Euro 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Euro 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2008 Pazar

4'ün 3'ü



rusya dünyaları kaçırdı..biraz daha şutör olsalar, son toplarda daha dikkatli olsalar maç uzamazdı..hollanda 90 dakika çok bi şey yap(a)madı..sneijder biraz çırpındı, o kadar..84'te attıkları gol onlar için büyük piyangoydu..

semih diyoruz arda diyoruz ama arshavin ile pavlyuchenko'yu gördükten sonra bi daha düşünmek durumunda kalıyor insan..120+2 oynanırken ve sonuç 3-1 rusya lehineyken, arshavin'in hollanda yarısahasında attığı deparı optimum derecede gaza gelmiş tuncay bile zor atardı..

2002 dünya kupasından sonra bir kez daha mahşerin dört atlısından üçü almanya, türkiye ve hiddink oldu...

tek dileğimiz, bu sefer hiddink'le üçüncülük için değil kupa için karşılaşmak..

asasa

21 Haziran 2008 Cumartesi

Türk Futbol Ekolü

Artık Türk futbolu da İngiliz, Alman, İtalyan ve Latin Amerika futbolu gibi bir ekoldür. Bizim oynadığımız futbol bilinen alışılmış tüm ekollerin dışında oldukça kaotik ve mottosu da "everything is something happened"...

Bu delilik bu kaos bilimle mantıkla açıklanamaz. Başka galaksilerden canlılar gelip oynasa 119da gol yiyip çeviremez. Artık Almanlara 30-0 yenilsek de farketmez. Mantık yok, sistem yok, tanrı yok... biz yokuz... big bang gibiyiz..


Everything is something happened.

sözün bittiği yer!


bu takım ve bu takımın şampiyonada dahil olduğu bütün vukuatlar için yorum yapmak akıl karı iş değil..tam, "bitirdiler işimizi, evimize dönüyoruz" deyip iç dünyamızda taşkın hareketlenmeler yaşarken eşsiz mucizelerle hayata geri dönüyoruz..

bugünkü korku filminden akılda kalan kareler ise;

-rüştü'nün hayatının kurtaşını yaptıktan sonra 60 milyonun hayallerini 2 dakikalığına alt üst edişi,

-tuncay'ın büyük oyunu,

-gökhan zan-emre aşık ikilisinin cezasahası çevresinde canlı bomba gibi gezinmelerinin memleketteki kalp hastası sayısında yarattığı ciddi artış

ve

-hayatının tek bi saniyesinde bile mütevazi olma gereği duymayan narsist imparatorun mimikleri, şovları, ekseni etrafında kendi çapında takılmaları oldu...
fsfsşl

10 Haziran 2008 Salı

Değişen Kurallar, Değişen Futbol


İnanlmazdı....
Tek kelimeyle, inanılmaz bir maçtı.

Hollanda, kupa favorilerimden İtalya'yı yenmedi dün gece; futbolun statükosunu, savunma futbolunun son 10 senedeki dünya zaferinin yenilebileceğini gösterdi hepimize. Bir yandan adeta futbol dersi verirken, diğer yandan, savunma yapmayan, yapamayan bir takımın, rüya gibi hücum ederek dünyanın en büyük savunma takımına tarihindeki en büyük Avrupa yenilgisini tattırabileceğini gösterdi.

İlk golde herhalde hepimiz "bariz ofsayt, yediler İtalya'yı" dedik. Ama meğer sadece futbolun maküs talihi değil, aynı zamanda ofsayt kuralının ayrıntıları da değişmiş.

Aslen (muhtemelen Baggio zaafımın etkisiyle) İtalya'yı desteklemekteyken, Hollanda golü attığında "Gooolll" diye bağırır buldum kendimi. Ne kadar özlemişsek bol gollü güzel maçları artık, her gole sevinir olmuşuz.

Favorilerimi güncellemek için en az 2. maçların sonunu bekleyeceğim, ama artık umudum var, "iyi oynayan kazansın" lafı artık formalite icabı söylenmeyecek!

