı sağ bek oynatmak intihar olabilir. barış'ın hiç bir özelliği bek oynamaya uygun değil. çünkü barış'ın dağınık futbolu 2 stoperin de dengesini fazlasıyla bozuyor. (bkz. leverkusen hezimeti). sabri'nin futbolculuğu ile ilgili sabaha kadar tarşılabiliriz ama sağ bekte barış'tan çok çok daha iyi bi alternatif olduğu da kesin..

lincoln hakkında konuşamayacağım, çünkü sabah lincoln'ün ilk 18'den çıkarıldığını görürsem şaşırmam...
asa

22 Mayıs 2008 Perşembe

Terry'nin halısı


Dün akşam bir futbol ziyafeti vardı ekranda; futbolla ilgilenen her gence, çocuğa, büyüğe izletilmesi gereken bir ders adeta...
Allah'a şükür, Star spikerlerinden uzakta, ingilizlerin arasında, SkySports'ta seyrettim maçı, müthiş bir gece geçirdim. Maçı daha fazla hak eden taraf, turnuvayı hak edenin aksine, Chelsea idi. Ama malum, final maçlarında biraz nasip kısmet çıkıyor öne. Dün şanslı olan taraf Kırmızı Şeytanlar oldu. Dev Chelsea kaptanı, turnuvanın en iyi savunmacısı Terry'nin ayağı kaymasaydı muhtemelen şu anda Abramovich ve müritleri halen kutlama yapıyor olacaktı.
Maçın finalini en güzel özetleyen cümleyi "Al Lee" kaydetti: "Tanrı, Terry'nin ayağının altındaki halıyı çekti!".