
Thomas Hardy'in The Return of the Native (yuvaya dönüş) romanını okuduktan, okuyup çok etkilendikten sonra, bu etkiden midir başka bir şeyden midir bilmem ama, hep dönüşler acı gelmiştir bana. Yuvadan ayrılmak bir zor gelmiştir, dönüş daha bir zor. Diggory Venn(*) gibi hissetmişimdir kendimi her gidişte, her dönüşte. Üstüne üstlük, her dönüşte, gitmek de, dönmek de daha değersiz hale gelmeye başlamıştır benim için.
Abartmış olabilirim biraz, Defoe herhalde bu kadar karamsar bir modda dönmüyordur Tottenham'a, zira kendisi defalarca kez açıklamıştı "yuva"ya dönmek istediğini.
(*) esas oğlan, mühim şahsiyet
(*) esas oğlan, mühim şahsiyet