8 Haziran 2008 Pazar

Sabır Vol.2


Ben inadına kaybetmiyorum umudumu dünkü maçların ertesinde.

Klasik Türk medyası saldırılarını dinledikten sonra dün gece, Türk insanının ne kadar irrasyonel beklentileri olabileceğini, en ufak bir yenilgide de ne kadar fevri eleştiriler (pardon "saldırı) yöneltebileceğini bir kez daha gördük. Taktik eleştiriler yapılır, yazılır, çizilir. Ama hanginiz iddia ediyor ki ben olsam başta, yenerdik Portekiz'i diye, tartışırız..

İlk maçın futbol kalitesi, benim için zamanın izafiliği kavramını bir kez daha kanıtladı: maç bitmek bilmiyor, iki takım da ,bu düzeyde bi turnuvadaki futbol beklentimi tatmin etmiyordu. Kaval kemiğiyle atılmış bir kontratak golüyle süslendi futbol şöleni(!).

Paniğe gerek yok. Turnuva'nın belki en iyi kadrosuna yenildik, ve grubumuzdaki diğer rakiplerimiz (bilhassa İsviçre) bizden çok daha iyi değiller. Wasted Times'ın turnuva öncesi, "hazırlık maçları bitene kadar sabır" talebini, "ikinci maç bitene kadar sabır" olarak güncellemek ister, bugünkü maçları heyecanla beklemeye başlarım efem.

korku...ecel...


61 dakika boyunca "ne zaman gol yiyeceğiz" korkusuyla izledik maçı..rakibin üstünlüğünü gereğinden çok daha fazla kabullendik..topa sahip olamadık ve böyle olunca oyun içinde 4-5-1 den 4-3-3'e de dönemedik.. bu da tuncay ve mevlüt'ün oyunda kalışını, onlara ters ve düzgün top atması için ilk 11'de başlatılan kazım'ın varlığını anlamsızlaştırdı..marco'nun ilk yarıdaki inanılmaz özverisi bile portekiz'in standartının altına inmesini sağlayamadı...

hal böyleyken, ikinci yarıya sabri-kazım değişikliğiyle başlanabilirdi..böylece hamit-emre ve marco ile hem göbekteki direnç, hem de ranoldo'nun karşısındaki agresiflik arttırabilirdi..hoca bunu tercih etmedi ve sabri'yi mevlütle değiştirdi..belli ki, ronaldo'nun ilk yarıda içeriye yaptığı bi kaç "drive", hocayı fazlasıyla korkutmuştu..O'nun önüne 3-4 basamaklı bi kademe koymaya çalıştı..sonrasında golü de zaten sağ kanadımızdan değil, göbekten yapılan basit bi verkaçtan yedik..

golden sonra da yapmamız gerekenleri yapamadık..topu rakip yarı sahada tutabilme becerisi olan arda'yı, kendi etrafında dansöz gibi dönen tuncay'ın yerine düşünemedik..sanırım teknik heyet ve futbolcuların aklında, 1-0'ın turnuvaya dair motivasyonumuzu çok da etkileyecek bir skor olmadığı düşüncesi vardı ki bunu bozmak için çok da uğraşmadılar...

portekiz, bizim maçtan önce onlara yapmayı planladığımızın aslında nasıl yapılacağını maçın son dakikasında müthiş bi şekilde gösterdi..2. gol bizim için ders gibiydi..

şimdi, geriye kaldı 2..ve O 2'nin bugünkü futbollarından bize ümit çıkartmak da malesef ki zor..

ne onlar kolay yenilecek takımlar, ne de biz kolay yenebilen bir takımız..

umarım yanılırım...


3 Haziran 2008 Salı

grup d; 3 yarı final adayı, 1 de sıkıcı...

Turnuvada en merakla beklediğim takımların 3'ünün, en sıkıcı takımla aynı gruba koyulduğu, turnuvanın en sıkıcı 2. maçının olmasını beklediğim grup (1. Almanya - Polonya, 2. Rusya - Yunanistan) olan d grubu malesef benim için eski dostlarla buluşmak ve sürpriz hayalleri kurmaktan öteye gidemiyor.






Takımlara gelecek olursak;

En sıkıcı olanı tabii ki Yunanistan.. Otto'nun catenaccio'cu agır savunmacı ekibi, oyun sistemlerinin çözülmesi ve de sistemin anahtar oyuncuları Basinas, Giannakopoulos ve Karagounis'in 2004 performansını bir daha yakalayamamalarının da etkisiyle, sadece oyunu çirkinleştiren (tabi bizce) ve artık sürpriz yapacak mecali bile olmayan bi takımı ifade ediyor.

Rusya ise Putin'le yeniden yükselişe geçen kızıl hayallerin estirdiği nostaljik CCCP yazılı kırmızı formaların hatırımda kalmış güzellikleri, Oleg Salenko'nun gol krallığı, Lev Yashin'in uzayan ellerinden sonra yıllardır uzak kaldığı Avrupa futbol arenasına tekrar dönüşünü kutluyor. Arshavin'li Zenith Petersburg'un Bayern'i 5'lemesi, grupta İngiltere'yi Spartak Moskova'nın yıldız golcüsü Pavlyuchenko'nun golüyle yenmeleri gibi başarılar ise, Hatayspor'u Türkiye Kupası finaline taşıyabilecek turnuva dahisi Guus Hiddink'in ellerindeki takımı Euro 2008'in sürpriz ekibi olmamaları için hiçbir sebep olmadığına inandırmaya yetiyor.

Ravelli-Brolin-Dahlin-Andersson 4'lüsüyle elde edilen lanetli Dünya Kupası 3.lüğünden sonra (ondan sonraki Avrupa Şampiyonası'na katılamamışlardı ki aynısı Türkiye'nin de başına gelmişti, ve keza 98'in üçüncüsü Hırvatistan'ın) bir türlü Avrupa'nın korkulan takımlarından olamayan Absolutçüler, arkada takıma hükmedebilecek yeni Juventuslu Mellberg, ortada sakatlıktan çıkar çıkmaz golünü çakan Linderoth, Lyon'un bu seneki yıldızlarından Kim Kallstrom, Premier Lig'den gelen hızlı kanatları Wilhelmsson ve Ljungberg ile Sarı Drogba diyebileceğimiz 2 sezon öncesinin Fransa gol kralı Elmander ve tabiki Roberto Carlos'u Milano'da rezil eden Zlatan ile gruptan çıkarlarsa diğer turlarda da etkili olabileceklerine inandığım ekiplerin başında geliyor.

Prenssiz İspanya ise Dünya Kupası'nda Villa,Torres ve Raul üçlüsünü kesmemek için mecburi 4-3-3 (wingerlarla değil, bildiğin 3 forvet işte) uygulamasını, yedekte oturtmayı göze alamayacağı oyuncuyu kadroya almayarak 2'li forvet ve daha dengeli bir takıma dönüştürmeyi düşündüğünü tahmin ettiğim Aragones'in bu sefer başarılı olmasını dileyen milyonlarca futbolseverin dualarıyla yine turnuvanın önemli ekiplerinden biri olmayı sürdürecektir.
Tahmini 11'im şöyle: Casillas-Ramos-Puyol-Marchena-Arbeloa-Fabregas-Iniesta-Xavi-David Silva-David Villa ve Fernando Torres'li 3 orta sahalı 4-3-1-2.

Kağıt üzerinde yine harika görünen İspanya'da gerçek olan şu ki;

Eğer turnuva yine hayal kırıklığı yaratırsa, Aragones Kral çarpmış Ersun'dan beter olur..

1 Haziran 2008 Pazar

grup b

italya-fransa rekabetinden sonra şampiyonanın en renkli rekabeti kuşkusuz b grubunda yaşanacak..

almanlar, ikinci dünya savaşında topraklarını çaldıkları polonyalıların, milenyimun başında da futbol yıldızlarını çaldılar ve ortaya bol münakaşalı, biraz sosyolojik, hafif politik bir futbol savaşı çıktı..

8 haziran pazar gecesi klagenfurt'da polonyalılar klose ve podolski olmadan da var olduklarını tüm dünyaya göstermek, almanlar da 2006 öncesi ektikleri tohumların karşılığını 2008'de kupa olarak istediklerini göstermek isteyecekler..

almanya turnuvanın en büyük favorilerinden..müthiş bir turnuva geleneğine ve devamlılığına sahipler..takım, 2 yıl öncesinin başarılı takımı..teknik direktör, yine aynı dönemin yardımcı antrenörü..futbol karakteri 2006 ile tamamen aynı..bunlara bir de avusturya'nın coğrafi yakınlığı, italya,fransa,ispanya gibi "ağır top"larla finale kadar karşılaşılmayacak olması da eklenince almanların evlerine en geç döneceklerden olabileceğini söylemek pek yanlış olmaz..takımın oyun yapısı 4-4-2..kalede lehmann, savunmada metzelder, lahm ve friedrich takımın bankoları..ortanın göbeğinde frings var..ortanın önündeki podolski ve ballack'ı herkes biliyor zaten..forvet de klose, kuranyi ve gomez var ama gomez-klose ikilisi daha olası...kadro yeterince iyi ve bundan da önemlisi gerçek bir takım kimliği var..kağıt üzerinde de olsa finalin yolu açık...

polonya ilk kez katılıyor turnuvaya..teknik direktörleri, mesleğin duayenlerinden..çok fazla tanımıyoruz ama elemelerdeki sıradışılıkları (portekizden 4 puan alıp grubu lider bitirmek gibi) onlar için yeterince büyük bir referans..

hırvatlar yıllardır çizgilerini koruyolar..15 yıldır uygulanan hücüm futbolu aynen devam ediyor..takımın başında 98 fransa'dan tanıdığımız biliç var..sahaya yayılışları 4-1-3-2.. eduardo'nun rezil sakatlığı takımı fazlasıyla etkileyecek gibi görünüyor..çeyrek finale kalsalar bile ötesi çok zor...

avusturya, bank asya birinci lig'de olsaydı şampiyon olurdu ama avrupa şampiyonası'ında alınacak bir puan bile süpriz olacak..ev sahibi kontenjanından burdalar ve uefa'ya katılmamak için başvurdukları bile olmuş..

çeyrek finale giderken almanyaya eşlik edecek takım büyük ihtimalle polonya ya da hırvatistan olacak..beenhakker faktörü, genç ve dinamik takım yapısı, polonyayı biraz daha ön plana çıkarıyor..

neticede, önümüzde almanya-polonya derbisiyle soslanmış güzel bir şampiyona yemeği var..

herkese afiyet olsun!



31 Mayıs 2008 Cumartesi

Ölüm Grubu


Tarihin gördüğü hemen her kupada bir ölüm grubu olagelmiştir.
Bu turnuvanın ölüm grubu şüphesiz C grubu olacak. Fransa, İtalya, Hollanda ve Romanya amansız bir mücadeleyle bir üst tura, mümkünse de grup birincisi olarak çıkmak isteyecekler. Bence grubun ilk 2'si, turnuvanın ilk 4'üne girecektir.
Öncelikle Fransa'ya bakmak istiyorum. Sansasyon adam Domenech bu sefer beni şaşırtmadı açıkçası. Bence kadroda önemli bir sürpriz yok. Fransa yeni bir toparlanma arayışında olacak, Zizou'nun yokluğunda önemli bir başarı kazanamamış olmaları bu kadroyu kamçılayabilir. Teknik kapasitesi tartışılmaz bir kadro, tahminimce kupada en az yarı final oynayacak güce sahipler. Tahmini 11'im: Coupet; Evra, Gallas, Boumsong, Diarra; Malouda, Toulalan, Nasri, Ribery; Anelka, Henry.
İtalya'da Donadoni 4 5 1 bozması, senenin dev popüler taktiği 4 3 3 oynayacak gibi görünüyor. Malum, İtalya, katıldığı her kupanın favorilerinden biridir; gelenek bozulmaz. Muhtemelen Milan orta sahasını aynen "Download" edecekler. İtalya'nın bu kupadaki tek riski grubun çok şeye gebe olması. Muhtemel 11'im: Buffon; Panucci, Cannavaro, Materazzi, Zambrotta; Pirlo, Gattuso, Ambrosini; Del Piero, Toni, Di Natale.
Gelgelelim Hollanda'ya... Dev oyuncu Marco Van Basten, taktik bulma konusunda bir türlü başarılı olamadı Hollanda'da. 4 2 3 1, 4 3 3 ve 4 4 2 gibi taktikleri deneyen teknik adamın, kupada rakiplerinin trendlerine de uyup 4 3 3 oynatacağını varsayıyorum. Açıkçası zaten Hollanda'nın kaderini bu diziliş mavraları değil, 3 maçtaki takım kimyası ve bireysel yeteneklerin günlük performansları belirleyecektir. Babel'in sakatlığı, turnuvanın en derin hücum kadrosunu 1 adam eksiltse de, Hollanda'ya bu özelliğini kaybettirmedi.
Muhtemel 11'im: Van der Sar; Van Bronckhorst, Mathijsen, Heitinga, Ooijer; De Jong, Van der Vaart, Snejder; Robben, Van Nistelrooy, Van Persie.
Kupada gruplar belli olmadan önce, "kupanın gizli favorisi olabilecek takım" (itiraf edin hepiniz bu geyiği yapıyorsunuzdur) olarak ben Romanya'yı görüyordum. İzlediğim kadarıyla (özetler ve hazırlık maçları da olsa) bu takım, değme gruptan rahat çıkacak kadroya ve güce sahip. Marica ve Mutu forvette, Rat (shakhtar'da 3 sezondur en beğendiğim isimlerdendir), Contra ve Chivu defansta gayet kariyerli ve avrupa düzeyinde oyuncular. Ne garip bir kaderdir ki bu Romanya'nın bu turnuvada yapabileceği tek şey, dev rakipleriyle yapacağı maçların tüm dünya tarafından izleneceğini bilen oyuncularının, biraz da pazarlama beklentisiyle harikalar yaratmasını beklemek olacak.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

sabır


malümunuz fatih hoca galatasaray kupayı kaldırdıktan 3-4 saat sonra milli takım kadrosunu açıkladı..böylece şampiyonluk geyiklerine harcanacak efor milli takım kadrosu üzerindeki spekülasyonlara harcanmaya başlandı..

kazım eğer "colin" ise takımda ne işi var, gökhan gerçekten "cam" mıdır, tümer kışlaya mı gitmelidir şampiyonaya mı, ümit karan'ın "derin" ilişkileri kalecilerle olan ilişkilerinden daha mı sığdır, guardiola'nın beğendiğini fatih terim nasıl beğenmez vs.

yazılan çizilen çok..

barizzio bile "yeni vedatlar yaratma sevdası" dedi..

iyi de etti..

hem 12 yıl öncesine gitmiş olduk hem de vedat'ın mükemmele yakın oynadığı maçta "en asil duygunun insanı alpay"ı bir kez daha sevgiyle andık..

nacizane görüşlerime gelecek olursak;

vatan, millet geyiklerini futbola, spora karıştırmaktan pek hazzetmem ama herşeyden önce iyi algılanması gereken şey, bu şampiyona futbolumuz açısından oldukça hayati..
6 yıldır uykuda olan futbolumuzun fenerbahçe'nin ciddi başarısından sonra ulusal takım düzeyinde de desteklenmesinin ne kadar önemli olduğunun düşünülmesi taraftarıyım..
bunun için de bence yapılması gereken ilk şey, cimbom-fener kavgasını bir kenara koyup eleştirilerimizde yapıcı ve insaflı olmaktır..

ben de çoğu insan gibi topuz'u ya da karan'ı kadroda göremeyince şaşırdım..ama fatih terim'in ne yapmak istediğini gerçekten görmemiz ve sağlıklı bir şekilde eleştirebilmemiz için hazırlık maçlarını beklememiz şart..

dikkatlice incelendiğinde, mevcut kadro 4-6-0 gibi modern bir sistem için oldukça uygun görünüyor..yani takım hücümdayken kanatlardan içeriye kateden hücümcular, top rakipteyken ortaya ya da kanatlara çekiliyor..yay dizilişi diyebiliriz buna..top bizdeyken 4-3-3, top rakipteyken 4-6-0..yani şampiyonlar ligi'nin son 4'ünün oyun stratejileri..

forvet hattında tuncay, nihat ve gökdeniz bu sistem için oldukça uygun..ve böyle düşününce kral, mehmet yıldız ya da ümit karan'ın kadroya alınmaması anlaşılabiliyor..

ortasahada da marco, topal/ayhan ve emre..yani oyunun iki yönünü de oynayabilen oyuncular..arda ve tümer de yenik olduğumuz ve kilidi açamadığımız maçlarda kenarda duran iki yaratıcı güç..

asıl sorunumuz olan yer savunma..bunun nedeni de kuşkusuz memleketteki stoper kıtlığı..başka açıklaması da yok..kötülerin iyileri de kadroda zati..bu bölge için de tahminim servet-aşık ya da güngör..sağ bek gökhan, sol bek balta..

bu kadro ve strateji tercih edilir mi ya da tercih edilirse portekiz ve çek cumhuriyeti gibi ateşli takımlara karşı ne kadar işe yarar, bekleyip göreceğiz..

ama herşeyden önce, eleştiri için biraz daha bekleyelim..

en azından hazırlık maçlarına kadar...

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Euro 2008


Dün itibariyle Avrupa'da takip ettiğimiz tüm liglerin şampiyonları belli oldu (İnter'i de şampiyon ilan ettim İtalya'da böylece).
Böylece bize kalan sezonun son heyecanı: Avrupa kupası.
Milli takımımızın da A grubunda mücadele vereceği turnuvaya artık 26 gün kaldı.
Kupanın resmi sitesi mükemmel olmuş, her takımla ilgili çok detaylı ve kaliteli bilgiye erişmek mümkün.
Sitede milli takımımızla ilgili yayınlananlar arasında en çok dikkatimi çeken iki haber şunlar:
1) Gökhan Gönül'den "Turkish Cafu" Diye bahsedilmiş, inanılmaz keyiflendim.
2) Yandaki haberde "Local Hero" (milli kahraman) diye bahsedilen "Sukur"un Terimin 26'sına giremediğini manşet yapmışlar. Yani Fatih Terim'in bir kez daha yeni Vedatlar yaratma projesinde olup, muhtemelen yeterince izlemeden, Fransa'daki 11 golüne bakıp oyuncu beğenerek, bugüne kadarki başarılarını kendisine getiren ismi kadrodan fütursuzca kestiği fikrime katılmış UEFA.com. Bu da çok hoşuma gitti.

Turnuva tahminlerim:
A grubu 1 Portekiz 2 Çek
B grubu 1 Almanya 2 Hırvatistan (Edu'nun yokluğuna rağmen)
C grubu 1 İtalya 2 Fransa (Hollanda'ya bir kez daha yazık olur)
D grubu 1 İspanya 2 Rusya

Çeyrek Finallerde Almanya, Portekiz, İtalya ve Fransa tur atlar. Bu 4 takım arasında favori kalmaz, gününde olan kupayı alır. Turnuva başladıkça tahminlerdeki hataları tekzip edeceğim. Herkese iyi seyirler.